İflas yoluyla kesinleşen icra takibine rağmen Yargıtay bozmasıyla borcun esastan incelenmesi gerekliliğini vurgulayan menfi tespit davası.
Özet: Bir şirketin, aleyhine başlatılan ve 554.300 TLlik borca dayanan iflas yoluyla adi takibin usulsüz tebligat nedeniyle kesinleştiğini iddia ederek borçlu olmadığının tespiti, takibin durdurulması ve kötü niyet tazminatı talebiyle açtığı menfi tespit davası, başlangıçta başka bir iflas davasındaki kesin hüküm gerekçesiyle usulden reddedilmiş; ancak Yargıtayın iflas yoluyla adi takibin kesinleşmesinin, alacağın varlığının genel hükümlere göre incelenmesine engel teşkil etmeyeceği yönündeki bozma kararı üzerine, mahkemece davanın esastan görülmesine devam edilmektedir, davalı ise tebligat şikayetinin reddedildiğini ve borcun halen mevcut olduğunu savunmaktadır.

T.C.
İSTANBUL10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: 2024/715 EsasKARAR NO
: 2026/605DAVA
: Menfi Tespit (Alım Satım)DAVA TARİHİ
: 02/02/2015KARAR TARİHİ
: 09/09/2026Mahkememizin ... Esas, ... Karar, 16/12/2020 tarihli kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar, 11/09/2024 tarihli ilamı ile Bozulmakla Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, davalı şirket tarafından davacı şirket aleyhine ... 5 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 554.300TLlik iflas yolu ile adi takip yapıldığını, takip dayanağı olarak 2013 yılı tarihli havalelerin bildirildiğini, davacının davalı şirkete harhangi bir borcu bulunmamasına rağmen, tebligatın usulsüz olarak gerçekleştirilmesi nedeni ile, davacı şirketin takipten haberdar olmadığını, takibe itiraz edememesi sonucunda hakkındaki iflas takibinin kesinleşmiş olduğunu, ... 12.İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile usulsüz tebligat nedeni ile taraflarından dava açıldığını, ancak davanın reddedildiğini, kararın taraflarınca temyiz edildiğini, davalının borçlu olmadığını, üstelik ... Şti'nden tahsil ettiği bedelleri ikinci kez davacı şirketten tahsil etmeye çalışmakta olduğunu, davalının takip konusu yaptığı havaleler için ...Şti'nin davalıya ödediği bedellerin dava dilekçesinde ayrıntılı olarak yazıldığını, bu ödemelere ilişkin çek senet bilgilerinin bankadan sorulması gerektiğini beyanla, öncelikle ... 5 İcra Müdürlüğünün... esas sayılı icra takibinin yargılama sonuna dek durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı şirketin davalıya borcu olmadığının tesbit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip miktarının %20si üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, usulsüz tebligat iddiası ile yapılan şikayetin reddedilerek kararın Yargıtayca onandığını, davacının, hurda ticareti ile iştigal etmeye başladığını, bu doğrultuda alımlar gerçekleştirildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan çeklerin davalı tarafından kesilen faturaların karşılığı olup, davacıya yapılan avans ödemelerinden doğan alacak haklarının baki olduğunu,... ile davacı arasında ne tür bir ilişki olduğunun, avans bedellerinin davacı şirket tarafından kime ve nasıl gönderilmiş olduğunun, davalı şirketin davacı ile olan ilişkisi bakımından önem taşımamakta olduğunu, davacı şirketin borcunu ortadan kaldırmamakta olduğunu, böyle bir durumun mevcutsa, davacı şirketin borcunu inkar etmek yerine, kendisine avans olarak ödenen paraları gönderdiği kişiden bunları talep etmesi gerektiğini, anılan bedellerin ... tarafından davalı şirkete ödendiği iddiasının da gerçek dışı olduğunu, zira dilekçe ekinde sundukları davalı şirketin muavin defter suretinin, davalı şirketin ...'den 2.329.701,49TL alacaklı bulunduğunu gösterdiğini beyanla, haksız davanın reddi ile davacının %20den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştirDELİLLER VE GEREKÇE
:Mahkememizin ...Esas, ...Karar, 16/12/2020 tarihli kararı ile davacının davasının kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı tarafça temyiz yoluna başvurulmuş,Dava, genel iflas yoluyla davalı takip alacaklısının davacı borçlu aleyhine yaptığı takibin itiraz edilmemekle kesinleşmesi üzerine açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davalı alacaklı şirket tarafından takibin kesinleşmesi üzerine işbu davaya da konu olan takip dosyasına dayalı olarak ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. sayılı dosyasında davacı şirketin iflasının talep edildiği, bu davada 29.09.2015 tarihi itibarıyla davacı şirketin iflasına karar verildiği ve bu kararın derecattan geçerek kesinleştiği, anılan davada işbu davaya konu alacağın incelendiği ve verilen hükmün maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 14 Hukuk Dairesi'nin 18/05/2023 tarih ... E. Ve...K. Sayılı ilamı ile de bu karar isabetli bulunmakla davacı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Kararın temyiz edilmesi neticesinde; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar, 11/09/2024 tarihli ilamı ile; "İflas yoluyla adi takip 2004 sayılı Kanun'un 155 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 155 inci maddesine göre borçlunun ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurma hakkı mevcut olup, itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleşmesi halinde ise alacaklı açacağı iflas davası ile borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebilecektir.Bu halde iflas davasını gören asliye ticaret mahkemesinin alacağın mevcudiyetini genel hükümlere göre inceleme yetkisi bulunmadığından yapılacak olan inceleme yalnızca şekli bir incelemeden ibaret olacaktır. (Prof. Dr. Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013-Ankara, s.1121,1122) Böyle bir durumda borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olduğu gibi, alacağın varlığı da genel hükümler çerçevesinde açılacak olan bu davada incelenecektir.Takip borçlusunun ödeme emrine süresinde itiraz etmesiyle takibin durması halinde ise, alacaklı asliye ticaret mahkemesinde açacağı davada borçlunun itirazının kaldırılmasını ve borçlunun iflasını talep edecek olup, bu durumda mahkeme normal bir alacak davası olan bu davada, tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümler çerçevesinde inceleyip değerlendirerek borcun varlığı hususunda nihai bir kanıya varacak ve bu doğrultuda itirazın kaldırılmasıyla borçlunun iflasına veya iflas davasının reddine karar verebilecektir.Anılan şekilde itiraz üzerine duran iflas takibinde itirazın kaldırılması ve iflas talepli açılan davada verilen hükmün kesinleşmesiyle birlikte artık verilen hüküm takibe konu edilen alacak yönünden maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden, alacaklının aynı alacağa yönelik yeni bir alacak davası açması veya icra takibi başlatması kesin hüküm dava şartı gözetilerek mümkün olmayacaktır.(a.g.e. s,1114,1115)Somut olaya dönüldüğünde, davacı şirket, borçlusu olduğu iflas yoluyla adi takibe süresi içinde itiraz etmemiş ve takip kesinleşmiş olduğundan, davalı alacaklı açtığı iflas davasında sadece davacı borçlunun iflasına karar verilmesini talep etmiş, iflas davasını gören mahkeme de yapmış olduğu şekli inceleme neticesinde davacı borçlunun iflasına karar vermiştir.Şu halde Mahkemece, eldeki davaya da dayanak olan iflas takibine dayalı olarak açılan iflas davasında mahkemenin yaptığı incelemenin şekli bir inceleme olduğu ve verilip kesinleşen hükmün alacağın varlığı noktasında maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği gözetilip, işin esasına girilerek yapılacak olan inceleme ve değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kesin hüküm dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir."denilerek Mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkememizce yapılan yeniden yargılama kapsamında; 26/03/2025 tarihli celse 2 numaralı ara karar ile anılan Yargıtay Bozma ilamına uyulmasına karar verilerek devam olunan yargılamada; ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasının ve ... 1. İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosya UYAP sureti, ticaret sicil kayıtları dosyaya celp edilmiştir.Dosya Mali Müşavir, Bankacı ve Şirket konusunda uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, düzenlenen 25/11/2025 tarihli raporda; davacı tarafından her ne kadar çek ödemeleri yapıldığı iddia edilmiş ise de söz konusu çeklerin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, nazara alındığında davalının avans ödemelerinin karşılığında iş bu çeklerin verildiğinin dosya kapsamındaki vesaikler ve davacı ticari defterlerine göre ispat edilemediği, davalının avans ödemeleri karşılığında verildiği iddia edilen çeklerin davalının avans bedellerine karşılığında davacı tarafından mal veya hizmet teslimi yaptığına dair dosya kapsamında herhangi bir vesaik bulunmadığı dikkate alındığında — yukarıda davacının ödeme yaptığı 777.243.15 TL'nin