İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, konkordato sürecinde alacaklılar arası eşitlik ilkesi ihlali ve şeffaf olmayan taşınmaz satışları gibi usulsüzlükleri değerlendiren istinaf kararı.
Özet: İncelenen hukuki evrakta, konkordato talebinde bulunan borçlunun, konkordato kaynağı olarak gösterdiği taşınmazlardan birini, üzerindeki hacizli alacakları konkordato projesinde öngörülenden fazla ve mühlet içinde belirli alacaklılara ödeme vaadiyle satma girişiminin, alacaklılar arası eşitlik ilkesini ihlal ettiği ve borçluya herhangi bir menfaat sağlamadığı gerekçesiyle iyi niyetli bulunmadığı; ayrıca başka bir taşınmazın satışının şeffaf olmayan bir şekilde gerçekleştirildiği ve komiser heyetine bilgi verilmemesi gibi usulsüzlüklerin konkordato sürecindeki sorunları ortaya koyduğu belirtilmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: 2026/938
KARAR NO
: 2026/1133
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 15/04/2026
NUMARASI
: 2026/129 Esas 2026/375 Karar
DAVA
: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN
2024/695 ESAS SAYILI DOSYASINDA;
DAVANIN KONUSU
: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
KARAR TARİHİ
: 16/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin ödeme güçlüğüne düştüğünden bahisle, İİK 285 ve TTK 286 maddeleri hükümleri gereği müvekkili hakkında alacaklarıyla konkordato akdetmesini sağlamak amacı ile konkordato mühleti verilmesini ve konkordatonun tasdikini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI :
Mahkemece, "...Konkordato kaynağı olarak davacı ...'e ait 4 adet taşınmaz ve ...'in eşine ait 2 adet taşınmaz gösterilmiştir. Davacı taraf, Trabzon İlinde bulunan ...'e ait ... Ada 10 parselde kayıtlı taşınmazın belirlenen rayiç değerinin 800.000 TL üzerinde olmak üzere 6.300.000,00 TL bedelle alım talebi bulunulduğundan bahisle taşınmazın satışına izin verilmesini talep etmiştir. Satışa izni istenen taşınmaz, aynı zamanda konkordato kaynağı olarak gösterilmiştir. Taşınmaz üzerinde hacizler bulunmakta olup, konkordato mühletinin hacizleri kaldırıcı etkisi bulunmadığı açıktır. Hacizlerin düşmesine sebep olacak şey İİK'nun 308/ç maddesi gereğince konkordatonun tasdiki kararıdır. Davacı taraf, bu taşınmaz üzerindeki haciz lehdarlarının toplam 6.300.000 TL olan alacaklarının 6.247.000 TL olarak ödenmesi konusunda mutabakata vardıklarını, taşınmaz satışından elde edilecek gelir ile işbu haciz lehdarlarının alacaklarının ödeneceğini belirtmiştir. Bir başka deyişle davacı tarafça ibraz olunan 05/09/2024 tarihli dilekçelerine göre taşınmaz satışının amacı konkordato kaynağı elde etmek değil, bizatihi bu taşınmaz üzerindeki haciz lehdarlarının borçlarının ödenmesidir. Konkordato kurumuna hakim olan ilkelerden birisi 2004 sayılı Kanun'un 308/d maddesinde belirtilen ve borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olmasıdır. Bu düzenleme alacaklılar arasında eşitlik ilkesinin dayanağını oluşturmaktadır [Kuru, s. 3818; Üstündağ, Saim: İflas Hukuku (İflas, Konkordato, İptal Davaları), İstanbul 2009, s. 261; Pekcanıtez/Erdönmez, s. 159; Altay/Eskiocak, s. 15]. Hükümsüzlük için borçlunun alacaklılarından birini ya da bir kısmını konkordato projesine göre daha iyi konuma getirmeyi taahhüt etmesi gereklidir. Bunun klasik görünümü borçlu tarafından alacaklılarından birine konkordato projesinde öngörülenden fazla veya daha önce ödeme yapılacağı yönündeki vaat şeklinde gerçekleşir. Bu hükmün konuluş nedeni konkordatoda tüm alacaklılara eşit davranılması ve alacaklıları borçlunun mallarından alacaklarını eşit olarak tahsil edebilmelerini teminat altına almaktır (Pekcanıtez/Erdönmez, s. 159). Davacının konkordato mühletine tabi bir kısım alacak miktarını, üstelik de hükümsüz olan anlaşma hükümlerine göre ve konkordato kaynağı olarak gösterilen taşınmazı satarak ödemek istemesinin kabul edilemeyeceği, bu durumun bir kısım alacaklıların alacaklarının tamamına mühlet içerisinde kavuşmaları, bir kısmının da sonucu belirsiz konkordato sürecine katlanmaları anlamını taşıyacağı, taşınmaz satışından şirket için kalacak en ufak bir miktarın dahi bulunmadığı, dolayısıyla bunun iyiniyetli bir talep olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.
Konkordato kaynağı olarak gösterilen bir diğer taşınmaz ise davacı ...'in eşi ... adına kayıtlı İzmit İlçesi ... Ada 1 parsel sayılı taşınmaz olup, davacı vekili tarafından sunulan 16/09/2024 tarihli dilekçe ile bu taşınmazın da satılarak devredildiği bildirilmiştir. Konkordato kaynağı olarak gösterilen diğer taşınmazların tamamının üzerinde çok sayıda haciz ve ipotek bulunmakta olup satışlarına imkan bulunmadığı gibi davacı tarafça satılmaları için bir talepte de bulunulmamıştır. Satışa izni istenen Trabzon İli'nde bulunan ...'e ait taşınmaza ilişkin olarak yukarıda değerlendirme yapılmıştır. Satılarak devredilen ...'e ait taşınmaz, dava dışı şahıs adına kayıtlı olup satışı konusunda mahkememizden izin alınmasına gerek bulunmadığı açıktır. Bununla birlikte konkordato kaynağı olarak bildirilen işbu taşınmazla ilgili olarak diğer taşınmazların satılması imkanı bulunmamakta iken bu taşınmaz bakımından süreç şeffaf ve iyiniyetli olarak yürütülmemiş, satış akabinde yapılan toplantıda komiser heyetine sözlü bilgi dahi verilmemiştir.
