İlamlı takibe konu alacağın temliki halinde temlik alanın ilamda taraf sıfatı olmamasına rağmen ilamlı icra takibi başlatmasının hukuka uygun olup olmadığına dair direnme kararı incelemesi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, ilama dayalı alacağın temlik edilmesi durumunda, ilamda taraf olmayan temlik alanın ilamlı takip yoluyla alacağı tahsil edip edemeyeceği konusundaki farklı yorumlardan kaynaklanmaktadır; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, temliknamenin icra dosyasına sunulmasıyla temlik alanın aktif husumet ehliyetine sahip olduğunu ve ilamlı takip yapabileceğini savunurken, Yargıtay ilgili dairesi, ilamın tarafı olmayan temlik alanın ancak ilamsız takip yapabileceğini belirterek takibin iptali yönünde bozma kararı vermiş, ancak ilk derece mahkemesi önceki kararında direnmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         2025/286 E.  ,  2026/145 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

    SAYISI
    : 2024/231 E., 2024/135 K.
    ÖZEL DAİRE KARARI
    : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.06.2024 tarihli ve
    2024/132 Esas, 2024/6581 Karar sayılı BOZMA kararı
    Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin reddine karar verilmiştir.
    Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. TALEP
    Borçlu vekili; müvekkili aleyhine başlatılan ilâmlı takibin ilâma aykırı olduğunu, icra emrinde alacaklı olarak gösterilen ...’ın müvekkili idareden alacağının bulunmadığını, ...’ın takibe dayanak ilâmda taraf olmadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Alacaklı vekili; borçlu aleyhine başlattıkları ilâmlı takipte ilâmla birlikte 12.01.2021 tanzim tarihli temliknameye dayandıklarını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 183/2. maddesine göre alacaklının borçlunun rızasını almadan alacağını üçüncü kişiye temlik edebileceğini belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2022 tarihli ve 2022/135 Esas, 2022/547 Karar sayılı kararı ile; temliknamenin icra dosyasına temlik alacaklısı tarafından 02.02.2022 tarihinde saat 15:18:07'de Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemi üzerinden kaydedilip takip başlatıldığı, 12.01.2021 tarihli temlikname adi nitelikte olduğundan icra dosyasına sunulduğu tarihten itibaren sonuç doğuracağı, icra emrinin 02.02.2022 tarihinde saat 17:09:32'de UYAP sistemine kaydedildiği, temlik sözleşmesinin icra dosyasına sunulmasıyla temlik alanın temlik edenin haklarına sahip olduğu ve aktif husumeti bulunduğu gibi icra müdürlüğünce icra emrinde temlik alan alacaklının ismine yer verilerek tebliğe çıkarılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 13.11.2023 tarihli ve 2022/1232 Esas, 2023/1803 Karar sayılı kararı ile; takibin dayanağı belge ekinde 12.01.2021 tarihli temlik tutanağının bulunduğu, temlik sözleşmesinin icra dosyasına sunulmasıyla temlik alanın temlik edenin haklarına sahip olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
    ”… Hukuk Genel Kurulunun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas-1997/776 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "...ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür, diğer bir anlatımla hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Dar yetkili icra mahkemesi hakimi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir."
    Somut olayda; icra takibinin dayanağı ilamda takip alacaklısı ilamın tarafı olarak görünmemektedir, ilamı alacaklısı takibe koyabilir, ilamdan kaynaklı alacakların adi yazılı alacağın temlik sözleşmesi ile devralınarak ancak ilamsız takip yoluyla takip yapılabilir. İlk Derece Mahkemesince takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddine ilişkin hüküm kurulması yerinde olmamıştır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesinin yanında TBK’nın 183. maddesine göre alacağı temlik alan üçüncü kişinin alacakla ilgili olarak temlik edenin bütün haklarına sahip olacağı ve takip yapabileceği, alacağın temlikiyle birlikte temlik eden (eski alacaklı) temlik edilen alacağa ilişkin icra takibindeki alacaklı sıfatını kaybedeceği, temlik işlemi icra dairesinde yapılmış ise temliknamenin icra dairesine verilmesinden itibaren eski alacaklının icra takibiyle ilgili herhangi bir işlemde bulunamayacağı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.09.2013 tarihli ve 2013/14841 Esas, 2013/12873 Karar ile 10.09.2013 tarihli ve 2013/6580 Esas, 2013/11570 Karar sayılı kararlarında takip talebine ve icra emrine ekli temliknameyle ilâmdaki alacağın takibi yapan alacaklıya devir edildiği, bu nedenle temlik alacaklısı (alacaklı) sıfatıyla takip başlatılmasında yasa ve usule aykırı bir durum bulunmadığının belirtildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Borçlu vekili; icra emrinde dayanak olarak sadece ilâmın gösterildiğini, temliknamenin yer almadığını ve müvekkiline tebliğ edilmediğini, bozma kararında belirtildiği gibi ilâmlı takip yapılamayacağını, alacaklı lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    C. Uyuşmazlık
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilâmından kaynaklanan alacakların adi yazılı alacağın temliki sözleşmesiyle devralınarak ilâmlı takip yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
    D. Gerekçe
    1. İlgili Hukuk
    2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 32. maddesi.
