"Sucuk" ibareli marka başvurusuna karşı açılan, ayırt edicilik zayıflığı, iltibas ve kötüniyet iddialarına dayalı hükümsüzlük davasının reddine ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, çeşitli "succuk" ibareli markaların sahibi davacının, rakip bir "..." marka başvurusunun tescilli markalarıyla karıştırılma ihtimali yarattığı ve kötü niyetli olduğu iddiasıyla iptali talebinin incelenmesini konu almaktadır; ilk derece mahkemesi, "sucuk" kelimesinin gıda ürünleri için zayıf ayırt ediciliğe sahip olduğunu ve genel olarak iltibas yaratacak görsel, sesçil veya anlamsal bir benzerlik bulunmadığını belirterek davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi ise emtia benzerliği şartının gerçekleşmediğini ve kötü niyetin ispatlanamadığını gerekçe göstererek davacının istinaf başvurusunu reddetmiş ve davayı kesin olarak davacı aleyhine sonuçlandırmıştır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2023/1272 Esas, 2025/1402 KararHÜKÜM
: RetİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2021/59 E., 2022/242 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "...!+şekil", "...+şekil", "...+şekil", "...+şekil", "... 7/24 ...", "... ...+şekil", "...+şekil", "... " ibareli tescilli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, zira dava konusu başvurunun asli unsurunun, müvekkilinin markalarında olduğu gibi "succuk" ibaresinden oluştuğunu, müvekkilinin markası tanınmış olduğundan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 maddesi koşullarının da bulunduğunu, dava konusu başvuru sahibi davalının müvekkilinin markalarından haber olduğunu, bu nedenle dava konusu başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2020-M-10687 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararlarının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her ne kadar taraf markaları arasında ayniyet düzeyinde bir mal ve hizmet ilişkisi mevcut ise de markaları oluşturan işaretlerin bütünsel anlamda “...” kelimesi dışında hiçbir ortaklık/yakınlık taşımadığı, anılan ibarenin ise 29. sınıftaki gıda ürünleri ve bu ürünlerin satışına yönelik 35.05 alt grubundaki satış hizmetleri açısından daha baştan ayırt edici karakteri zayıf olan, tüketicide doğrudan bir markasal algı dahi yaratması mümkün olmayan bir gıda ürünün adı olduğu, ortalama düzeyde zeka, dikkat ve bilgi seviyesine sahip bir tüketicinin, salt “sucuk” ibaresinden kaynaklı ortaklık nedeniyle, herhangi iki marka arasında iktisadi ya da idari bir bağlantı kurarak işaretlerin kaynağında yanılgı yaşamayacağı, dava konusu “...” şeklinde markanın kendi başına bağımsız bir ayırt ediciliğinin bulunduğu ve bu haliyle davacı markaları ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmayacağı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK'nın 6/5 hükmünün uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu başvuru ile davacı adına tescilli markalar arasında, emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunun ispatına dair bir delil de sunulmadığı, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.