Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, benzerlik ve tanınmış marka iddialarıyla açılan YIDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin davası.
Özet: Bu dava, gıda sektöründe tanınmış "..." markasının sahibi davacının, davalıya ait "Eyfene" ibareli markanın tesciline ilişkin itirazının YIDK tarafından haksız yere reddedilmesi üzerine, söz konusu YIDK kararının iptali ile davalı markasının sicilden terkini ve hükümsüzlüğünü talep ettiği, davacı markalarının görsel ve fonetik olarak büyük benzerlik taşıması, aynı veya benzer emtiaları kapsaması ve iltibas tehlikesi yaratması nedeniyle markasının tanınmışlığı ve haksız rekabetin önlenmesi gerektiğini iddia ederken, davalıların ise kendi markalarının farklı yazı stili, renk, şekil ve kelime unsurlarıyla davacı markalarından tamamen ayrıldığını, farklı sınıflarda tescilli olduğunu ve dolayısıyla bir benzerlik veya iltibas olmadığını savunarak davanın reddini istediği bir uyuşmazlıktır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/153 Esas - 2025/530

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No
: 2025/153
Karar No
: 2025/530
..
Dava
: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi
: 12/04/2025
Karar Tarihi
: 25/12/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih
: 25/12/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin "..." markası ile 2013 yılından beri ... önde gelen sos ve baharat üreticilerinden olduğunu, .. markası (30) ile beraber seri markalarının... sınıfın ilgili emtialarında marka tescillerinin sahibi olduğunu, davalı "...." markasına yapılmış olan itirazlarının haksız olarak reddedildiğini, ... markalarının hem görsel hem de fonetik açıdan büyük ölçüde benzerlik gösterdiğini, her iki markanın da aynı sınıfta yer aldığını ve benzer mal ve hizmetleri içerdiğini, her iki markanın da üç heceli olup, ilk heceleri "...) hesabının 340.000 takipçisi bulunduğunu,... internet sitesine girildiğinde görüleceği üzere ünlü isimlerle anlaşmalar yapıldığını, influencer ve tanınmış kişilerle anlaşarak ... markasının tanınırlığının arttırıldığını, baharat, bitkisel çaylar, bitkisel yağlar, soslar, kuruyemiş ve kuru meyve olmak üzere lezzetli ve sağlıklı gıda ürünlerinin öncüsü niteliğinde olan ... markasının tanınmış marka olduğunu ifade ederek, ...nın 05/03/2025 tarih ve... sayılı kararının iptaline, ... sayılı ve "..'e" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, davalının başvuru markasının “eyfen’e” şeklinde kelime, renk unsuru ile şekil unsuru ihtiva eden bir marka olduğunu, “...” ibaresini içeren davacı markalarının birbirine benzemediğini, davalı markasında kullanılan yazı stili, kullanılan renk, şekil ve kelime unsurunun bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve kompozisyon itibariyle davacı markalarından tamamen farklı olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; Eyfene markasının 35. Sınıfta tescil edildiğini, markanın internet sitesinde de yer aldığı üzere ilgili bünyesinde "..." markalarını içerdiğini, bu markalar tereyağı, ayran, yoğurt, gazoz, maden suyu vb.ürünleri ürettiğini, davacı mallarından tamamen farklı olduğunu, markaların logolarındaki yazım stili ve fenotip, renk, şekil ve kelime unsuru olarak birbirinden ayrıldıklarını, benzerlik bulunmadığını, bu nedenle iltibas iddialarının dayanaksız olduğunu, markaların kullanıldığı ürünlerin farklı olması sebebiyle ... markası üzerinden haksız bir yarar sağlama, markanın itibarına zarar verme ya da markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi amaçlarının bulunmadığını, marka ibarelerinin ve sınıfların farklı olması nedeniyle SMK 6/1 koşullarının oluşmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
:
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık, eskiye dayalı kullanım ve 6769 sayılı kanunun 6/6 kapsamındaki itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ... sayılı "...'e" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu ....Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, davacı tarafından dava konusu markanın yayımına ....sayılı ve ... ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği, red kararına karşı davacının tekrar itirazda bulunduğu, ancak bu itirazın da, ...sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispat etmesi gereklidir. Sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir.
İtiraz sahibi tarafından kullanımın ispatlanamaması halinde söz konusu gerekçe markalar SMK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılacak inceleme açısından dikkate alınmaz. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.
