Kimlik ve imza taklidiyle müvekkil adına kurulan şirketteki hileli ortaklık kaydının iptali ve sicilden terkinine yönelik mahkeme kararı.
Özet: Davacı, kimlik bilgilerinin ve sahte imzalarının bilgisi ve rızası dışında kullanılarak adına bir şirket kurulduğunu, bu durumu vergi borçları ve icra takipleriyle öğrendiğini, yapılan suç duyurusu sonucunda sahtecilik yapan kişinin cezalandırıldığını ve bilirkişi raporlarıyla imzaların kendisine ait olmadığının kesinleştiğini belirterek, şirketin ortağı olmadığının tespitini ve sicil kayıtlarından ortaklık sıfatının terkinini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, ceza mahkemesi kararı ve bilirkişi raporlarını esas alarak, davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren ortağı olmadığının tespitine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2024/1610 Esas, 2025/1007 KararHÜKÜM
: Başvurunun esastan reddiİLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 5. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: 2024/308 E., 2024/760 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %40 hisseye sahip iki kurucu ortağından birisi olarak gözüktüğünü, gerçekte ise müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında, kimlik bilgileri kullanılarak ve imzaları taklit edilerek oluşturulmuş bir şirket olduğunu, müvekkilinin 2006 yılında ... İletişim Hizmetleri, ...ve değişik Alışveriş Mağazaları tarafından icraya verildikten sonra, birileri tarafından kendi adına düzenlenmiş sahte kimlikle işlemler yapıldığını fark ettiğini ve hemen ilgili savcılıklara suç duyurusunda bulunulduğunu, bu olayların ardından şirketin vergi borçlarından dolayı müvekkiline tebligatlar gelmeye başlayınca müvekkilinin kendi adına şirket kurulduğunu da öğrenmiş olduğunu ve vergi borçlarına karşı açtığı davaları kazandığını, müvekkilinin şikayetleri sonucunda, şirketin diğer ortağı ve sorumlu müdürü olarak gözüken ... isimli kişinin, müvekkiline ait kimlik bilgilerini bir şekilde elde ederek, noterden tasdikli nüfus cüzdanı sureti ve ikametgah ilmuhaberi çıkartarak, kimliği tespit olunamayan işbirlikçisi bazı kişilerle birlikte davalı şirketi kurup, kendisini de yetkili ve sorumlu müdür atadığı, bu şirket bünyesinde hiçbir ticari faaliyette bulunmamakla birlikte piyasaya şirket adına sahte ve yanıltıcı fatura sürdüğü tespit edildiğini, şirketin ... Memurluğu'na ... Numarası ile kayıtlı olduğunun ortaya çıktığını, Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/175 E., 2017/543 K. sayılı kararı ile sanık ...'nın müvekkiline ait kimlik bilgilerini kullanarak sahte evrak tanzimi suretiyle müvekkili adına şirket kurmaktan ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefetten cezalandırıldığını, müvekkilinin hissedarı gözüktüğü davalı şirket ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek sahte belgeler ve sahte imzalarla müvekkilinin, şirketin ortağı gibi gözükmesinin sağlanmasına esas olan tüm işlemlerin geçersiz olduğunun tespitine, sahte belge ve imzalarla müvekkili adına yapılmış görülen tüm işlemlerin mutlak butlanla batıl olması sebebiyle müvekkilinin davalı şirketle hiçbir ilgisinin olmadığının ve ortak sıfatının bulunmadığının tespiti ile ilgili sicil kayıtlarından ortak sıfatının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tescil edilmiş hususların terkini ancak kesinleşmiş mahkeme kararı ile mümkün olduğundan, mahkemede görülen davada, davalı şirket ve davacı vekilince iddia edilen usulsüz işlemi/işlemleri yapan kişilere karşı husumetin yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da huzurdaki davada, müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.09.2010 tarihli, E. 2009/455, K. 2010/8990 sayılı ilâmında da vurgulandığı gibi, davacıyla diğer davalılar (davalı şirket ve dava konusu işlemi/işlemleri yaptığı iddia edilen kişi/kişiler) arasında görülen/görülmesi gereken yargılama neticesinde mahkemece karar verilmesi ve işbu kararın kesinleşmesi hâlinde tescil işlemi yapılabilecek olup; bu aşamada müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilin imza uzmanı (grafolog) gibi, imzaları inceleme yetki ve görevi bulunmamakta ve işlem güvenliği açısından bu inceleme, noterlik kanunu gereği olarak; ilgili noterlerce yapıldığını, davacının iddialarının doğru olması ve zararın varlığının tespiti halinde de; sorumluluğun, hiç kuşkusuz sahte evrakı düzenleyen şahıslara ait olacağını, ... Müdürlüğü'ne husumet yöneltilemeyeceğini, davanın açılmasında herhangi bir kusuru bulunmayan müvekkilinin yargılama giderlerinden de sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.2.Diğer davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kimlik bilgileri kullanılarak sahte belgelerle davalı şirketin kurulduğunu iddia ettiği, Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/175 E., 2017/543 K. sayılı ilamıyla davacının kimlik bilgilerinin sahte belge tanzimi ile kullanıldığı, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefetten ceza verildiği, alınan bilirkişi raporlarında da imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiğinden davacının davalı şirketle bir ilgisinin olmadığı anlaşılmakla, davalı şirket yönünden davanın kabulü ile davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren ortağı olmadığının tespitine, diğer davalı ... Sicil Müdürlüğü yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinafa gelen uyuşmazlığın Ticaret Sicil Müdürlüğü yararına hükmedilen vekalet ücretinin yerine olup olmadığı hususundan kaynaklandığı, davacının kendisinin haberi ve bilgisi dışında sahte evrak tanzimi ile davalı şirket ortağı olarak göründüğünü, böyle bir şirkette kurucu, ortak veya müdür olarak bulunmadığını, evrakların sahte olduğunu, bu işlemlerden bir kısım şirketlerin kendisi hakkında icra takibi başlatması ile haberdar olduğunu, ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, diğer ortak ...'nın davacıya ait kimlik bilgilerini ele geçirerek sahte işlemlerle şirketin kurulduğunu, Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/175 E., 2017/543 K. sayılı dosyası ile sanığın davacıya ait kimlik bilgilerini kullanarak sahte evrak düzenlemek suçundan hüküm verildiğini iddia etmekte olduğu, davacının, ortak olmadığının tespiti için davalı şirkete ve ... Müdürlüğüne husumet yönelttiği, bu davada husumetin yalnızca davalı limited şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli iken, Ticaret Siciline de husumet yöneltilmesi yerinde olmadığından, davalı Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın pasif husumetin bulunmaması nedeniyle reddine ve sicil müdürlüğü lehine vekalet ücreti takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından (emsal Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2016/6695 E., 2018/798 K.) İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava; davacının davalı limited şirketin ortağı olmadığının tespiti ile Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarından ortak sıfatının terkinine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.04.2026 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.