İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesinde, taşınmaz aracılık sözleşmesinden kaynaklanan komisyon ve cezai şart alacağı davasında davacının kısmen kabul kararına karşı yaptığı istinaf başvurusu.
Özet: Davacı, davalı ile imzaladığı emlak aracılık sözleşmesi kapsamında, davalının konut projesindeki dairelerin satışından doğan %6 komisyon alacağının tahsilini talep etmekte olup, davalı tarafından satış bedellerinin tapuda düşük gösterildiği ve sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini iddia etmektedir; ayrıca, sözleşmenin 5.4 maddesi gereği satışı yapılmayan 66 bağımsız bölüm için KDV dahil %10 cezai şart ödenmesini talep eden davacı, ilk mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair kararına karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
57. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: 2025/200
KARAR NO
: 2026/2163
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 15/10/2024
NUMARASI
: 2018/923 Esas, 2024/729 Karar
DAVANIN KONUSU
: Alacak
DAVA TARİHİ
: 03/10/2018
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: 15/09/2026
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının, 23.03.2018 tarihinde Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi adı altında bir sözleşme imzaladığını, sözleşmenin konusu müvekkil bayii ..., davalının maliki olduğu ya da satmaya yetkili olduğu Kırklareli ili, Merkez ilçesi, ... mah. ... ... cad., ... ada, 4 parsel sayılı taşınmazda davalı tarafından yapılan, davalının maliki olduğu ve ismi ... projesi olarak geçen sitede davalıya ait 78 adet Bağımsız Bölümden ibaret taşınmazların satışını gerçekleştirmek için müvekkili tarafından verilecek tanıtım, pazarlama, aracılık hizmetleri ve bunlar karşılığında davalı tarafından ödenecek hizmet bedeli ile tarafların yükümlülüklerini içermekte olduğunu, davalı şirket işbu daireleri satarken gerçekte kaç TL bedelle satmıştır bilemediklerini, ancak tapuda satış bedelleri düşük gösterildiğini, müvekkilinin davalı şirketten satış bedellerinin düşük gösterilmesinden dolayı gerçekte en azından asgari satış bedelleri üzerinden hesaplanacak %6 komisyon alacağı mevcut olduğunu, ancak bugüne kadar davalı şirket tarafından müvekkiline sadece 1 taşınmaz satışı için 12.06.2018 tarihinde 12.300,00-TL ödeme yapıldığını, en önemlisi davalı şirket yapmış olduğu tüm satışlardan müvekkiline haber vermeyerek iyi niyetli ve güvenilir olmadığını belli ettiğini, bunun yanında müvekkili şirket ve çalışanlarına yapılan hoş olmayan hareketler de buna eklenince müvekkilinin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme kararı aldığını, müvekkilinin davalı şirket tarafından 3. kişilere satılan dairelerden dolayı tapuda gösterilen ve/veya asgari satış bedelleri üzerinden hesaplanan %6 komisyon alacağı olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği gerçekte davalı şirketten 205.500,00-TL Komisyon alacağı olduğunu, ancak tapuda gösterilen satış bedelleri üzerinden tahakkuk eden komisyon alacağının 121.260,00-TL olduğunu, davalı şirket müvekkilinin hak ve hukukuna anlayış göstermediği için ve iyi niyetten uzak tutum ve davranışlar sergilediği için vaki sözleşmeyi tek taraflı feshediyor ve öncelikle bu alacaklarımızın tahsili için işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını, ayrıca sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince davalı şirket, iş bu sözleşmenin beşinci maddesindeki taahhütlerini yerine getirmemesi halinde ve/veya müvekkili şirket bayii ... 'nın kusuru olmaksızın tek taraflı sözleşmeyi fesih etmesi halinde satışı henüz yapılmamış bağımsız bölümler için müvekkili şirket bayii ...'ya ekli listede henüz satılmamış taşınmazların her bir bağımsız bölümü için ayrı ayrı satış bedeli olarak belirtilen meblağın KDV dahil %10'u kadar cezai-şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt edeceğini, işbu madde gereğince davalı şirketin satışı henüz yapılmamış bağımsız bölümler için müvekkili şirket bayii ...'ya ekli listede henüz satılmamış taşınmazların (66 adet taşınmazın) her bir bağımsız bölümü için ayrı ayrı satış bedeli olarak belirtilen meblağın KDV dahil %10'u kadar cezai-şartı veya Mahkemece takdir edilecek uygun miktarda bir cezai şartın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini Mahkemenin bilgi ve takdirlerine arz ettiklerini, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ile öncelikle müvekkili şirket haklarının zayii olmaması için davalı şirket malvarlığını üzerine (taşınır, taşınmaz ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine) yargılama sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına, fazlaya ilişkin yasal tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 121.260,00-TL'nin yargılama sonunda kabul edilmesi halinde ise 205.500,00-TL'nin her bir daire için müvekkile ödenmesi gereken %6 komisyon alacağının tapuda yapılan satış tarihinden itibaren işleyecek ticari yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince davalı şirketin satışı henüz yapılmamış bağımsız bölümler için müvekkili şirket bayii ...'ya ekli listede henüz satılmamış taşınmazların (66 adet taşınmazın) her bir bağımsız bölümü için ayrı ayrı satış bedeli olarak belirtilen meblağın KDV dahil %10'u kadar cezai-şartın veya Mahkemece takdir edilecek uygun miktarda bir cezai şartın davalıdan alınatak müvekkiline ödenmesine, yargılama harç ve masraflarıyla ücreti vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı şirket ile aralarında yapmış oldukları sözleşme esasına göre tüm edimlerini yerinde getirmeden böyle bir dava açılması trajikomik bir hal aldığını, faturanın, hukuki sonuçları olan önemli bir belge olduğunu, söz konusu olayda hizmet bedeline karşılık ücret çıkartılıp satılan dairelerin tümünün davacı yan tarafından satıldığı iddiası gerçeği yansıtmamakta olduğunu, Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi, salt faturanın bildirilmesi alacak hakkı doğurmayacağını, müvekkilinin, çevresinde sayılan, sevilen, saygınlığı ile bilinen, borçlarına sadık biri olduğunu, söz konusu hizmetlerin hiçbirisinin gerçekleşmemiş olduğunu, müvekkilinin satışını gerçekleştirdiği tüm tapuları mahkemeye sunarak, hepsinin kendisi tarafından satıldığını iddia ederek mahkemeyi yanıltmak istemekte olduğunu, davanın reddine, ücreti vekalet ve yargılama giderinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince ; 1) DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 121.260,00 TL komisyon alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
Davacının fazlaya dair komisyon alacağı talebi ile cezai şart alacağı talebinin REDDİNE, " karar verilmiş olup, bu karara davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava açtıkları tarih itibariyle davalı şirket tarafından 3. kişilere 12 adet taşınmaz satışının gerçekleştiğini, dava dilekçesinin 4. maddesinde hangi bağımsız bölümlü dairenin hangi tarihte kaç TL bedel gösterilerek kime satıldığının yazılı olduğunu, işbu satışlardan müvekkilinin sözleşmenin 5/2 ve 5/3. maddeleri gereğince bilgilendirilmediği gibi kendisine ödenmesi gereken % 6 komisyon alacağının da ödenmediğini, sözleşmeye göre ise asgari satış bedeli 340.000,00-TL olması gerektiği için % 6 komisyon alacaklarının 20.400,00-TL olduğunu, tapuda yapılan satışların davalı şirket tarafından bilinçli olarak düşük harç yatırmak suretiyle gerçek satış bedelleri gösterilmeden yapıldığının açık olduğunu,12 adet taşınmaz satışı nedeniyle tahakkuk eden % 6 komisyon alacaklarının toplamının 217.800,00-TL iken müvekkili tarafından davalı şirketten bugüne kadar sadece 12.300,00-TL tahsilat yapıldığından bakiye alacaklarının 205.500,00-TL olduğunu, bu talepleri kabul edilmediği takdirde ise tapuda gösterilen satış bedelleri üzerinden % 6 Komisyon alacaklarının toplamı 133.560,00-TL iken müvekkili tarafından davalı şirketten bugüne kadar sadece 12.300,00-TL tahsilat yaptıklarından bakiye alacaklarının 121.260,00-TL olduğunu, bu meyanda öncelikle davanın kademeli olarak açılan bir dava olduğunu, Mahkemenin kademeli olarak talep ettikleri neticei talep alacakları ile ilgili hükmünde yanılgıya düştüğünü, davanın açıldığı tarih itibariyle yukarıda belirtmiş oldukları 12 adet daire satışı yapıldığı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik satışı yapılan her bir dairenin (komisyon aldığımız 1 daire hariç) sözlemede gösterilen satış bedellerinin % 1 oranında cezai şartın 34.140,00-TL cezai şartın, kabul edilmediği takdirde ise 20.210,00-TL cezai şartın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etsek de davalının bağlı bulunduğu sözleşmeye aykırı hareket ettiği için, yükümlülüklerini ihlal ettiği için işbu cezai şart alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bir karar olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile davanın talepleri doğrultusunda kabulünü, yargılama harç ve masraflarıyla ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Değerlendirme
:
Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan komisyon ücreti ve cezai şart alacağı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.
İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi;
Sözleşme ilişkisine girmek isteyen tarafların birbirlerini bulmaları, çeşitli sebeplerden dolayı güçlük arz eder. Bu güçlüğü ortadan kaldırmak, sözleşme yapmak isteyen kişileri bir araya getirmek, sözleşmenin yapılabilmesi için uygun bir ortam hazırlamak üzere simsar (tellal) denilen aracıdan yararlanılır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, 19. Baskı, Ankara 2014, s. 190; Cevdet, Yavuz: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 10. Baskı, İstanbul 2012, s. 1312)
Taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlenen ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazanan kişi olarak tanımlanan (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, C. 1, s. 991) simsarlık, sözleşme tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 520 ve devam maddelerinde düzenlenmiştir.
Kanun koyucu 520. maddede simsarlık sözleşmesini “simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme” olarak tanımlamış, maddenin ikinci fıkrasında bu sözleşmelere kural olarak vekâlete ilişkin hükümlerin uygulanacağını, üçüncü fıkrada ise taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmelerinin, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağını belirlemiştir.
Kanun’un 521 ve devamı düzenlemelerine göre, simsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesi aranır:
a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekâlet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi hâlinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Bu konu, "Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır. Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa, koşul gerçekleşmemiş sayılır" hükmüne yer verilen TBK’nın 175. maddesinin kapsamı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Fakat asıl sözleşmenin geçerli olarak kurulması lazım ve yeterli olup ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekmez. Geciktirici şarta bağlı olarak yapılmış sözleşmelerde, şartın gerçekleşmesi beklenmelidir. Bu düzenlemeyi getiren TBK’nın 521/1. maddesi, emredici nitelik taşımaz. Taraflar, asıl sözleşme kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi hâlinde ödeneceğini de kararlaştırabilirler.
b) Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. TBK’nın 521/1. maddesi bu şartı, “yaptığı faaliyet sonucunda” sözleriyle ifade etmiştir. Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir.
c) Kanun’un 523. maddesinde düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir.
Anılan mevzuat hükümlerinde kanun koyucu tellallık sözleşmesinin genel hatlarını çizmiş olup tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereği bu sınırlar dâhilinde hukukî ilişkilerini şekillendirebileceklerdir (Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli ve 2017/13-621 E., 2018/1929 K. sayılı kararı).
Yapılan açıklamalar uyarınca eldeki dava dosyası incelendiğinde; davacı tarafından, taraflar arasında imzalanmış olan 23.03.2018 tarihli Taşınmaz Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiği, davalının ise kendisine sadece 12/6/2018 tarihinde 12.300,00-TL ödediği, haricen satış yapmasına rağmen kendisine ödeme yapılmadığı, ayrıca davalının sözleşmede belirtilen liste fiyatının altında satış yaptığı, davalının gerçek satış bedellerini bilmediği, gerçek satış bedeli üzerinden %6 komisyon alacaklarının olduğu, bunun üzerine davacının sözleşmeyi feshettiği, yine sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince, davalının taahhütlerini yerine getirmemesi halinde ekli listede yer alan taşınmazlardan her biri için ayrı ayrı olarak, belirlenen fiyatın %10’u oranında ceza ödemeyi kabul ettiğini belirterek komisyon ve ceza koşulu alacağının ödenmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin 20.03.2019 tarihli açıklama dilekçesi ile; sözleşmede yazılı olan asgari satış bedelleri üzerinden 12 adet taşınmaz satışı nedeniyle tahakkuk eden % 6 komisyon alacakları toplamının 217.800,00-TL iken davalı şirketten tahsil edilen 12.300,00-TL'nin mahsubu sonucu 205.500,00 TL bakiye komisyon alacakları kaldığı, bu bakiye komisyon alacağını ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sözleşmede gösterilen satış bedelleri üzerinden % 1 oranında 34.140,00 TL cezai şart talep ettiklerini belirtmiş, belirtilen miktarların toplamı olan 239.140,00 TL üzerinden eksik harcıda tamamladığı görülmüştür.