Davacı şirketin faaliyetlerine göre konkordato projesinin başarılı olup olmayacağına ilişkin değerlendirme yapıldığında ise, komiser heyeti tarafından yapılan tespitler doğrultusunda, şirketin proje dahilinde toplamda 22.392.070,21 TL dönem net karı öngördüğü, şirketin kuruluş tarihi olan 14/02/2020 tarihinden bu yana gelir tabloları incelendiğinde oransal olarak net karlılığın ortalama % 0,83 olarak gerçekleştiği, proforma gelir tablosunda ortalama net karlılığın % 4,43 olarak öngörüldüğü, belirtilen karlılık oranına ulaşmanın zor olduğu, davacı tarafın geçici mühlet sürecinde komiser heyeti talimatlarına uymadığı, bilgi ve belgelerin ibrazında gecikmeler yaşandığı ya da hiç ibraz edilmediği, örneğin ibraz olunan 2024 yılına ilişkin bilançoların aktifinde 6.000.000 TL olduğu belirtilen tahsile verilen çeklerin yer almadığı, davacı beyanına karşılık ticari defter kayıtlarında teminat çekleri tutarının kaydi olarak 3.912.122,34 TL olarak alınan çekler hesabına aktarıldığı, komiser heyeti tarafından defaatle talep edilmesine karşılık teminat çeklerine ilişkin detaylı bilgi ve çek listesinin sunulmadığı ve mali değerlendirmenin sağlıklı yapılmasına engel teşkil ettiği, davacı şirketin konkordato projesinin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, rayiç değer bilançosuna göre borca batık olduğu tespit edilmiş olmakla davacı şirketin davasının reddine ve iflasına,
Davacı gerçek kişinin konkordato projesinin şirketin konkordatosuna bağlı bir proje olduğu, bir başka ifadeyle, konkordato talep eden gerçek kişinin konkordato projesinin şirketin projesinden bağımsız ve kendi kaynaklarını ortaya koyup buna göre ödeme teklifi öngören bir proje olmadığı, bu minvalde konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı tespit edilmiş olmakla davacı gerçek kişi tarafından açılan davanın reddine" karar verilmiştir.
Verilen karar davacılar ekilince yasal süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 28/01/2026 tarihli kararı ile " Borçlu şirket tarafından sunulan ön projede ödeme kaynakları; Kasa ve Banka Mevcudu : 652.500,00 TL, Alacaklardan Yapılacak Tahsilat : 3.342.915,69 TL, Gayrimenkul Satışlarından: 19.395.000,00 TL, Stok Satışlarından: 1.935.864,22 TL, Sipariş Avans İade Tahsilatı: 1.249.093,29 TL, Ticari Faaliyetlerden Elde Edilecek Kâr : 22.392.070,31 TL olmak üzere kaynaklar toplamı : 48.967.443,51 TL, Konkordato Kapsamında Adi Borç : 18.460.316,80 TL, Konkordato Kapsamında Borca %15 Faiz İlavesi: 2.769.047,52 TL, Rehinli Borç : 10.286.072,64 TL, İmtiyazlı Alacak (personel borcu) : 286.625,57 TL, İmtiyazlı Alacak (kamu borcu) : 690.015,23 TL olmak üzere toplam borç : 32.492.077,16 TL olarak gösterilmiştir.
07/10/2024 tarihli nihai revize projede; borçlardan herhangi bir iskonto yapılmadan ve konkordato kapsamındaki borçlar için %25'i kadar ilave faiz ödenecek şekilde ilk taksit ödemesi 31.01.2026 ve son taksit ödemesi 31.10.2027 tarihinde olmak üzere 2026 yılında borcun %50'si %25 faiz ilavesi ile, 2027 yılında borcun %50'si %25 faiz ilavesi ile ödeneceği, ortak ... adına kayıtlı 4 adet gayrimenkul (değerleme uzmanı bilirkişisi tarafından rayiç değeri 17.600.000,00 TL olarak tespit edilen) şirkete devredildikten sonra ve konkordato projesi tasdik olunduktan sonra satışı gerçekleşeceği, ancak şirkete devredilecek 4 adet gayrimenkulden 3 tanesi üzerinde ...Bankası ile ... Bankası 'nın ipoteği bulunduğundan şirkete devir tarihi itibariyle söz konusu borçlar rehinli alacaklı sıfatı bulunduğundan bu alacaklar yönünden borçlar İİK 308/h maddesi çerçevesinde borçlar yapılandırılarak ödeneceği ön görülmüştür.
Ödeme Kaynakları olarak; Alacaklar
: 3.170.789,45 TL, Çekler : 3.601.185,00 TL, Stoklar : 5.000.000,00 TL, Diğer Nakit Girişler : 436.800,00 TL, Ortak Gayrimenkul Satışı: 17.600.000,00 TL Faaliyet Karı ( 2024-2027 tüm yıllar proforma gelir tablosuna göre): 9.228.000,00 TL olmak üzere toplam kaynak 39.037.701,84 TL, Borç Toplamı: 31.588.368,91 TL, Diğer Nakit Çıkışı : 400.400,00 TL, Kurumlar Vergisi : 939.639,92 TL, Adi ve Rehinli Alacaklılar için %25 Faiz İlavesi : 5.222.851,92 TL, Faiz Dahil Ödenecek Toplam Tutar : 38.151.260,75 TL olarak gösterilmiştir.
