Yargıtay Ceza Genel Kurulu, affedilen eşin sadakatsizliği ardından işlenen nitelikli kasten öldürme suçunda haksız tahrik hükmü uygulanıp uygulanamayacağı uyuşmazlığını karara bağladı.
Özet: Nitelikli kasten öldürme davasında, sanığın maktulün sadakatsizliğini affedip barışmasına rağmen, araç içinde çıkan henüz nedeni belirlenemeyen bir tartışma sonrası maktulü ateşli silahla öldürmesi üzerine, affetme eyleminin haksız tahrik nedenini ortadan kaldırıp kaldırmadığına ilişkin uyuşmazlık ele alınmıştır; zira Yargıtayın tahrikin ortadan kalktığı yönündeki bozma kararına direnen ilk derece mahkemesi, aynı yönde hüküm kurmuş ve bu durum, haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının Ceza Genel Kurulu tarafından kesin olarak karara bağlanmasını gerektirmiştir.

YARGITAY DAİRESİ
: 1. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ağır CezaSAYISI
: 134 -326I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-d, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 19... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.01.2022 tarih ve 22-51 sayılı, resen istinafa tabi hükme yönelik olarak katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından da istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 25.04.2022 tarih ve 1167-1210 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da katılan ... vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 02.02.2023 tarih ve 9157-256 sayı ile; ''...Maktulün evlilik birliği içinde sadakatsiz davranışlarda bulunduğu ancak olaydan önce sanığın maktulü affederek barıştıkları, yeni hayata başlayacaklarına ilişkin anlaştıkları ve bu saikle yola çıktıkları ancak yoldayken araç içerisinde gerçekleşen sebebi bilinmeyen tartışma sonrasında sanığın maktülün başına ateş etmek suretiyle öldürdüğü olayda; sanığın maktulün sadakatsiz davranışlarını affetmesi nedeniyle bu hususun haksız tahrik oluşturmayacağı gözetilmeksizin haksız tahrik uygulanması...'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Bozmaya direnen Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesince 11.07.2023 tarih ve 134-326 sayı ile sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verilmiştir.Direnme kararına konu bu hükmün de katılan ... vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2024 tarih ve 107004 sayılı bozma istemli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 17.12.2024 tarih ve 5089-8553 sayı ile direnme kararının yerinde görülmediğinden Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.III. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;02.07.2020 tarihli ölü muayene ve otopsi raporuna göre; maktulün ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı oluşan kafa kemik kırıkları, beyin laserasyonu ile kafa içi ve dışı kanama sonucu meydana geldiği, atışın tam bitişik mesafeden olduğu,Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığınca düzenlenen adli rapora göre; maktule ait sol el iki adet tırnak örneğinde sanığa ait DNA'ya rastlandığı ve siyah iç çamaşırında yapılan incelemede ise sperm hücresi tespit edildiği,01.07.2020 tarihli olay tutanağında; Kavak İlçe Jandarma Komutanlığına teslim olan sanığa ait 42... plakalı araç incelenmesi üzerine sağ ön koltuk ile torpido arasına sıkışmış vaziyette bulunan bir kadın cesedine rastlandığı, yine sağ ön yolcu koltuğu üzerinde bir adet siyah renkli şarjörü takılı, horozu kurulu, uç kısmı aracın ön yolcu kapısını gösterir vaziyette tabanca görüldüğü, silahın kontrol edilmesi üzerine atım yatağının boş, şarjöründe ise mermilerin olduğunun görüldüğü,Sanığın telefonundan çıkarılan HTS kayıtlarına göre, en son maktülün annesi katılan ... Karadeniz ile görüştüğünün ortaya konulduğu,Maktulün kullandığı cep telefonuna ait görüşme kayıtları ve BTK'nın 10.07.2020 tarihli raporuna göre; maktulün ... isimli kişiyle yaptığı görüşmelerin ve zaman aralıklarının belirlendiği,Anlaşılmaktadır.Katılan ...; sanıkla kızının arasının çok iyi olmadığını, olaydan önce kızının yanlarına geldiğini ve kendileriyle üç ay kaldığını, olay tarihinde ise kızının Trabzon'da sığınma evinde olduğunu, sanığın kızına ulaşarak "Sen sığınma evinden çık, karakola git, ben seni karakoldan alacağım." dediğini, kızının da buna güvenerek buluştuğu sanığın arabasına bindiğini, ardından sanığın