Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, ithalatta gözetim tebliğinin iptali davasında, idarece benzer düzenlemelerle konusuz bırakılması iddiası ve vekalet ücreti itirazına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, ithalatta gözetim uygulamalarına ilişkin tebliğdeki ihracatçı-üretici bilgi formu ibaresinin iptali talebiyle açtığı davanın, idarenin ilgili tebliği yürürlükten kaldırarak yerine benzer hükümler içeren yeni bir tebliğ çıkarması nedeniyle konusuz kaldığı yönündeki ilk derece mahkemesi kararına itiraz ederek, bu durumun idarenin hukuksuz uygulamalarının yargı denetiminden kaçırılmasına, hukuki belirlilik ve hukuk devleti ilkelerine aykırılık oluşturmasına yol açtığını ileri sürerken; davalı idare ise davanın konusuz kalmasına rağmen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin kendisine yüklenmesinin kanuna aykırı olduğunu savunmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No
: 2025/1482Karar No
: 2025/1579TEMYİZ EDENLER
:1- (DAVACI): ... Sanayi Ticaret Anonim ŞirketiVEKİLİ
: Av. ...2-(DAVALI)
: ... BakanlığıVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Onuncu Dairesinin 20/02/2025 tarih ve E:2021/5042, K:2025/1065 sayılı kararının davacı tarafından esas yönünden, davalı idare tarafından vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: 11/06/2021 tarih ve 31508 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2021/3 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ'in "Kayıt Belgesi Başvurusuna Eklenecek Belgeler" başlıklı Ek 2 sayılı ekinin 4. maddesinde ifade edilen "Ek 2-C'de yer alan İhracatçı-Üretici Bilgi Formu (Exporter-Producer Information Form) ithal edilecek eşyanın tabi olduğu ticaret politikası önlemleri, gümrük vergileri ve diğer mali yükümlülükler ile eşyanın ithalat şartları çerçevesinde incelenmesi ve riskli bulunması durumunda talep edilebilir." ibaresinin ve Ek 2/C sayılı ekinde yer alan İhracatçı-Üretici Bilgi Formu (Exporter-Producer Information Form)'nun iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti
: Danıştay Onuncu Dairesinin 20/02/2025 tarih ve E:2021/5042, K:2025/1065 sayılı kararıyla;Maddi olay ve hukuki süreç aktarıldıktan sonra,Dava konusu Tebliğin, 24/12/2021 tarih ve 31699 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2022/1)'in 8. maddesinin 4. fıkrasıyla yürürlükten kaldırıldığı,Bu durumda; dava konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,Öte yandan, dava konusu Tebliğin yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle işin esasına geçilerek karar verilmesine olanak bulunmadığından, yargılamanın makul süre içinde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını kapsayan Anayasa hükümleri ile usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak duruşma yapılmasına gerek görülmediği; nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 23/11/2020 tarih ve E:2019/2658, K:2020/2485 sayılı kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; 392,90 TL yargılama giderinin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 28.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
:Davacı tarafından, 2020/3 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ'in 4.maddesinde yer alan "Gerekli görülmesi halinde ek bilgi ve belge talep edilebilir" hükmüne karşı dava açmalarının ardından davalı idare tarafından Tebliğin 11/06/2021 tarih ve 31508 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (2021/3)in 8.maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı; davalı idare tarafından her ne kadar 11/06/2021 tarihinde 2020/3 sayılı Tebliğ yürürlükten kaldırılmışsa da kaldırılan Tebliğ yerine yürürlüğe giren 2021/3 sayılı Tebliğ ile aynı hukuka aykırılığın devam ettirildiği; işbu davanın konusunun da 2021/3 sayılı tebliğin Ek 2 sayılı ekinin 4.maddesinde yer alan "Ek 2-C'de yer alan İhracatçı - Üretici Bilgi Formu ithal edilecek eşyanın tabi olduğu ticaret politikası önlemleri, gümrük vergileri ve diğer mali yükümlülükler ile eşyanın ithalat şartları çerçevesinde incelenmesi ve riskli bulunması durumunda talep edilebilir" ibaresinde yer alan İhracatçi - Üretici Bilgi Formunun iptali istemi olduğu; İdarenin benzer uygulamalara yürürlükteki mevzuat ile halen devam ettiği; ayrıca her ne kadar davalı İdare tarafından tebliğin ve/veya tebliğ hükmü kaldırılsa