Mahkemece konkordato geçici komiserleri heyeti tarafından düzenlenen 23/09/2024 tarihli rapor esas alınarak istem reddedilmiş ise de komiser heyeti raporu 02/10/2024 tarihinde talep eden vekile tebliğ edildikten sonra dosyaya sunulan 07/10/2024 tarihli revize proje ve revize projenin esas alındığı uzman görüşü değerlendirilmediğinden karar verilmesi hatalı olmuştur. Nitekim İİK 305/son bendinde mahkeme, konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebileceği düzenlenmiştir. Mahkemece, şirket ortağının eşi ...'in sahibi olduğu taşınmazı satmasının, konkordato komiseri heyeti raporu doğrultusunda borçlu şirketin konkordato sürecini baltalayacak bir eylem olarak değerlendirilmiş ise de gerek ön projede gerekse revize projede ikame kaynak olarak şirket ortağına ait dört adet taşınmaz satışı gösterilmiş, taşınmazların rayiç değeri 17.600.000,00 TL olarak gösterilmiştir. Diğer yandan ön projede faaliyet karı 22.392.070,31 TL olarak öngörülmüş ise de revize projede 9.228.000,00 TL olarak revize edilmiştir. Dosyaya sunulan revize projeye göre borçlu şirketin konkordato kaynakları esas itibariyle şirket ortağına ait taşınmaz satışları (17.600.000,00 TL), şirketin faaliyetin devamı ile öngörülen kâr (9.228.000,00 TL), alacaklardan yapılacak olan tahsilat (3.170.789,45 TL), stoklar (5.000,000,00 TL), verilen çekler (3.601.185,00 TL) olduğu, adi ve rehinli alacaklılar için %25 faiz ilavesi (5.222.851,92 TL) ile birlikte ödenecek toplam borç miktarı 38.151.260,75 TL olarak gösterilmiştir. Özellikle şirket ortağına ait taşınmaz satışından elde edilecek gelir, konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşamamasında doğrudan etkili olacaktır. Ancak kaynak olarak gösterilen dört taşınmazın üçünde ...Bankası ile ... Bankası'nın ipotekleri olduğu anlaşılmıştır. Nitekim ön projede şirketin ipotekten kaynaklı bankaya rehinli borcu 10.286.072,64 TL olarak gösterilmiştir.
O halde geçici komiser heyetinden alınacak rapor ile, dosyaya sunulan 07/10/2024 tarihli revize projeye göre; öncelikle enflasyona bağlı olarak yaşanabilecek artışlar dikkate alınarak taşınmazların güncel rayiç değerleri ve taşınmaz ipoteklerinden kaynaklı şirketin banka borçları tespit edilerek, şirket ortağı adına kayıtlı dört adet gayrimenkulün satışından elde edilecek kaynağının ne kadarının, konkordatoya tabi adi borçlar için kullanılacağı, diğer yandan şirketin faaliyetin devamı ile öngörülen kâr revize edildiğinden şirketin 2025 yıl sonu gelir tabloları incelenerek ayrıca stoklar olarak kaynak gösterilen 5.000,000,00 TL'nin şirketin faaliyeti kapsamında öngörülen kar haricinde ayrıca bir kaynak oluşturup oluşturmayacağı değerlendirilerek revize projenin başarıya uluşma ihtimali bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Diğer yandan borçlu gerçek kişinin borçlu şirketin tek ortağı olduğu, şirketin borçları sebebi ile banka ipoteklerinin bulunduğu, konkordato projesini şirketle birlikte hazırladıkları, bağımsız bir proje sunmadıkları, İİK 286.maddede belirtilen belgelerinde tamamının sunulmadığı davacı gerçek kişinin kendisi ile ilgili talebin başarısını kefili olduğu diğer borçlu şirketin konkordato taleplerinin kabulüne bağladığı görülmektedir.
İİK.nun 7101 sayılı yasanın 15.maddesi ile değişik 287. maddesi gereğince, ilk derece mahkemesi, konkordato talebi üzerine, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak sunulduğunu tespit ettiğinde, derhâl geçici mühlet kararı vererek, aynı yasanın 297/2.maddesindeki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alması yasal zorunluluktur. İlk derece mahkemesi, geçici mühlet talebini değerlendirirken, borçlunun İİK.nun 286.maddesinde sayılan belgeleri eksiksiz olarak sunup sunmadığını incelemek ve denetlemekle yetinmelidir. Borçlu gerçek şahsın İİK 286.maddede sayılan belgelerini tam ve eksiksiz olarak vermedikleri anlaşılmaktadır. İİK’nın 286. maddesinde sayılan belgelerin verilmesi, dava şartı sayıldığından davacı gerçek şahsa HMK.nun 115/2. maddesi gereğince süre verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekmektedir. Borçlu şirket ortağı gerçek şahsa belgelerini sunmaları için gerekli süre verilmeden, belgelerin sunulması halinde geçici komiser görüşü alınmadan, konkordato talep eden gerçek kişinin konkordato projesinin şirketin projesinden bağımsız ve kendi kaynaklarını ortaya koyup buna göre ödeme teklifi öngören bir proje olmadığından bahisle talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. " gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere kaldırma kararı verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda Mahkemece ; "Mahkememizce komiser heyetinden alınan raporda, mali tablo ve bilançoların komiser heyetine teslim edilmediğinden satış ve karlılık oranlarının bilinemediği, kaynak olarak gösterilen borçlu adına kayıtlı 4 adet taşınmazdan 2 adetinin satılmış olduğu anlaşılmıştır.