davacının borcundan mahsup edilip edilmediği hususu mahkemenin takdirlerinde olduğu, avans ödemeleri açıklamaları ile yapılan havalelerin davalı uhdesinde bedelsiz kaldığı kanaatine varıldığı, davalı tarafından gerçekleştirilen açıklamasız para havale gönderimlerinin borç ödeme belgesi niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Dosya yeni oluşturulan Mali Müşavir, Bankacı ve Şirket konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 26/06/2026 tarihli raporda; dava konusu, davalı tarafından davacı aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası üzerinden 554.300,00 TL tutarında iflas yolu ile adi takip başlatıldığı, davacının takip konusu borcunun bulunmadığı, takibin usulsüz tebligat nedeniyle kesinleştiği ve davalının haksız takip yaptığı iddiasına dayalı olarak, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti, icra takibinin yargılama sonuna kadar durdurulması ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinden ibaret olduğu, davacı yan 06/02/2026 günü saat 14:00'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış olmakla birlikte, dosyada mübrez 25.11.2025 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda davacı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış olup; “…Davacı şirketin defter kayıtlarına göre ...C/H 2013 yılında gelen banka havalesi dışında kayıt olmadığı ve davacının 31.12.2015 tarihi itibariyle 504.276,85 TL borçlu olduğu, 320.01.V02 ... C/H dan 31.12.2015 tarihi itibariyle 15.790,76 TL borçlu olduğu, davacının toplamda davalı şirkete (504.276,85 TL+15.790,76 TL=520.067,61) 520.067,61 TL borçlu olduğu görülmüştür…” şeklinde tespitler yapıldığı, davalı ...’nin dosyada mübrez yerinde inceleme talebine istinaden, davalı şirkete mail atılarak ticari defter ve belgelerin hazırlanması gerektiği bildirildiği, davalı tarafça cevaben 2013, 2014, 2015 yılların ait ticari defterlerin zamanaşımı nedeniyle sunulamayacağı ve muavin dökümlerinin dosyada bulunduğunu ifade ettiği, dosya kapsamı belgeler incelendiğinde davalının davacı şirket ile olan muavin dökümüne rastlanmadığı, yine dosyada mübrez daha önceki raporlarda da bu yönde bir inceleme yapılmadığı, tüm bu hususlar kapsamında davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, dava dosyasına sunulu olan deliller ile mübrez tüm evraklar üzerinde yapılan incelemeler ve değerlendirilmeler neticesinde; eldeki dava uyuşmazlığın, davalı tarafından davacı aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 554.300,00 TL tutarında iflas yolu ile adi takip başlatıldığı, davacının takip konusu borcunun bulunmadığı, takibin usulsüz tebligat nedeniyle kesinleştiği ve davalının haksız takip yaptığı iddiasına dayalı olarak çıkmış bulunduğu, davacının dosyada mevcut ticari defterleri üzerinde yapılan incelemelerde, davalı tarafından takibe konu edilen havale ödemelerinin davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, davacı şirket kayıtlarında davalı şirket ile olan cari hesap ilişkisinin takip edildiği ve incelenen kayıtlar itibarıyla davacının davalı yana 520.067,61 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu göründüğü, davalı yan tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan, davacı şirketin kaşe ve imzasını içeren, davacı şirketçe düzenlemiş yazıların detayları rapor içeriğindeki gibi tablolaştırıldığı, dosyada mübrez tutanaklara göre, davacı tarafından dava dilekçesinde ödeme iddiasına konu edilen çeklerin, davalı şirket tarafından düzenlenen hurda alım satımına dayalı fatura borçları ile bağlantılı olduğu, söz konusu tutanaklarda davacının, davalı şirkete olan fatura borçlarını ödeyememesi nedeniyle davalı şirketten borç para aldığı, davalı şirket tarafından davacıya gönderilen borç tutarlarına karşılık davacı tarafından aynı tutarlarda çek keşide edildiği, bu işlemlere ilişkin dekontların da dosya kapsamında yer aldığı, bu kapsamda, davacı tarafından keşide edilen çeklerin davalıya karşı doğrudan ve bağımsız bir ödeme niteliğinde değil, davalı tarafından daha önce düzenlenen fatura borçlarının karşılanması amacıyla yine davalıdan alınan borç para karşılığında verilen çekler mahiyetinde olduğu, başka bir anlatımla davalı şirketin davacıya borç para gönderdiği, davacının ise aldığı borç tutarı kadar davalı lehine çek düzenlediği, bu nedenle söz konusu çeklerin tahsil edilmiş olmasının, davalının takibe konu ettiği