Bartında 2/b statüsündeki hazine taşınmazının zilyetlik yoluyla kişisel tescili talepli kadastro davasında, ilk derece ve istinaf kararlarının temyiz incelemesi.
Özet: Bartında bulunan ve kadastro tespitinde iki şahıs arasında paylı kullanımda olduğu belirtilen bir taşınmaz hakkında açılan davada, davacı, kök murisinden intikal eden ve 1985 yılından beri münhasıran kullandığı iddiasıyla taşınmazın tamamının kendi adına tescilini talep ederken, ilk derece mahkemesi davacı lehine karar vermiş; ancak bölge adliye mahkemesi, taşınmazın davacıya intikal şekli, hukuki dayanağı ve zilyetliğin fiili taksime karine teşkil etme koşullarının açıklığa kavuşturulmadığı gerekçesiyle kararı bozmuş, bunun üzerine ilk derece mahkemesi davacıdan taşınmazın iktisap biçimi ve hukuki dayanakları hakkında detaylı açıklama istemiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/5784 E.  ,  2026/4121 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: 2023/2133 E., 2025/1357 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bartın Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: 2022/23 E., 2023/7 Karar.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, Bartın ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 19... parsel sayılı 7.751,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ''6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı, 3303 sayılı Taş Kömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un (3303 sayılı Kanun) 3. maddesi gereğince Havzai Fahmiye Hudutları içinde kaldığı, taşınmazın 2007 yılından beri 2 hisse itibarıyla 1 hissesi ... oğlu ..., 1 hissesi ... oğlu ...'ın kullanımında olduğu, taşınmaz üzerindeki su deposu ... Köy Tüzel Kişiliğine ait olduğu'' şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; 1 19... parsel sayılı taşınmaza ilişkin yapılan kadastro çalışmalarında, taşınmazın 2007 yılından beri 2 hisse ile 1/2 hissesinin müvekkilinin, 1/2 hissesinin davalı ...'ın kullanımında olduğuna ilişkin tespit yapıldığını, yapılan tespitin hatalı olduğunu, taşınmazın münhasıran 1985 yılından beri nizasız fazılasız müvekkili ...'un tasarrufunda olduğunu, müvekkilinin bu taşınmazı 1985 yılından beri bir bütün halinde ekip biçtiğini ve taşınmaz üzerine ceviz ve fındık ağaçlarını diktiğini, dava konusu taşınmazda davalı ... adına yapılan tespitinin iptalini, kadastro tespitine konu olan taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; 1 19... parsel sayılı taşınmazın evveliyatında babaları ...'in zilyetliğinde olan bir yer olduğunu, dava konusu taşınmazın kiren tarlası olarak anıldığını, köyde kadastro çalışmaları yapılmadan önce kendilerinin bu taşınmazda ailecek birlikte ziraat ederek kullandıklarını, davacının kardeşi ...'nın oğlu olduğunu, davacının taşınmaza fındık dikimi yaptığını, fakat bunun davacıya üstün bir hak tanımadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ... köyünde 2/B uygulama çalışmalarının tamamlandığını, ilgili kadastro tutanağının beyanlar hanesine yönelik yapılan zilyetlik tespitinin yasal dayanaklara uygun bir şekilde yapıldığını ileri sürerek, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini ve davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' yapılan yargılama sonunda 23.11.2020 tarihli ve 2020/3 Esas, 71 Karar sayılı ilamıyla alınan beyanlar itibarıyla taşınmazın kök muris ...'in ölümüyle oğlu ...'nın kullanımına geçtiği, ...'nın ölümüyle de davacı ... tarafından 1985 yılından günümüze kadar kullanılageldiği, davacının 30 yıldır taşınmazı annesi ... ile birlikte, annesinin ölümüyle de müstakilen kullandığı, davalının dava konusu taşınmazda 40 yıldır kullanımının bulunmaması hususunun fiili taksime karine oluşturduğu, davanın kabulüne ve taşınmazın 1985 yılından beri davacının kullanımında olduğuna dair şerhin tapu kütüğünün beyanlar hanesine dercine karar verildiği, hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 22.03.2022 tarihli ve 2021/2 29... /230 Karar sayılı kararıyla taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıkların taşınmazın davacı ile davalının ortak murisine ortak olduğunu ve davacının fiilen kullanımında bulunduğunu beyan etmeleri karşısında, beyanlar gözönünde bulundurulmak suretiyle dava konusu taşınmazın davacıya intikal şekli açıklığa kavuşturulmadığı, davacının davasının açıklattırılmadığı, davacının hangi hukuki sebebe dayandığının belirlenmediği, zilyetliğin fiili taksime karine olması için insan ömrünü aşan bir zilyetlik olması gerektiği gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunduğu, kaldırma sonrası 14.11.2022 tarihli ve 1 numaralı celsesinde davacı vekilinden dava konusu taşınmazın fiili kullanımının ne şekilde intikal ettiği veya iktisap edildiği, bu cümleden satış, bağış ya da taksim olgusunun mevcut olup olmadığı ve varsa dava sebebi olarak bu işlemlere dayanılıp dayanılmadığı hususunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesi doğrultusunda açıklama yapılması istendiği, davacı vekilinin sunduğu 26.02.2023 tarihli dilekçesinde taşınmazın kök muris ...'dan intikal ettiği, ...'ın davacı müvekkilleri Sadettin'in dedesi olduğu, kök muris ...'in dava konusu taşınmazın davacının babası ...'nın emekleri ile tarıma elverişli hale getirmesi ve kendisine ömrünün sonuna kadar bakması dolayısıyla duyduğu minnet duygusunun bir karşılığı olarak dava konusu taşınmazı müvekkili davacı ...'ın ailesine bıraktığını, davacı ...'in 1985 yılından beri taşınmazı kullandığı bildirildiği, kök muris ...'ın sağlığında dava dışı taşınmazlarından 1 22... parsel sayılı taşınmazını oğulları ... ve ...'ya verdiği, buna karşılık 1979 yılında ..., ... ve ...in dava dışı 1 22... parsel sayılı taşınmazdaki hisselerini davalı ...'ye bağışladıkları, bu şekilde kök murisin sağlığında usulünce paylaşım yapıldığı hususu da ileri sürüldüğü, istinaf kaldırma ilamında işaret olunduğu üzere, çekişmeli taşınmazla ilgili kök muris tarafından sağlığında yapılmış bir bağışlama ve zilyetliğin devri işlemi bulunup bulunmadığı, ...'ın terekesinin usulünce paylaşılıp paylaşılmadığı, 2/B kapsamındaki yerlere ilişkin kullanım haklarının da paylaşıma tabi tutulup tutulmadığının tahkikine esas olmak üzere önceki keşfe katılan mahalli bilirkişiler dışında 3 kişilik mahalli bilirkişi tespit edilerek, tespit bilirkişileri ve davacı tanıklarının da katılımı ile mahallinde yeniden keşif icra olunduğu, davalı ...'ın cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmadığından yapılan keşifte davalı tanığı dinlenmediği, mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve davacı tanıklarının alınan beyanlarında, taşınmazın ilk sahibinin davacının dedesi ve davalının babası olan ... olduğu, tarafların kök murisi olan ...'in ömrünün son yıllarında oğlu ... ve ailesi ile birlikte yaşadığı ve onlar tarafından bakılıp gözetildiği, oğlu ...'nın 1984 yılında kök muristen önce öldüğü, bu tarihten kök murisin vefat ettiği 1986 yılına kadar ...'nın geride kalan aile fertleri ile birlikte yaşadığı, ...'nın vefatını takiben dava konusu taşınmazın eşi ve çocukları tarafından kullanıldığı ve vaki kullanıma davalı dahil kimse tarafından eldeki davanın bidayetine kadar niza veya itiraz yöneltilmediği ittifakla ifade olunduğu, kaldırma ilamından sonra yapılan yargılamada, davacı tarafından 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesi kapsamında kök muris ...'in sağlığında taşınmazı ölen evladı ...'nın geride kalan aile efradına bağışladığına ilişkin yapılan ve esasen eldeki davada uyuşmazlık noktasının temelini teşkil eden açıklamasına yönelik olarak, bir kısım mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri ile davacı tanıklarının bilgilerinin bulunmadığı görülmüş ise de davacı tanıkları ..., ..., ..., ... ve tespit bilirkişisi ... tarafından kök murisin sağlığında taşınmazı bağışladığı bildirildiği, davacı tanıkları ... ve ..., taşınmazın bağışlandığı hususunu doğrudan kök muristen değil de kök murisin oğlu ...'nın eşi ...'dan duyduklarını belirttiği, anlatımlara göre kendisini bağışlanan konumunda gören veya o konumda bulunduğuna inanan bir kişiden, davacının annesi ...'dan sadır duyumların güvenirliliği konusunda duraksama meydana gelebilir ise de diğer tanıklar ... ve ... ile tespit bilirkişi ... ise kök murisin, oğlu ...'nın eşi ve çocuklarına dava konusu taşınmazı bağışladığını bizzat kök muristen duyduklarını ifade ettiği, ...'nın, davacı tarafın ablası olduğu cihetle tarafsız beyanda bulunmayacağı akla gelebilir ise de tanık ile davanın tarafları arasında, yakınlık veya akrabalık ilişkisinin bulunması, tanık beyanının geçersiz sayılabilmesi için tek başına bir ölçüt olamayacağı, yakın akrabalık bağı bulunsa da kök murisin sağlığında dava konusu taşınmazı kendisinden önce ölen oğlu ...'nın geride kalan aile efradına bağışladığı ve zilyetliğini teslim ettiği olgusunun sübut bulduğu, birden fazla tanıkla desteklenmiş olması ve taşınmazın ...'nın ailesi tarafından kullanılmaya devam ettiğinin bildirildiği, kök murisin sağlığında bağış yapmadığına ilişkin hiçbir tanık beyanının da bulunmadığı, kök murisin davakonusu taşınmazı kendisinden önce ölen oğlu ...'nın mirasçılarına bağışlamasından sonra taşınmazın onlar tarafından ... eşi ...'nın 2004 yılına kadar birlikte kullanıldığı, bu tarihten sonra sadece ... oğlu davacı ... tarafından kullanıma devam edildiği hususu tanıklarca beyan edildiği, dava konusu taşınmazın ilk olarak tarafların kök murisi ... tarafından kullanılmaya başladığı, kök murisin sağlığında 1984 yılında kendisinden önce ölen oğlu ...'nın geride kalan mirasçılarına taşınmazı bağışlayıp zilyetliğini devrettiği, bu tarihten itibaren taşınmazın müteveffa ... mirasçıları tarafından birlikte kullanıldığı, ... eşi ...'nın da 2004 yılındaki vefatından sonra dava konusu taşınmazın sadece davacı ... tarafından kullanıldığı, davacının kök muris ...'in vefat ettiği 1986 yılından ile kadastro tespit tarihine kadar geçen 33 yıl boyunca süregelen fiili kullanım şekline itiraz etmediği, eylemli durum ile zilyetliğe karşı çıkmadığının, fiili kullanım durumuna rıza gösterdiğinin ve dava konusu taşınmaza ilişkin zilyetlik iradesinin bulunmadığı kabul edildiği, bağış sadece davacı ...'e yönelik yapılmamış ise de, davacı vekili tarafından 04.07.2023 tarihinde, ...'ın davacı dışındaki taşınmazın kendisine de bağışlandığı tüm mirasçılarının dava konusu taşınmazın müstakilen davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesine muvafakat ettiklerini bildirir noter tasdikli muvafakatname sunulması karşısında, talep gibi davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davacının kullanımında bulunduğuna dair beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verildiği, bağışlama ve dolayısıyla kullanıma bağışlama tarihinin net olarak tespiti mümkün olmadığından diğer bağışlananlar olan davacının kardeşlerinin noter tarafından düzenlenen muvafakatnameleri de dikkate alınarak davakonusu taşınmazın kök murisin ölüm yılı olan 1986 yılından bu yana davacının kullanımında olduğu kabul edildiği, taşınmazın kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesinde yer alan, su deposunun ... Köy Tüzel Kişiliğine ait olduğuna dair şerhe kısa kararda sehven yer verilmediği, bu durumun gerekçeli kararın yazımı esnasında fark edilmekle gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki meydana getirmemek adına, su deposunun aidiyetinin dava konusu edilmediği hususu gerekçeli kararda açıklanmakla yetinildiği, Hazine vekilince davanın açıkça reddi talep olunduğundan davalı Hazinenin gerçek hasım olarak yargılama giderlerinden sorumlu olduğu'' gerekçesiyle davanın kabulü ile Bartın ili ... ilçesi ... köyü 1 19... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile; Bartın ili ... ilçesi ... köyü 1 19... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağında belirtilen vasıf ve nitelikleri ile Hazine adına tapuya tesciline, tapu sicilinin beyanlar hanesine ''taşınmazın tamamı 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı, 3303 sayılı Kanun'un 3.maddesi gereğince Havza-i Fahmiye hudutları içerisinde kaldığı, taşınmazın 1986 yılından beri ...'ın kullanımında olduğu'' şerhinin yazılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler, tutanak tanıkları ile davacı ... davalı tanıklarının beyanlarına göre dava konusu taşınmazın evveliyatında davacılar ile davalıların ortak murisi ...'ın fiili kullanımında olduğu, sağlığında bu yeri kendisinden önce ölen oğlu davacının babası ...'nın mirasçılarına bağışlayıp zilyetliğini devrettiği, muris ...'nın mirasçılarınında 2004 yılında dava konusu taşınmazdaki zilyetliklerini davacı ...'a devrettikleri, muris ...'in ölüm tarihi olan 1986 yılından bu zamana kadar dava konusu taşınmazın kullanımının davacının kendisine ait olduğu, davacının kullanımının tereke adına değil, kendi adına olduğunun sabit olduğu, kullanım kadastrosu sırasında taşınmaz 2/B alanı olarak Hazine adına tescil edilirken taşınmaz üzerinde fiili kullanımı bulunanlar ve muhdesatlar tespit edilerek tapunun beyanlar hanesinde gösterildiği, kadastro tespiti sırasında taşınmazın fiili kullanımı tereke adına olmayıp kendi adına olacak şekilde davacıya ait olduğu, davalının bu kullanıma karşı çıktığına veya taraflar arasında uyuşmazlık konusu edildiğine dair bir belge veya bilgi de bulunmadığı, 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesine göre tespit sırasında aranan hususun fiili kullanım olup taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olduğundan mülkiyet hakkı bakımından değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, davacı tarafın dava konusu taşınmaz üzerindeki uzun süreli kulanımının kendi nam ve hesabına ilişkin olması nedeniyle davacının davasının kabulü yönünde hüküm kurulmasında ve yine davalı ... vekilinin davaya cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında açıkça davanın reddini savunduğundan yasal hasım konumunda bulunmadığı gözönünde bulundurularak yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak her ne kadar istinaf sebebi yapılmamış olsa da; Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorunda olup bu husus kamu düzeni ile ilgili olduğu, İlk Derece Mahkemesince kabule göre dava konusu olmayan ve tespitte itiraz edilmeyen su deposunun ... Köy Tüzel Kişiliğine ait olduğuna dair şerhe ilişkin İlk Derece Mahkemesince dava konusu parsel yönünden kabul kararı verildikten sonra sicil oluşturulabilmesi için tespit gibi tesciline şeklinde karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında bu hususun göz ardı edilmesi isabetsiz ise de, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-(b).2.maddesi gereği' kanunun olaya uygulanmasında hata edilen' ve 'yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan' eldeki dava açısından hükmün infaza elverişli olacak şekilde kamu düzeni yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilerek 'taşınmazın tamamı 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.' 303 sayılı Kanun'un 3.maddesi gereğince Havza-i fahmiye hudutları içerisinde kalmaktadır.', 'işbu taşınmaz, 1986 yılından beri ... T.C. Kimlik Numaralı ...'ın kullanımındadır.', ' İş bu taşınmaz üzerindeki su deposu ... Köy Tüzel Kişiliğine aittir' şerhlerinin yazılması" gerekçesiyle davalılar Hazine vekili ve davalı ...'ın istinaf başvurularının 6100 sayı Kanun'un 353-1-(b).1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla değişik 2/B madde uygulama çalışmaları tamamlandığını, ilgili kadastro tutanağının beyanlar hanesinde, mevcut zilyetlik tespitinin mevcut bilgi/belgelere, muhtar ve bilirkişi beyanlarına göre yapıldığını, kullanım itiraz davalarında dava konusu taşınmazın maliki olması hasebiyle Hazinenin yasal hasım durumunda olduğu, Hazine aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, yargılama giderinin haksız çıkan taraftan alınacağını, davanın açılmasına sebebiyet vermedikleri için davanın kabulü ihtimalinde yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmaması gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile ve Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.