Somut veriler ışığında, davacı şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşma şansının bulunmadığı, mahkememizin önceki karar gerekçesinde de belirtildiği gibi davacı tarafın geçici mühlet sürecinde komiser heyeti talimatlarına uymadığı, bilgi ve belgelerin ibrazında gecikmeler yaşandığı ya da hiç ibraz edilmediği, örneğin ibraz olunan 2024 yılına ilişkin bilançoların aktifinde 6.000.000 TL olduğu belirtilen tahsile verilen çeklerin yer almadığı, davacı beyanına karşılık ticari defter kayıtlarında teminat çekleri tutarının kaydi olarak 3.912.122,34 TL olarak alınan çekler hesabına aktarıldığı, komiser heyeti tarafından defaatle talep edilmesine karşılık teminat çeklerine ilişkin detaylı bilgi ve çek listesinin sunulmadığı ve mali değerlendirmenin sağlıklı yapılmasına engel teşkil ettiği, mahkememiz kararının kaldırılması akabinde yapılan yargılama sürecinde de davacı şirket tarafından mali verilerinin komiser heyeti ile paylaşılmadığı, tespit edilen verilerin yanı sıra komiserin talimatlarına uyulmamasının İİK'nun 292/c maddesinde konkordato talebinin reddi ve iflas sebebi sayıldığı, davacı şirketin rayiç değerlere göre borca batık olduğu anlaşılmakla davanın reddi ile davacı şirketin iflasına, borçlu şahıs bakımından da tespit edilen veriler doğrultusunda konkordatonun başarı şansının bulunmadığı, bağımsız proje ibraz etmediği tespit edilmiş olmakla davanın reddine " karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Dava dosyasına tarafımızca sunulan 08/10/2024 tarihli Prof. Dr. ...den alınmış bilimsel mütalaa mahkemenin gerekçeli kararında tartışma konusu yapılmamış hatta söz konusu rapora hiçbir şekilde değinilmediğini, tarafımızca sunulan konkordato revize ön proje de değerlendirilmediğini, mahkemenin, gerçek kişi müvekkilinin konkordato projesinin, şirketin konkordato projesinden bağımsız olmadığı yönündeki gerekçesi de hukuka aykırı olduğunu, gerçek kişi müvekkil ...'in şirketin tek ortağı olup halefiyet ilkesi uyarınca alacaklı ve borçlu sıfatları ipotekli borçların ifasıyla birleşeceğini, kaldı ki gerçek kişi müvekkilinin kefalete ilişkin borçları zaten şirket bilançosunda yer alan borçlar olup gerçek kişi ile müvekkilinin talebiyle şirketin konkordato talep ve kaynakları aynı olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Talep, İİK'nın 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ve konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.
Konkordato talep eden şirketin maddi duran varlıkları (stoklar, tesis-makine ve cihazlar, taşıtlar, demirbaşlar) ile şirket ortağına ait taşınmazların rayiç değerlerinin tespiti noktasında konkordato komiserlerince uzman bilirkişiler atanmak suretiyle rapor alınmıştır.
Mahkemece atanan konkordato geçici komiser heyetinden alınan 23/09/2024 tarihli raporda; " Şirket'in 2024/Temmuz sonu itibariyle çalışan sayısının 9 kişi olduğu, Bilançoya göre şirketin varlıklarını ve borçlarını değerledirdiğimizde TTK 376/3 Md. çerçevesinde dava dosyası ve ibraz edilen kayıtlar ile şirketin stokları, maddi duran varlıkları ve maddi olmayan duran varlıkları ile ilgili olarak yapılan keşif ve değerlemesi ile aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden yapılan hesaplama neticesinde; konkordato talep eden şirketin aktiflerinin rayiç (satış) değerlerinin esas alınması sureti ile düzenlenen 31.07.2024 tarihli bilançoya göre varlıkların değeri: 22.822.304,68 TL. borçların değeri : 31.440.181,09 TL Özvarlığının (-) 8.617.876,41 TL olduğu, dolayısı ile aktif toplamının şirket borçlarını karşılamaya yetmediği, şirketin rayiç değerlere göre borca batık olduğu,
Şirketin Gelir Tabloların İncelenmesinde
: şirketin 2020-2024 tarihleri arasında Şirket'in faaliyet karlılığının %2,87 ile %24,34 arasında değişen oranlarda olduğu, özellikle 2023 yılında faaliyet kârı oranın çok düştüğü, genel olarak finansman giderlerinin Şirket kârını olumsuz yönde etkilediği görüldüğü, Şirket'in 2020-2021-2022 arası 3 yıllık süreçte ortalama brüt satış kârlılığı % 26 iken bu oran 2023 yılında %7,87 olarak gerçekleştiği, 2024 yılının ilk 7 ayında da brüt satış kârlılık oranı %24,53 olarak önceki yılın bir hayli üzerinde gerçekleştiği ancak 2024 yılının ilk yedi ayındaki faaliyetler dönem zararıyla sonuçlandığı, sunulan gelir tablosu bilgilerine göre şirketin ortalama Brüt Karlılık oranının %22,05 olduğu, Net Karlılık oranının ise %0,83 olarak gerçekleştiği görüldüğü,
Konkordato talep eden şirket tarafından sunulu konkordato ön projesi ve heyetimiz tarafından değerlendirildiğinde;
Dönem Başı Hazır Değerler (Kasa ve Bankalar): Konkordato kaynakları tablosunda 652.500,00 TL olarak yer verilen hazır değerler mevcudunun 30.06.2024 tarihli konkordato talebine esas kaydi değer bilançosunda Bankalar Hesabında 4.063.049,73 TL olarak mevcut olduğu, bu tutarın yaklaşık %16'sının konkordato kaynağı olarak kullanılacağının öngörüldüğü anlaşıldığı, Bankalar hesabı içerinde 3.912.122,34 TL olarak bankalar hesabında takip edildiği tespit edildiğinden ilgili tutar rayiç bilanço hesaplanmasında Alınan Çekler Hesabı'na aktarıldığını, heyetimizce yapılan ilk toplantı ve 2. Toplantılarında talep edilmesine karşın, toplantılar sonrasında teminat çeklerine dair detaylı bir bilgi ve çek listesi heyetimize sunulmadığını,
Alacaklardan Yapılacak Tahsilatlar
: Bu kalemde konkordato kaynağı olarak gösterilen 3.342.915,69 TL'nin 30.06.2024 tarihli konkordato talebine esas kaydi değer bilançosunda mevcut olduğu,
Gayrimenkul Satışlarından Yapılacak Tahsilatlar : Bu kalemde konkordato kaynağı olarak gösterilen 19.395.000,00 TL'nin, dava dosyasına eklenen tapu fotokopilerinden anlaşılacağı üzere borçlu şirketin tek hissedarı olan ... adına kayıtlı taşınmazlar ile ...'in eşi (...) adına kayıtlı taşınmazdan ibaret olduğu görülmektedir. Gelinen aşama itibariyle, görevlendirilen SPK Lisanslı Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Mimar ... 02/09/2024 tarihli kıymet takdir raporunda özetle: ... adına kayıtlı taşınmazların rayiç değeri 17.600.000,00 TL, ... adına kayıtlı taşınmazların rayiç değeri 6.750.000,00 TL olarak tespit edildiği,
Stok Satışları (Stok Optimizasyonu)
: Bu kalemde konkordato kaynağı olarak gösterilen 1.935.864,22 TL'nin 31.07.2024 tarihli tarafımızdan hazırlanan rayiç değer bilançosunda ilk madde ve malzeme karşılığı olarak mevcut olduğu,
Sipariş Avanslarından Sağlanacak Kaynak
: Bu kalemde konkordato kaynağı olarak gösterilen 1.249.093,29 TL'nin 31.07.2024 tarihli tarafımızdan hazırlanan rayiç değer bilançosunda yer aldığı,
Faaliyetin Devamı İle Öngörülen Kar Tutarı: Şirket proje dahilinde toplamda 22.392.070,31 TL dönem net karı öngördüğü, Şirket'in kuruluş tarihi olan 14.02.2020 tarihinden bu yana gelir tabloları incelendiğinde 2020 (10 aylık), 2021, 2022, 2023 ve 2024 (ilk altı aylık) dönem net karının sırasıyla 31.245,17 TL, 23.412,68 TL, 43.380,39 TL, 159.514,13 TL ve 162.836,50 TL, TL (6 aylık) olduğu, oransal olarak net karılılığın ortalama % 0,83 olarak gerçekleştiği, proforma gelir tablosunda ise 4 yıllık ortalama net karlılığın %4,43 olarak öngörüldüğü, bu hedeflere ulaşmanın oldukça zor olacağı değerlendirildiği, buna göre projeksiyon gelir tablosunda yer alan dönem net karı, geçmiş dönem verileriyle karşılaştırıldığında, öngörülen dönem net karına ulaşılmasının kuvvetle muhtemel olduğundan bahsetmek yerinde olmayacağı,
Konkordato Ön Projesinde; “Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar Toplamı grubunda yer alan 10.286.072,64 -TL. borç GKS çerçevesinde bankalardan kullanılmış kredileridir. Bu borçlara karşılık müşteri çeklerimiz bankalara verilmek suretiyle ki yaklaşık 6 milyon liralık müşteri çekimiz bankalar nezdinde bulunmaktadır- riskimiz azaltılmıştır.” ifadesi ile davacılar vekilinin yukarıda yer alan 05.09.2024 tarihli dilekçesinde; “02.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda ön projemizde yer alan taşınmazların değerinin 24.350.000.-TL olduğu belirtildiği, bankalarda bulunan yaklaşık 6 milyon meblağlı müşteri çeklerimiz de dahil edildiğinde toplam tutar 30 milyonu aşmaktadır. (tahsil edilecek alacaklar ve ticari faaliyetimizden elde edilecek gelir de bu miktara ilave edilecektir) Ön Projeye göre toplam borcumuz ise takribi 29.000.000 TL'dir.” ifadesine yer verilmiş olmasına karşın, tarafımıza ibraz edilen 2024 yılına ilişkin bilançoların aktifinde 6 milyon olduğu belirtilen tahsile verilen çek/senetler yer almadığı, davacı beyanına karşın ticari defter kayıtlarında teminat çekleri tutarının kaydi olarak 3.912.122,34 TL olarak Bankalar hesabında takip edildiği tespit edildiğinden ilgili tutar Rayiç Bilanço hesaplamasında Alınan Çekler hesabına aktarıldığını, heyetimizce yapılan ilk toplantı ve 2. Toplantılarında talep edilmesine karşın, toplantılar sonrasında teminat çeklerine dair detaylı bir bilgi ve çek listesi heyetimize sunulmadığı, bu büyüklükteki bir tutarın bilançoda yer almaması / doğru tutarda kayıtlı olmaması, mali değerlendirmenin sıhhatini etkileyen önemli bir soruna işaret ettiği,