da yürürlükte bulunduğu dönemde ciddi hak kayıplarına sebep olduğu ve ticaretine ciddi anlamda zarar verdiği ve bu zararlarının devam ettiği; davalı İdarenin sürekli yeni tebliğler çıkarmak suretiyle kendisine dava açan firmaların ticaret hayatını keyfi olarak zedelediği ve bu tebliğlere karşı açılan davaların ise sürekli konusuz kaldığı ve davanın esasına girilemediği; yürürlüğe konulan ve kaldırılmak suretiyle yenisi yürürlüğe konulan tebliğ hükümlerinin hukuk devleti ilkesi kapsamında belirlilik ilkesine aykırı hükümler ihtiva ettiği; uygulamada ciddi manada keyfiliğe yol açtığı; uyuşmazlığın esasının incelenmemesinin, davaların uzun sürdüğü de nazara alındığında, bir düzenlemeye ilişkin dava devam ederken o düzenlemenin yürürlükten kaldırılarak aynı hükümleri içeren bir başka düzenleme ile aynı uygulamanın devam ettirilmesinin idarenin hiç bir zaman hukuki denetime tabi tutulamamasına neden olacağı ileri sürülmektedir.Davalı idare tarafından, dava konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında konusuz kalan dava hakkında yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin idareye yükletilmesinin kanuna aykırı olduğu; davanın konusuz kalması, işin esası incelenerek yargılama sonunda verilecek hüküm ve davaya son veren taraf işlemleri dışında yargılamayı sona erdiren durumlardan biri olduğu; konusu kalmadığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan davada, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna ilişkin tespit yapılamadığından, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi gerekirken, aleylerine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde usül kurallarına uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
:Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın vekalet ücreti ile yargılama giderine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Dava konusu 11/06/2021 tarih ve 31508 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2021/3 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ, 24/12/2021 tarih ve 31699 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin 2022/1 sayılı Tebliğin 8. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olmakla beraber, dava konusu edilen düzenlemeyle aynı nitelikteki düzenlemeye, bir önceki Tebliğ olan 2020/3 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğde ve dava konusu Tebliği yürürlükten kaldıran 24/12/2021 tarih ve 31699 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2022/1)'de yer verildiği görülmektedir.Bu itibarla, dava konusu ibareye dayanılarak idare tarafından uygulama işlemleri tesis edilmiş olduğundan ve idare tarafından tesis edilen uygulama işlemlerinin (kayıt belgesi verilmemesine ilişkin işlem) idare mahkemesinde ayrıca dava konusu edilmiş olabileceğinden; öte yandan, dava konusu Tebliği yürürlükten kaldıran 2022/1 sayılı Tebliğde de aynı yönde düzenleme bulunduğundan uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği ve bu nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının esastan inceleme yapılması için bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 20/02/2025 tarih ve E:2021/5042, K:2025/1065 sayılı kararının ONANMASINA,3. Kesin olarak, 08/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.KARŞI OYX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesine göre, ilk derecede Danıştayda bakılan iptal davalarında, tarafların, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda istemiş olmaları koşuluyla duruşma yapılması yasal zorunluluktur.Dava dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, dava dilekçesinde yargılamanın duruşmalı olarak yapılması istenildiği halde, Dairece duruşma yapılmadan uyuşmazlık hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama giderleri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.Usulüne uygun duruşma isteminde bulunulmuş olmasına karşın, duruşma yapılmadan uyuşmazlık hakkında karar verilmesinde usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenle, tarafların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının usul yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.KARŞI OYXX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.İptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında; idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından açılabileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.