Konkordato sürecinde bankanın borçluya ait rehinli tarla niteliğindeki taşınmazın satışına izin talebinin, projenin bütünlüğü ve alacaklılar arası eşitlik ilkesi nedeniyle reddi.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesine ulaşan istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede, konkordato sürecindeki bir borçluya ait tarla niteliğindeki ipotekli taşınmazın satışına izin verilmesi talebi ele alınmıştır; ilk derece mahkemesi, konkordato komiserinin tarımsal faaliyet gelirlerinin projenin ana kaynağı olduğunu ve satışının konkordatodan beklenen faydayı sekteye uğratarak uygulanabilirliği tehlikeye atacağını, ayrıca diğer alacaklılar arasında eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurabileceğini belirten raporu doğrultusunda, ipotekli taşınmazın satışına izin verilmesi talebini reddetmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: 2026/1204
KARAR NO
: 2026/1764
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 08/05/2026 Tarihli Ara Karar
NUMARASI
: 2025/868 Esas
DAVANIN KONUSU
: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
BAM KARAR TARİHİ
: 14/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 14/07/2026
Müdahil ... A.Ş. vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Talep eden müdahil ... Bank vekili talep dilekçesi ile özetle; borçlu ...'in maliki bulunduğu, "Manisa ili Turgutlu ilçesi ... Mahallesi.. Ada ... Parseldeki tarla niteliğindeki" taşınmazı üzerinde; 1.dereceden 2.000.000-TL bedelli ve 2.dereceden 20.000.000-TL bedelli olmak üzere müvekkili bankanın ipoteği olduğunu, ipoteğe konu taşınmazın paraya çevrilmesi için İzmir Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin 2026/110 E. Sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, dosya kapsamında satışa konu taşınmazın kıymet takdirinin Turgutlu İcra Müdürlüğü'nün 2026/429 Talimat sayılı dosyası ile yaptırıldığını, taşınmazın borçluya ait tarla niteliğindeki bir taşınmaz olup, ticari işletme faaliyetine özgülenmiş bir taşınmaz olmadığını, davacı tarafından sunulan konkordato projesinde de taşınmazın ticari amaçla kullanılması öngörülmemekte olup, niteliği gereğince de taşınmazın dürüstlük kuralları uyarınca ticari faaliyete özgülenmesinin mümkün olmadığını belirterek İzmir Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin 2026/110 E. sayılı dosyasından borçlu ...'in maliki bulunduğu, Manisa ili Turgutlu ilçesi .. Mahallesi ...Ada... Parseldeki tarla niteliğindeki taşınmazın satışına izin verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE
: "...Talep evrakı konkordato komiserine tevdii edilmiş olup, bu hususta rapor aldırılmıştır.
Konkordato komiseri 22/04/2026 tarihli raporunda özetle; satışı talep edilen taşınmaz üzerinde 1.dereceden 2.000.000-TL bedelli ve 2.dereceden 20.000.000-TL bedelli banka ipoteği bulunduğu, davacı tarafça mahkememize sunulan ön projede, tarımsal faaliyetlerden elde edilecek fonlarla borçların ödenmesinin kaynak olarak gösterildiğini, ilgili gayrimenkullerin satılması halinde gerek davacı ve gerekse davacının projede belirtilen diğer alacaklıları yönünden geri dönüşü olmayacak şekilde mağduriyet oluşacağı, konkordatodan beklenilen faydanın sekteye uğrayacağı, bu aşamada satılmaması yönünde kanaat oluştuğu bildirilmiştir.
2004 sayılı İİK'nun 295 maddesinde; mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Şu kadar ki, rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacak ise 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki usule göre satışına izin verilebilir. Satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin bedeli kadar ödeme yapılır." hükmü düzenlenmiştir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; talep eden ... Bank AŞ vekili tarafından Manisa ili Turgutlu ilçesi... Mahallesi... Ada ... Parseldeki tarla niteliğindeki taşınmazın satışına izin verilmesinin talep edildiği, mahkememizin 08/09/2025 tarihli kararı ile borçlu hakkında geçici mühlet kararı verildiği, söz konusu kararda mühlet süresince rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabileceği veya başlamış takiplere devam edilebileceği; ancak bu takipler kapsamında muhafaza tedbirlerinin alınamayacağı ve rehinli malların satışının gerçekleştirilemeyeceğine hükmedildiği anlaşılmıştır. Satışı talep edilen taşınmazın mevcut aşamada satışına izin verilmesinin; diğer takip alacaklıları ve ihtiyati tedbirler nedeniyle takip başlatamayan muhtemel alacaklılar arasındaki "eşitlik ilkesine" aykırı sonuçlar doğuracağı, bu durumun alacaklılar nezdinde mağduriyet yaratma ihtimali bulunduğu, konkordato komiserinden alınan görüş doğrultusunda; sunulan ön projede borçların ödenmesi için tarımsal faaliyetlerden elde edilecek gelirlerin kaynak olarak gösterildiği, taşınmazın tarla niteliğinde olması nedeniyle satılması durumunda konkordatodan beklenen ekonomik faydanın sekteye uğrayacağı ve projenin uygulanabilirliğini yitireceği anlaşıldığından talep eden vekilinin rehinli taşınmazın satışına izin verilmesi talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir,'' gerekçesi ile; "Talep eden ... Bank AŞ vekilinin Manisa ili Turgutlu ilçesi ... mahallesi...Ada ...parseldeki tarla niteliğindeki taşınmazın satışına izin verilmesi talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:
Müdahil ... Bank vekili 27.04.2026 tarihli ara karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; Ara kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin ara kararına dayanak yaptığı 22.04.2026 tarihli komiser görüşünde, taşınmaz niteliği tarla olduğundan "davacının kaynak için taşınmazı kullandığı" şeklinde bir ifadeyle yetinildiğini ve ipotekli alacaklı bankanın satış talebinin somut bir gerekçe bulunmadan soyut ve muğlak ifadelerle reddedildiğini, konkordato komiseri tarafından sunulan görüş yazısında görüleceği üzere satışa konu taşınmazın konkordato projesinde nerede yer aldığı, işletme tarafından ne tür bir kullanımda olduğunun dahi belirsiz olduğunu, işletme için kullanılmayan taşınmazın satışına izin verilmeyerek rehinli alacaklı müvekkilinin açıkça mağdur edildiğini, bilindiği gibi İİK. mad. 295/2: "Şu kadar ki, rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacak ise 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki usule göre satışına izin verilebilir. Satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin bedeli kadar ödeme yapılır." şeklinde olup, satışa konu taşınmazın yukarıda belirtildiği üzere borçluya ait tarla olmakla, davacının ticari işletme faaliyetine özgülenmiş bir taşınmaz olmadığını, ipoteğin paraya çevrilmesi ile konkordato dosyasına müdahil diğer alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesinin bozulmayacağının izahtan vareste olduğunu, yerel mahkemenin ara kararda yer alan "eşitlik ilkesini bozacağı" görüşünün İİK. mad.295/2 hükmüyle doğrudan çeliştiğini, kanun koyucunun rehin sahibine uyguladığı bu istisnanın yerel mahkemece göz ardı edilerek, özel hukukta düzenlenen 1.sıradan imtiyazlı -kamu alacaklarından dahi öncelikli- alacak türü olan ipoteğe ilişkin tüm düzenlemelere aykırı bir görüş benimsendiğini, hukuka aykırı işbu ara kararın kaldırılmasının hukukun gereği olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen 27.04.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece verilen 08.05.2026 tarihli kararı ile" Mahkememizin anılan kararında, hükmün kesin olarak verilmesi nedeni ile, davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı müdahil ... Bank vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:
Müdahil ... Bank vekili 27.04.2026 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek karara karşı dilekçesinde özetle; Borçlu ...' in maliki bulunduğu, "Manisa ili Turgutlu ilçesi ... Mahallesi ... Ada .... Parseldeki tarla niteliğindeki", üzerinde; 1.dereceden 2.000.000-TL bedelli ve 2.dereceden 20.000.000-TL bedelli olmak üzere müvekkil Banka'nın ipoteğinin bulunduğu taşınmazın İzmir Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin 2026/110 E. Sayılı dosyasından satışına ilişkin izin talebimize yönelik Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 27.04.2026 tarihli ara kararda: Satışı talep edilen taşınmazın mevcut aşamada satışına izin verilmesinin; diğer takip alacaklıları ve ihtiyati tedbirler nedeniyle takip başlatamayan muhtemel alacaklılar arasındaki "eşitlik ilkesine" aykırı sonuçlar doğuracağı, bu durumun alacaklılar nezdinde mağduriyet yaratma ihtimali bulunduğu, konkordato komiserinden alınan görüş doğrultusunda; sunulan ön projede borçların ödenmesi için tarımsal faaliyetlerden elde edilecek gelirlerin kaynak olarak gösterildiği, taşınmazın tarla niteliğinde olması nedeniyle satılması durumunda konkordatodan beklenen ekonomik faydanın sekteye uğrayacağı ve projenin uygulanabilirliğini yitireceği anlaşıldığından