İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, işçilerin boş imzalatıldığı iddia edilen kambiyo senetleri kaynaklı menfi tespit davasında istinaf incelemesi sonucu verdiği karar.
Özet: Eski çalışanlar, işe alım sırasında matbu evrak adı altında boş senetlerin kendilerine imzalatıldığını, işten ayrılmalarının ardından bu senetlerin işveren tarafından doldurularak icra takibine konulduğunu ve bu borçlardan sorumlu olmadıklarını iddia ederken; işveren ise senetlerin çalışanların bilgisi ve rızası dahilinde imzalandığını ve çalışanların şirket aracıyla kaza yapması, müşterilerden tahsil edilen paraları zimmetine geçirmesi gibi nedenlerle oluşan zararların karşılığı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO
: 2026/1030 EsasKARAR NO
: 2026/1434İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 28/04/2026NUMARASI
: 2024/553 E. - 2026/301 K.DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: 17/09/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı yan arasında akrabalılık bağı bulunduğunu, davalı tarafın müvekkillerinin halasının oğlu olduğunu, müvekkilleri ile davalının sahibi olduğu ... arasında; 05.02.2024 tarihinde, müvekkillerinden ...'ın tır şoförü görev ve tanımı ile diğer müvekkili ...'ın ise mutfak çalışanı görev tanımı adı altında çalışması adına iş sözleşmesi akdedildiğini, müvekkillerinin davalı yana ait firmada 5 ay kadar çalıştığını ancak gerek sigorta primlerinin düzensiz ödenmesi gerekse de ücretlerin zamanında yatmamasından ötürü işi bırakmak zorunda kaldıklarını, davalı yanın müvekkillerinin bilgisizliğinden ve deneyimsizliğinden yararlanmak suretiyle işe alım sırasında, iş sözleşmesi adı altında müvekkillerine birçok maktu olarak düzenlenmiş evraklar imzalatıldığını, müvekkillerinin ise imzalanan bu evrakların ne olduğu hususunda davalı yana soru sorduklarında ise davalı yan, bu evrakların işe başlarken prosedür gereği imzalatıldığı ve imzalanan bu evrakların müvekkilleri aleyhine etkilerinin olmayacağı yönünde telkinde bulunarak içerisinde dava konusu senetlerinde yer aldığı birçok belgeyi müvekkillerine imzalattığını, müvekkillerine boş bir şekilde imzalatılan ilgili senetler, müvekkillerinin işten çıkmasının akabinde davalı yanca doldurularak İstanbul 28. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe konduğunu, ödeme emrinin müvekkillerine tebliği ile beraber müvekkillerinin bu fiili durumdan haberdar olduklarını, Dava konusu olan 15/06/2024 Düzenleme Tarihli, 24/06/2024 Vade Tarihli, Keşidecisi ... ve lehtarı ... olan ve senetlerden bir tanesinde kefil konumunda ise ...'ın bulunduğu 300.000,00 TL bedelli iki adet senet, müvekkillerinden boş bir şekilde alındığını ve akabinde davalı yanca senetlerin ilgili kısımları doldurularak takibe konu edildiğini, müvekkillerinin davalı yana hiçbir borcu bulunmadığını ve aksine davalı yanın iş sözleşmesi kapsamında ücret ve diğer işçilik alacak kalemleri noktasında müvekkillerine borçlu olduğu hususu açacakları iş davası sonucunda açığa çıkacağını, davalı tarafın müvekkillerine karşı Resmi Belgede Sahtecilik ve Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması suçlarını ayrı ayrı işlediği, taraflarınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/176479 Soruşturma Numaralı dosyası üzerinden şikayette bulunulduğu ve konuya ilişkin soruşturma ve tahkikatın da devam ettiğini beyanla; müvekkillerinin icra takibine konu senetlerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, kötüniyetli olarak takip yapılması nedeniyle müvekkilinin icra tehdidi altında olmasından dolayı takibin teminatsız olarak durdurulmasına, kötüniyetli olarak takip yapan davalının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada dava değeri eksik gösterildiğini, menfi tespit davalarında dava değeri takip çıkışı üzerinden gösterilmesi yasal zorunluluk iken davacı tarafından takip çıkışının 606.805,46 TL olmasına karşın 600.000 TL olarak gösterilmiş olmasının hatalı olduğunu, dava şartlarından harç ve masrafların yatırılmamış olması nedeniyle davanın USULDEN reddine karar verilmesini talep ettiklerini, hak düşürücü ve zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın bu sebeplerden ötürü reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yetki itirazlarının bulunduğunu, müvekkili şirketin yerleşim yeri Büyükçekmece adliyesi olup Büyükçekmece ilçesi de asliye ticaret açısından Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine bağlı olduğunu, yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiğini, davacılar tarafından söz konusu senetlerin matbu evrak olarak imzalatıldığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, senetlerin davacıların bilgisi ve rızası dahilinde ve davacılar tarafından bilinçli olarak imzalandığını, davacılardan ...'ın çalıştığı süre zarfında kendisinin uyuyakalması sonucunda başka bir araca çarparak müvekkiline ait tır ve karşı taraf aracına zarar verdiğini, çalıştığı süre zarfında müvekkili şirket adına müşterilerden 2.100 USD tahsilat yaparak söz konusu bu bedeli şirkete iade etmediğini ve kendi harcamaları ve borçlarını kapatmak adına kullandığını, başka zamanda da 2.900 USD şirket nam ve hesabına tahsilat yaparak müvekkili şirkete iade etmediğini, son olarak yine çalıştığı sürede Azerbaycan ülkesinde etik dışı yüklemesi sebebiyle şirkete 5.100 Avro ceza kesilmesine yol açtığını, bu eylemler gibi müvekkili şirketin maddi zararlara, ticari kayıplarına, kazanç kayıplarına ve piyasadaki güvenilirliğine zarar verdiğini, müvekkili şirketin ciddi ticari itibar zedelenmesi yaşadığını, bu zararların davacılardan ... tarafından müvekkili şirketin ödediği ve katlandığı maddi kayıplar olduğunu, tüm eylemlere ve zararlara ilişkin kaza tespit tutanakları, ödeme dekontları, faturalar ve davacı ile yapılan Whatsapp yazışma görüntüler taraflarında mevcut olup ön inceleme duruşmasının davetiyenin tebliği sonrası yasal süresi içerisinde mahkemeye sunulacağını, davacıların zararı karşılayacak güçleri bulunmadığını ancak mutlaka tüm zararları karşılayacaklarını belirtmelerine üzerine müvekkili şirket yetkilisinin de söz konusu zararlar ile ilgili senet talep ettiğini, davacılardan ... evinde takibe konu senetler imza altına alındığını, imzalama anına ait müvekkili şirkette fotoğrafının dahi olduğunu, yaşanan senet imzalanması ile ilgili müvekkili şirkette video ve fotoğraf bulunduğunu, iddiaların doğru olmadığını, müvekkili şirkette onlarca personel çalıştığını, hiçbir personele karşı benzeri bir yöntemin uygulanmadığını beyanla; öncelikle usulden, mahkemece aksi kanaat hasıl olacaksa esastan reddine karar verilmesini, takip çıkışının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.MAHKEME KARARI; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2026 tarihli 2024/553 E- 2026/301 K sayılı kararıyla; "davacının talebinin haksız fiilden kaynaklı menfi tespit davası olduğu, yasalar ve üst mahkeme kararları neticesinde öncelikli olarak haksız fiil mevcut ise bahse konu ceza davasının beklenilmesi görüşünün mevcut olduğu, somut olayda ise davacı tarafın savcılığa başvurduğu, savcılığın bahse konu iddialar yönünden soruşturma başlattığı, İstanbul CBS 2024/176479 soruşturma numaralı dosyada takipsizlik kararı verilmiş olmakla beraber davacı tarafından takipsizlik kararına yapılan itirazın İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliğince reddedilerek takipsizlik kararının kesinleştiği, bütün bu kararlar neticesinde davacı tarafın mevcut haksız fiili ispat edemediği kanaatine varıldığı" gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF BAŞVURUSU; Davacılar vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkemenin davanın esasını oluşturan uyuşmazlık hakkında hiçbir araştırma yapmaksızın yalnızca savcılık dosyasındaki takipsizlik kararı ile bu karar yönelik itirazın reddi kararını esas alarak davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, mahkemenin senedin düzenlenme sebebini, davacıların işçi sıfatını, taraflar arasındaki iş ilişkisini senedin teminat sıfatını, gerçekten davalının ileri sürdüğü zararların oluşup oluşmadığını, davalı tarafın bu hususları ispatlayıp ispatlayamadığını araştırmadan karar verdiğini.-Senet metni üzerindeki yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını, imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini.-Davalının dosyaya soyut ödeme dekontları sunduğunu, davalının davacının yaptığı kaza nedeniyle ödemeler yaptığını ileri sürmüşse de zarara ilişkin somut delil sunmadığını, müvekkilinin işçi maaşı ile geçimini sağlayan çocuk okutan insanlar olduğunu, müvekkilinin büyük bir borç altına sokulduğunu.-Savcılık dosyasında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın hukuk hakimini bağlayıcı olmadığını.-Mahkemenin ispat yükünü yanlış değerlendirdiğini, davalının ispat yükü altında bulunduğunu.-Mahkemece senetlerin işçi-işveren ilişkisi altında düzenlendiğini değerlendirmediğini davanın neden reddedildiğine yönelik yeterli gerekçe oluşturmadığını beyanla, mahkeme kararının kaldırılarak, eksik inceleme nedeniyle dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesine cevap vermemiştir.GEREKÇE
:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava İİK 72.maddeye dayalı icra takibinden sonra açılan, senede dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.Mahkemece, davacının davasında haksız fiil iddiasına dayandığı ancak ileri sürülen iddialar ile ilgili olarak İstanbul CBS 2024/176479 soruşturma numaralı dosyada takipsizlik kararı verildiği, davacı tarafından takipsizlik kararına yapılan itirazın İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliğince reddedilerek takipsizlik kararının kesinleştiği, davacının haksız fiili ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Dosyanın incelenmesinde; davacılar tarafından, davalı şirkette işçi oldukları, menfi tespit istenen davaya konu senetlerin işe giriş sırasında diğer evraklar arasında imzalatıldığı, senetlerin işten ayrıldıktan sonra doldurularak takibe konulduğunu borçlu bulunmadıklarını ileri sürdükleri anlaşılmıştır.Davalı tarafça da işçi-işveren ilişkisinin kabul edilmekle birlikte, davacıların çalıştıkları süre içerisinde, işyerine zarar verici eylemleri nedeniyle, borcu ödeyemediklerinden kendi rızaları ile imzaladıklarının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.Bu durumda her iki tarafça da, işçi işveren ilişkisi kapsamında davaya konu senetlerin düzenlendiği kabul edilmektedir.İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davalı ... Şirketi tarafından, davacılar ... ve ... aleyhine, 15/06/2024 tanzim, 24/06/2024 ödeme tarihli, iki adet 300.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak, kambiyo senetlerine özgü takip başlattığı, bonoların incelenmesinde her iki senette borçlu ..., lehtar ... olduğu, lehtar tarafından tam ciro ile ... Şirketi'ne ciro edildiği, senetlerden birinde davacı ...'ın kefil olarak isim ve imzasının bulunduğu görülmüştür.6100 Sayılı HMK 1. Maddesinde; göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu, HMK 114/1-c bendinde, mahkemenin görevli olmasının dava şartlarından olduğu, HMK 115/1 maddesinde; mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı düzenlenmiştir.7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun "Görev" başlıklı m.5/1-a'da iş mahkemelerinin 4857 sayılı İş Kanununa veya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere bakacağı kabul edilmiştir. Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4/1-a'da da bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı; m.5'te ticari davalara asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı ve m.776 ile devamı maddelerinde bono düzenlenmiştir.Taraflarca dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler, davacı ve davalı tarafın iddiaları ve davaya konu bononun düzenlendiği sırada taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunduğu göz önüne alınarak, tarafların iddialarının ve davacıların senetler nedeniyle borçlu olup olmadığının özel mahkeme niteliğindeki iş mahkemesi tarafından değerlendirilmesinin yapılması gerekmektedir. İşçi-işveren ilişkisi kapsamında verilen bonodan dolayı borçlu olup olmadığı hususunun ispatının iş hukukuna özgü kurallarla yapılması, iş hukukuna göre ispat hususunun Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre daha geniş olması ve bu hususun tarafların lehine olmasından dolayı somut olayda bononun salt TTK'da düzenlendiğinden bahisle asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğundan bahsedilemeyeceğinden, mahkemece HMK 1. Madde ve HMK 114/1-c, 115/1. maddesi gereğince, görevli olmadığının resen incelenerek İş Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yargılamaya devam olunarak davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmediğinden, HMK 355. Madde gereğince resen gözetilen sebeplerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın görevli İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Resen gözetilen sebeplerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2026 tarih, 2024/553 E.-2026/301 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Mahkemenin YETKİSİZLİĞİNE, yetkili mahkemenin İş Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE,4-6100 Sayılı HMK 20. Maddesi gereğince Dairemiz kararının taraflara tebliğinden itibaren, iki haftalık yasal süre içerisinde taraflarca başvurulması halinde ilk derece mahkemesince istinaf kaydının kapatılarak, dosyanın yetkili İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine, aksi taktirde İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,5-Davacılar tarafınca istinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin, esas hakkında verilecek kararla birlikte değerlendirilmesine, harcanmayan gider avansının davacılar tarafına iadesine,6-İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026