İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, itirazın iptali davasında ileri sürülen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı vekilinin, sözleşme, proforma faturalar ve teslim tutanakları ile sabit olduğunu iddia ettiği alacağı için davalı hakkında başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davası kapsamında talep ettiği ihtiyati haciz kararının, alacağın muacceliyetinin yargılama sonucunda belirleneceği ve borçlunun mal kaçırdığına dair yeterli delil sunulmadığı gerekçesiyle yerel mahkemece reddedilmesi üzerine, davacı vekilinin ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu iddia ederek bu ret kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu bir hukuki süreç incelenmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: 2026/1432
KARAR NO
: 2026/1879
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 23/06/2026
NUMARASI
: 2026/551 Esas sayılı karar
DAVA
: İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ
: 15/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 15/09/2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/551 Esas sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalıdan olan alacağının taraflar arasında akdedilen sözleşme, proforma faturalar, teslim tutanağı ve davalının kendi hesap özeti ile sabit olduğu ve muaccel olduğu, davalının borcunu geciktirdiği ve müvekkili şirketin faaliyetlerini olumsuz etkilediği, bu nedenle davalının borcuna yetecek miktarda menkul, gayrimenkul ile 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE
: "...İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir
İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından önemlidir.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 258’inci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.
Her ne kadar davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 22.06.2026 dilekçesiyle, davalının taşınır, taşınmaz malları ile 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiş ise de, iş bu davanın davacı tarafça davaya konu alacak için davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, davaya konu alacağın itiraza uğramış bir alacak olduğu, bu nedenle takip tarihi itibariyle takibe konu edilen tutar kadar davacının davalıdan muaccel alacağının bulunup bulunmadığı yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceği, aleyhine ihtiyati haciz talep edilenin malvarlığını kaçırdığına dair mahkememizde kanaat uyandıracak derecede yeterli delil sunulmadığı düşünülmekle davacının yargılamaya muhtaç iddialarına dayalı ihtiyati haciz isteminin tüm dosya kapsamına nazaran İİK 257.maddesi kapsamında koşulları oluşmadığından yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur.'' gerekçesi ile;
Davacının ihtiyati haciz talebinin yerinde görülmediğinden REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhtiyati haciz koşulları oluşmuş olup yerel mahkemenin ret gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, alacağın varlığı ve muacceliyeti yaklaşık olarak ispat edildiğini, alacağın itiraza uğramış olmasının ihtiyati haczi engellemeyeceğini, davalının tutumu mal kaçırma ve alacağın tahsilini imkânsız kılma emearesi teşkil ettiğini, teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Talep ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının edimlerini tam olarak yerine getirilip getirilemediğinin anlaşılmamasına, davacının iddiasını yaklaşık ıspat koşularında ispatlayamamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2026 tarih ve 2026/551 Esas sayılı Ara karar dosyasında ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen 23/06/2026 tarihli ARA KARAR usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf kanu yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için ihtiyati hacze itiraz eden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi