Murisin kredi bağlantılı hayat sigortası vefat tazminat talebinin, beyan yükümlülüğü ihlali gerekçesiyle reddi sonrası mirasçıların sigorta şirketine açtığı davanın husumet ehliyeti yönünden temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, vefat eden murislerinin kredi borcunu güvence altına almak üzere yaptırdığı hayat sigortası kapsamında, sigorta şirketinden ödenen kredi taksitlerinin iadesini ve kalan kredi borcundan muafiyetini talep etmiş; sigorta şirketi ise murisin sözleşme öncesi sağlık durumu hakkında eksik veya hatalı bilgi verdiği gerekçesiyle tazminat talebini reddetmiştir. İlk derece mahkemesi, davalı sigorta şirketine husumet düşmediği gerekçesiyle davayı reddetmişse de, Yargıtay, kararın davacıların tüm taleplerini kapsamadığı ve hukuki değerlendirmenin eksik olduğu gerekçesiyle bu kararı bozarak dosyanın yeniden incelenmesine hükmetmiştir.
4. Hukuk Dairesi         2024/6796 E.  ,  2025/14511 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi

SAYISI
: 2020/36 E., 2023/986 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar murisi ...'ın 16.03.2013 tarihinde vefat ettiğini, vefatından önce 26.03.2012 tarihinde ... T.A.Ş, .... Şubesinden 21.000,00 TL ihtiyaç kredisi kullandığını, kredi sözleşmesinin imzalanması esnasında davalı şirket acentası ile 223,23 TL prim tutarlı hayat sigortası sözleşmesi imzalandığını, ihtiyaç kredisi ilk taksitinin 26.04.2012 tarihli olduğunu, taksitlerin ödendiği safhada 8 ay sonra müteveffanın hastaneye başvuru yaptığını, rahatsızlığını ancak bu aşamada öğrendiğini, 16.03.2013 tarihinde vefat ettiğini, davalıya sigorta sözleşmesinin ifası için başvuru yapılmışsa da beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı gerekçesi ile reddedildiğini, kredinin geri kalan taksitlerinin ifası nedeni ile banka tarafından da sigorta şirketine başvuru yapılmış ise de aynı gerekçeler ile reddedildiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müteveffanın bankaya ödediği 7.650,00 TL taksit tutarının vefat tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müteveffanın kullandığı kredi nedeni ile bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş,11.10.2023 tarihli dilekçesi ile 7.650,00 TL talebini bilirkişi raporu uyarınca 4.224,40 TL artırarak 11.874,40 TL'ye yükselttiğini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının delillerini tebliğ etmediğini, davacıların aktif dava ehliyetine sahip olmadıklarını, lehtarın ... T.A.Ş olduğunu, sigortalının sözleşme sırasında herhangi bir hastalık bildirmediğini, oysaki sözleşmenin başlangıç tarihinden önce kronik hepatit rahatsızlığı olduğunu, hatalı beyan nedeni ile sözleşme imzalandığını, müteveffanın hastalığı bilinse idi sözleşmenin imzalanmayacağını, ölüm belgesinde ölüm nedeni kronik hepatite bağlı olarak gerçekleştiğinin ve kronik hepatitin 10 yıllık bir süreye dayandığının belirtildiğini, beyan yükümlülüğüne aykırı davranılması nedeni ile cayma haklarını kullandıklarını, faiz talebini kabul etmediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.09.2015 tarihli ve 2014/1185 Esas, 2015/757 Karar sayılı kararıyla; davanın hayat sigorta poliçesine ilişkin olduğu, davalının poliçe tanzim tarihinden önce müteveffanın Hepatit B rahatsızlığı olmasına rağmen bunu bildirmediğini beyan ettiği, sigorta ettirenin sözleşme yapılırken bütün hususları bildirme yükümlülüğü olduğu, davalının sözleşme kurulmadan önce murisin hepatit B hastalığına düçar olduğunu ispatlaması gerektiği ancak dosya içindeki bilgilere göre sigortalının 03.12.2012 tarihinde hastaneye karın ağrısı şikayeti ile başvuru yaptığı, ... Tıp Fakültesinden gelen cevabi yazıda söz konusu hastalığa ne zaman yakalandığının belirlenemeyeceğinin bildirildiği, başkaca delil olmadığı, davacıların 7.650,00 TL'nin geri ödenmesini istedikleri ancak bu miktarın lehdar bankaya ödendiğine dair delil olmadığı, murisin kullandığı kredi sözleşmesi ve ekli geri ödeme planının bir örneğinin bankadan celbi ile sigortalının vefat tarihi olan 16.03.2013 tarihi itibari ile ödediği kredi taksit miktarı ve tarihlerinin sorulması gerektiği, bu durumda davacıların davalı sigorta şirketi aleyhine dava açamayacakları gerekçesi ile davacıların davalı aleyhine açtığı tazminat davasının pasif husumet ehliyetlerinin yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (kapatılan) 17 Hukuk Dairesinin 20.05.2019 tarihli ve 2015/6087 Esas, 2019/6332 Karar sayılı ilamıyla; "
1-Dava, hayat sigorta poliçesi nedeniyle tazminat ve bakiye kredi borcu yönünden borçlu olunmadığının belirlenmesini içeren menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı taraf dava dilekçesinde, murisleri olan sigortalı tarafından bankaya ödenen 7.650,00 TL'lik kredi taksit tutarının davalıdan tazminine ve murislerinin kullandığı banka kredisi nedeniyle bankaya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece benimsenen 24.06.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporundaki görüş doğrultusunda, davalıya husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmakla birlikte, mahkemenin hukuki değerlendirmesinin davacıların tüm taleplerini kapsamadığı görülmektedir.
Davacılar murisi ile davalı arasında imzalı hayat sigorta poliçesinin 3 yıl vadeli olarak düzenlendiği ve ilk yıl vefat tazminatı teminatının 22.050,00 TL olduğu; anılan teminatın, öncelikle bakiye kredi borcu kadar kredi kullandıran bankaya ödeneceği ve artan kısım olması halinde bu bedelin sigortalının kanuni varislerine ödeneceği hükmünün poliçede yer aldığı görülmektedir. Dava dilekçesindeki anlatımdan, poliçe nedeniyle davalının kredi borcundan sorumlu olduğu ve davacıların bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle menfi tespit isteminde ve ayrıca tazminat isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, poliçenin anılan hükmü ve sigortanın mahiyeti gereği, sigortalı murisin ölüm tarihindeki bakiye kredi borcu için ve poliçedeki vefat tazminat limitiyle sınırlı biçimde davalının zarardan sorumlu olduğu dikkate alındığında, davacıların tazminat isteminin neye ilişkin olduğu netlik arz etmemektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi gereği hakimin, davayı aydınlatmak için gerektiğinde taraflardan açıklama yapılmasını istemesi gerekir. Davacı tarafın tazminat talebi netleştirilmeden ve bilirkişi raporundaki görüş sadece kredi borcuna ilişkin menfi tespit isteminin muhatabının davalı ... sigortacısı olmadığına ilişkin olduğu halde, tüm talepler için davalıya husumet düşmeyeceği kabulü doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece; davacı tarafa uygun bir süre verilip tazminat talebini açıklamasının istenmesi; poliçe gereği, davalının ölüm tarihindeki bakiye banka kredi tutarı kadar bankaya ve artan teminat miktarı için davacılara tazminat ödemekle yükümlü olacağı, sigortalı muris tarafından ödenen kredi taksit bedeli için davalının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı da gözetilerek, istenen tazminatın neye ilişkin olduğunun ve bakiye kredi borç tutarının araştırılmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ve eksik incelemeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2-Davalı tarafından düzenlenen poliçe üzerinde ... Tokat Şubesi'nin dain-i mürtehin kaydının bulunduğu ve ayrıca adı geçen bankanın lehtar olarak poliçede yer aldığı görülmektedir. Diğer taraftan, davacılar murisi tarafından 21.000,00 TL'lik banka kredisi kullanılmış ve taksit ödemeleri devam ederken sigortalı ölmüştür. Davacı tarafın temyiz dilekçesinde, bakiye kredi borcunun 5.784,00 TL. olduğu ve bu bedelin banka tarafından icra takibine konu edildiği bildirilmiştir. Muris tarafından ödendiği bildirilen kredi taksit tutarı ile davacı tarafın iddia ettiği bakiye kredi tutarı arasındaki fark dikkate alındığında, ölüm olayından sonra kredi ödemelerinin devam ettiği izlenimi doğmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece; davacı tarafın davaya konu ettiği tazminat talebinin neye ilişkin olduğunun ve ölüm tarihindeki bakiye kredi tutarının netleştirilmesinden sonra, Dairemiz'in yerleşik uygulamaları gereği davacı tarafın ödediği bedel kadar tazminat istemli dava açma hakkının bulunduğu; bakiye kredi borcu için sadece menfi tespit isteminde bulunulduğu ve tazmin talebi olmadığı için de dain-i mürtehin/ lehtar onayının gerekmeyeceği dikkate alınarak yargılamaya devam edilmesi; anılan hususlarda gerekli araştırmalar tamamlandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konularda araştırma yapılmadan hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
3-Poliçenin tanzim edildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 1290. maddesi ile Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve sigortacının TTK'nun 1290. maddesine göre, sözleşmeden cayma hakkını kullanmasının haklı olduğunu kabul için ise, sigortalının gizlediği iddia olunan hastalık ile riziko (ölüm) arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Anılan bu tespit ve değerlendirmenin yapılması da, tıbbi ve teknik bilgiyi gerektiren bir iştir.
Davalı tarafın savunması, sigortalının beyan yükümlülüğüne uymaması nedeniyle cayma haklarını kullandıklarına ilişkin olduğundan, sigortalı murise ait geçmişe dönük (poliçe tanziminden önceki dönem için) ilaç ve tedavi kayıtlarının SGK'dan getirtilmesi; konusunda uzman (onkolog ve iç hastalıkları) doktor bilirkişilerin de bulunduğu heyetten, ölüm sebebi olan hastalık konusunda poliçe tanziminden önce konulmuş bir teşhis olup olmadığı; sigorta ilişkisinin kurulmasından önce sigortalı muriste bulunan ve sigortacıya bildirilmeyen hastalıklar ile ölüm rizikosu arasında illiyet olup olmadığı hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alındıktan sonra, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; uzman doktorların yer almadığı, sigorta hukukçusu bilirkişilerden oluşan heyetten alınan raporun benimsenmesi de doğru değildir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığın, Hayat Sigorta Poliçesi gereği, davalı şirketin sözleşmesinin ifasının sağlanmasına ilişkin tazminat davasına ilişkin olduğu, hayat sigorta poliçesinin 3 yıl vadeli imzalandığı, ilk yıl vefat tazminatının 22.050,00 TL olduğu, teminattan önce bakiye kredi borcunun ödeneceği, artan kısmın ise varislere ödeneceği, kredi borcuna ilişkin menfi tespit isteminin muhatabının davalı ... sigortası olmadığı dava dışı kredi veren banka olduğu bu nedenle bu talebin davalı şirkete yöneltilemeyeceğinden pasif husumet yokluğu nedeni ile red kararı verildiği, poliçe gereği, davalının ölüm tarihindeki bakiye banka kredi tutarı kadar bankaya ve artan teminat miktarı için davacılara tazminat ödemekle yükümlü olacağı, sigortalı muris tarafından ödenen kredi taksit bedeli için davalının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, davalının, sigortalının sağlık bilgilerinin doğruluğunu 30 günlük yasal sürede yapmadığı, poliçe teminatının 22.050,00 TL, bakiye kredi borcunun ise 13.076,92 TL olduğu, davacılara ödenmesi gereken tutarın ise 8.973,08 TL olarak belirlendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacının murisi tarafından 0...2 43 numarasıyla kullandırılan 21.000,00 TL bedelli kredi borcu yönünden davalıya borçlu olmadığının tespiti yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, davacıların tazminat talebinin kısmen kabulü ile 8.973,08 TL bedelin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; husumet yokluğu nedeni ile verilen ret kararının hatalı olduğu gerekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı, cayma hakları olduğu gerekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hayat sigorta poliçesi nedeniyle tazminat ve bakiye kredi borcu yönünden borçlu olunmadığının belirlenmesini içeren menfi tespit istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara ve davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan vefat tazminatının tahsili ve bakiye kredi borcu yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacılar murisinin kullandığı banka kredisinin taksit ödemelerinin devam ettiği dönemde rizikonun (ölümün) gerçekleştiği, davacıların kredi taksitlerinin bir kısmını ödeyip kalan kredi tutarı için borçlu olmadıklarının tespitini ve kredinin teminatı olarak düzenlenen hayat sigortası poliçesindeki vefat teminatının tahsilini talep ettiği görülmektedir. Davalı tarafından düzenlenen poliçedeki vefat teminat tutarı (1.yıl için) doğru biçimde 22.050,00 TL şeklinde tespit edilmiş olup, sigortalı murisin ölüm tarihinde kalan kredi borcunun 15.765,05 TL olarak saptandığı, davacı mirasçıların sigortalının ölümünden sonra 2.937,32 TL kredi taksit ödemesi yaptığı ve bakiye kredi borcu için kredi alacaklısı banka tarafından davacılar aleyhine icra takibi başlatıldığı dosya kapsamıyla sabittir.
Davalı tarafından düzenlenen hayat sigorta poliçesinin 7. maddesi gereği vefat tarihi itibariyle kalan kredi tutarı kadar poliçede dain-i mürtehin kaydı olan bankaya ve kalan teminat tutarı kadar sigortalı murislerine ödeme yapılacağı hükmü ile kredi alacaklısı banka tarafından davacılar aleyhine icra takibi yürütüldüğü dikkate alındığında, sigortalı murisin ölüm tarihindeki bakiye kredi tutarıyla sınırlı olmak üzere vefat teminatının tamamını davacıların talep etme haklarının bulunduğu gözetilerek karar verilmesi gerekir. Bu itibarla, davacıların 23.03.2023 tarihli talep açıklama dilekçesindeki talepleriyle de bağlı kalınarak 11.910,40 TL tazminatın tahsili yönünde hüküm kurulması gerekirken, eksik tazminata hükmedilmiş olması nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin belirtilen yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.