İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinden trafik kazası kaynaklı tazminat davasında ihtiyati haciz talebinin reddinin muacceliyet ve yaklaşık ispat ilkeleriyle bozulması kararı.
Özet: Trafik kazası sonucu meydana gelen cismani zarar nedeniyle açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebini reddeden kararı istinaf incelemesine alınmış olup, Bölge Adliye Mahkemesi, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarının fiilin gerçekleştiği tarihte muaccel hale geldiğini ve ihtiyati haciz için yaklaşık ispat kuralının yeterli olduğunu belirterek, mevcut deliller ışığında yaklaşık ispat koşulunun oluştuğunu ve ilk derece mahkemesinin ret kararının yasal düzenlemelere aykırı olduğunu tespit ederek davacıların istinaf başvurusunu kabul etmiş ve dosyanın talebin yeniden değerlendirilmesi için ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RESAS NO
:2026/1942KARAR NO
:2026/1820İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİARA KARAR TARİHİ
:26/02/2026NUMARASI
:2019/553 Esas (Derdest Dosya)DAVA
:(Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ
:16/09/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi ara kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacılar vekili dava dilekçesinde;Meydana gelen trafik kazası sebebi ile müvekkillerinin yaralandığını,davanın sonuçsuz kalmaması için davalıların araç ve taşınmazları için ihtiyati haciz kararı verilmesini ve bilirkişi raporu ile belirlenen söz konusu hasar bedelinin avans olarak ödenmesi talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince 26/02/2026 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığının incelenmesinde;İİK'nun 257/1. fıkrasına göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hüküm gereğince alacaklı, bir para alacağı için ancak vadesinin gelmesi hâlinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.İİK'nun 258/1. fıkrası gereğince “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur…” Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi gerekmez. Bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Başka bir anlatımla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir.Davacı tarafından iddia olunan zarar, haksız fiilden kaynaklandığından, tazminat, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/2782 Esas ve 2019/11935 Karar 12/12/2019 tarihli kararı) Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/8964 Esas 2022/15530 Karar sayılı ilamında "...Uyuşmazlığın giderilmesi istemine konu olan davalar, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemiyle açılmıştır. Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki muacceliyet kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır.Borçlunun temerrütüne ilişkin 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesine göre haksız eylemlerde eylemin işlendiği tarih itibariyle borçlunun temerrüte düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Az yukarıda açıklanan yerleşik yargısal içtihatlarda da bu hususlara işaret edilmiştir.Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İİK’nın 257 vd. maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkün olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8., 9. ve 40. Hukuk Dairelerinin yukarıda açıklanan ve benimsenen kararları da bu yöndedir." denilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamı, ATK Trafik ihtisas Dairesinin 02/11/2020 tarihli kusur raporuna göre davacı sürücünün %15 ve dava dışı araç sürücüsünün %85 kusuru ve ATK dan alınan maluliyet raporlarına göre davacı ...'nin %54, ...'nın %3 ve davacı ...'in %8 maluliyeti ve davacıların geçici iş göremezlik süreleri dikkate alındığında toplanan delillere göre yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu, buna göre değerlendirme yapılmak suretiyle ihtiyati haciz talebinin karara bağlanması gerekirken, az yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere ve ilkelere uymayan ifadelerle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/8964 E.-2022/15530K. Sayılı kararı) Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.KARAR
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem yapılarak karar verilmek üzere Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/09/2026