Markanın ciddi olarak kullanımının öngörülmesinin ve bu şekilde kullanmamanın sonucunun yaptırıma bağlanmış olmasının amacı, marka sahibinin salt markadan doğan tekel haklarını kullanmak amacıyla, aslında kullanım amacı olmaksızın gerçekleştirdiği göstermelik/sembolik kullanımların önüne geçebilmektir. Bu tür kullanımlar, markayı kullanmamadan doğan sonuçlardan kaçınmak için gerçekleştirilen düzensiz, geçici kullanımlardır.
Markanın kullanımını kanıtlayan deliller eğer marka sahibi dışındaki bir kuruluş adına ise, bu kuruluş ile marka sahibi arasındaki ilişkinin ortaya konulması oldukça önemlidir.
Hem Yargıtay uygulamasında hem de .... uygulamasında tek başına sözleşmelerin varlığı da ciddî kullanımın ispatı için yeterli görülmemektedir. ...’ın içtihadında da, ciddî kullanımın ispatı için yalnızca sekiz sözleşme sunulmuş olmasını ve söz konusu hizmetlerle ilgili olarak imzalanan tüm sözleşmelerin bir listesi veya üretilen ciroya ilişkin bir belge gibi ek belgeler olmamasını yetersiz olarak değerlendirmiştir. (....) Benzer şekilde Yargıtay da malın niteliğine göre az miktarda sunulan faturayı ciddi kullanımı ispatlamaya yeterli görmemektedir. (...)
Markanın işlevine uygun kullanımının değerlendirilmesine yönelik olarak markanın yenilenmesi veya sadece lisans sözleşmesinin yapılması ya da lisans bedelinin ödenmesi, marka hakkının devredilmesi, markanın işlevine uygun kullanımını karşılamaz. (Kaya, Marka Hukuku, s. 198.; Bozgeyik, Tescilli Markanın Kullanılması, s. 464.) Benzer şekilde, Yargıtay, salt Ticaret Odası’na sicil kaydının veya Vergi Dairesi kaydına dayalı olarak markanın kullanılmış sayılmayacağına karar vermiştir. Ayrıca, marka sahibinin, markasına dayanarak bir başkasına “ihtarname göndermesi” veya “dava açması” da markanın işlevine uygun kullanımı manasına gelmeyecektir.
Somut olayda, davalının 2013/93148 nolu ... ibareli markası bakımından kullanım ispatı talep ettiği, MDB’nın markaları benzer bulmadığı gerekçesiyle igli delilleri incelemeye almadığı anlaşılmıştır.
Davacının kullanım ispatı dilekçe ekinde, satış faturaları (89 sayfa), irsaliye faturaları (21 sayfa) reklam harcamalarının dökümleri (5 sayfa), fuarlara katılım faturaları (3 sayfa), fuarlara katılım sözleşmesi, Mağaza görselleri, Reklam görselleri, Fuar görselleri bulunduğu anlaşılmış; ilgili faturalardan, içeriğinde keten tohumu, chia tohumu, kabak/ay çekirdeği, ıhlamur, zencefil, haşhaş, hibuskus vb. baharatların ve kuruyemişlerin yer aldığı, kış çayı, kırmızı çay, baharat çayı, ada çayı, defne yaprağı, ıhlamur vb. şekilde bitki çaylarının yer aldığı, nar ekşisi, acı-tatlı sos, salça vb şeklinde tatlandırıcıların yer aldığı, susam yağı, Hindistan cevizi yağı vb. yer aldığı ve bu ürünler üzerinde ciddi kullanımının olduğu anlaşılmıştır. Davacının kullanım ispatına konu olan markasının tescil sınıflarının .... Sınıfta yer alan bir kısım mallar ve bu malların satışı bakımından kullanımı ispatlayabildiği değerlendirilmiştir. Ek olarak kullanım ispatına konu olmayan ... nolu ... markası da 30. Sınıfta tescillidir.
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, değerlendirme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, değerlendirilen emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığına bakılmalıdır.
“Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.”
Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir.
Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir.
Davacının kullanım ispatına konu olmayan ... ibareli markası 30. sınıfı içerdiği ve dava konusu markada 30. Sınıf yer aldığı için burada zaten bir ayniyet bulunmaktadır. Kullanım ispatına konu olan markasında, kullanımı ispatlanan mallar ve ilişkili olabilecek mallar düşünüldüğünde ise, dava konusu markada 29. Sınıfta yer alan “Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler, . Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin.” ile, 31. Sınıfta yer alan “Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar” malları ile; 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler, Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler, . Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez, Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” ayniyet ve benzerlik içerdiği anlaşılmıştır.
