Whatsapp üzerinden karton bardak siparişinin teslim edilmemesi ve ön ödemenin iade edilmemesi üzerine açılan itirazın iptali davasında esnaf/tacir ayrımı tartışması ve icra inkar tazminatı talebi.
Özet: Dava, davacının karton bardak siparişi için davalıya yaptığı 25.000 TL ön ödemenin, ürünlerin teslim edilmemesi ve kararlaştırılan iadenin gerçekleşmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı takibin devamı ile icra inkar tazminatı talep ederken, davalı ise davacının esnaf vasfını, sunulan belgelerin ispat gücünü ve kendi tarafında sebepsiz zenginleşme olmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:2026/1554 EsasKARAR NO
:2026/86Büyükçekmece İcra Dairesi
: 2025/...DAVA
:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:14/07/2025KARAR TARİHİ
:22/09/2026Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ..., içecek satış işiyle uğraştığını, şahıs firması olduğunu, davacı işletme defteri tutmakta olan bir esnaf olup dava ticari dava olmadığından arabuluculuk süreci zorunlu olmadığını, whatsapp uygulaması üzerinden ... adlı iş yeri ile iletişime geçmiş, uygulama üzerinden ... ile muhatap olduklarını, karton bardak siparişi vermek istediğini, 08.09.2025 tarihinde siparişini verdiğini, 08.05.2025 tarihinde proforma fatura kesilmiş, ertesi gün de kendisinden ön ödeme talep edildiğini, 09.05.2025 tarihinde, davacı kredi kartı bilgilerini atarak ön ödemeyi yaptığını, 25.000,00 TL tutarında ödeme kredi kartından çekildiğini, 25 bin TL'nin kredi kartından çekildiğine dair banka slip görüntüsü de davacı whatsapp üzerinden paylaşıldığını, siparişlerin en geç iki hafta içerisinde teslim edileceğini bildirdiği, davacı 09.05.2025 tarihinde davalı taraftan fatura bilgilerini istemiş, karşı taraf da vergi levhasını davacıya iletildiğini, vergi levhasına göre karşı tarafın ticaret unvanı ... Ltd. Şti.'dir. Aradan geçen bir haftalık süre zarfından sonra 16 Mayıs 2025 tarihinde davacı verdiği siparişlerin akıbetini ve teslimat tarihini sorduğunu, 26 Mayıs haftası ürünlerin gönderilmeye başlanacağı cevabını aldığını, teslimat haftası tekrar iletişime geçmeye çalıştığı, kendisi kimseye ulaşamadığını, 10.06.2025 tarihinde tekrar aramış, muhatap kişi başka bir numara verip o kişiyle iletişime geçmesini söylediğini, o kişiyle de görüşme yapılamamış olup 13.06.2025 tarihinde davacı davalı taraf ile iban numarasını paylaşarak yaptığı ödemenin geri gönderilmesini talep ettiğini, karşı tarafça da kabul edildiğini, aradan geçen bir haftanın ardından ödemenin halen yapılmadığını bildirdiğini, davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ile takibin devamına, davalı tarafın, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Öncelikle davacının esnaf faaliyetinde bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmekte olup, davacının faaliyeti esnaf faaliyeti sınırını aşıyor ise mahkemeniz görevsiz olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere göre davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti kapsamında kalıp kalmadığının, davacının yaptığı iş itibariyle esnaf sınırını aşıp aşmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Davacının esnaf faaliyetini aştığının tespit edilmesi durumunda tacir olarak değerlendirilmesi ve tacirlere özgü hükümlere tabi tutulması gerektiğini, buna göre, davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü, taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olarak nitelendirilmesi, davanın ticari dava olarak nitelendirilmesi, davanın asliye ticaret mahkemelerinde açılması gibi zorunluluklar söz konusu olacağını, davacının iddiasını ispatlamak amacıyla dosyaya sunduğu proforma fatura icap niteliğinde bir belge olmakla birlikte, işbu proforma fatura ile ödeme ispatı olarak sunulan slip de içerik itibariyle birbiriyle çelişmektedir. Davacının, davanın ispatı olarak sunduğu bilgi ve belgeler yalnızca delil başlangıcı olarak kabul edilebilecek olup davacı şirketin sebepsiz zenginleştiğinin ispatı olamayacağını, davacının iddialarına dayanak olarak sunduğu proforma fatura ve kredi kartı slipi yalnızca delil başlangıcı olarak kabul edilebileceği nitelikte olduğundan davacı iddialarını ispatlayamadığını, takibe itiraz haksız olmadığından, davacının icra-inkar tazminatı talebi yerinde olmadığını, davalı şirketin davacıya takibe konu bir borcu olmadığından ve davalı şirket sebepsiz zenginleşmediğinden icra takibine haksız olarak itiraz edilmemiş olup tüm bu hususlar nazarıyla icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz olup davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.DELİLLER
: Büyükçekmece İcra Dairesi 'nin 2025/... esas sayılı dosyası, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, davacı tarafça davalıya yapılan ödemenin, iadesi maksadıyla Büyükçekmece İcra Dairesi'nin 2025/... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... karar görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli mahkemeye tevdine karar verildiği, İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosunca dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görüldü.19/12/2018 tarih 30630 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7155 sayılı kanunun 20. maddesi uyarınca, 6102 sayılı TTK'ya "3. Dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile eklenen 5/A maddesi uyarınca; 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak getirilmiştir.Yine 7155 sayılı kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı HUAK'ya "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında; davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceği, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği ve devam eden maddelerde arabulucuğa ilişkin düzenlemenin 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.Dava şartları ve ilk itirazların karara bağlanması için, tarafların açıklamaları yeterli ise hâkim, dosya üzerinden karar verebilir. Verilen karar (görevsizlik veya yetkisizlik kararı gibi) davayı (o mahkemede) sona erdirici nitelikte ise, hâkim tarafları ön inceleme duruşmasına davet etmeden (dosya üzerinden) gerekli kararı verebilir. Bu hâlde ön inceleme duruşması yapılmasına, tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesine ve tahkikat aşamasına geçilmesine gerek kalmaz (Kuru B., s 286).Nitekim 6100 sayılı HMK’nın 138. madde gerekçesinde de, usule ilişkin hususların, şekli nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabileceği ancak mahkemenin kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyması hâlinde bunu tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacağı, böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanmasının amaçlandığı belirtilmiştir.Anılan düzenleme ile hâkime dava şartlarına ilişkin olarak hangi aşamada karar verilmesi noktasında takdir hakkı tanınmış olup, hâkim tarafların dinlenmesine ihtiyaç duymaması hâlinde gerekli gördüğü takdirde dosya üzerinden de karar verebilecektir.6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/15-2141 esas, 2019/442 karar)7155 Sayılı Kanun ile 6102 TTK.'nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/a maddesi uyarınca bu kanunun 4. maddesinde belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın alacak ve tazminatları hakkında dava açılmadan önce arabuluculağa başvurmuş olması dava şartıdır. Belirtilen kanunun 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Kanunun eklenen 18a/2. Madde de ise arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın usulden reddine karar verilir düzenlemesi bulunmaktadır.Davanın görevsiz Asliye Hukuk Mahkemesinde 14/07/2025 tarihinde açıldığı, 08/05/2026 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, davacı vekilinin dosyanın görevli ...Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi için başvuruda bulunduğu, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın mahkememize gönderildiği, davacı vekilince 30/06/2026 tarihli dilekçe ekinde 08/05/2026 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu anlaşılmakla, bu doğrultuda görevsiz mahkemede dava açılmış olması mahkemenin sorumluluğunda olan bir husus olmayıp, sorumluluğun davayı görevli mahkemede ikame etmeyen tarafta olduğu, (... BAM 11. HD 2021/2969 esas, 2022/9 karar ), Asliye Hukuk Mahkemesi için arabuluculuk dava şartı olmasa da görevli mahkeme önünde bu şart arandığından davanın açıldığı tarihte arabulucuk dava şartının yerine getirilmediği, görevsizlik kararından sonra arabuluculuğa başvurulması ile işbu eksikliğin giderilemeyeceği zira 7155 sayılı Kanun ile ticari davalarda zorunlu hale getirilen arabuluculuğun tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, (Yargıtay 11. HD' nin 2024/3170 esas, 2025/1085 karar, Yargıtay 6. HD' nin 2024/3201 esas, 2024/4336 karar ve yine Yargıtay 3.HD' nin 2023/4643 esas ve 2024 2797 karar, ... BAM 11. H.D. E.2021/1492, K.2021/1204; ... BAM 4. H.D., E.2020/778, K.2020/712; ... BAM 5. H.D., E.2020/1353, K.2020/1450; ... BAM 23. H.D., E.2020/1757, K.2020/1466; ... BAM 3. H.D., E.2020/742, K.2020/991 sayılı ilamları ile de sabit olduğu üzere) dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı tarafça açılan davanın arabuluculuk dava şartının yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 7155 sayılı Kanunun 20 ve 23.maddeleri ve 6325 sayılı Kanunun 18a/2. maddeleri gereğince usulden reddine,2-Alınması gereken 732,00-TL harcın davacı tarafça yatırılan 615,40-TL harçtan mahsubuyla, bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-AAÜT gereğince hesap edilen 25.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesineDair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/09/2026Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır