Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, marka tescil başvurusuyla ilgili YIDK kararının iptali davasında müktesep hak ve kötü niyet iddialarını değerlendiriyor.
Özet: Davacı, mevcut markasının müktesep haklar sağladığını ve davalının birebir aynı ticari unsuru içeren markasının Türkiyede gerçek ticari kullanımının ve sahipliğinin yeterli olmadığını iddia ederek, markasıyla ilgili bir YIDK kararının iptalini talep ederken; davalılar ise kendi markalarının uzun yıllardır uluslararası alanda ve Türkiyede fiilen kullanıldığını, davacının müktesep hak iddiasına dayanak gösterdiği markanın ihtilaflı olduğunu ve davacının kendi markalarına birebir aynı olan bir ibareyi seçerek kötü niyetli davrandığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2015/73 Esas - 2026/6
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No
: 2015/73Karar No
: 2026/6...Dava
: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptaliDava Tarihi
: 13/02/2015Karar Tarihi
: 14/01/2026Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih
: 14/01/2026Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davacının 1985 yılından beri elektrik ve elektronik ses iletimi alanlarında faaliyet gösteren köklü bir firma olduğunu, davacının 20.11.2012 tarihinde 09 ila 11. Sınıflara giren emtialarda tescil ettirmek üzere yaptığı .... sayılı markasının birebir aynı esas unsuru ihtiva ettiğini, ayrıca her iki markanın da aynı emtialar yönünden tescilli olacağını, yani davacının bahsi geçen markasının müktesep hak kriterlerini karşıladığını, ayrıca her ne kadar davacının.... Esas no.lu dosyası kapsamında yargılaması sürmekte ise de, davacının bu markası halen hüküm ifade etmekte olduğundan davacının bu markasına dayalı müktesep hak iddialarının göz ardı edildiği .... kararının hatalı olduğunu, davalı firmanın KHK m. 8/3 hükmü kapsamında gerçek hak sahipliğinin marka işlem dosyası kapsamında yeterli delil ile ispat da edilmediğini, nitekim her ne kadar davalı firmanın .... uzantılı alan adı davalıya 05.03.1999 tarihinden muteber olmak üzere tahsisli ise de, davalının bu site üzerinde ....” markası ile herhangi bir ticari/iktisadi/unvansal kullanım gerçekleştirmediğini, nitekim davalının da Türkiye özelindeki ticari faaliyetlerini...” markasının davalı adına yurt dışında tescil edilmiş olmasının da davalıya Türkiye’de herhangi bir hak kazandırmayacağını, zaten de toplamda 75.431,31 ABD Doları değerindeki işlemin gerçek hak sahipliğini doğurmasının mümkün olmadığını, davacının 05.10.2013 tarihinde Çin’deki bir firmaya “.... başvuru numaralı markanın tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı .... vekili cevaplarında özetle; davalı firmanın ticaret unvanının ayırıcı unsuru olan .... ibaresinin davalı tarafından .... ürün satışı yapılan faturalarda 09. Sınıfa giren “ses sistemleri ve bunların parçaları”nda kullanıldığının .... işlem dosyası kapsamında ispat edilebilmiş olduğunu, ayrıca bu markanın davalı firma adına yurt dışında çok sayıda ülkede tescilli olduğunu, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı .... sayılı markasının hükmünün yargıya intikal etmiş olan uyuşmazlıklar kapsamında çekişmeli olduğunu, dolayısıyla davacının bu markasına dayalı olarak somut uyuşmazlıkta bir hak iddia edemeyeceğini, davacının sınırsız sayıda seçenek özgürlüğü varken, davalının ticari hayatta uzun yıllardır kullandığı “....” ibaresinin birebir aynısını kendisine marka olarak seçmiş olmasının davacının kötü niyetini gösterdiğini, zira davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davacının davalı firmanın markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; ABD’de yerleşik davalının 1999 yılından günümüze kadar sürdürdüğü ticari faaliyetleri kapsamında “.... uzantılı alan adının da davalıya 1999 yılından beri tahsis edilmiş olduğunu, davalının ....” ibareli ilk marka tescilinin de 1999 yılında ABD’de gerçekleştiğini, bu markanın davalı adına halihazırda.... tescilli olduğunu, hal bu iken davacının dava konusu edilen markayı kendi adına tescil ettirmek istemesinin davacının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, nitekim davacının kendisini davalının Türkiye’deki yetkili satıcısıymış gibi göstererek girişimlerde bulunduğunu, ayrıca .... uzantılı alan adını da kullandığını, davacının hükmü .... sayılı markasına dayalı olarak somut uyuşmazlıkta müktesep hak iddiasında da bulunamayacağını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.GEREKÇE
:Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, davacının kazanılmış hak itirazının yerinde olup olmadığı, davalının kötü niyet iddialarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının.....sayılı "massive" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.Davaya konu ....." ibareli marka için davacı tarafından 20/11/2012 tarihinde 09/11.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, davalı tarafından .... sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve başvurunun reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;DAVALININ KÖTÜ NİYET İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:Hukukumuzda “kötü niyet” tanımlanmamıştır. Buna karşın kavramı izah için özellikle de subjektif olgunun tespiti için iyi niyete başvurulmaktadır. İyi niyete sadece bir hüküm olarak değil, özel hukuka yön veren bir ilke anlamında Medeni Kanun m. 3’te yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca, Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. İyi niyet ve kötü niyet bir madalyonun iki yüzü gibi olduğundan kötü niyetin tanımını yapabilmek için öncelikle iyi niyetin ortaya konması yararlı olacaktır. İyi niyet, bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen herhangi bir hususun hakkı kazanacak olan kimse tarafından bilinmemesi demektir. O halde kötü niyeti, bir bakıma “iyi niyetli olmama hali”, yani “bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen hususu bilmesine rağmen hareket etmek veya susmak suretiyle başkalarına zarar vermek” şeklinde tanımlamak mümkündür.Somut olayda, davalının marka işlem dosyasına sunmuş olmuş olduğu dava dışı.... uzantılı web sitesine Türkiye’den de erişilebildiği anlaşılmakla; davalı ile aynı sektörde ve aynı ürün bazında faaliyet gösteren davacının, “....” markasından haberdar olmamasının, hayatın olağan akışına aykırı düştüğü değerlendirilmiştir. Ayrıca; her ne kadar uyuşmazlık konusu olan İngilizce “massive” ibaresi, Türkçe’de “cüsseli” anlamına gelmekte ise de, bu kelimenin ülkemizdeki ticari hayata ve günlük konuşma diline yansımış bir kelime olmadığı, dolayısıyla, bu anlamının ortalama tüketici tarafından bilinemeyeceği, yani .... ibaresinin uyuşmazlık konusu olan emtialar yönünden markasal hüviyette ayırt ediciliğinin yüksek olduğu ve ilk anda herkesin aklına gelebilecek bir marka olmadığı değerlendirilmiştir.Nitekim; davalının ....sayılı markasının hükümsüz kılındığı, .... Karar sayılı 30.11.2023 tarihli “kaldırma kararı”nda; “….Dosya kapsamına sunulan delillerden; Ağustos 2000 tarihli .... ... dergisi, Kasım 2000 Auto/Sound Dergisi ve Mayıs 2002 CAR ... dergisinde davacı ve ürünlerine ilişkin haber ve görsellerin yayınlandığı, tanıtımının yapıldığı anlaşılmıştır….27/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda; davalının davaya konu .... nolu "..." isimli markanın tescil tarihi olan 28/06/2005 tarihinden dava tarihi olan 03/04/2014 tarihleri arasında yaptığı net satışların miktarı 32.501 adet, satış tutarının ise, 3.001.156,76 TL olduğunun bildirildiği anlaşılıyorsa da, sunulan faturalar ve bilirkişi raporundan, davalı marka kullanımının tamamının 2013-2014 yıllarına ait faturalara dayandığı, 2013 yılı öncesinde kullanımının bulunmadığı, davalının ... nezdindeki ... (davacının ticaret ünvanı olan ... ... markasının davalı adına tescili için yapılan başvuru) başvurusunun itiraz üzerine ... tarafından reddedildiği, dosyaya sunulan faturalara ve bilirkişi tespitlerine göre, davalı kullanımlarının da bu aşamadan sonra 2012 ve 2013 yılından sonra gerçekleştiği, davalının tescil ettirmek istediği ... ... markasının aynı zamanda davacının ticaret unvanını oluşturduğu, her iki firmanın da otomotiv ses sistemleri alanında faaliyet gösterdikleri dikkate alındığında, Türkiye'de de çeşitli dergilerde 2000 yılından itibaren tanıtımı yapılan, 1999 yılından beri yurtdışında tescilli ... VE ... ... markalarından davalının 2005 yılındaki tescil anında haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı anlaşılmaktadır……. Davalının reiselektronik.com.tr isimli web sitesinde markasını tescil ettirdiği ... şeklinde kullanmasının yanı sıra davacıya ait M....ibaresini ve davacının markasını taşıyan ürün görsellerini de kullandığı, davalının bu kullanımının davacının yurtdışında tescilli olan markasına ve web sitesindeki kullanımlarına ayniyet derecesinde benzer olduğu, davalının internet sitesinde "Hakkımızda" kısmında, "... 2013 yılı itibarıyla 1985 yılında kurulan, .... bünyesinde .... yer alamaya başlamıştır." şeklinde kullanımının bulunduğu, .... alan adının davalı tarafından 05/07/2013 tarihinde satın alındığı ve dava tarihinden önce davacı markasını taşıyan logolu ürünlerin bu site üzerinden sergilenerek satıldığına dair dosyaya sunulan whois kayıtları, web sitesi görselleri vs. dikkate alındığında, davacının özgün kırmızı logolu .... markasının yanı sıra, ticaret unvanı olan .... markasının, seçenek özgürlüğü var iken davalı tarafından seçilmesi ve 2005-2013 yılları arasında 8 yıl kullanılmaması, daha sonra yapılan yeni başvurulara itiraz edilerek başvuruların reddi üzerine kullanılmaya başlanmasının basiretli tacirden beklenen dürüstlük kuralına aykırı ve TMK 2. Madde de düzenlenen iyi niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, yabancı menşeili davacı şirketin, davalının markasını uzunca bir süre kullanmadığı da göz önüne alınarak davalı markasını bildiği /bilmesi gerektiği halde sessiz kaldığından bahsedilemeyeceği kanaatine varılarak, ilk derece mahkemesince davacı yanın hükümsüzlük talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.” hususlarının tespit olunduğu ve karara bağlandığı anlaşılmış olup,Her ne kadar; markaların benzer olmasının tek başına kötü niyeti tevsik eden bir husus olmadığı, doktrin ve içtihatlar doğrultusunda sabit ise de; davalının “....” markasının birebir aynısının, davalının ürünleri ile aynı olan ürünlerde, davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davacı tarafından, davalının markasının piyasaya girişinden sonraki tarihlerde, markasal hüviyette tercih edilmesinin tesadüf olmayacağı ve “dürüstlük kuralı”na, “basiretli tacir olma gereği”ne ve/veya “hayatın olağan akışına” aykırı düştüğü değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davacının marka başvurusunda kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır.DAVACININ MÜKTESEP HAK İDDİASI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:.... sayılı kararlarında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir. Buna göre bir kazanılmış haktan söz edilebilmesi için; Kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, bir başka deyişle kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, kabullenilmesi, Bu markaya dayalı olarak yapılan başvurunun da, kazanılmış hak teşkil eden markanın asli unsuru muhafaza edilerek, işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması (‘zira, önceki markanın asli unsuru dahi değişmiş ise, bu artık yeni bir marka olacağından önceki markanın zaman içindeki değişikliklere uyarlanması için yapılmış bir başvuru olduğu gibi kabul edilemez’), Son olarak da, sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları/hizmetleri içermesi, kapsamını genişletme yoluna gitmemesi, Şartlarının .... aranmaktadır. Ayrıca, müktesep hak iddialarına mesnet alınan markanın fiilen kullanılıyor olduğunun ispat edilmiş olması da, müktesep hak kriterlerine ilaveten incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken bir husustur.Somut olayda ise; davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı.... şeklindeki görselinin, dava konusu edilen markanın massive+şekil şeklindeki görseli ile yakın benzer olduğu, her iki markanın da esas unsurunun “....” ibaresi olduğu, ayrıca bu markaların kapsamına giren/alınmak istenilen 09 ila 11. Sınıftaki emtiaların da aynı/benzer/türdeş olduğu ve dahi bu markanın 19.06.2006 olan tescil tarihi üzerinden, dava konusu edilen markanın 20.11.2012 olan başvuru tarihi itibariyle beş yıldan fazla bir sürenin geçmiş olduğu anlaşılmakla birlikte; davacının bu markasının hükümsüz kılındığı, ....” markasının hak sahipliğinin, dava konusu edilen.... kararının verildiği tarihten önceki bir tarihte de taraflar arasında çekişme konusu olduğu ve derdest bir davaya yansıdığı, bu durumun, “müktesep hak” kriterlerinden birincisi ile uyumlu olmadığı değerlendirildiğinden, davacının .... sayılı, Mahkeme kararı ile hükümsüz kılınmış markasından gelen ve somut uyuşmazlıkta korunması gereken müktesep bir hakkının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;Dava konusu edilen markanın seçiminin, hayatın olağan akışına ve ticari dürüstlük kurallarına aykırı düştüğü, davacının.... sayılı hükümsüz kılınmış markasından gelen ve somut uyuşmazlıkta korunması gereken müktesep bir hakkının bulunmadığı, ... kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
:Davanın Reddine,Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 59,50.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 672,50.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.14/01/2026Kâtip ....✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır