Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin tanınmış marka ile benzerlik ve karıştırılma ihtimali gerekçesiyle YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı şirket, fırıncılık ve restoran gibi sektörlerde 1969 yılından bu yana kullandığı ve tüketici nezdinde tanınmış hale getirdiğini iddia ettiği markasına benzerliği nedeniyle, davalıya ait marka başvurusunun tescil edilmesine yönelik Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptalini ve davalı markasının hükümsüz kılınmasını talep etmektedir; müvekkil markasının dava konusu markada esas unsur olarak kullanıldığını, görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğunu, aynı hizmetler üzerinde tescil talebiyle tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali yarattığını ve davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerken, davalı kurum ise iltibas oluşturacak bir benzerlik olmadığını ve YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/136 Esas - 2025/492
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ANKARA2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: 2025/136KARAR NO
: 2025/492....DAVA
: Marka YİDK Kararının İptali ile HükümsüzlükDAVA TARİHİ
: 28/03/2025KARAR TARİHİ
: 10/12/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: 12/12/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin 1969 yılına dayanan geçmişi ile fırıncılık sektörü başta olmak üzere restoran ve kafe işletmeciliği alanlarında “...” markası ile faaliyetlerine devam ettiğini, aynı zamanda ... alan adlı internet sitesinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin faaliyetleri sonucunda “...” markasını tüketici nezdinde tanınmış bir marka haline getirdiğini, uzun yıllardır kullandığı “...” markasını ilk olarak .... nezdinde tescil ettirdiğini ve müvekkilinin “...” ibareli birçok markası bulunduğunu, dava konusu.... sayılı “.... tarafından reddedildiğini, kararın iptali gerektiğini, müvekkili markasının dava konusu markada aynen yer alacak şekilde esas unsur olarak kullanıldığını, taraf markaları arasında görsel, işitsel, anlamsal ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğunu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, “1983” ibaresinin ise markaya ayırt edicilik katmayan, marka algısı yaratmayan bir ibare olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile aynı sınıf hizmetler üzerinde tescil edilmek istendiğini, gıda ürünlerinin fiyatının düşük olması ve ortalama tüketicinin birkaç saniye içerisinde satın alma kararı verdiği gözetildiğinde tüketicilerin taraf markalarını karıştıracağını, dava konusu markanın müvekkiline ait seri markalardan biri olarak düşünüleceğini, davalı şahsın marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde müvekkilinin tanınmış markasından haksız çıkar sağlayacağını beyanla;.... sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında iltibas yaratacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, itiraz aşamasında ileri sürülmeyen markaların.... kararının iptali istemi bakımından incelenemeyeceğini, dava konusu markada kullanılan yazı stili, renk, şekil ve kelime unsurunun bir bütün olarak bıraktığı genel izlenimin davacı markalarından tamamen farklı olduğunu, ortalama tüketiciler nezdinde markaların karıştırılması ihtimali bulunmadığını, davacının Kurum nezdindeki itirazının SMK 6/1 maddesi ile sınırlı olduğunu, SMK 6/5 ve 6/9 maddelerine dayalı itirazın .... kararının iptali istemi bakımından değerlendirmeye alınmaması gerektiğini, davacının tanınmışlık iddiasını ispatlayacak delil sunulmadığını, kötü niyete dayalı iddialarının soyut olduğunu, müvekkili kurum tarafından tesis edilen iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalıya usulüne uygun olmasına karşın, yargılamaya katılımı olmamıştır.Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.GEREKÇE
:Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, .... ....kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu ... numaralı marka başvurusu, 43. sınıf için tescil talebiyle 10.07.2023 tarihinde yapıldığı, marka başvurusunun 27.07.2023 tarih ve 425 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali” gerekçesi ile itiraz edildiği, davacı şirket itirazının,.... 29.01.2025 tarih ve .... kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.DEĞERLENDİRMELER;Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markalarının Karıştırılma İhtimali;Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır:Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması.Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması.Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması.Emtiaların Aynı/Benzer Olup OlmadığıMarkalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır.Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır.Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir:Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği,Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği,Malların fiziksel görünümünün benzerliği,Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği,Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik,Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik,Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik.İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir.Dava konusu marka başvurusu, 43. Sınıf hizmetler bakımından, başvuruya konu edilmiştir. Davacı şirkete ait gerek .... aşamasında gerekçe olarak gösterilen.... sayılı markalar, gerekse dava aşamasında gerekçe olarak gösterilen markalar, hali hazırda 43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.” bakımından tescillidir. Dolayısıyla, bu mal ve hizmetler bakımından, taraf markaları arasında ayniyet oluştuğu,Bununla birlikte, dava konusu marka kapsamında yer alan “43. Sınıf: Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.”, davacının, ... aşamasında gerekçe olarak gösterdiği markalar kapsamında yer almadığı gibi, bu hizmetler, davacı markaları kapsamında yer alan hizmetler ile benzer de değildir. Davacının, hükümsüzlük aşamasında ileri sürdüğü markalar ise, “43. Sınıf: Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” bakımından tescillidir. Dolayısıyla, hükümsüzlük davası bakımından “43. Sınıf: Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” bakımından, taraf markaları arasında ayniyet oluştuğu,.... karar iptali davası bakımından “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.” bakımından,Hükümsüzlük davası bakımından ise, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı,İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup BulunmadığıMarkaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir.Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır.İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir.Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır..... kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre;Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir.Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.Dava konusu marka başvurusu “... ... ...” ibaresinden oluşmakta olup, siyah zeminli dairesel bir şekil içerisinde beyaz renkle yazılmış kelime, harf ve sayı unsurlarını içermektedir. “...” ibaresi Türkçe’de “evim, yuva olarak benimsediğim yer”, “...” ibaresi Türkçe’de “yemeğe katılan, ekmek yanında tüketilen yiyecek, ek gıda” anlamına gelmektedir. “...” ibaresi markada yer alan “...” ve “...” kelimelerinin baş harflerinden oluşmakta ve markanın kısaltması niteliğini taşımaktadır. “1983” ibaresi ise belirli bir yılı ifade etmekte olup, başvuru sahibinin kuruluş tarihine atıfta bulunduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu markada yer alan “...” ve “...” ibareleri, tek başlarına anlamlı kelimeler olmakla birlikte, birlikte kullanıldıklarında yeni veya özgün bir çağrışım ortaya çıkarmamıştır. Bu nedenle, markanın esas unsurlarını “...” ve “...” ibarelerinin oluşturduğu,Davacının itiraz aşamasında dayanak olarak gösterdiği markalar; “...... ibarelerinden oluşmaktadır. Bu markalardan yalnızca biri şef şapkası şekli içermekte olup, diğerleri herhangi bir görsel unsur barındırmayan, düz yazı ile oluşturulmuş kelime markalardır. Davacının dava aşamasında ilave olarak gösterdiği markalar ise “...+şekil, ... gurme, ... sıcak nokta, ... simit,... ibarelerinden oluşmaktadır. Davacı markalarında esas unsur olarak yer alan “...” ibaresi, Türkçe’de “yemeğe katılan, ekmek yanında tüketilen yiyecek, ek gıda” anlamına gelmektedir. Diğer ek unsurlar olan ....” ibareleri ise ilgili yiyecek veya hizmet türünü ifade eden açıklayıcı nitelikte kelimeler olup, marka vasfı bulunmayan ibarelerdir. ...” ibaresi ise “...” kelimesinin kısaltması mahiyetinde olup, markanın temsilini sağlayan harf kombinasyonu şeklindedir. Sonuç olarak, davacı markalarının esas unsuru “...” ya da “...” ibaresidir.Taraf markaları arasındaki uyuşmazlık, “...” ibaresinin ortaklığından kaynaklanmaktadır. “...” ibaresi, davacı markalarının esas unsuru iken, dava konusu marka başvurusunun da esas unsurlarından birini oluşturmaktadır.Dava konusu markada yer alan “...” ibaresi, tek başına anlamlı bir kelime olmakla birlikte, “...” ibaresiyle birlikte kullanıldığında yeni veya farklı bir kavramsal bütünlük yaratmamış, markadaki “...” ibaresinin algılanabilirliğini zayıflatmamıştır. Aksine, “...” ibaresi, “...” kelimesinin önüne getirilen tamamlayıcı bir unsur niteliğinde kalmakta, markanın esaslı unsuru olan “...” ibaresi tüketici nezdinde ön planda algılanmaya devam etmektedir. Bu sebeple, taraf markaları arasında görsel benzerlik bulunduğu gibi, markaların telaffuzunda “...” ibaresinin aynı şekilde yer alması nedeniyle işitsel benzerlik de ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, her iki markada da “...” ibaresi aynı kavramı çağrıştırdığından, markalar arasında kavramsal benzerlik mevcuttur.Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, somut olay bakımından “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı,Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır.Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetler, çeşitli hizmet gruplarından oluşmakta olup, bu hizmetler arasında özellikle konaklama ve restoran hizmetleri gibi, her kesimden yetişkine hitap eden hizmetler olduğu gibi, kreş hizmetleri, hayvanlar için barınma yeri sağlama hizmetleri gibi, belirli bir tüketici kesimine hitap eden hizmetler de olduğu, dolayısıyla ilgili tüketicinin ortalamadan yükseğe değişen düzeyde bilgiye ve dikkate sahip olduğu,Sonuç olarak, ...karar iptali davası bakımından dava konusu marka kapsamında yer alan “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri”nin, davacıya ait markalar kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, hükümsüzlük davası bakımından ise, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetlerin, davacıya ait markalar kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu,Dava konusu marka başvurusunun “... ... ...” ibareli, kelime ve şekil unsurlarını barındıran karma nitelikte bir marka olduğu, dava konusu markada “... ...” ibaresi esas unsur konumunda ise de, “...” ve “...” ibarelerinin birlikte yazılması ile anlamlı bir kelime bütünlüğü oluşmadığı, “...” ibaresinin dava konusu markada varlığını koruduğu, dava konusu markada yer alan “...” harflerinden ibaret “şekil” unsurunun “...” ve “...” ibarelerinin baş harflerinden oluştuğu ve markaya ayırt edicilik katmadığı, “1983” tarihinin ise kuruluş tarihi olarak algılandığı, “...” ibaresinin ise davacı markalarının esas unsuru olduğu, dava konusu marka başvurusunun davacıya ait markayı aynen içerdiği ve algılanabilir bir unsur olarak dava konusu markada konumlandırıldığı, var olan farklılıkların ortalama tüketici veya yararlanıcıların büyük çoğunluğu tarafından ilk bakışta veya yararlanma süresi içerisinde algılanmasının mümkün bulunmadığı, "...” kelimesi orijinal bir ibare olmamakla birlikte, dava konusu hizmetler ile ilişkilendirilebilecek bir ibare olmaması nedeniyle ayırt ediciliğinin ve tüketici nezdinde akılda kalıcılığının yüksek olduğu, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olayda;...karar iptali davası bakımından 43. Sınıf "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferansa ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri, gündüz bakımı ve kreş hizmetleri " sayılı hizmetler bakımından iptal şartlarının oluştuğu,Hükümsüzlük davası bakımından ise dava konusu tüm hizmetler bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu,Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği;6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.“Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmişti...." adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır;Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesiMarkanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğuMarka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğuMarkanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğüMarkanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamalarıMarkanın ekonomik değeriBu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir.6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan,Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek,Markanın itibarına zarar verebilecek,Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir.Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir.Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin itiraz/dava aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, dolayısıyla tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, mahkemenin bilgi ve tecrübeleri kapsamında da davacı markasının tanınmış olarak değerlendirilemeyeceği,Kötü Niyet İddiaları;6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesinde “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” düzenlemesi yapılmıştır.Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Nitekim C-529/07 sayılı ATAD kararında da, “Başvuru sahibinin, bir markanın aynısı veya benzerinin, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi” gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir.Tüm bu kriterler kapsamında somut uyuşmazlık ele alınacak olursa; davacı tarafça, davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli davrandığına yönelik ileri sürdüğü iddiaları ile ilgili olarak dosyaya herhangi bir belge sunmadığı gibi davalı yanın anılan başvuruyu kötü niyetli olarak gerçekleştirdiğini gösterir herhangi bir emareye de dosya kapsamında rastlanmamıştır. Dolayısıyla salt taraf işaretleri arasındaki benzerlik iddialarının kötü niyete delalet olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı,Netice itibariyle;...karar iptali davası bakımından dava konusu marka kapsamında yer alan “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri”nin, davacıya ait markalar kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu,Hükümsüzlük davası bakımından ise, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetlerin, davacıya ait markalar kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu,Davalıya ait dava konusu marka başvurusunun, davacıya ait markalar ile benzer olduğu, markalar arasında....karar iptali davası bakımından “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri” bakımından,-Hükümsüzlük davası bakımından ise dava konusu tüm hizmetler bakımındankarıştırılma ihtimali bulunduğu,Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı,Dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.H Ü K Ü M
:Davanın Kısmen Kabulüne,.... sayılı kararının 43. Sınıf "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferansa ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri, gündüz bakımı ve kreş hizmetleri " bakımından iptaline,Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne,6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine,Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davanın kısmen reddolunması ve davalı kurumun kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne,Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı17.532,20.-TLyargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.Kâtip Hâkim ....✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdırMASRAF DÖKÜMÜHarçlar
: 2.332,20.-TLGider Avansı
:15.200,00.-TLTOPLAM
:17.532,20.-TL