talep eden vekilinin rehinli taşınmazın satışına izin verilmesi talebinin reddine" şeklinde belirtildiğini, işbu ara kararın açıkça hukuka aykırı olduğundan ara kararın kaldırılarak taşınmazın satışına izin verilmesi amacıyla taraflarınca 04.05.2026 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, mahkemece 08.05.2026 tarihli ek karar ile dilekçelerinin reddine karar verildiğini, Mahkemenin ara kararına dayanak yaptığı 22.04.2026 tarihli komiser görüşünde: "Tarımsal faaliyetlerden elde edilecek fonlarla borçların ödenmesinin kaynak olarak gösterildiğini, ilgili gayrimenkullerin satılması halinde gerek davacı ve gerekse davacının projede belirtilen diğer alacaklıları yönünden geri dönüşü olmayacak şekilde mağduriyet oluşacağı, konkordatodan beklenilen faydanın sekteye uğrayacağı, bu aşamada satılmaması yönünde kanaat oluştuğu" şeklinde muğlak ifadelere yer verildiğini, işbu görüşe yerel mahkemece doğrudan ara karar dayanağı olarak yer verildiğini, konkordato komiserinin görüşünde taşınmazda davacının bir ürün yetiştirip yetiştirmediği hakkında dahi somut bilgi vermediğini, davacının projesine göre taşınmazın somut olarak ne amaçla ne tür bir planlamayla kullanılacağını, ne tür bir ticari faaliyet için gerekli olduğunu açıklamadığını, taşınmazın niteliğinin tarla olduğundan "davacının kaynak için taşınmazı kullandığı" şeklinde bir ifadeyle yetinildiğini ve ipotek alacaklısı bankanın satış talebinin somut bir gerekçe bulunmadan soyut ve muğlak ifadelerle reddedildiğini, konkordato sürecinin şeffaflıkla ve hesap verilebilirlik esas olacak şekilde yürütülmesinin en temel şart olduğunu, bilindiği gibi İİK. mad. 295/2: "Şu kadar ki, rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacak ise 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki usule göre satışına izin verilebilir. Satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin bedeli kadar ödeme yapılır." şeklinde olup, satışa konu taşınmaz yukarıda belirtildiği üzere borçluya ait tarla olmakla, davacının ticari işletme faaliyetine özgülenmiş bir taşınmaz olmadığını, ipoteğin paraya çevrilmesi ile konkordato dosyasına müdahil diğer alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesinin bozulmayacağının izahtan vareste olduğunu, yerel mahkemenin ara kararda yer alan "eşitlik ilkesini bozacağı" görüşünün İİK. mad.295/2 hükmüyle doğrudan çeliştiğini, kanun koyucunun rehin sahibine uyguladığı bu istisnanın yerel mahkemece göz ardı edilerek, özel hukukta düzenlenen 1.sıradan imtiyazlı -kamu alacaklarından dahi öncelikli- alacak türü olan ipoteğe ilişkin tüm düzenlemelere aykırı bir görüşün benimsendiğini, hukuka aykırı işbu ara kararın ve ek kararın kaldırılmasının hukukun gereği olduğunu, davacının konkordato projesinde ticari amaçla işbu taşınmazı kullanmadığını satışa izin verilmemesinin gerekçesiz olduğunun açık olduğunu belirterek yerel mahkemece verilen 08.05.2026 tarihli ek kararın ve 27.04.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Talep; müdahil ... Bank A.Ş vekili tarafından sunulan 18.03.2026 tarihli dilekçe kapsamındaki talebin reddine dair verilen ara kararının kaldırılması istemine yöneliktir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden müdahil ... Bank A.Ş vekili tarafından sunulan 18.03.2026 tarihli dilekçe kapsamındaki taleple ilgili olarak ilk derece mahkemesince oluşturulan 27/04/2026 tarihli ara kararıyla talebin kesin olarak reddine karar verildiği görülmüştür.
Müdahil ... Bank vekili tarafından sunulan 27.04.2026 tarihli ara karara karşı sunulan istinaf talebinin 08.05.2026 tarihli kararı ile istinaf yolu açık olmak üzere reddine karar verildiği ve müdahil vekili tarafından bu kez 14.05.2026 tarihli istinaf dilekçesinin sunulduğu görülmüştür.
HMK'nın "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesine göre "İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:
a) Nihai kararlar.
b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.
(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.
(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.
(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir."
İİK'nın 287/son maddesine göre "Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz."
Her ne kadar ilk derece mahkemesince oluşturulan 27/04/2026 tarihli ara kararı ile ilgili olarak müdahil ... Bank A.Ş vekili tarafından da işbu kararın kaldırılması amacıyla istinaf yoluna başvurulmuş ise de; HMK 341. ve İİK 287/son madde hükümleri dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin istinaf incelemesine konu kararı, istinafa tabi kararlardan olmadığından Dairemizce incelemesi mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince istinaf eden müdahil vekilinin 27/04/2026 tarihli ara kararına karşı sunduğu istinaf isteminin reddine dair 08.05.2026 tarihli kararında 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesi ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 287/son maddesi gereğince usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından istinaf eden müdahil vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiş olup reddine ilişkin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk derece mahkemesi kararının istinafı kabil olmaması sebebiyle Müdahil ... Bank A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,
2-... Bank A.Ş.'nin yatırmış olduğu 732,00 TL istinaf karar harcı ve 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının istemi halinde iadesine,
3-... Bank A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026