Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun avukatlık asgari ücret tarifesi düzenleme taleplerinin reddi işlemlerinin iptali davasında süre aşımı ve kesin işlem yokluğu gerekçesiyle verilen kararın temyizi incelemesi.
Özet: Avukat tarafından, 2021 ve 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin belirli önerilere göre hazırlanması ve düzenlenmesi taleplerinin Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığı tarafından reddedilmesi ile bu ret işlemlerine bağlı olarak yürürlüğe giren 2022 yılı Tarifesinin belirli kısımlarının iptali istemiyle açılan davada, 2021 yılına ilişkin ilk talebin süreaşımı nedeniyle, Adalet Bakanlığına doğrudan yapılan başvurunun ise Bakanlığın tarife teklifini doğrudan hazırlama veya onaylama yetkisi olmaması nedeniyle idari davaya konu edilebilir kesin bir işlem niteliğinde olmadığı gerekçeleriyle, davanın ilgili kısımları hakkında ret kararı verilmiştir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/2978 E.  ,  2025/1564 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
: 2024/2978
Karar No
: 2025/1564
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR)
: 1-... Bakanlığı
VEKİLİ
: Av. ...
2-... Birliği
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/03/2024 tarih ve E:2022/2092, K:2024/1250 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Avukat olan davacı tarafından, Türkiye Barolar Birliğine verilen ... tarih ve ... evrak kayıt numaralı dilekçede yer alan öneriye uygun olarak 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin; ... tarih ve ... evrak kayıt numaralı dilekçede yer alan öneriye uygun olarak 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin hazırlanması ve düzenlenmesi talebinin reddedilmesine dair Türkiye Barolar Birliği işlemlerinin ve aynı önerilerin yer aldığı Adalet Bakanlığına verilen 01/09/2021 tarihli dilekçeye uygun olarak 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin hazırlanması ve düzenlenmesi talebinin reddedilmesine ilişkin Adalet Bakanlığı işleminin, bu ret işlemlerine bağlı olarak tesis edilen ve 20/11/2021 tarih ve 31665 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin getirilen tekliflere dair düzenleme yapılmaması yönünden iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti
: Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/03/2024 tarih ve E:2022/2092, K:2024/1250 sayılı kararıyla;
Davacının 04/01/2021 tarihli başvurusu ile 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirtilen değişikliğin yapılması talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı Türkiye Barolar Birliği işlemi yönünden;
Davacının 04/01/2021 tarihli başvurusunda, idari işlemin değiştirilmesi/yeni bir işlem yapılması talebi mevcut olduğundan, bu başvurunun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında 2021 yılı Tarifesi'ne karşı yapılmış bir itiraz başvurusu olduğu, söz konusu başvurunun Tarife'nin Resmi Gazete'de yayımlandığı tarih olan 24/11/2020 tarihinden itibaren 41. gün yapıldığı; başvurunun reddine yönelik tesis edilen 12/01/2021 tarihli işlemin ne zaman davacıya tebliğ edildiğine ilişkin dosyada bir bilgi ve belge bulunmamakta ise de; davacının talebinin reddedildiğine ilişkin işlemden en geç 01/09/2021 tarihli ikinci başvuru dilekçesi ile haberdar olduğu anlaşıldığından, bu tarihten itibaren kalan dava açma süresi olan 19 gün hesaplandığında anılan işleme karşı en geç 20/09/2021 Pazartesi günü dava açılması gerekirken 16/12/2021 tarihinde açılan işbu davada Türkiye Barolar Birliğinin ... tarih ve ... sayılı işlemi yönünden süre aşımı bulunduğu sonucuna varıldığı,
Davacının Adalet Bakanlığına yapmış olduğu 01/09/2021 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem yönünden;