Taraflarca imza altına alınan sözleşmenin m. 3 hükmünde davacının aracılık ederek sözleşmenin yapılmasına vesile olduğu her bir taşınmaz için, satış bedelinin KDV dahil %6’sının davacıya davalı tarafından simsarlık ücreti olarak ödeneceği, sözleşmenin m. 5.2 hükmünün de bu durumu teyit ettiği, sözleşmenin 5.3 hükmünde ise, davacının onayı olmadan davalının 3. kişilere sözleşme ekinde belirtilen taşınmazlardan herhangi birini satması halinde de yine, satış bedelinin KDV dahil %6’sının davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Son olarak, Sözleşmenin m. 5.4 hükmünde, davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya davacının kusuru olmaksızın sözleşmeyi feshetmesi halinde, ekli listede her bir bağımsız bölüm için belirlenmiş olan bedelin KDV dahil %10’unu ceza olarak ödemeyi taahhüt ettiği görülmektedir.
Dava dosyası incelendiğinde, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu ve sözleşme ile davacıya komisyon ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığı sabit olup; davacının B-12 ve D-12 olmak üzere iki adet taşınmazın satışına aracılık ettiği, bu hali ile davacının, söz konusu iki taşınmaz için sözleşme m. 5.2 hükmü bağlamında komisyon ücretine hak kazandığı, yine davalı tarafından satışı yapılan bağımsız bölümler yönünden ise sözleşmenin 5.3 hükmüne göre ücrete hak kazandığı anlaşılmaktadır. Bunun dışında davacı, herhangi bir taşınmazın satışına aracılık ettiğini ispatlayamamıştır.
İlk derece mahkemesince davacının ücrete hak kazandığı belirtilerek tapu resmi senetlerinde belirtilen satış bedelleri üzerinden hesaplanan komisyon ücretine hükmedildiği görülmekle; taraflar arasında akdedilen sözleşmede ücretin taşınmazların gerçek satış bedelleri üzerinden hesaplanarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2025/4866 esas, 2026/1809 karar sayılı ilamında da ''Temyiz edilen kararın gerekçesine ve özellikle davalıların sözleşmeden vazgeçmeleri halinde, kalan taşınmazların satış bedeli üzerinden davacıya komisyon ödenmesi hususunda kesin hüküm bulunmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen gerçek satış değerleri üzerinden simsarlık ücretinin belirlendiğinin anlaşılmış olmasına göre, davacı ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.'' sözleşme uyarınca taşınmazların gerçek satış bedelleri üzerinden ücretin belirlenmesi gerektiği belirtilmiş olup taraflar arasında ücretin belirlenmesi hususunda uyuşmazlık bulunduğu, sözleşme ekinde sunulan asgari fiyat listesinin ise taşınmazların gerçek satış bedellerini yansıtmaması nedeniyle somut delil olarak dikkate alınamayacağı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince; davacı tarafından satışı yapılan 2 adet taşınmazın gerçek satış bedeline ilişkin sözleşme ve ödeme kayıtlarının celbi ile bu taşınmazlar yönünden gerçek satış bedelinin tespiti halinde bu bedeller üzerinden komisyon ücretinin hesaplanması, aksi halde davacının satışına aracılık ettiği taşınmazlar dahil davalı tarafından satışı yapılan taşınmazların satış tarihleri itibarıyla gerçek satış bedellerinin keşif yapılarak tespiti ve tespit edilecek bu bedeller üzerinden komisyon ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme neticesinde yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerindedir.
Davacının ayrıca sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği ve davalının yükümlülüklerine aykırı davrandığı gerekçesiyle Sözleşme m. 5.4 hükmü kapsamında listelenen her bir taşınmaz için KDV dahil %10 oranında ceza alacağını talep ettiği görülmekle; dosya incelendiğinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesine yol açtığı iddia edilen davalı eylemleri açısından davacı iddialarının soyut kaldığı ve ispatlanamadığı, davalının, davacının onayı olmaksızın 3. kişilere taşınmaz satması durumunda m. 5.3 uyarınca satılan her bir taşınmaz için davacıya zaten %6 oranında komisyon ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu hususun ayrıca cezai şart açısından ispat koşulu olarak değerlendirilemeyeceği, aksini düşünmenin TMK m. 2’de dayanağını bulan çelişkili davranış yasağı kapsamına gireceği, kaldı ki sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğini ortaya koyan bir ihbar, ihtar veya irade açıklamasına da dosyada rastlanmadığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince cezai şart istemi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan incelemesi neticesinde; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK m.353/1-a-6 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar muvacehesinde değerlendirme yapılıp usuli kazanılmış haklar da gözetilerek sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/10/2024 tarih ve 2018/923 Esas, 2024/729 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK m. 353/1-a-6 uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, gerekli işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
4-İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet taktirine yer olmadığına,
5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 15/09/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.