Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin trafik kazası kaynaklı ölüm ve cismani zarar nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, 04.08.2022 tarihinde gerçekleşen ölümlü ve yaralanmalı trafik kazasında ağır bedensel zarar gören davacının, başlangıçta 40,00 TL maddi (sürekli/geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderleri) ve 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ettiği tazminat davasının istinaf incelemesine ilişkin olup; davalılar ise çoğunlukla davanın usulden veya esastan reddi, dava şartlarının yerine getirilmediği, kusur ve maluliyet tespiti için bilirkişi incelemesi gerekliliği ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesi yönünde savunma yapmışlardır.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ 21/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: 24/12/2025
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ......
VEKİLİ
: Av...
DAVALI
: 1- ......
VEKİLİ
: Av...
DAVALI
: 2- ......
VEKİLİ
: Av...
DAVALI
: 3- ......
VEKİLİ
: Av...
DAVALI
: 4- ......
VEKİLİ
: Av...
DAVALILAR
: 5- ......
6- ......
VEKİLİ
: Av...
DAVA İHBAR OLUNAN
: ......
VEKİLİ
: Av...
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: 21/09/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: 21/09/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; 04.08.2022 tarihinde saat 18.15-18.30 sıralarında Konya İli Selçuklu ilçesinde, sürücü ...... idaresindeki ...... plaka sayılı çekici ve buna takılı ...... plaka sayılı yarı-römork ile sürücü ...... idaresindeki ...... plaka sayılı araç ile çarpışmış, çarpışmanın etkisiyle ile müvekkilin içinde yolcu olarak bulunduğu ...... plakalı araç savrulmuş ve çarpışma neticesinde ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Kaza ile birlikte ...... plakalı araçta yolcu olarak bulunan müvekkili, ağır bedensel zarara uğradığını,) 6100 sayılı HMK madde 107 gereğince alacak miktarının tam olarak belirlenememesi sebebiyle ayrı ayrı olmak üzere şimdilik 10,00 TL sürekli iş göremezlik (kalıcı maluliyet), 10,00 TL geçici iş göremezlik (geçici maluliyet), 10,00 TL faturalandırılabilen ve faturalandırılamayan tedavi gideri, 10,00 TL bakıcı gideri olmak üzere TOPLAM 40,00 TL MADDİ TAZMİNATIN kaza tarihi olan 04.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi konumunda olan davalılar yönünden poliçede belirtilen limitler dâhilinde başvuru tarihinden itibaren) müştereken ve müteselsilen tahsilini, Müvekkil için TOPLAM 100.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN kaza tarihi olan 04.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı sigorta şirketleri haricindeki davalı şirket ve şahıstan müştereken ve müteselsilen tahsilini, Yargılama giderleri ve dava vekalet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalı ...... vekili cevap dilekçesinden özetle; Öncelikle davacı taraf, davaya konu belgeleri iyi niyet kuralları çerçevesinde eksiksiz olarak sunmamış ise TMK m. 6. "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" ve haksız fiilden kaynaklı zararlara ilişkin olarak TBK m. 50 "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükümleri doğrultusunda, yargılamaya ilişkin HMK m.119 Dava dilekçesinin içeriği başlıklı, "f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği" hususunun dilekçe ve ekinde zorunlu gösterilmesi gerektiğinden bu hususta yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, tamamlatılmasına muvafakatimiz olmadığını belirtmek kaydıyla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ...... vekili cevap dilekçesinden özetle ;fazlaya ve başkaya ilişkin hakları, ihbar, dava, talep ve şikayet haklarımızı saklı tutarak; davanın reddini, yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ...... vekili cevap dilekçesinden özetle; Müvekkil şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından dolayı usulden reddini, Sayın mahkemeniz esastan inceleme yapacak ise, Kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, Maluliyet oranı tespiti için davacıların Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi’ne veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümü’ne sevkiniAleyhimize hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ...... vekili cevap dilekçesinden özetle; Davacının dava dilekçesine karşı cevaplarımızın kabulü ile, Davacının haksız şekilde ikame ettiği davanın öncelikle dava şartının gerçekleşmemesi sebebiyle usulden reddini, Mahkemenizce aksi kanaatte olunmasına halinde ise müvekkil davalı yönünden esastan reddini, Her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür.
Davalı ...... vekili cevap dilekçesinden özetle; davanın öncelikle dava şartının gerçekleşmemesi sebebiyle usulden reddini, Mahkemenizce aksi kanaatte olunmasına halinde ise müvekkil davalı yönünden esastan reddini,
Her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür.