Davacı tarafından doğrudan Bakanlığa yapılan başvuru üzerine yasal süresi içinde cevap verilmediğinden bahisle oluştuğu belirtilen zımni ret işlemine karşı bakılan dava açılmış ise de; Adalet Bakanlığının, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca sunulan tarife taslağına ilişkin teklifin onay merci olduğu, TBB Yönetim Kurulu haricinde herhangi bir kişi veya kurum tarafından asgari ücret tarifesinde düzenleme yapılması amacıyla sunulan teklife onay verme veya doğrudan ilk elden düzenleme yapma yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakta olup, Kanun'da öngörülen idari usul izlenmeksizin doğrudan Bakanlığa yapılan başvuru sonucu oluştuğu belirtilen zımni ret işlemine karşı dava açılamayacağından, davaya konu edilen Bakanlık işleminin 2577 sayılı Kanun'un 14/3-d bendinde yer alan "İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlem" niteliği kazanmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Davacının Türkiye Barolar Birliğine yapmış olduğu 01/09/2021 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile 20/11/2021 tarih ve 31665 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde getirilen tekliflere dair düzenleme yapılmaması yönünden;
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164., "Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması" başlıklı 168., "Yargı mercilerine karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin miktarı" başlıklı 169. maddeleri; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Asli müdahale" başlıklı 65., "Fer’i müdahale" başlıklı 66., "Fer’i müdahilin durumu" başlıklı 68., "Fer’i müdahalenin etkisi" başlıklı 69., "Keşif kararı" başlıklı 288., "Keşfe yetkili mahkeme" başlıklı 289., "Keşfin yapılması" başlıklı 290., "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323., "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 326., "Fer’i müdahale gideri" başlıklı 328., "Vekalet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi" başlıklı 330., "Yargılama giderlerine hükmedilmesi" başlıklı 332. maddeleri ile 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Kuruluş" başlıklı 2. maddesine yer verilerek,
a- "idari davalarda ve vergi davalarında davanın kazanılması halinde, avukatlık ücretinin toplamında herhangi bir değişiklik olmaksızın, müdahilin, müdahil olduğu kişi ile vekalet ücreti üzerinde eşit hak kazanacağı; dava kazanılmazsa (ve karşı taraf kendisini vekil ile temsil ettiriyorsa) eşit olarak buna katlanacağı; ancak müdahil sayısının üç ve üzerinde olduğu ve bunların ayrı avukatlar tarafından temsil edildiği bir durum söz konusu olursa, avukatlık ücretinin %50 fazlasına hükmedileceğine dair Tarife'de düzenleme yapılması" talebi yönünden;
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile üçüncü kişilerin davaya katılması hususunda 6100 sayılı Kanun'a atıf yapılmış olup, anılan Kanun'un müdahillik ile ilgili düzenlemelerinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde idari yargıya uygulanmasının mümkün olduğu,
İdari yargıda iptal davalarının özelliği gereği kişilerin davacı sıfatı ile idare aleyhine açtığı davalarda, şekli olarak taraf sıfatını kazanması subjektif menfaat ihlali koşuluna bağlı olup, yargılamanın konusuna bağlı olarak davanın sonucundan doğrudan etkilenen kişilerin, idari yargılama hukuku kuralları gereği 6100 sayılı Kanun'un 65. maddesinde belirtilen asli müdahale davası açmalarına imkan bulunmadığından, aynı Kanun'un 66. ve devamı maddelerinde düzenlenen fer'i müdahillik talebinde bulunabildikleri,
Fer'i müdahilliğe ilişkin yer verilen düzenlemeler dikkate alındığında, üçüncü kişinin, görülmekte olan bir davaya, taraflardan biri yanında katılabilmesinin; davacı ya da davalı konumunda olmamasına karşın, tarafı olmadığı bir davanın sonucundan etkilenme durumunun varlığı halinde mümkün olduğu, üçüncü kişinin hakkı veya borcunun etkilenmesinden kastın ise, görülmekte olan davanın, yanında katılmak istediği tarafın aleyhine sonuçlanması durumunda, yanında katılmak istediği tarafın kendisine rücû etmesi veya hukuki durumunu etkileyen bir tasarrufta bulunması olduğu, bu nedenle, davaya müdahale yoluyla hakkı veya borcu davanın sonucuna bağlı olan üçüncü kişinin, yanında katıldığı tarafla birlikte yargılamaya katkı sağlamasının amaçlandığı,
Öte yandan; 6100 sayılı Kanun'un 66. maddesinde müdahilin yanında katıldığı tarafın "yardımcısı" statüsünde bulunacağının belirtilmesi, 69. maddesinde müdahilin de yer aldığı asıl davada hükmün, taraflar hakkında verileceğinin açıkça ifade edilmesi karşısında davacının, müdahilin yanında davaya katıldığı kişi ile birlikte davanın tarafını oluşturduğuna yönelik iddiasının kabulüne hukuken olanak bulunmadığı, kanun koyucunun iradesinin aksi yönde olması halinde bu hususun açıkça düzenlenmiş olması gerektiği, idari yargılama hukukunda müdahillik kurumu, 6100 sayılı Kanun'a atfen uygulandığından, kanuni düzenlemeyi aşacak şekilde ve içtihadi olarak müdahili taraf kavramı içerisinde değerlendirmenin mümkün olmadığı,
Diğer taraftan, davacının, dava kazanılmazsa (ve karşı taraf kendisini vekil ile temsil ettiriyorsa) müdahilin yanında katıldığı taraf ile eşit olarak yasal vekalet ücretine katlanacağına yönelik düzenleme yapılmasına ilişkin teklifinin yasal dayanağının bulunmadığı, aksine 6100 sayılı Kanun'un 328. maddesinde, fer’i müdahil olarak davada yer alan kimsenin, yanında katıldığı taraf haksız çıkarsa, yalnızca fer’i müdahale giderinden sorumlu tutulacağına yönelik hüküm ile 330. maddesinde yer alan, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin, taraf lehine hükmedileceğine ilişkin hüküm karşısında getirilen teklifin, yasal düzenlemelere de aykırılık oluşturacağı,
Bu durumda, davacının konuya ilişkin talebi yasal düzenlemelere uygun olmadığından bu talebin zımnen reddine dair Türkiye Barolar Birliği işleminde ve 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde getirilen teklife dair düzenleme yapılmaması yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı,
Ayrıca davacının talebi idari davalarda ve vergi davalarında söz konusu düzenlemelerin yapılmasına yönelik olup, adli yargıda görülen davalar bakımından Tarife sistematiğine uygun düşmeyen talebinin bu yönden de hukuka uygun olmadığı,
b- "İdari davalarda ve vergi davalarında mahkeme mahalli dışında keşif icra edilen davaların, vekalet ücreti bakımından duruşmalı davalar gibi değerlendirilmesi; bir dosyada hem mahkeme mahalli dışında icra edilen keşif hem de duruşma bulunmakta ise duruşmalı davalarda hükmedilen avukatlık ücretinin %50 fazlasına hükmedileceğine dair Tarifede düzenleme yapılması" talebi yönünden;
Dava konusu 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne bakıldığında, idare ve vergi mahkemelerinde takip edilen davalar için asgari avukatlık ücretinin saptanmasında, duruşma yapılması kıstas alınarak uyuşmazlığın duruşma yapılarak çözümlendiği davalar için öngörülen avukatlık ücretinin, duruşma yapılmaksızın uyuşmazlığın çözümlendiği davalardaki ücretten daha fazla olarak belirlendiğinin görüldüğü,
2016 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 16. maddesinin (a) ve (b) bentleri (İdare ve Vergi Mahkemeleri) ile 21. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde (Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi) duruşmalı uyuşmazlıklara duruşmasız uyuşmazlıklara göre daha yüksek vekalet ücreti takdiri öngören düzenlemelerinin iptali istemiyle Adalet Bakanlığı tarafından Türkiye Barolar Birliği aleyhine açılan davada, Dairelerinin 02/10/2018 tarih ve E:2015/15049, K:2018/5104 sayılı kararında, avukatın ayrı bir hazırlık süreci içinde emek ve çaba sarf ederek söz almak suretiyle iddia ve savunmalarını sunduğu, duruşmalı uyuşmazlıklar için görece daha fazla avukatlık ücreti belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, kaldı ki, Tarife'nin bütünü, duruşma süreci ve duruşma için gösterilecek emek ve çaba dikkate alındığında duruşmalı uyuşmazlıklar için farklı ücret öngörülmesinin hukukun ve hakkaniyetin bir gereği olduğunun değerlendirildiği,