avans bedelli havale ödemelerinin davacı tarafından ödendiği veya mahsup edildiği sonucunu doğrudan göstermediği, bu haliyle, dava dilekçesinde dökümü yapılan ve bankalardan gelen müzekkere cevaplarına göre tahsil edildiği bildirilen 40 adet toplam 728.220,00 TL bedelli çek ile davalı tarafından takibe konu edilen avans bedelli havale ödemeleri arasında dosya kapsamı itibarıyla doğrudan ve kesin bir bağlantı kurulamadığı, ilgili çeklerin takip konusu avans ödemelerinden bağımsız olarak, taraflar arasındaki fatura borçları ve bu fatura borçlarının ödenememesi üzerine davalıdan alınan borç para ilişkisi kapsamında düzenlendiği yönünde belge, tutanak ve dekontların mevcut olduğu, diğer yandan davalı tarafından dosyaya ibraz edilen dava dışı ... Ltd. Şti. ile olan muavin defter dökümü incelendiğinde, davalı yanın dava dışı şirket ile olan cari hareketlerini 159. Verilen Sipariş Avansları hesap kodunda takip ettiği, dava dışı şirkete yapılan toplam 2.329.701,49 TL tutarlı ödemenin davalının muavin dökümünde kayıtlı olduğu, yapılan ödemelerden kaynaklı davalının dönem sonu (31.07.2013) itibariyle dava dışı .. Şti.’den 2.329.701,49 TL bakiye alacaklı durumda olduğu tespit edildiği, davacı şirketin dosyada mübrez dava dışı ...Şti. ile olan muavin defter dökümü incelendiğinde, davacı yanın dava dışı şirket ile olan cari hareketlerini 320. Satıcılar hesap kodunda takip ettiği, davacının dönem sonu (31.01.2014) itibariyle dava dışı şirketten 751.758,33 TL alacaklı durumda olduğu tespit edildiği, sonuç olarak, çek bedellerinin bankalar nezdinde tahsil edilmiş olması tek başına davacının takibe konu avans ödemelerine ilişkin borcunu ödediğini göstermeye yeterli görülmediği, davacının kendi ticari defter kayıtlarında da davalıya 520.067,61 TL tutarında borçlu göründüğü, bu nedenle mevcut mali kayıt ve belgeler kapsamında davacının çek ile ödeme yaptığı ve bu ödeme ile takibe konu borcun sona erdiği yönünde kesin bir tespitte bulunulamayacağı, hukuki nitelendirme, delillerin takdiri ve nihai değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.Dava, davalının davacı şirket aleyhine ... 5 İcra Müd.nün ... esas sayılı takip dosyası ile 554.300TL borca ilişkin iflas yolu ile takip yaptığını, söz konusu borcun ödendiğini belirterek, takibin durdurulmasını ve davalıya borçlu olunmadığının tesbiti ile davalının kötü niyetli takip nedeni ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talebine ilişkindir... 5 İcra Müd.nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı tarafından davacı borçlu aleyhine 09/09/2013 tarihinde icra takibine başlandığı, davacı borçluya ödeme emrinin 16/09/2013 tarihinde tebliğ edildiği, borca itiraz bulunmadığından takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı borçlu tarafından usulsüz tebliğ şikayeti kapsamında ... 12. İcra Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında dava görülmüşse de, şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.İcra takibine konu olan 554.300 TL nin, davalı tarafından davacıya 7 ayrı tarihte havale yolu ile gönderilen bedellerin tahsili istemine ilişkin olduğu görülmüş olup, dosyaya sunulan dava ve cevap dilekçeleri incelendiğinde; taraflar arasındaki hurda alım ve satımından kaynaklı ticari ilişkin bulunduğu, bu ilişki kapsamında davalı tarafından davacıya gönderilen bu havalelerin mahiyeti ile bu kapsamda davacının bakiye borcunun bulunup bulunmadığının uyuşmazlık konusu olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekilince, dava konusu olan bedellerin davalının talebi doğrultusunda esasen dava dışı ... firması ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında yapılan faturalaşmaların davacı kanalı ile yapılmasından kaynaklandığı ancak bu bedellerin dava dışı firma tarafından davalıya verilen çekler ile ödendiği ileri sürülmüş, davalı vekili tarafından ise, takibe konu ödemelerin bizzat taraflar arasındaki ticari hurda alım satımı nedeni ile davacıya gönderilen avans bedellerine ilişkin olduğu savunulmuştur. Bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü adına mahkemece taraflara ait ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına kara verilmiş olup, mahkemece belirlenen inceleme gününde davalı tarafından ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği görülmüştür.Davacıya ait ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, dava konusu