Komşu parseldeki hafriyat nedeniyle oluşan toprak kayması, ağaç zararı ve tecavüzün meni, istinat duvarı yapımı ile İİK 30. maddeye göre eski hale getirme talebinin temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, komşu taşınmazdaki hafriyat çalışmaları sonucu kendi arazisine tecavüz edildiğini, toprak kayması ve ağaçlarında zarar meydana geldiğini ileri sürerek el atmanın önlenmesini ve tazminat talebinde bulunmuş; ilk derece mahkemesi, davalının yaptığı kazının davacı parselinde toprak kaymasına ve ağaç zararına yol açtığına hükmederek, belirlenen maddi zararın davalıdan tahsil edilmesine, davacının arazisine davalı tarafça yapılan müdahalenin menine ve davalının belirli özelliklerde istinat duvarı inşa etmesine karar vermiş, bu karar istinaf mahkemesince onanmıştır.
7. Hukuk Dairesi         2026/1380 E.  ,  2026/1590 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI
: 2023/2138 E., 2026/52 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2022/330 E., 2023/288 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu ... Mahallesi, 1 59... parsel sayılı taşınmaza komşu olan davalıya ait 1 59... parsel sayılı taşınmazın kuzey kısmında kalan sınıra davalı tarafça yaklaşık 5-6 ay önce iş makinesi ile yapılan hafriyat çalışması sonucunda davacının taşınmazının 74,02 m²'lik bir alanına tecavüz edildiğini, davalının bu müdahalesi ile her iki taşınmaz arasında 58,32 metre uzunluğunda ve yaklaşık 6 metre yüksekliğinde kot farkı oluştuğunu, ayrıca müvekkiline ait taşınmazın sınırına yakın yerde bulunan 1 adet meşe, 2 adet nar, 1 adet Trabzon hurması, 1 adet ayva ağacı ve 1 adet zeytin ağacının kök aksamlarının açığa çıkarak durak yerlerinin tehlikeye girdiğini ve ağaçlarda zarar meydana geldiğini ileri sürerek müvekkilinin taşınmazına davalı tarafça yapılan tecavüzün meni ile 144.081,60 TL zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sulama için göletçikler oluşturduğunu, biriken suların debisinin yüksek olduğunu, dava konusu toprak kaymasının davacının oluşturduğu göletlerde gerekli tedbirleri almamasından kaynaklandığını, müvekkilinin 2019 yılında yapmış olduğu tesviye işleminden kaynaklı 2022 yılında kot farkı oluşuğunun ileri sürülmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ... Mahallesi, 1 59... parsel sayılı taşınmazın davacı ... ...'e, aynı yer 105 parsel sayılı taşınmazın davalı ...'e ait olduğu, taşınmazların sınırdaş oldukları, davacıya ait taşınmazın güney tarafından sınırdaşı 1 59... parselde yapılan arazi düzeltme çalışmasından kaynaklı olarak kot farkı sebebi ile davacının parselinden davalının parseline toprak kayması olduğu, toprak kaymasına bağlı olarak davacıya ait olan 1 adet meşe, 2 adet nar, 1 adet Trabzon hurması ve 1 adet ayva ağacının kök aksamının dışarıda kalması suretiyle zarar gördüğü, ve bu duruma bağlı olarak söz konusu ağaçların orta vadede kurumakla yüz yüze kalacağı, 1 adet zeytin fidanının ise köklerinin tamamen açığa çıkmasına bağlı olarak kuruduğu, zarar gören ağaçların dava tarihi itibariyle toplam değerinin 4.900,00 TL olduğu, davalı tarafça yapılan kazının yatay ve eğimli olmayıp dike yakın yapıldığı, davacıya ait arazinin bozuşmuş şist siltli kil-kum malzemeden oluştuğu için kazının dike yakın olması nedenlerinden dolayı toprak kaymasının meydana geldiği, her ne kadar davalı taraf kaymanın davacının parselindeki sulama havuzunun taşmasından kaynaklandığını ileri sürmüş ise de havuza gelen su miktarının çok düşük debide olduğu, bu sebeple havuzun taşmasından kaynaklanan toprak kaymasının meydana gelemeyeceği, davacı