1136 sayılı Kanun'un 168. maddesinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin hazırlanması ve yürürlüğe girmesine ilişkin usul saptanmış olmakla birlikte, Tarife hazırlanırken esas alınacak ölçütler konusunda herhangi bir belirleme yapılmadığı, bu hususta idareye takdir yetkisi tanındığı, idarenin takdir yetkisinin denetiminde, yargı merciince avukatların ücretinin asgari sınırlarının belirlenmesinde, gösterilen emek ve çabanın, uyuşmazlığın niteliğinin ve çözüme kavuşturulma şeklinin dikkate alınması gerekmekle birlikte 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereği idari yargı yetkisinin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı olduğu hususu göz önünde bulundurularak idarenin takdir yetkisi içindeki seçeneklerden birisini tercihe zorlanması veya idareyi belirli bir yönde işlem veya eylem tesis etmeye zorlayacak şekilde yargı kararı verilmesinin de yerindelik denetimine yol açacağı,
Buna göre; avukatın emek ve çabası dikkate alınarak ilk derece ve yüksek mahkemelerde duruşma kriteri esas alınmak suretiyle daha yüksek vekalet ücreti belirlenmesi hususu idarenin takdir yetkisi çerçevesinde belirlediği bir husus olup, aynı düzenlemenin idari davalar ile vergi mahkemelerinde görülen davalara özgü olarak mahkeme mahalli dışında keşif icra edilen davalar için de düzenlenmesi talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddi işleminde, 1136 sayılı Kanun'un 169. maddesi ile avukatın yargılama sürecindeki emek ve çabası da dikkate alınmak suretiyle yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, avukatlık asgari ücret tarifesinde yazılı miktarın üç katına kadar vekalet ücreti takdiri konusunda yargı mercilerine verilen takdir yetkisi de gözetildiğinde, hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
Davacının 04/01/2021 tarihli başvurusunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı Türkiye Barolar Birliği işlemi yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine, davacının Adalet Bakanlığına yapmış olduğu 01/09/2021 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem yönünden, davanın incelenmeksizin reddine, davacının 01/09/2021 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin Türkiye Barolar Birliği işlemi ile 20/11/2021 tarih ve 31665 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde getirilen tekliflere dair düzenleme yapılmaması yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, 04/01/2021 tarihli dilekçede yer alan önerilerin 2021 yılı Tarifesi için değil 2022 yılı Tarifesi için değerlendirileceği bizzat idare tarafından belirtildiğinden, önerilerin "şeklen" 2021 yılı Tarifesi'ne ilişkin olduğundan bahisle, 2021 yılı Tarifesi hakkında hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu; Adalet Bakanlığının AAÜT'ye ilişkin yetkisinin, basit bir onay sürecinden ibaret olmayıp, sonucu değiştirebilecek nitelikte olduğu, sonuca etkili yetkilerle donatılmış bir kuruma, karar sonucu etkileyebilecek başvuru yapılabileceği ve bunun reddi halinde bu işleme karşı dava açılabileceği; idari yargıdaki müdahilliğin kendine has bir asli müdahillik olduğu, kanuna aykırı bir talebin bulunmadığı, uygulamada HMK'nın, İYUK'un temel kuralları dikkate alınmadan eksik ve hatalı uygulanması nedeniyle ortaya çıkan sorunun çözülmesi için teklif getirildiği, İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile müdahilin şahsı bakımından sorun kısmen çözülmüş ise de, bununla uyumlu olacak şekilde, avukatın emeğinin korunmasını istemenin kanuna aykırı olmadığı; mahkeme mahalli dışındaki keşif sırasında; tarafların karşılıklı olarak iddia ve savunmalarda