Son olarak da, Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri temel olarak restoran, lokanta, kafe ve bu bağlamda yiyecek ve içeçeklerin sunulması hizmetini kapsamaktadır. Gıda malları ile bu malların tüketiciye sunulması arasında direk olarak bir benzerlik kurulması doğru olmayacaktır. Marka İnceleme Kılavuzunda belirtildiği üzere gıda ürünleri ile 43. Sınıfa dâhil “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin” karşılaştırılmasında benzerlik durumu gıda ürününün niteliğine göre değişiklik gösterir. Örneğin, 30’uncu sınıfta bulunan “her türlü un, irmik ve nişasta; toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri; tuz; yiyecekler için çeşniler” gibi mallar başka gıdalar ile birlikte veya gıda yapımında kullanılan emtialardır; bu nedenle tek başlarına servis edilmeleri söz konusu olmaz. Dolayısıyla, tüketicilerin bu tarz malları tüketmek amacıyla restorana ya da kafeteryaya gitmesi beklenmezken; çay, kahve, pastacılık mamulleri, dondurma veya et gibi servise konu olabilecek malların tüketimi için herhangi bir restorana gidilebilir veya bir restoranda sunulan/servis edilen yemekle birlikte tuz, baharat, ketçap-mayonez gibi ürünlerin de bulunması, bu malların da restoran sahibi tarafından üretildiği anlamına gelmeyecektir.
Restoranlarda yiyeceklerin ve içeceklerin tüketiliyor olması tek başına yiyecek ve içecek ürünleri ile restoran hizmetleri arasında benzerlik bulunması için yeterli değildir. (AB Genel Mahkemesi, 09.03.2005 tarih ve T-33/03 sayılı karar)
Bununla beraber, bazı durumlarda, yiyecek veya içecek ile “yiyecek içecek hizmetinin sağlanması” arasında tamamlayıcılık söz konusu olabilir. Bilindiği üzere, malların (veya hizmetlerin) birinin diğerinin kullanımı için zorunlu ya da önemli olması nedeniyle birbirleriyle yakın bağlantı içinde olmaları ve bu yakın bağlantı nedeniyle tüketicilerin de bu malların üretiminin ya da hizmetlerin sağlanmasının aynı işletmenin sorumluluğunda olduğunu düşünebilecek olması durumlarında tamamlayıcı mallar (veya hizmetler) olarak kabul edilir. Bu kapsamda, gıda ürünleri ile yiyecek içecek hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi kurulabiliyorsa bu durum genellikle düşük de olsa benzerliğe sebep olacaktır. Ayrıca, ilgili sektörde yiyecek içecek sağlanması hizmetlerini sunan işletmelerin aynı zamanda yaygın olarak yiyecek veya içecek ürünlerinin üretimini de gerçekleştirdiği durumlarda da benzerlik bulunduğu sonucuna varılabilecektir.
Bu kapsamında çaylar ve kahveler açısından değerlendirme yapılacak olursa, çaylar ve kahveler ile kafe hizmetleri birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olan mallar ve hizmetlerdir. Söz konusu malların ve hizmetlerin dağıtım kanalları da aynı olabilir, örneğin bir kafede kahvenin veya çayın kendisi paket halinde müşterilere satılabilir. Dolayısıyla, belirtilen mallar ve hizmetler arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu sonucuna varılabilir.
Nitekim.... sayılı kararında şu tespitlerde bulunmuştur: “başvuru kapsamında yer alan ve çekişmeli bulunan 43. Sınıftaki “yiyecek içecek sağlanması hizmetlerinin” ise davacıya ait itiraza ve hükümsüzlüğe dayanan markalar kapsamında tescilli bulunmadığı; bununla birlikte 43. Sınıftaki “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri” ile itiraza/hükümsüzlüğe dayanak markaların kapsamında bulunan 29 ve 30. Sınıflardaki çaylar, pastacılık ve fırıncılık mamulleri, kahve, kahve ve kakao esaslı içecekler gibi özellikle restoran, hastane, cafe, cafeterya gibi yiyecek içecek hizmetlerinin sağlandığı işletmelerde tüketiciye sunulan ürünler olmaları itibarıyla ürünlerin tüketiciye sunuluş yerleri itibarıyla belirli bir benzerlik bulunduğu kabul edilmelidir.”