tarafça açılan iş bu davada, talebin istinat duvarı yapmak şeklinde eda davası olmadığı ve istinat duvarını bizzat kendisinin yapması için gerekli olan bedeli talep ettiği, taraflar arasındaki çekişmenin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 30. maddesi hükmü gereğince giderilmesi gerektiği dikkate alınarak davacının davasının kabulüne karar verilerek 4.900,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, duvar yapılmasına yönelik tazminat talebinin reddine karar verilerek fen bilirkişi tarafından düzenlenen 01.02.2023 tarihli raporunda kırmızı renkle taralı A harfi ile gösterilen alana davalının el atmasının önlenmesine ve koordinatları belirtilen alana taşınmazda en alt tabandan başlayarak 4,50 metre genişliğinde başlamak şartıyla yukarıya doğru eğim verilerek en son kısmında 1,50 metre olacak şekilde harç olarak 300 doz çimento kullanılarak duvar yapılmasına ve tüm duvarın 300 doz çimento ile sıvanmasına karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarının komşuluk hukukuna ilişkin aykırılığı gidermeye yönelik denetime açık, toprak kaymasını önleyecek şekilde infaza elverişli, koordinatlı ve krokili olduğu, ayrıca; Mahkemece davacının istinat duvarı yapım bedeline yönelik alacak talebinin reddine karar verilmiş olması da 2004 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde eski hâle getirme bedelinin infaz aşamasında gözetilecek bir husus olması nedeniyle yerinde olduğu, davalının vekâlet ücreti talebi yönünden ise; duvar yapımı için bedel talebi yönünden ret kararı verilmişse de, davacı lehine el atmanın önlenmesi ve istinat duvarı yapılmasına karar verildiğinden davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 20 19... yıllarında taşınmazında yaptırdığı tesfiye çalışmaları sırasında davacının bizzat hazır bulunarak rıza ve muvafakat verdiğini, davacının zararının müvekkilinin yaptırdığı tesfiye çalışmasından doğmadığını, davacının taşınmazı içinde bulunan su deposundan taşan fazla suyun taraflar arasındaki ortak sınırdaki bölgelere akması ve yer yer göllenmeler yapması neticesinde toprak kayması yaşandığını, harçlı taş duvar örülerek önlem alınması hâlinde korunacak hukuki değer ile alınacak önlem arasında aşırı oransızlık, ölçüsüzlük, afakilik söz konusu olacağını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 721. maddesine göre duvar yapımı için her iki komşu parsel malikinin de katkıda bulunması gerektiğini, duvar yapılması neticesinde 74,02 m² bir alanı korumak için 262,35 m² bir tarım arazisinin feda edilmiş olacağını, davacı taşınmazındaki toprak kaymasının, davaya cevap dilekçesinde belirttiğimiz gibi kayan kısmı toprakla doldurup eski hâle getirmek, ahşap veya madeni çit örmek, kuru taş duvar örmek gibi uzman bilirkişilerden alınacak çok alternatifli rapora göre belirlenmesi gerekirken sadece iki alternatif sunan yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporunda taş örgülü istinat duvarının davacı parseli içine mi, davalı parsel içine mi örüleceği yoksa ortak sınıra mı yapılacağı konusunun belirsiz olduğunu, davacının kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak neredeyse sınırın sıfır noktasına ağaç diktiğini, bu yüzden toprak kayması ve ağaç köklerinin kısmen açıkta kalması suretiyle uğradığını iddia ettiği zarara kendi haksız ve kusurlu hareketleriyle sebep olduğunu, ayrıca söz konusu ağaçların kurumadığını, davacının hâli hazırda bir zararının bulunmadığını, Mahkemece alacak talebinin reddine karar verilmesine rağmen davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.