bulundukları, delilleri tartıştıkları, bilirkişi heyetine ve mahkemeye keşif icra edilip bitene kadar eşlik ettikleri, örneğin araştırılması ve incelenmesi gereken yeri göstererek yardımcı oldukları, tüm bunlar yanında, keşfin mahkeme mahallinin birçoğu zaman çok uzağında olduğu, zaman bakımından ciddi fedakarlık gerektirdiği gibi hususlar nazara alındığında; mahkeme mahalli dışındaki keşif için harcanan emek ve zamanın, duruşma için harcanandan çoğu zaman daha fazla olduğu açık olup, keşifli dosyalarda vekalet ücretinin, duruşmalı dosyalar ile aynı esaslara bağlanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
: Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen süre aşımı nedeniyle, kısmen incelenmeksizin ve kısmen esastan reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 07/03/2024 tarih ve E:2022/2092, K:2024/1250 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 08/09/2025 tarihinde, davanın süre aşımı nedeniyle reddine yönelik kısım yönünden gerekçede oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürenin, yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiş; "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde ise, ilgililerin idarî davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için, idarî makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri kurala bağlanmıştır.
İdarelerin, görevli oldukları konularda işlem tesis etmeyerek hareketsiz kaldıkları ya da zaman içerisinde maddî ve/veya hukukî şartların değişmesi nedeniyle yeni bir değerlendirme yapmaları gereken durumlarda, ilgililerin ileriye dönük şekilde hukukî sonuçlarından yararlanmak üzere 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca haklarında Kanun'un öngördüğü işlemin yapılması için her zaman idareye başvurmaları ve isteklerinin reddedilmesi hâlinde 10. maddede öngörülen usule uygun olarak idarî yargıda dava açmaları mümkün bulunmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlıkta davacı tarafından, idari davalar ve vergi davalarında; davanın kazanılması halinde, avukatlık ücretinin toplamında herhangi bir değişiklik olmaksızın, müdahilin, müdahil olduğu kişi ile vekalet ücreti üzerinde eşit hak kazanması ile mahkeme mahalli dışında keşif icra edilen davaların, vekalet ücreti bakımından duruşmalı davalar gibi değerlendirilmesi talebiyle 04/01/2021 tarihinde Türkiye Barolar Birliğine başvurduğu, başvurunun reddine yönelik tesis edilen 12/01/2021 tarihli işlemin iptali istemiyle 16/12/2021 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Avukat olan davacı tarafından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine yönelik yapılan başvurunun, Tarife'nin sürekli olarak uygulandığı ve anılan taleplere yönelik her zaman başvuruda bulunabileceği ve başvurunun reddi hâlinde bu işlemi dava konusu edebileceği dikkate alındığında, davacının 04/01/2021 tarihli dilekçeyle yaptığı başvurunun 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında 04/01/2021 tarihinde yapılan başvurunun reddine yönelik tesis edilen 12/01/2021 tarihli işlemin ne zaman davacıya tebliğ edildiğine ilişkin dosyada bir bilgi ve belge bulunmamakta ise de; davacının talebinin reddedildiğine ilişkin işlemden en geç 01/09/2021 tarihli ikinci başvuru dilekçesi ile haberdar olduğu anlaşıldığından, bu tarihten itibaren altmış gün içinde en geç (dava açmanın son günü pazar gününe rastladığından) 01/11/2021 Pazartesi günü dava açılması gerekirken, 16/12/2021 tarihinde açılan işbu davada Türkiye Barolar Birliğinin ... tarih ve ... sayılı işlemi yönünden süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Daire kararının davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmına yönelik temyiz başvurusunun reddi ile kararın bu kısmının aktarılan gerekçeyle onanması gerektiği oyu ile, Kurulumuz kararının bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.