kendisini arayarak "Ben kızını seviyorum, kızınla birlikte kaçacağız." dediğini, kendisinin de "Boşanma dilekçesi vermişsin zaten, kızıma lütfen zarar verme!" diyerek karşılık verdiğini, daha sonra bu kez kızının arayarak "Biz intihar etmeye karar verdik, hakkını helal et!'' şeklinde sözler söylediğini,İfade etmişlerdir.Sanık kollukta; eşi olan maktulün 23.06.2020 günü ''Ben evden kaçtım, arkama düşme çocuğumuz sana emanet'' şeklinde mesaj göndererek gece saatlerinde evden kaçtığını, polis karakoluna giderek kayıp başvurusunda bulunduğunu, maktulün ailesine durumu haber verdiğini, maktulün kullandığı telefon numarası kayınbabasının üzerine kayıtlı olduğundan telefon görüşme kayıtlarını çıkarttıklarını ve maktulün Trabzon'da ... isminde biri ile kaçtığını öğrendiklerini, 24.06.2020 günü ...'in katılan ...'yı arayarak maktulün yanında olduğunu söylemesi üzerine ...'i aradığını, telefonu cevaplayan ...'in abisi ...'un; maktulün ...'in yanında Trabzon Çaykara'da olduğunu, birbirlerini sevdiklerini, maktulün kendisini istemediğini söylediğini ve maktulün karakolda vermiş olduğu ifadeyi gönderdiğini, ayrıca ... ailesinin büyük bir aile olduğunu, Trabzon'a giderse oradan çıkamayacağı yönünde tehditte bulunduğunu, maktulün ifadesini okuyunca 25.06.2020 tarihinde bir avukata vekâletname verdiğini, gelişmeleri duyan kardeşi ...'in Trabzon'a kendisinden habersiz giderek maktulü aradığını, ancak ... ailesinin kardeşinin mahalleye dahi girmesine izin vermediklerini ve ''Buradan uzaklaş, başın belaya girer!'' dediklerini, bunun üzerine kardeşinin Konya'ya döndüğünü, arandığını duyan maktulün Jandarma tarafından Trabzon'da bir sığınma evine yerleştirildiğini, kendisi ile telefonda görüştüğünde maktulün ''Hiç bir şey bildiğin gibi değil, beni ... ailesi zorla buraya getirtti, şu an müsait değilim, yarın seni arayacağım." dediğini, bunun üzerine 28.06.2020 tarihinde Trabzon'a maktulü almak üzere yola çıktığını, bir gün sonra vardığında bir otel bulup tek gecelik rezervasyon yaptırdığını ve geceyi otelde geçirdiğini, maktulün 30.06.2020 tarihinde sabah 10.00 sıralarında gizli numaradan arayarak; kendisini tehdit ve şantaj ile Trabzon'a götürdüklerini, ellerinden kurtulmak için buluşmak istediğini ancak kendisine güvenmediğini söylemesi üzerine Trabzon İli Çarşı Emniyet Müdürlüğünde buluşarak birbirlerinden şikâyetçi olmadıklarına dair tutanak tuttuklarını, otelin karşısında biraz vakit geçirdikten sonra otele döndüklerini, eşi ile çocukları olduğundan barışmaya karar verdiklerini, aynı gün saat 23.00 sıralarında otelden ayrıldıklarını, Kırşehir'e gidip yeni bir hayat kurmak üzere anlaştıklarını, bu konuların hepsinden katılan ...'nın haberi olduğunu, dönüş yolunda eşinin ''Başaramayacağız, yapamayacağız'' diye söylenmeye başladığını, yakalanacağından ve sakat bırakılacağından çok korktuğunu, Samsun'da yol kenarında bulunan bir yerde mola verdiğini, bu sırada birlikte arabanın ön koltuğundan arka koltuğuna geçtiklerini ve olaylar hakkında uzun uzun tartıştıklarını, tartışma nedeninin maktulün kaçtığı ... ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinin sıklığı olduğunu, eşine güvensizliğini belirttiğini, bunun üzerine maktulün annesini arayarak "Anne ... bana güvenmiyor, kimse beni sağ bırakmaz, kendimi öldüreceğim!'' dediğini, telefonu elinden aldığını ve katılan ...'ya ''Kızınızı Çarşamba Karakoluna bırakıyorum, ordan alın.'' dediğini, yolda ilerken maktulün tekrar annesini arayarak helallik istediğini, katılan ...'nın ise ''Bu konu ... ile ikinizin arasında ben karışamam, ... gerekeni yapsın.'' dediğini, bu konuşmadan sonra üzerinde iyice baskı hisseden maktulün aracın ön tarafında bulunan kuru sıkıdan bozma tabancayı almak için yeltendiğini, maktulden daha önce davranarak tabancayı aldığını, ardından birlikte intihar etme konusunda karar aldıklarını, maktulün tabancayı elinden aldığını, intihar etmek istediğini ama yapamadığını, daha sonra tabancayı tekrar kendisine vererek ''Bunu yapamıyorum, beni kimseye bırakma, bunu sen yap.'' dediğini, kendisinin de tabancayı kurduğunu ve maktulü başından vurduğunu, tabanca ateşlendikten sonra maktulün koltuğun önüne düştüğünü görünce şoka girdiğini, tabancayı yan koltuğun üzerine attığını, intihar etmeyi düşündüğünü, ancak küçük kızının aklına geldiğini, onu