İptal davasının amacı, hukuka aykırı idari işlemin uygulamadan kaldırılması, geçersiz kılınması ve işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesidir. Burada sağlanmak istenen, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin bulunmamasını sağlayarak, hukuk devletinin korunmasıdır. İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar.Bir idari işlemin hukuki irdelemesi yapıldığında, tespit edilen duruma göre dava konusu işlemin iptali ya da davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekmektedir. Hukuka uygunluk denetimi yapılan işlem yönünden "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi, usulde yeri olmayan bir uygulama olup, işin esasının incelenmesinin sonucu olarak esas hakkında bir hüküm kurulması zorunlu bulunmaktadır.Bir düzenleyici işlemin (Yönetmelik-Tebliğ) kuralına dava açıldıktan sonra, idarenin yeni düzenleme yapması konusunda yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte, bu durum, idari yargı yerinin yargısal incelemesinde bulunan düzenleyici işlem hakkında, hukuka uygun olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılıp sonuca varılmasına hukuken engel değildir. Aksi halde, idare bu şekilde yeni düzenleme yürürlüğe koyarak, mevcut düzenleyici işlemin (tebliğin) yargı denetimine tabi tutulmasından muaf kılınmasına neden olacaktır. Ayrıca, davacılar şeklen değiştirilen her düzenlemeye karşı dava açmak zorunda bırakılarak, hak arama özgürlüğünün kullanılması da zorlaştırılacaktır.Bu durumda, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülen düzenlemelerin hukuki irdelemesi yapılarak Dairece işin esası hakkında, "ret" ya da "iptal" hükmü kurulması gerekirken, temyize konu kararda, düzenleyici işlemler yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.Diğer taraftan, düzenleyici işlemlerin hukuki irdelemesi yapılarak verilecek kararın sonucuna göre, bu kısım yönünden hükmedilecek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği de açıktır.Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabul edilerek, temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.KARŞI OYXXX- Dava, 11/06/2021 tarih ve 31508 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2021/3 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ'in Ek 2 bölümünün 4. maddesinde ifade edilen "Ek 2-C'de yer alan İhracatçı-Üretici Bilgi Formu (Exporter-Producer Information Form) ithal edilecek eşyanın tabi olduğu ticaret politikası önlemleri, gümrük vergileri ve diğer mali yükümlülükler ile eşyanın ithalat şartları çerçevesinde incelenmesi ve riskli bulunması durumunda talep edilebilir." ibaresinin ve Ek 2/C bölümünde yer alan İhracatçı-Üretici Bilgi Formunun iptali istemiyle açılmıştır.Dava konusu 11/06/2021 tarih ve 31508 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2021/3 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ, 24/12/2021 tarih ve 31699 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin 2022/1 sayılı Tebliğin 8. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olmakla beraber, dava konusu ibareye dayanılarak idare tarafından tesis edilen uygulama işlemlerinin (kayıt belgesi verilmemesine ilişkin işlem) idare mahkemesinde ayrıca dava konusu edilmiş olabileceğinden ve dava konusu Tebliği yürürlükten kaldıran 24/12/2021 tarih ve 31699 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin 2022/1 sayılı Tebliğe ekli (EK-2) "Kayıt Belgesi Başvurusuna Eklenecek Belgeler" başlıklı kısmının 4. maddesinde de, dava konusu edilen düzenlemeyle aynı nitelikteki düzenlemeye yer verildiği görüldüğünden uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 20/02/2025 tarih ve E:2021/5042, K:2025/1065 sayılı kararının bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.KARŞI OYXXXX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin bilahare yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin ve bu giderler arasında yer alan vekâlet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmektedir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.Bu durumda; konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri ve bu kapsamdaki vekalet ücreti konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, yargılama giderinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.