Geçici Komiser Heyetimizce düzenlenen borçlu şirkete ilişkin ön raporda belirtildiği üzere, borçlu şirketin ön projesinde konkordato kaynağı olarak gösterilen taşınmazlar bulunduğu, konkordato kaynağı olma vasfı dolayısıyla, bu taşınmazların kıymet takdiri için bilirkişi görevlendirildiği ve nihayetinde sayın bilirkişinin raporunu tamamlayarak dava dosyasına sunduğu sabit olup konkordato kaynakları arasında yer alan ... adına kayıtlı taşınmazın satıldığı, konkordato kaynağı olarak gösterilen bir varlığın satış işleminin öncesinde, sonrasında hatta en son şirket merkezinde gerçekleştirilen 13.09.2024 tarihli toplantıda geçici komiser heyetine hiçbir bilgilendirmede bulunulmamasının, konkordato mevzuatının ruhuna uymadığı kanaati oluştuğu, kaldı ki bilirkişi tarafından 6.750.000,00 TL değer biçilmiş bu taşınmazın ne kadara satıldığı, bu satıştan sağlanan nakit akışından şirketin neden faydalanmadığı, oldukça kısa bir zaman diliminde bu büyüklükte bir tutarın “ailesi için harcamak zorunda” ifadesinin izaha muhtaç olduğu, konkordato ön projesinin borçlular açısından aynı zamanda bir nevi taahhüt de taşıdığı düşünüldüğünde sürecin şeffaf ve iyi niyetle yürütülmediği kuşkusuna neden olduğu,
Başta proforma faaliyet kârı olmak üzere projedeki öngörüler ve oluşan finansal veriler kapsamında borçlu ... Ltd. Şti.'ne ait konkordato ön projesinin hali hazırdaki durum kapsamında başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı,
Borçlu ... yönünden ise, ön raporumuzda belirtilmesine karşın, münferit bir proje sunulmadığından herhangi bir değerlendirme yapılamadığı" yönünde tespit ve görüşe yer verilmiştir.
Dosyaya ibraz edilen Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 08/10/2024 tarihli uzman görüşü özetle; " Komiser Heyetinin 23/09/2024 tarihli raporunda belirtildiği gibi, konkordato ön projesinde faaliyet kârına ilişkin yer verilen hedeflerin gerçeklikten uzak olduğu, konkordato ön projesinde 2024 ila 2027 yılları için 63.351.562,50 TL faaliyet kârı hedefleyen şirketin revize projede bu hedefini 10.022.540,69 TL'ye düşürdüğü, Komiser Heyetinin, gerçekçi olmayan faaliyet kârı hedefi öngörüldüğüne dair eleştirilerinin revize proje ile giderilmiş durumda olduğu,
Alacakların tahsili suretiyle sağlanması öngörülen 3.170.789,45 TL'lik kaynağın gerçekleştirilebilir olduğu, nitekim komiser heyetinin de bu alacakların tahsil kabiliyeti bulunduğunu kabul ederek rayiç bilançoya aldığı,
Çeklerden sağlanması öngörülen 3.601.185,00 TL'lik kaynağın gerçekleştirilebilir olduğu, nitekim komiser heyetinin de ilgili çekleri rayiç bilançoda gösterdiği,
Bilirkişi Prof. Dr. ...'ün raporuyla sabit olduğu üzere, şirketin stoklarını paraya çevirerek 5.000.000,00 TL kaynak sağlayabileceği,
Şirket ortağı ... adına kayıtlı 4 adet gayrimenkulün şirkete devri suretiyle şirkete 17.600.000,00 TL kaynak sağlanmasına yönelik hedefin gerçekleştirilebilir olduğu, hatta taşınmazların değerinde sırf enflasyona bağlı olarak yaşanabilecek artışlarla öngörülenden daha fazla kaynak sağlanabileceği,
Konkordato tedbirlerinden faydalanmayan şirket ortağının eşi ...'in sahibi olduğu taşınmazı satmasının, borçlu şirketin konkordato sürecini tamamıyla baltalayacak bir eylem olarak değerlendirilmemesi gerektiği, şirketin revize projesinde ikame kaynaklar öngörerek tüm borçlarını ödemeye yeter kaynağı zaten ortaya koyduğu,
Kesin mühlet verilebilmesi için aranan ispat ölçüsünün yaklaşık ispat olduğu, somut olayımızda ise şirketin revize projede öngördüğü kaynaklarla yaklaşık ispat ölçüsünün çok üzerinde bir ispat faaliyeti gerçekleştirdiği,
Şirket borca batık durumda olduğundan, kesin mühlet talebi reddedilirse mahkemenin ret kararıyla birlikte şirketin iflasına da karar vermesinin gerekeceği, şirketin iflası halinde ise adi alacaklıların alacaklarının ancak %23,82'sine kavuşabileceği, oysa konkordato revize projesinde teklif edilen ödeme planıyla adi alacaklıların alacaklarını %25 fazlasıyla yani %125 oranında tahsil edebilecekleri, şirket komiser heyetinin eleştirilerini dikkate alarak konkordato projesini revize etmişken, komiser heyetinin “Şirket'in 30.06.2024 tarihi itibariyle net işletme sermayesini kaybetmediği, 31.07.2024 tarihi itibariyle 9 kişi istihdam ettiği, satışlarının devam ettiği, elinde stokları ve demirbaşları bulunduğu, çalışma kabiliyetini mevcut durum itibariyle devam ettiği” ifadelerine yer vermek suretiyle faaliyetlerini sürdürdüğünü belirttiği şirketin iflasına karar verilmesinin hem borçlunun hem de alacaklıların zararına olacağı, ülkemizde iflas tasfiye süreçlerinin oldukça verimsiz yürütüldüğü gerçeği karşısında, faaliyetlerine devam eden bir şirketin konkordato ile yaşatılmasının tüm paydaşların lehine sonuç doğuracağı " yönünde tespit ve değerlendirmede bulunmuştur.