olan davalı ödemelerinin davacıya ait ticari defterlerde davalı alacağı olarak kayıtlı bulunduğu tespit olunmuştur. Bu kapsamda dava ve takip konusu bedellerin davalı tarafından davacıya gönderildiği hususunda dosya kapsamında uyuşmazlık bulunmamaktadır.Dosyada mübrez tutanaklara göre, davacı tarafından dava dilekçesinde ödeme iddiasına konu edilen çeklerin, davalı şirket tarafından düzenlenen hurda alım satımına dayalı fatura borçları ile bağlantılı olduğu, söz konusu tutanaklarda davacının, davalı şirkete olan fatura borçlarına karşı vermiş olduğu çek bedellerini ödeyememesi nedeniyle davalı şirketten borç para aldığı, davalı şirket tarafından davacıya gönderilen borç tutarlarına karşılık davacı tarafından aynı tutarlarda çek keşide edildiği, bu işlemlere ilişkin dekontların da dosya kapsamında yer aldığı, bu kapsamda, davacı tarafından keşide edilen çeklerin davalıya karşı doğrudan ve bağımsız bir ödeme niteliğinde değil, davalı tarafından daha önce düzenlenen fatura borçlarının karşılanması amacıyla yine davalıdan alınan borç para karşılığında verilen çekler mahiyetinde olduğu, başka bir anlatımla davalı şirketin davacıya borç para gönderdiği, davacının ise aldığı borç tutarı kadar davalı lehine çek düzenlediği, bu nedenle söz konusu çeklerin tahsil edilmiş olmasının, davalının takibe konu ettiği avans bedelli havale ödemelerinin davacı tarafından ödendiği veya mahsup edildiği sonucunu doğrudan göstermediği, bu haliyle, dava dilekçesinde dökümü yapılan ve bankalardan gelen müzekkere cevaplarına göre tahsil edildiği bildirilen 40 adet toplam 728.220,00 TL bedelli çek ile davalı tarafından takibe konu edilen avans bedelli havale ödemeleri arasında dosya kapsamı itibarıyla doğrudan ve kesin bir bağlantı kurulamadığı, ilgili çeklerin takip konusu avans ödemelerinden bağımsız olarak, taraflar arasındaki fatura borçları ve bu fatura borçlarının ödenememesi üzerine davalıdan alınan borç para ilişkisi kapsamında düzenlendiği yönünde belge, tutanak ve dekontların mevcut olduğu davacıya ait ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde, bilirkişilerce açıklanmıştır.Diğer yandan davalı tarafından dosyaya ibraz edilen dava dışı ... Şti. ile olan muavin defter dökümü incelendiğinde, davalı yanın dava dışı şirket ile olan cari hareketlerini 159. Verilen Sipariş Avansları hesap kodunda takip ettiği, dava dışı şirkete yapılan toplam 2.329.701,49 TL tutarlı ödemenin davalının muavin dökümünde kayıtlı olduğu, yapılan ödemelerden kaynaklı davalının dönem sonu (31.07.2013) itibariyle dava dışı ... Ltd. Şti.’den 2.329.701,49 TL bakiye alacaklı durumda olduğu; Davacı şirketin dosyada mübrez dava dışı ...Şti. ile olan muavin defter dökümü incelendiğinde ise, davacı yanın dava dışı şirket ile olan cari hareketlerini 320. Satıcılar hesap kodunda takip ettiği, davacının dönem sonu (31.01.2014) itibariyle dava dışı şirketten 751.758,33 TL alacaklı durumda olduğu da bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.Sonuç olarak, çek bedellerinin bankalar nezdinde tahsil edilmiş olmasının tek başına davacının takibe konu avans ödemelerine ilişkin borcunu ödediğini göstermeye yeterli görülmediği, davacının kendi ticari defter kayıtlarında da davalıya 520.067,61 TL tutarında borçlu göründüğü, bu nedenle mevcut mali kayıt ve belgeler kapsamında davacının çek ile ödeme yaptığı ve bu ödeme ile takibe konu borcun sona erdiği yönündeki iddiasının davacının kendi ticari defter kayıtları ile ispat edilemediği mahkemece kabul edilmiştir.Açıklanan nedenlerle, dosya kapsamında alınan 26/06/2026 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler dosya kapsamı ve mevcut deliller ile uyumlu bulunmuş olup esas alınmakla, neticede davacı tarafından takip konusu bedellerin, bildirilen çek ödemeleri ile gerçekleştirildiği ve davacının davalıya borcunun bulunmadığı hususu dosya kapsamında ispat edilememiş olmakla davanın reddine dair aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 9.466,06 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 8.734,06 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 88.688,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Yargılama aşamasında suç üstü ödeneğinden karşılanan 120.000,00 TL bilirkişi ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/09/2026Başkan ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırKatip ...¸e-imzalıdır