Davalı ...... vekili cevap dilekçesinden özetle;Davacının haksız şekilde ikame ettiği davanın öncelikle dava şartının gerçekleşmemesi sebebiyle usulden reddini, Mahkemenizce aksi kanaatte olunmasına halinde ise müvekkil davalı yönünden esastan reddini,
Her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür.
İhbar Olunan ...... şirketi vekili cevap dilekçesinden özetle; ihbar olunan olarak aleyhimize hüküm kurulmasına imkan bulunmadığını, huzurdaki davanın reddini, ihbar olunan müvekkil şirket hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile A- MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN Davacının davalılar (......, ......, ......, ......, ...... ve ......) aleyhine açtığı maddi tazminat, yargılama safahatı içinde ödenmiş olduğu anlaşılmakla; dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, B-MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN Davacının davalılar ((......, ......, ...... ve ......) aleyhine açtığı manevi tazminat davası nedeniyle; 75.000,00TL'nin kaza tarihi olan 04/08/2022 tarihi itibariyle avans faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre;
MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN
Davacının davalılar (......, ......, ......, ......, ...... ve ......) aleyhine açtığı maddi tazminat, yargılama safahatı içinde ödenmiş olduğu anlaşılmakla; dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN
Davacının davalılar ((......, ......, ...... ve ......) aleyhine açtığı manevi tazminat davası nedeniyle; 75.000,00TL'nin kaza tarihi olan 04/08/2022 tarihi itibariyle avans faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı ...... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda bütün kusurun davalı ......'a ait olduğunu, dolayısıyla müvekkil aleyhine hükmedilen manevi tazminatı kabul etmediklerini, davacının trafik kazası sonucundaki yaralanmasının BTM ile giderilebilir şekilde yaralandığı ortadayken davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, bu miktarın davacının duyduğu elem ve acının karşılığını aşan, sebepsiz zenginleşmeye neden olacak bir miktar olduğunu, manevi tazminata hükmedilirken kazaya karşına araçların ticari araç olmasından hareketle avans faizine hükmedildiğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla manevi tazminata hükmedilecekse bile uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulüne ve davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın tamamen kaldırılmasına ve yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ...... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilin kullanıcısı olduğu aracın karıştığı trafik kazasından dolayı ikame edilen işbu dava kapsamında davacının, davalılardan müştereken ve müteselsilen maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğunu, yargılama sürecinde davacının maddi tazminat taleplerinin davalı sigorta şirketlerince karşılandığından bu talebinden vazgeçtiğini ve mahkemenin de bu konuda kesin karar verdiğini, fakat, davacının 100.000 TL olan manevi tazminat talebinin 75.000 TL'lik kısmı sigorta şirketleri dışındakiler yönünden kabul edildiğini, davacının 26/11/2025 tarihli duruşmada manevi tazminat talebini taraflarına değil de sigorta şirketlerine yönelttiğini beyan ettiğini, bu durumun göz önünde bulundurulmadığını, davacının dava dilekçesindeki talebi ile duruşma zaptındaki talebi arasında çelişkinin giderilmediğini, ayrıca manevi tazminata ilişkin değerlendirme yapılırken davacının emniyet kemerini takıp takmadığı, iş güvenliği kurallarına uyup uymadığı gibi müterafik kusura neden olacak olgulara gerekçeli kararda yer verilmediğini, müvekkilin kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, manevi tazminata hükmedilirken kazaya karışan araçların ticari araç olmasında hareketle avans faizine hükmedildiğini, araçları ticari olsa bile araçların ticari araç olsa bile müvekkilin gerçek kişi olduğunu ve aleyhine avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulüne ve davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın tamamen kaldırılmasına ve yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ...... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Kazanın oluşumuna engel olmak için yeterli uzaklıktan hızlı bir manevra yapıldığını ancak dur levhasına rağmen fren dahi yapılmaksızın sağ taraftan gelen ...... plakalı aracın kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkil şirketin araç işleten olarak söz konusu kazada ......'ın kusuru oranında sorumlu olacağını, araç sürücüsü görüş açısına ...... plakalı aracın girmesi ile yapılabilecek en hızlı reaksiyonu aldığını, kaza tespit tutanağı ve soruşturma dosyası kapsamında toplanılan deliller doğrultusunda kusursuz olduğu sabit olmasına karşın bu hususta ilk derece mahkemesine karşı itirazlarını sunmuşsalar da itirazlarının dikkate alınmadığını ve tek bir bilirkişi raporu ile kusur belirlemesi yapıldığını, davacı tarafın meydana gelen kaza esnasında emniyet kemerini takmadığını, bu durumun zarar görenin müterafik kusurunu teşkil ettiğini, geçici iş göremezlik tazminatının ve tedavi giderlerinin kabulünün hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle davacı tarafından Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen 24/12/2025 tarihli gerekçeli kararın yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, trafik kazası nedeniyle yakınların maddi-manevi tazminat davası olup, hükmedilen manevi tazminata yönelik davalılar ......, ...... ile ...... tarafından aşağıda incelenen yönlerden istinaf edilmiştir. (Davalı ......'ın istinafının yapılmamış sayılmasına dair ek karar kesinleşmekle)
- İstinaf eden davalıların kusura ve müteselsil sorumluluğa dair;
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 85 maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. Maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine TBK 61. Maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.
Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı kusursuz olduğuna göre zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/11886 Esas, 2017/6732 Sayılı Kararı)
Buna göre, araçlardan birinde yolcu olarak bulunan davacı kusuru bulunan tüm davalılardan müteselsilen talepte bulunduğundan ve davalılar işleten ve sürücü olarak müteselsilen zarardan sorumlu olduklarından ve ayrıca ancak talepte bulunulan davalılar bakımından karar verilebilecek olup davalıların manevi tazminata yönelik İMMS'nın davalı olarak sorumluluğuna gidilmesi istenilmediğinden husumete ve sorumluluğa yönelik davalı taraf itirazlarının yerinde olmadığı görülmüştür.
Bunun dışında kusura yönelik olarak, olay yeri tespit tutanağı ile mahkemece ve kazaya ilişkin diğer dava dosyalarında alınan alınan kusur raporları ile tüm deliler hep birlikte incelenip değerlendirildiğinde; bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderildiği ayrıntılı, gerekçeli, oluşa ve deliller ile İTÜ uzman bilirkişi heyetinin raporunda belirlenen kusur oranlarında da bir isabetsizlik bulunmadığından, bu itibarla tarafların kusura dair itirazlarının reddine karar verilmiştir.
- İstinaf eden davalıların manevi tazminat miktarına yönelik itirazında;
Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminata karar verilebilmesi için BK 49 (TBK’nun 58) maddesindeki koşulların oluşması gerekir.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (BK 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (BK 49). Bunlardan TMK’nın 24. maddesi ile BK’nın 49. maddesi daha kapsamlıdır. TMK’nın 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; TMK 26, 174, 287); bunların dışında BK’nın 49. maddesi uygulanır.
TMK’nın 24. ve BK.49 (TBK’nın 58) maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır.
Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.
Manevi tazminatın miktarına yönelik değerlendirmede ise; hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Yukarıdaki düzenleme ve ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davaya konu maluliyete neden olan davalıların kusuru ve davacıda oluşan sürekli ve geçici iş göremezlik durumu, davacı yolcunun kusursuzluğu, olayın gerçekleşme biçimi, yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumlarına ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, hükmedilen tazminat miktarının fazla olmadığı görülmekle buna dair davalı itirazlarının reddi gerekmiştir.
- İstinaf eden davalıların faiz türüne yönelik itirazlarında;
Kazaya konu davalılara ait araçlar davalı şirketlere kayıtlı ticari nitelikli araçlar olup dava dilekçesinde hükmedilecek manevi tazminatlara avans faiz uygulanması talep edilmiş bulunup, avans faizine hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur.
-İstinaf eden davalıların müterafik kusura ilişkin itirazın incelenmesinde;
Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, araçta bulunanların emniyet kemerlerinin takılı olup olmadığı "belirsiz" olarak işaretlenmiştir. Davacıların emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, emniyet kemerinin takılı olmadığının ispatı davalı taraf üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından ve emniyet kemerinin takılı olmadığının tespiti yapılamadığından, davalının bu yöndeki itirazının reddi gerekmektedir.
Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalılar ......, ...... ile ......'un istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalılar ......, ...... ve ...... vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davalı ......'den alınması gereken 5.123,25 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.435,00 TL nin mahsubu ile bakiye 3.688,25 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf eden davalı ......'den alınması gereken 5.123,25 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.435,00 TL nin mahsubu ile bakiye 3.688,25 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf eden davalı ......'den alınması gereken 5.123,25 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.435,00 TL nin mahsubu ile bakiye 3.688,25 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davalılar ......, ...... ve ...... tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların bu davalılar üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2022 yılı itibari ile (107.090,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 21/09/2026
...
Başkan
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.