Dairemizin kaldırma kararı sonrasında konkordato geçici komiser heyetinden alınan 10/04/2026 tarihli raporda; "Revize projeye UYAP sistemi üzerinden erişim sağlanarak temin edildiği, dava dosyasına sunulu 07.10.2024 tarihli konkordato revize projesinde özetle; “... varlıkların ve borçların 31.07.2024 tarihi itibariyle “muhtemel satış fiyatı ” esasına göre rayiç değerler yönünden hesapladıklarında, şirketlerinin borca batık durumda olduğu, TTK 376/3 yönünden; rayiç değerlere göre özvarlık tutarı : (-) 8.617.8764,41 TL olarak hesapladıkları, şirketin rayiç değerlere göre varlıklarını ve borçlarını 23.09.2024 tarihli geçici konkordato komiseri kesin mühlet raporunda yer aldığı şekliyle esas aldıkları, konkordato sürecinde, ortak ... adına kayıtlı olan ve bilirkişi tarafından rayiç değer toplamı 17.600.000,00 TL olarak tespit edilen 4 adet gayrimenkulün şirkete devredilmesi ve ortak ... tarafından bu devir neticesinde oluşacak alacaktan vazgeçmek suretiyle 17.600.000.- TL nin özkaynaklara eklenmesi suretiyle giderilmiş olacağı, şirketlerinin borca batıklıktan çıkacağını, rakamsal olarak ifade ettiklerinde ortak ... tarafından şirkete devredilecek 4 adet gayrimenkul sonrasında kaynakların (-) 8.617.876,41 + 17.600.000 = (+) 8.982.123,59.- TL sına ulaşacağı, şirketin borca batıklıktan çıkacağı, söz konusu gayrimenkullerin satış sürecine kadar değerinde meydana gelecek artışların şirkete ilave özkaynak olarak yansıyacağı,
Anılan görevlendirme kapsamında öncelikle borçlular nezdinde 2025 yıl sonu itibariyle finansal veriler talep edildiği, akabinde revize projede borçlu şahıs adına kayıtlı 4 adet taşınmaza ilişkin komiser heyetimizce rayiç kıymet değerlemesi yaptırıldığı, dava dosyasına sunulu bilirkişi raporunda da görüleceği üzere bu taşınmazlardan 2'sinin satılmış olduğu, en geç 30.03.2026 tarihine kadar komiser heyetine ibraz edilmesi ihtaren bildirilen mali verilerin hiçbiri iş bu rapor tarihine kadar tarafımıza teslim edilmediği, gelinen aşama itibariyle salt revize projenin varlığı ve taşınmazların güncel rayiç kıymet bedelleri ile herhangi bir değerlendirme yapılamayacağı, konkordato sürecinin şeffaflık esasına dayandığı, borçlunun işbirliğinin zorunlu olduğu, komiserin talep ettiği belgelerin verilmemesinin iyi niyetle bağdaşmayacağı, borçlunun mali durumunun açık ve erişilebilir olması gerektiği, bu genel ilkelerin muhtelif yargı kararlarında da yer aldığı, özetle mali verilerin komiser heyetine ibraz edilmemesi karşısında, borçluların 31.12.2025 tarihi itibariyle borçlarının, stoklarının, 2025 yılı satış tutarları gibi birçok mali verinin bilinmediği, dolayısıyla herhangi bir değerlendirme yapılamadığı " şeklinde tespit ve görüşe yer verilmiştir.
Konkordatonun amacı, borçluyu borçlarından ve eğer iflas şartlarını taşıyorsa muhtemel bir iflastan kurtarmak, alacaklıların da belirli bir vadede ve/veya indirimle alacaklarını tahsil etmelerini sağlamaktır. Bu yapılırken özellikle alacaklıların sürece dahil edilmesi, alacaklıların, komiserin ve mahkemenin katılımı ile nihai projenin oluşturulması ve konkordatonun başarıya ulaşması için iş birliğine gidilmesi gerekir. Projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığının değerlendirilebilmesi yönünden, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalıdır. Borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ile konkordato amacına ulaşacaktır.
İİK 287.maddesinde, borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme olasılığına sahip olmasıdır. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku - Av. Sümer Altay, sayfa 112, 1.Cilt).
İsv. İİK'da da konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça, "borçlunun iyileşmesi" kavramına yer verilmiştir. İyileşmeden söz edilebilmesi açısından bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp, yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ( ..., ..., Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 187)
İİK'nın 286/1-a maddesinde " borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabulü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl edileceği kapsamında, ..., ..., Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185 de ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir.
Diğer yandan İİK m.286 vd.hükümleri çerçevesinde konkordato müessesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir...
Yine konkordato talep eden davacı borçlunun konkordato talep ederken alacaklıları zarara uğratma amacı ile hareket etmelerinin engellenmesi amacıyla 2004 sayılı İİK m.292/f.1-bend(c) hükmü ile kanun koyucu açıkça düzenleme yapmış, borçlunun alacaklıların zarara uğratma amacı ile hareket ettiğinin anlaşılması durumunda bu durumu kesin mühletin kaldırılması, konkordato talebinin reddi ve hatta davacı borçlu tacir ise iflas nedeni dahi saymıştır. Bu noktada kanun koyucunun, konkordato talep eden davacı borçlu lehine İİK m.294 hükmünde belirtmiş olduğu takip yasağı başta olmak üzere birçok lehe düzenlemeler getirmiş olması ve bu hükümlerin uygulanmasının davacı borçlu tarafından talep olunması imkanının kötüye kullanılmaması da esastır.
Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; dairemizin kaldırma kararında; borçlu şirketin sunmuş olduğu revize projeye göre şirket ortağı adına kayıtlı dört adet gayrimenkulün satışından elde edilecek kaynağının ne kadarının, konkordatoya tabi adi borçlar için kullanılacağı, diğer yandan şirketin faaliyetin devamı ile öngörülen kâr revize edildiğinden şirketin 2025 yıl sonu gelir tabloları incelenerek ayrıca stoklar olarak kaynak gösterilen 5.000,000,00 TL'nin şirketin faaliyeti kapsamında öngörülen kar haricinde ayrıca bir kaynak oluşturup oluşturmayacağı değerlendirilerek revize projenin başarıya uluşma ihtimali bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği ifade edilmiş ise de borçlu şirketin revize projede esas gelir kaynağı olan şirket ortağına ait dört adet taşınmazdan ikisinin satılmış olması yanında şirkete ait mali verilerin komiser heyeti tarafından talep edilmesine rağmen yerine getirilmediğinden taşınmaz ipoteklerinden kaynaklı şirketin banka borçları tespit edilerek, şirket ortağı adına kayıtlı kalan iki adet gayrimenkulün satışından elde edilecek kaynağının ne kadarının, konkordatoya tabi adi borçlar için kullanılacağı tespit edilememiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarında, konkordato ucuz kredi ve finansman sağlama yolu olarak kullanılmaması gerektiği ifade edildiği gibi konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik, dilek ve temenniler içeren bir talep olmaması gerekir. Bu bakımdan davacı şirkete ait revize projenin, yasada tanımlanan şekilden uzak olup, somut veriler karşısında başarıya ulaşma ihtimali mümkün görülmediğinden konkordato talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İİK'nın 292 maddesinde kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması ve aynı kanunun 287/5 maddesinde aynı hükümlerin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanabileceği hususları düzenlenmiştir. Mahkemece, İİK'nın 292. Maddesi uyarınca konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılması nedeniyle davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.
İİK.nun Geçici Mühlet başlıklı 287/5.maddesi "291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır." hükmünü içermektedir.
Yine aynı yasanın Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması başlıklı 292.maddesi gereğince:
"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa
b)-Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa
c)-Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa
d)-Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir." hükmüne yer verilmiştir.
Bu sebeplerden ilki borçlunun mal varlığının koruması için iflasına açılmasının gerekli olmasıdır. Özellikle borçlunun işletmesinin devamı, önemli ve hissedilir ölçüde, aktiflerin azalmasına ve pasiflerin artmasına yol açmaktaysa ve bu durum konkordato süreci içinde geri dönüşü olmayana bir aktif pasif dengesizliğine yol açacağı öngörülüyorsa; iflasın derhal açılması ile borçlunun mal varlığının tasfiye sağlanmak suretiyle daha iyi bir tatmin elde edileceği tahmin ediliyorsa, işletmenin devamı mümkün gözükmüyor yahut çok düşük bir ihtimal ise, malvarlığının korunması için kesin mühlet kaldırılarak iflasın açılması zorunludur. (Selçuk Öztek/ Ali Cem Budak, Müjgan Tunç ..., ..., ..., Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 315 - 316 ). İkinci olarak kesin mühletin verildikten sonra konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması halinde konkordato talebinin reddi ile borçlunun iflasına resen karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durumda borçlu şirketin iflasına karar verilebilmesi için mahkemenin konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin aşikar olması, yani tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması gerekmektedir. Örneğin, komiser raporunda borçlunun mali ve finansal verilerinin iyileşmeyi imkansız hale getirdiği anlaşılıyorsa, borçlunun iflasına karar verilebilecektir.
Dosyaya sunulan raporlardan ve revize projeden anlaşıldığı üzere borçlu şirketin TTK 376/3 çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda, rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu, üzere mevcut durum itibariyle birikmiş borcun ileride kapanması mümkün gözükmediği bu haliyle daha fazla aktif-pasif dengesizliğine yol açacağı gibi komiser talimatlarına uyulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda İİK 292/1-a,b ve c bendleri gereğince borçlunun mal varlığının korunması gerektiği ve bu haliyle konkordatonun başarıya ulaşmayacağı sübut bulduğundan borçlu şirket hakkında iflas kararı verilmesi yerindedir.
Şirket ortağı gerçek şahıs yönünden; tüzel kişi ve kefillerinin konkordato taleplerini aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte, konkordatonun tasdiki için gerekli koşulların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerekir (Yargıtay 19 HD'nin 2006/7121 Esas, 2006/10981 Karar sayılı kararı). Ancak davacı gerçek şahıs, birlikte konkordato talep eden şirketin borçlarına kefil olunması nedeniyle konkordatoya başvurulmuş olup müstakil bir konkordato projelesi bulunmadığı, kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, şirketin ticari başarısına bağlandığı, şirket tarafından borçlar ödendiği takdirde ve ödendiği sürece kendisinin de borçtan kurtulması öngörüldüğü, bu nedenle alacaklılara sunulan bir proje bulunmadığı görülmektedir. Sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesi de müessesenin amacına uygun düşmeyecektir. Buna göre ilk derece mahkemesince davacı gerçek kişi yönünden geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine dair verilen karar yerindedir.
Açıklanan nedenle, yasal düzenlemeler ve özellikle konkordato kurumun niteliğide göz önünde bulundurarak mahkemece konkordato taleplerin reddine, davacı şirketin iflasına ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun kabul edildiğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacılar tarafından asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının hazineye gelir kaydına, asıl ve birleşen davada alınması gerekli olan 732,00 şer TL istinaf harcın mahsubuna yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. Maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.d maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 308/a maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/09/2026