Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili takibine itirazın iptali davasında görevli mahkemenin belirlenmesi kararı.
Özet: Bu dava, davacı şirketin davalının kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmış olup, mahkeme öncelikle dava şartlarından olan görevli mahkeme hususunu, Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde davanın ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığını ve dolayısıyla kendi görev alanına girip girmediğini değerlendirmektedir.

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/72 Esas - 2026/483
T.C.... TÜRK MİLLETİ ADINA6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARESAS NO
: 2026/72 EsasKARAR NO
: 2026/483HAKİM
: ...KATİP
:....DAVACI
:....VEKİLLERİ
: Av. ...Av. ....DAVALI
: ... ...VEKİLİ
: Av. ...DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: 28/01/2026KARAR TARİHİ
: 16/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: 25/06/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket görevlilerince davalının kullanımında olan ... no.lu tesisatta yapılan incelemelerde, tesisatta harici bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin, ölçümsüz ve kaçak şekilde elektrik kullanımı yapıldığının tespit edildiğini, 10.06.2025 tarihli ve .... sayılı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlenerek tesisatın enerjisinin kesildiğini, kaçak elektrik kullanım bedelinin davalı tarafça ödenmemesi üzerine, bedelin tahsili için ... 3. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/61678 E. sayılı dosyası nezdinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazları neticesinde icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın haksız, mesnetsiz ve borcu sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, alacağın likit ve muayyen olduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, takip çıkışının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı/borçlu taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle
: .... nolu sayaç davacı şirkette kayıtlı olup abonelik mevcut olması halinde görevli mahkemenin tüketici mahkemesi, abonelik olmaması halinde görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olması gerektiğini, Davacı kurumun iddia ettiği gibi müvekkilinin kaçak elektrik kullanılması mümkün olmadığını, davalı müvekkili tarafından depo olarak kullanılmakta olup hiçbir surette elektrik tüketilmemekte ve elektrik hattına bağlı bir kablo bulunmadığını, Müvekkili söz konusu mecur için yenileme kapsamında elektrik projesi çizdireceğini, proje sonrası ruhsat alınana kadar elektrik kullanmadığını, yenileme sebebiyle dağıtım hattından gelen tüm elektrik hatları kesilerek devre dışı bırakıldığını, kabloların sayaçla ya da doğrudan mecura bağlanması söz konusu olmadığını, davacı kurumca müvekkiline ceza yazabilmek adına kablolar doğrudan bağlı gösterildiğini, müvekkilin gerçekleştirmediği bir fiili müvekkiline isnat ederek gerçek dışı bir iddiada bulunulduğunu, müvekkilinin tedbir olarak dağıtım hattından gelen kablolarla olan tüm bağlantıyı kestiğini, öncelikle mahkemenin görevsiz olması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesine, Kaçak elektrik kullanımı söz konusu olmadığından davanın reddine, davacının haksız ve hukuka aykırı olarak başlatmış olduğu takip nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesine , mahkeme harç ve masraflarıyla ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Dava; kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili amacıyla, başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında tüm dava şartlarının oluşup oluşmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumundadır.6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde "mahkemenin görevli olması" hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görüleceği üzere dava şartlarından olan görev hususunun kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği açıktır.Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarih olan 01/07/2012 tarihinden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliği ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından, temyiz aşamasında Yargıtay tarafından re'sen incelenir.Somut olayda; uyuşmazlık kaçak elektrik kullanımından kaynaklı olup, haksız fiile dayalı bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için her iki tarafın tacir ve uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.Davacı şirketin tacir olduğu ve tüm iş ve eylemlerini ticari işletmesiyle ilgili olarak yaptığında tereddüt bulunmamaktadır.Buna karşılık davalı gerçek kişi olup, tacir olduğu ileri sürülmemiş, davalının tacir sıfatını haiz olup olmadığı yönünden mahkememizce resen araştırma yapılmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde ve 09/06/2026 tarihli beyan dilekçesinde özetle davalının tacir sıfatını haiz olmadığını, dava konusu yerde herhangi bir ticari faaliyet ya da işletme söz konusu olmadığını beyan etmiştir.Ticaret Odası cevabi yazısı kapsamında davalının gerçek kişi tacir kaydına veya şahsı adına oda kaydına rastlanılmamıştır. Davalının dava dışı terk durumunda Öz Karataş...Şirketi'nin ortağı olduğu tespit edilmiş ise de, bilindiği üzere bir kişinin şirket ortağı veya yetkilisi olması, kişinin aynı zamanda tacir sıfatını haiz olmasını gerektirmez. (Bkz. Y. 19. HD. 2015/944 E.-2015/11623 K. ve 2013/1369 E.-2013/5358 K. sayılı kararları)Vergi Dairesi'nden gelen cevabi yazı kapsamında, davalının 15/11/2024-19/06/2025 tarihleri arasında mükellefiyet kaydı bulunduğu, işletme hesabı esasına tabi olarak defter tuttuğu, 2024 ve 2025 beyannamelerinde ticari kazanç durumunun(kar ve zarar ayrı ayrı) 0 TL olarak yer aldığı görülmüştür.Yine davalı hakkında kaçak elektrik kullanımı iddiasına ilişkin, karşılıksız yararlanma suçu isnadıyla görülen ve beraat kararı ile sonuçlanan ... 10 Asliye Ceza Mahkemesi 2023/304 Esas 2024/18 Karar sayılı dosyası kapsamında, davalının emekli olduğunun ve aylık gelirinin 7500 TL olarak beyan edildiği anlaşılmıştır.Yine dava konusu aynı tesisat numarası yönünden, farklı tarihlerdeki kaçak kullanım iddiasına ilişkin iki farklı uyuşmazlığın ... 16 Asliye Hukuk Mahkemesi(2024/58) ve ... 26 Asliye Hukuk Mahkemesi (2025/493) nezdinde görülmekte olduğu anlaşılmıştır.Bu noktada tacir ve esnaf kavramları ile bu kavramların ayrımlarına değinmek gereklidir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve 2007/7851 E., 2008/10258 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır.TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;a-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,b-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Anlatılan ilkeler ışığında somut olay ele alındığında; davalının iktisadi faaliyetinin nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayandığı ve kazancının geçimini sağlamaya yetecek derecede bulunduğu, sanayici tanımının da kapsamına girmediği, yaptığı işin hacim ve ehemmiyetinin ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti vermediği, kazancının bakanlar kurulunca belirlenen parasal ayrım sınırının altında kaldığı, işletme hesabına göre defter tutmakta olduğu hususları hep birlikte nazara alındığında; dosya kapsamı itibariyle davalının Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tacir sıfatını haiz olmadığı, esnaf sıfatını haiz olduğu anlaşılmıştır.Anlatılanlar kapsamında kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan eldeki davanın mutlak ticari dava niteliği söz konusu olmayıp, davalı tacir olmadığından nisbi ticari dava niteliğinin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan kaçak kullanım iddiasına konu taşınmazın depo niteliğinde kullanılması ve tesisatta abonelik kaydı bulunmadığından ortada tüketici işlemi de bulunmadığı buna göre Tüketici Mahkemesi görevinin de söz konusu olmadığı, bu hâlde, eldeki davaya bakma görevinin 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmıştır. (Aynı yönde İzmir BAM 21. HD. 2024/938 E., 2024/1375K; Diyarbakır BAM 2 HD. 2024/494 E., 2024/766 K. 31/05/2024 T.) Yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle1-Davanın GÖREVSİZLİK nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,2-HMK'nın 20. Maddesi gereğince, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtaratın gerekçeli kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına)3-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/06/2026Katip ....Hakim ...BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR