Yargıtay 11. Ceza Dairesi, sahte kimlikle kredi dolandırıcılığına teşebbüs suçundan alt sınırdan ayrılmayan mahkumiyet kararını oybirliğiyle onadı.
Özet: Sanığın banka veya diğer kredi kurumlarından kredi temin etmek amacıyla dolandırıcılığa teşebbüs suçundan mahkûmiyetine ilişkin hüküm, yargılama sürecinin usul ve kanuna uygun yürütüldüğü, eylemin sanık tarafından sabit görüldüğü ve vicdani kanaatin dosya içeriğiyle örtüştüğü gerekçesiyle oy birliğiyle onanmıştır; ancak sanığın eylemde kullandığı sahte nüfus cüzdanı nedeniyle daha üst sınırdan ceza tayini gerektiği göz ardı edilse de, aleyhe temyiz bulunmadığından bu durum hükmün bozulması için yeterli bir sebep olarak görülmemiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: 2016/28 E., 2016/238 K.SUÇ
: Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılığa teşebbüsHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:UYAP üzerinden yapılan incelemede; sanıktan ele geçirilen sahte nüfus cüzdanına ilişkin olarak, İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2017 tarihli ve 2016/243 Esas, 2017/213 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu ve istinaf edilmeksizin kesinleştiği belirlenmiştir. Sanığın eylemi sırasında Nüfus Müdürlüğünün maddi varlığı olarak kabul edilen sahte nüfus cüzdanını kullanması nedeniyle, hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-d. maddesi uyarınca alt sınırdan ayrılmak suretiyle ceza tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış; gerekçeli karar başlığında eksik bırakılan suç yerinin mahallinde eklenmesi ile ...'nin müşteki olarak yanlış yazılan taraf sıfatının, katılan olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, eleştiri konusu yapılan husus dışında, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,20.04.2026 tarihinde karar verildi.