Benzer şekilde, 30’uncu sınıfa dâhil “fırıncılık ve pastacılık mamullerinini tatlıların” hazır sunuma konu olabilecek türde emtialar olması nedeniyle bu emtialar ile “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri” arasında tamamlayıcı bir ilişkinin bulunduğu, bu mamulleri üreten işletmelerin aynı zamanda yiyecek içecek sağlama hizmeti sunması hususu da göz önüne alındığında 30’uncu sınıfa dâhil fırıncılık ve pastacılık mamulleri ile yiyecek içecek sağlanması hizmetleri arasında benzerlik bulunduğu kabul edilir.
Netice itibariyle de, davacı markasında yer alan 30. Sınıftaki “kahveler,çaylar- fırıncılık ve patacılık mamülleri” ile dava konusu markada yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” arasında benzerlik olduğu kanaatine varılmıştır.
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır..... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür.
İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu marka kapsamında benzer bulunan ve geneli itibariyle gıda malları olarak nitelendirebilecek malların ilgili tüketici kitlesi hemen hemen her yaş, meslek, eğitim, cinsiyet düzeyinden tüketiciler olup marketlerde, bakkallarda, büfelerde tüketicinin anlık kararlar ile satın aldığı ve satın alım esnasında da çoğu zaman düşükalım bedeli ödediği bu ürünleri tercih ederken dikkat ve özen düzeyinin son derece standart olacağı değerlendirilmiş olup, karıştırılma ihtimalinin ortalama tüketiciler bakımından dikkate alınacaktır.
İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Davacı markası ... ibaresinin, sözlükte bir anlamı bulunmayıp, Google üzerinden yapılan araştırmada Malatya’ya özgü bir oyun olduğu, genellikle hıdrellez günü ya da bahar aylarında kıra gitme anlamına gelen bu tören-eğlenceye verilen ad olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Yöresel bir ibare olduğu için toplumun geneli tarafından kelimenin direk olarak anlamının bilinmesi mümkün gözükmemektedir. Bu bağlamda ayırt ediciliği yüksek- yaratım bir kelime olarak algılanması kuvvetle muhtemeldir. Dava konusu marka ise eyfen’e şeklinde yazılmak suretiyle e harfi kesme işareti ile (ismin yönelme hali) ayrılmıştır. Bu bağlamda kelime kökünün eyfen olduğu, bu kelimenin de sözlükte bir anlamının bulunmadığı ancak yine yöresel dilde.... dolaylarında “daha ucuz, daha iyi” anlamında kullanıldığı anlaşılmıştır. Ek olarak .... ibaresinin özel bir isim olarak algılanması (‘e takısı nedeniyle) da mümkündür. Yukarıda belirtildiği gibi, bu ibarenin de yöresel kullanımı bulunduğu, bu nedenle toplumun direk olarak anlamını bilmesinin mümkün olmadığı, bu bağlamda bir özel isim ya da anlamsız yaratım bir kelime olarak algılamasının mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Bu bağlamda kavramsal bir değerlendirme yapılamamaktadır.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Taraf markaları Türkçe yazım kurallarına uyduğu için yazıldığı şekilde okunacaktır. Davacı markası ... şeklinde okunurken, dava konusu marka ... şeklinde okunacaktır. Her ne kadar, doktrinde ve uygulamada kabul edildiği üzere “…İşitsel benzerlik incelemesinde dikkate edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle, sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet karıştırma ihtimaline yol açabilmektedir.” şeklinde değerlendirmenin bulunduğu, bu doğrultuda davacının ve davalı kurumun savlarında markaların ilk hecelerinin farklı olduğu belirtilse de, ilgili inceleme her somut olayın şartları doğrultusunda değişiklik gösterebilecektir. Somut olayda, taraf markalarının 3 heceden oluştuğu, son iki hecenin aynı olduğu, H sesinin fonetik sesinin zayıf bir ses olduğu bu bağlamda markalar arasında yüksek bir fonetik benzerlik olduğu değerlendirilmiştir.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır.
Dava konusu marka "eyfen'e" şeklinde kelime markasıdır. Kesme işaretinin Türkçe dil kuralları düşünüldüğünde şekil unsuru olarak algılanması mümkün gözükmemektedir. Keza yine davacı markası ... şeklinde kelime markası, ... şeklinde ise kelime+şekil markasıdır. Şekil unsurunun birbirini tamamlayarak bir yuvarlak oluşturduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda ayırt edici gücünün yüksek olduğu söylenemeyecektir. Bu bağlamda taraf markalarının kelime uzunluklarının benzediği, son 5 harfinin aynı olduğu, bu bağlamda harfsel benzerliliğinin bulunduğu, davacı markasında yer alan şekil unsurunun baskın bir etkisinin olmadığı, kullanılan font ya da renk unsurunun görsel farklılaşmayı sağlayacak ölçüde kuvvetli olmadığı bu nedenle belli bir seviyede görsel benzerlik içerdiği değerlendirilmiştir.
