Yargıtay 11. Ceza Dairesi, nitelikli dolandırıcılık mahkumiyetinde kazanılmış hakların hapis ve adli para cezasına bütüncül uygulanma gereğini vurgulasa da, aleyhe temyiz olmaması nedeniyle hükmü onadı.
Özet: Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmü, Yargıtayın önceki bozma ilamı kapsamında kazanılmış haklar ilkesine göre ceza miktarı yönünden hükmün bölünemeyeceği ve bütün halinde değerlendirilmesi gerekirken, yerel mahkemenin hapis ve adli para cezalarını ayırarak karma uygulama yapmasının yasaya aykırı olduğunu tespit etmesine rağmen, aleyhe temyiz bulunmadığından bu hususun bozma nedeni yapılmadığı ve bozmaya uyularak yapılan yargılamanın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle oybirliğiyle onanmıştır.

MAHKEMESİ
:Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: 2020/380 E., 2021/31 K.SUÇ
:Nitelikli DolandırıcılıkHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 19.02.2014 tarihli ve 2012/8789 Esas, 2014/3064 Karar sayılı kararı bozma ilamında 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına işaret edildiği, bozma üzerine yapılan yargılamada ise hükmün bölünemeyeceği ve ilk hükümde adli para cezası miktarı daha fazla olsa dahi hapis cezasının az olması nedeniyle hükmün bütün hâlinde sanığın lehine kabul edilerek uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, hükümlerin bölünmesi suretiyle bozma ilâmı öncesindeki hapis cezası ile bozma ilâmı sonrasında hükmedilen adli para cezasının sanık lehine olduğu kabul edilerek karma uygulama yapılması, yasaya aykırı ise de bu husus aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.Bozmaya uyularak yapılan yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, eleştiri dışında cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün tebliğnameye uygun olarak oybirliği ile ONANMASINA, 02.06.2026 tarihinde karar verildi.