Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemli davaya ilişkin istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, ilk derece mahkemesinin bir kooperatif üyesinin ihraç kararını ana sözleşmeye aykırılık ve kanuna uygun olmama gerekçeleriyle iptal etmesi üzerine, kooperatif yönetiminin üyenin yasal yükümlülüklerini yerine getirmediği, tehditkar eylemlerde bulunduğu, hukuki yararı ve aktif husumet ehliyeti bulunmadığı iddialarıyla karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun HMKnın ilgili maddeleri uyarınca incelenmesini konu almaktadır.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ
:29/12/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
:08/05/2023
DAVANIN KONUSU
:Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ
:29/12/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili, davalı kooperatifin 29.08.2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile müvekkilinin ihracına karar verdiğini, ana sözleşme gereğince ihraç sebeplerinin belirli olduğunu ihraca gerekçe olan sebebin ana sözleşmeye uygun olmadığını öne sürmüştür.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davalı vekili, davacının payını devrettiğini dava açma hakkı olmadığını, alınan kararın haklı olduğunu öne sürmüş davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Kooperatifler Kanunu'nun Türk Ticaret Kanu'nun anonim şirket hükümlerine yaptığı yollama nedeniyle yönetim kurulu kararının butlanı talep edilebilir. Kooperatifler Kanuna göre ihraç sebepleri ana sözleşmede gösterileceği hüküm altına alındığından bu hükme aykırılık da butlan sebebidir. Davalı her ne kadar davacının payını devrettiğini öne sürse de yeni üyenin kooperatife kabulü yapılmadığından davacı hala üyedir. Davalı kooperatif ana sözleşmesine göre ihraç kararını vermek yönetim kurulunun yetkisindedir. İhraç sebepleri de sayılmış olup davalı kooperatifin ihraca gerekçe yaptığı husus ana sözleşmedeki ihraç sebepleri arasında yer almamaktadır. Bu sebeple ihracın kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduğu görülmekle batıl olduğuna kanaat getirilmiş ve davanın kabulü ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yönetim ve denetim kurulu üyelerine tehdit ve hakarette bulunduğunu, asılsız iddialar yönelttiğini, kendisinden savunma istenmesine rağmen savunma sunmadığını, bu nedenle kooperatif üyeliğinden çıkarılmasının doğru ve kanuna uygun olduğunu, davacının kanun ve statüden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kooperatif organlarını hiçe saydığını, genel kurul kararlarına dahi uymayı reddederek bozgunculuk yaptığını, yükümlülüklerini yerine getirmekten ısrarla kaçındığını, tehditkar beyanlarda bulunduğunu, bu şekilde diğer üyeleri etkilemeye çalıştığını ve ortak amacı tehlikeye soktuğunu, Kooperatifler Kanunu uyarınca Yönetim Kurulunun, kooperatifin amacına uygun davranmayan, amacı baltalayan, yasal organlarını baskılayan, tehdit eden ve kooperatif tüzel kişiliğine ait taşınmazı kişisel mülkü gibi kullanmaya çalışan ortağın üyelikten çıkarılmasında yetkili olduğunu, mahkemece bu genel kuralın dikkate alınmamasının ve davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının Antalya 11. Noterliği'nin 26/02/2020 tarihli "Kooperatif Hisse Devri" ile kooperatif üyeliğini devretmesi nedeniyle dava tarihi itibarıyla bile hukuki yararı ve aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, Yargıtay içtihatlarının da bu durumu desteklediğini, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, davacının iyi niyetli olmadığını, zira kooperatif üyeliğinden çıkarılmasının, kendisinin kooperatife karşı açtığı genel kurul kararlarının iptali davasının tebliğ tarihinden önce olduğunu, davacının katılmadığı genel kurul toplantısında alınan ve oybirliği ile kabul edilen kararlara karşı dava açmasının, husumeti kooperatif yerine "davalı yönetim" ifadesiyle yönetime yönlendirmesinin iyiniyetli olmadığını, davacının müteahhit firmaya karşı söz ve eylemleri nedeniyle hakkında ceza soruşturması bulunduğunu, davacının üyeliğini devretmesine rağmen kooperatif imkanlarından faydalandığını, bu durumun Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğunu, davacının hakaret ve tehdit eylemleri nedeniyle hakkında başlatılan ceza soruşturması dosyasının mahkemece celbedilmediğini ve delil toplanmadığını, tanık dinletme taleplerinin de karşılanmamasının hatalı olduğunu, davacı vekilinin karar duruşması öncesinde vekillikten çekildiğini bildirmesi ve davacının davayı asil olarak takip etmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:
Dava, kooperatif yönetim kurulunun davacı hakkında verdiği ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, üyelik devrinin otomatik olarak ortaklıktan çıkma sonucunu doğurmamasına, devralanın ortaklığa kabulünün kooperatifin irade açıklaması ile mümkün olmasına, somut olayda kooperatifin, devralanı ortaklığa kabul ettiğine dair açık bir irade açıklamasının bulunmamasına ( aynı yönde içtihat için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08/06/2022 tarih 2019/23-237 esas 2022/868 karar sayılı, 13/12/2017 tarih 2017/23-859 esas 2017/1719 karar sayılı ilamları, COŞKUN, Mahmut, "Kooperatifler Hukuku" Seçkin yayınları 3. Bası, syf 234-235.), bu durumda davacının ortaklığının sürdüğü ve ihraç kararının bizzat kendisi hakkında tesis edilmiş olduğu açık olup davacının aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararının mevcut olduğunun anlaşılmasına, Kooperatifler Kanunu’nun 16. maddesi gereğince; ana sözleşmede gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarmanın mümkün olmamasına, dosyaya yansıyan ihraç gerekçelerinin ana sözleşmede düzenlenmiş çıkarma sebepleri arasında yer almamasına, davacı yargılama sürecinin bir döneminde vekille temsil edilmiş olup, vekilin daha sonra vekillikten çekilmiş olmasının vekâlet ücretine hükmedilmesine engel teşkil etmemesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...