Markalar bütünsel olarak değerlendirildiğinde, markaların fonetik açıdan yüksek benzerlik ve görsel açıdan belli seviyede benzerlik içerdiği, kelimelerin anlamsız markalar olarak algılanma olasılığının oldukça yüksek olduğu, bu noktada kelimelerin tüketici zihninde anlamsal bakımından kodlanamayacağı ve ayrışamayacağı, dava konusu markada yer alan şekil unsurunun baskın bir etkisinin bulunmadığı ve dahi “ses görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince bu durumun bertaraf edilebileceği, bahse konu malların gıda malları olması ve görece pahada ucuz mallardan olması nedeniyle ani alım kararına konu olabileceği değerlendirilmiş olup, netice itibarilyle de, taraf markaları arasında SMK m.6/1 anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatlerine varılmıştır.
SMK 6/3 ve 6/6 BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME
:
6769 sayılı SMK’nın“marka tescilinde nispi ret nedenleri”nin düzenlendiği 6. maddesinin 3. fıkrasında; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” denilmektedir.
Bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Bu madde hükmünde yer alan itirazın kabul edilebilmesi için itiraz sahibinin o işaret üzerinde başvuru tarihinden önce hak sahibi olması veya rüçhan hakkını elde etmesi ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Tescil, bir markanın daha özel hükümlerle korunmasını sağlar. SMK, istisnai olarak, marka hakkının tescile dayanmadan ilk kullanım yoluyla da elde edilebileceğini ve korunabileceğini de kabul etmiştir.
6769 sayılı SMK’nın “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. maddesinin 6. bendinde; “Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir....” denilmektedir.
Davacı marka vekilinin itiraz aşamasında SMK 6/3 ve 6/6 maddesini tıklanmak suretiyle ilgili maddeye dayandığı, ancak gerek ilk itiraz gerekse karara itiraz aşamasında dilekçe içerisinde bu konuya ilişkin hiçbir açıklama yapmadığı ve SMK 6/6 madde uyarınca hangi hak kapsamında koruma talep ettiğinin belirtilmediği anlaşılmış olup, davacı kullanımlarının “tescilli marka kullanımı” olduğu değerlendirilmiş ve yine davacı vekilinin dava dilekçesinde de ilgili maddelere ilişkin herhangi bir savının bulunmadığı değerlendirilmiş, netice itibariyle de, bu bağlamda ilgili maddelerin uygulama alanı bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
TANINMIŞLIK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME (HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ BAKIMINDAN):
6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir.
6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır.
Davacının, davalı kurum nezdinde tanınmışlığı öne sürmediği, dava aşamasında ise somut bir delil sunmadığı, sadece dilekçesinde ... incelemesinden, ünlü isimlerle anlaşmalar yapıldığı, instagram sayfasının 340.000 takipçisi bulunduğunu, sosyal medyada influencerların müvekkili markalarını önerdiğinin belirtildiği, internet sitesinden, ... ile iş birliği yapıldığının tespit edildiği, anlaşılmış, ancak tüm bu hususların genişletilmiş bir koruma sağlayacak ölçüde markanın tanınmışlığını ispata yetmeyeceği kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Taraf markaları arasında 29. Sınıf; Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler, . Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin
30.Sınıf; Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. 31.sınıf; Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. 35. sınıf; Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler, Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin.Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez,Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. 43. sınıf; Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" mal ve hizmetleri bakımından benzerlik sağlandığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, SMK 6/3 ve 6/6 madde korumasından yararlanılamayacağı, davacı tanınmışlığının ispatlanamadığı, ... kararının iptali ve hükümsüzlük koşullarının kısmen oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
:
Davanın Kısmen Kabulüne,
.... sayılı kararının 29. Sınıf; Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler,. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin
30. Sınıf; Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez
31. sınıf; Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar
35. sınıf; Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler, Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin.Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez,Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar
43. sınıf; Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" mal ve hizmetleri yönünden iptaline,
Davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine,
Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kısmen reddolunması, davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40.-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 18.597,2‬‬0.-TL
yargılama giderlerinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.25/12/2025
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf
: 702,9‬0‬.-TL
Bilirkişi Ücreti
: 16.000,00.-TL
İhtiyati Tedbir Harçları
: 1.629,30.-TL
P.M.
: 265,0‬0.-TL
TOPLAM
: 18.597,2‬0‬.-TL