son kez gördükten sonra intihar etmeye karar verdiğini ve olayın şoku ile tekrar yola çıktığını, yola devam ederken telefonunu pencereden dışarıya attığını, yol kenarında bulanan bir petrol istasyonunda durduğunu, oradaki görevliye ''Jandarma veya polis var mı?'' diye sorduğunu, böylelikle yerini öğrendiği Jandarmaya giderek teslim olduğunu, eşini çok sevdiğini ve pişman olduğunu, olayı gerçekleştirme nedeninin aile büyüklerinin baskısı ve kendisine başka bir şans bırakmamaları olduğunu, kullandığı tabancayı Trabzon'a yalnız gittiği ve ... ailesinin çok tehlikeli olduğunu duyduğu için yanına aldığını,Cumhuriyet savcılığında farklı olarak; Haziran ayının 24'ünde veya 25'inde yaptıkları telefon görüşmesinde kayınbabası olan katılan ...'in "Eninde sonunda gereği yapılacak, sen yapmazsan ben yapacağım!" dediğini,Sulh Ceza Hâkimliğinde farklı olarak; maktul ile Trabzon'dan Kırıkkale'ye gitmeye karar verdiklerini, hatta internetten Kırıkkale'de kiralık ev ve iş ilanlarına baktıklarını, telefonunu araçtan atma sebebinin, silahı aldığı yerdeki kişilerin başına bir iş gelirse telefonunu atmasını önermeleri olduğunu,Mahkemede farklı olarak; araç içerisinde görüşme kayıtlarıyla ilgili konuşurlarken yalan söylediği için maktule kızdığını, tartışma sırasında maktulün kendisine kaçtığı ...'in ailesi tarafından kabul edilmediğini, ailesinden korktuğu için de onların yanına gidemediğini, ortada kaldığını, bu nedenle kendisiyle gelmeyi kabul ettiğini söylediğini, sonra maktulün annesiyle telefonla görüştüğünü, ancak telefonu elinden aldığını, bu sırada maktulün torpido gözünde bulunan silahı eline aldığını gördüğünü, beş dakika kadar silahı maktulden almak için mücadele ettiğini, bu sırada silahın patladığını, yakınlardaki bir petrol istasyonuna girdiğini ve onlara yaralı biri olduğunu söylediğini, maktulü isteyerek öldürmediğini, boğuşma sırasında silahın patlamasıyla bu sonucun ortaya çıktığını,Savunmuştur.IV. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarAyrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.11.2025 tarih ve 118-479, 15.10.2025 tarih ve 363-407, 01.10.2025 tarih ve 44-366 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere ile haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır.01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.Uyuşmazlık konusuyla ilgili 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun evlilik birliği içerisinde sadakat yükümlülüğünün düzenlediği ''Haklar ve yükümlülükler'' üst başlığını taşıyan ''Genel olarak'' alt başlıklı 185. maddesi; ''Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.'' şeklinde düzenlenmiştir.B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki NitelendirmeSanık ile maktulün altı yıllık evli oldukları, maktulün 23.06.2020 tarihinde evden kaçarak ... isimli kişi ile Trabzon'a gitmesi üzerine sanığın olay günü maktül ile buluşup konuşmak amacıyla Trabzon'a gittiği, maktul ile barışmaya karar verdikleri ve sanığın kullanımındaki araç ile başka bir şehirde yeni bir hayat kurma plânıyla yola çıktıkları, araç içerisinde sebebi belirlenemeyen tartışma neticesinde sanığın tam bitişik atış mesafesinden yaptığı atış ile maktulün ölümüne neden olduğu anlaşılan olayda;Maktulün TMK'nın 185. maddesinden kaynaklanan sadakat yükümlülüğüne aykırı şekilde ... isimli şahısla olay tarihinden geriye dönük yaklaşık üç aylık süreçte mütemadiyen telefonla görüşmesi ve olay tarihinden bir hafta önce de eşini ve müşterek çocuklarını bırakarak Trabzon'a gidip adı geçenle birlikte yaşamaya başlaması şeklindeki hareketlerinin, sanık yönünden TCK'nın 29. maddesi anlamında haksız bir davranış sayılması gerektiğinde kuşku bulunmadığı, bu nedenle maktule yönelik sübuta eren kasten öldürme suçu bakımından sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir.Bu itibarla İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna, dosyanın uygulamanın denetlenmesi amacıyla Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.V. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.07.2023 tarih ve 134 -326 sayılı direnme kararına konu hükmündeki, sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunduğuna dair gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihli müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.