Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda usulüne uygun yapılmayan uzlaştırma neticesinde verilen düşme kararının kanun yararına bozulmasında aleyhe sonuç doğurmama ilkesinin uygulanıp uygulanamayacağı ve ilk derece mahkemesi ek kararının kesinleşmesi.
Özet: Sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kesinleşen mahkumiyetinin ardından, yasa değişikliğiyle uzlaştırma kapsamına giren olayda, vekaletnamede özel yetki bulunmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılan uzlaşma neticesinde verilen kamu davasını düşürme kararının kanun yararına bozulması durumunda, bu bozmanın sanık aleyhine sonuç doğurup doğuramayacağı ve uzlaşma sonucu verilen düşme kararının kesinleşme koşullarının sağlanıp sağlanmadığı hukuki uyuşmazlığın ana konusunu teşkil etmektedir.
Ceza Genel Kurulu         2023/137 E.  ,  2026/125 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 11. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Asliye Ceza
    TARİHİ (Ek karar)
    : 22.01.2020
    SAYISI
    : 197-315
    I. HUKUKİ SÜREÇ
    Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2, 43/1, 62, 52/2-4, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 2.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve hapis cezasının ertelenmesine ilişkin Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 31.05.2018 tarihli ve 197-315 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince 08.11.2018 tarih ve 1979-2368 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bu şekilde kesinleşen hükmün infazı aşamasında 02.12.2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2 53... . maddelerinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığı gerekçesiyle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi talebinin kabulüne ilişkin Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2019 tarihli ve 197-315 sayılı ek kararını takiben, taraflar arasında uzlaşma sağlandığından bahisle mahkûmiyet hükmünün ortadan kaldırılarak kamu davasının düşürülmesine dair Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2020 tarihli ve 197-315 sayılı ek kararına yönelik katılan tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 23.06.2020 tarihli ve 2020/461 değişik iş sayılı kararına yönelik Adalet Bakanlığının 01.11.2021 tarihli ve 4102 sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talebe istinaden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17.12.2021 tarihli ve 135153 sayılı ihbarnamede; "…Dosya kapsamında yer alan ... Sitesini temsilen, yönetici ...'ya verilen, Milas 2. Noterliğinin 21/08/2019 tarihli ve 0 ... yevmiye nolu vekaletnamede, her ne kadar adı geçene mahkemeler nezdinde işlerin takibine ilişkin temsil yetkisi verildiği görülmekte ise de, uzlaştırma işlemlerinin yürütülmesi hususunda özel yetki verilmediği, son olarak 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nda yöneticinin uzlaştırma işlemlerini yapabileceği şeklinde bir düzenlemenin de bulunmadığı, bu halde uzlaştırma işlemlerinin başkan ... ile yapılmasının mümkün olmadığı ve yapılan uzlaştırma işlemlerinin hukuken geçersiz olduğu, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması gerektiği," gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 26.09.2022 tarih ve 29-15010 sayı ile; "...İncelenen dosya içeriğine göre;kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 23.06.2020 tarih ve 2020/461 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak üzere bozulmasına," karar verilmiştir.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23.11.2022 tarih ve 135153 sayı ile; "...Dairece, yapılan uzlaştırma işlemlerinin hukuken geçersiz olduğu kabul edilip, kanun yararına bozma istemi yerinde görülerek Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 23.06.2020 tarih ve 2020/461 Değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak üzere bozulmasına karar verilmiş ise de; kanun yararına bozma istemine konu karar, gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle kesin hükümde değişiklik oluşturan yeni hüküm, bir başka deyişle uyarlama sonucu verilen 'düşme' kararıdır. İnfaz aşamasında verilen bu hüküm yönünden 'aleyhe sonuç doğurmama ilkesi' uygulanamayacaktır. Bu nedenle, Özel Dairece verilen 'hükmün aleyhe sonuç doğurmamak üzere yasa yararına bozulması' şeklindeki kararın isabetli olmadığı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 19.12.2022 tarih ve 10415-20551 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hükmün kesinleşmesinden sonra kanun değişikliği nedeniyle yapılan uzlaştırma işlemi neticesinde verilen düşme kararının kanun yararına bozulması hâlinde, bozmanın aleyhe sonuç doğurup doğurmayacağının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; İlk Derece Mahkemesince uzlaşma sonucu verilen ek kararın kesinleşip kesinleşmediğinin, buna bağlı olarak da kanun yararına bozma yoluyla incelenip incelenemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin kararın istinaf incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmesini müteakip, uzlaşmaya dair CMK'nın 2 53... . maddelerinde yapılan değişiklikler sebebiyle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, akabinde uzlaşmanın sağlandığından bahisle sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, ancak söz konusu kararın önceki yargılamada katılan sıfatını alan ...’ye tebliğ edilmediği, kararı öğrenen katılan tarafından süresinden sonra yapılan itirazın reddedilmesi üzerine hükmün kesinleştirildiği anlaşılmaktadır.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Hukuki Açıklamalar
    Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 03.07.20 24... /534- 2024/221 sayılı kararında da açıklandığı üzere;
    Kanun yollarına başvurulmadan ya da başvurulmakla birlikte istemin reddi veya hükmün onanması yahut düzeltilerek onanması suretiyle kesinleşmiş olan hükümlerin, kesin yargının tartışılmazlığı ve hukuki güvenlik ilkeleri uyarınca sonradan değiştirilmeleri kural olarak mümkün değildir. Bununla birlikte yapılan yargılama neticesinde ulaşılan maddi hakikatin her zaman mutlak hakikati ifade etmeyebileceği de gözetilerek, kesinleşmiş olan hükümde ciddi hata ya da ağır bir hukuk ihlali bulunduğunun anlaşıldığı durumlarda Anayasa'da güvence altına alınan hak arama hürriyeti, adil yargılanma hakkı ve kanun önünde eşitlik ilkesi kapsamında olağanüstü kanun yolları kabul edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi (CMK'nın 308. maddesi), kanun yararına bozma (CMK'nın 309. maddesi), ve yargılamanın yenilenmesi (CMK'nın 311-323. maddeleri), kurumları olağanüstü kanun yolları olarak düzenlenmiştir.
    CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile, hâkim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki, gerek maddi gerekse usule ilişkin, varlığı hukuk devleti ve düzeni için kabul edilemez boyuttaki hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de hukuk düzeni/kanun/toplum yönünden giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak, kesin kararlara/hükümlere karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır (14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı, CGK'nın 03.04.2012 tarihli ve 438-141, 10.05.2011 tarihli ve 80-90, 14.12.2010 tarihli ve 210-259, 15.06.2010 tarihli ve 117-146, 23.06.2009 tarihli ve 30-1 77... .02.2008 tarihli ve 19-31 sayılı kararları).
    Aynı nedenlerle olağan kanun yollarına göre kapsamının dar ve sınırlı olması, hukuka aykırılığın, davanın özüne ve cezaya esaslı bir şekilde etki etmesi ve tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir.
    Hâkim ya da mahkeme tarafından değiştirilmesi veya geri alınması her zaman mümkün olan kararlarda kanunun aradığı kesinlikten bahsedilemez. Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hâkimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi ihtimali bulunan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmelidir.
    CMK'nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi hâlinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir.
    Görüldüğü gibi, kanun yararına bozma kurumu istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hâkimlik veya mahkeme kararlarına karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olduğundan konusu, usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir hüküm veya mahkeme kararıdır.
    Öte yandan, kanun yolunun belirlenmesinde hataya düşülebileceğini öngören kanun vazıının, bu durumun sonuçlarını ve merciin tarzı icrasını CMK’nın 264. maddesinde düzenlediği görülmektedir. Zikredilen norma göre; Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz (CMK madde 264/1). Bu halde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir (CMK madde 264/2). Hatalı başvuru üzerine görevli ve yetkili bulunmadığı halde kendisini yetkili ve görevli addederek karar veren merci kararının, hükümsüz (CMK madde 7) sayılacağında şüphe bulunmadığından, kanun yolu denetiminde asıl görevli ve yetkili merciin başvuruyu yeniden değerlendirmesi gerekir.
    B. Hukuki Değerlendirme
    Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararı ile kesinleştiği, CMK'nın 2 53... . maddelerinde yapılan değişiklikle müsnet suçun uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle yapılan başvuruyu kabul eden Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesince taraflar arasında uzlaşma sağlandığından bahisle kamu davasının düşmesine karar verildiği, söz konusu karara karşı uzlaştırma işlemlerinin usulüne uygun şekilde gerçekleşmediği düşüncesiyle kanun yararına bozma yoluna gidildiği anlaşılan dosyada;
    a. Uzlaşma nedeniyle kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün bütün sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına ve sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine ilişkin olarak verilen yeni hüküm, önceki yargılamada katılan sıfatını alan ve uzlaşma sonucu verilen hükmü istinaf etme yetkisi bulunan ...’ye tebliğ edilmediğine göre henüz olağan kanun yolları açık olan hükmün kesinleştiğinden de bahsedilemez. Bu nedenle de belirtilen hüküm, kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun konusu olamaz. Adı geçen katılanın kanun yolu başvurusunun, CMK'nın 264. maddesi delaletiyle istinaf başvurusu mahiyetinde olduğu kabul edilmelidir.
    b. İtiraz mercii olarak karar veren Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin, başvuruda hataya düşüldüğünü saptayarak, kararın tabi bulunduğu doğru kanun yolunun istinaf olduğunu işaretle dosyayı istinaf incelemesi yapılması için ilgili Bölge Adliye Mahkemesine göndermesi gerekirken, kendisini yetkili ve görevli sayarak başvuruyu sonuçlandırmak suretiyle verdiği karar hükümsüzdür (CMK madde 7).
    Dolayısıyla İlk Derece Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen kararına karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağı, yetkili ve görevli Bölge Adliye Mahkemesinin süresi içinde yapılmış başvuruya istinaden söz konusu kararı incelemesi gerektiği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇE İLE KABULÜNE,
    2- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 26.09.2022 tarihli ve 29-15010 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
    3- Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
    4- Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2020 tarihli ve 197-315 sayılı ek kararı ile verilen hükmün istinaf incelenmesinin yapılmasının sağlanması bakımından dosyanın mahalline gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.