    2. Değerlendirme
    1. Alacaklının ilâmlı icra takibi yapabilmesi için elinde bir mahkeme ilâmı ya da kanunların bu kuvvete sahip kıldığı bir belgenin bulunması gerekir.
    2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 294/1. maddesi "Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür" şeklinde, aynı Kanun'un 301. maddesi ise "Hüküm yazılıp imza edildikten ve mahkeme mührü ile mühürlendikten sonra, nüshaları yazı işleri müdürü tarafından taraflardan her birine makbuz karşılığında verilir ve bir nüshası da gecikmeksizin diğer tarafa tebliğ edilir. Hükmün bir nüshası da dosyasında saklanır. Taraflardan her birine verilen hüküm nüshası ilamdır..." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre ilâm mahkeme kararının iki taraftan her birine verilen mühürlü örnekleri olarak tanımlanabilir. Ayrıca İİK'nın 38. maddesinde gerçekte ilâm olmadıkları hâlde yasa gereği "ilam mahiyetini haiz belgeler" sayılmış, bazı özel kanunlarda da ilgili bulundukları konuda birtakım belgelerin ilâm niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
    3. Mahkeme kararlarının ve ilâm niteliğindeki belgelerin icrasını sağlamak için ilâmlı icra yolu özel bir takip yolu olarak İİK'nın 24... . maddelerinde düzenlenmiş olup ilâmlı icra takibi hüküm aleyhine verilen tarafın borcuna göre çeşitli alt ayrımlara tabi tutulmuştur. İİK'nın 32. maddesine göre alacaklı para veya teminat verilmesine ilişkin ilâmı veya ilâm niteliğindeki belgeyi icra müdürlüğüne vererek takip talebinde bulunabilir. İlâmlı icraya başvurulması hâlinde ilâm veya ilâm niteliğindeki belge lehine olan, yani ilâm veya ilâm niteliğindeki belgeye göre alacaklı olan kişiye ilâm alacaklısı denir.
    4. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 26.05.2017 tarihli ve 2017/2 Esas, 2017/3 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile ilâma dayalı bir alacağın ilâmsız takip konusu yapılamayacağına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde belirtildiği üzere elinde ilâm bulunan alacaklı için getirilen düzenlemeler onu takip yapmaktan alıkoymamakta; aksine daha kolay, çabuk ve ucuz yolla alacağına kavuşturan özel bir yol sağlamaktadır. Bu hâliyle alacağı ilâma bağlanmış alacaklının itiraza tâbi, uzayabilecek bir usulün takip edilmesi gereken ve daha masraflı olabilecek genel haciz yolu ile ilâmsız takip yolunu seçmekte hukuki yararı yoktur.
    5. İlâmlı takipte mahkeme tarafından yazılıp imza olunan ve mahkeme mührü ile mühürlenerek taraflara verilen ve böylece ilâm niteliğini alan karar dayanak gösterilir ve bu şekliyle icra takibine esas alınır; icra emri de buna göre düzenlenir. Alacaklının icra müdürlüğüne verdiği belge ilâm veya ilâm niteliğinde bir belgeyse icra müdürü takip talebine ve ilâma uygun biçimde bir icra emri düzenlemek ve bunu borçluya göndermekle yükümlüdür. Öyle ki, icraya konulan ilâmdaki hükmün tavzihinin istenip, tavzihe karar verilmesi ve icra emrinde değişiklik yapılması gerektiğinde dahi borçluya yeni bir icra emri gönderilmesi gerekir.
    6. Takip talebini alan icra müdürü alacaklının verdiği belgenin ilâm veya ilâm niteliğinde belge olup olmadığını, takipte borçlu ve alacaklı görünen kişilerin ilâma göre bu alacaklı ve borçlu olup olmadığı kendiliğinden (resen) araştırmakla yükümlüdür.
    7. Borç ilişkisinin tarafları alacaklı ve borçlu olmak üzere iki taraftan ibaret olup takipte alacaklı ve borçlu olarak gösterilen kişilerin maddi hukuk bakımından da alacaklı veya borçlu olması gerekir. Sıfat, takibin sonuçlandırılması için gerekli olan bir maddi hukuk şartıdır. Alacaklının takip konusu alacak üzerinde tasarruf ehliyeti yoksa gerçekte alacaklı sıfatına haiz değildir. Taraf ehliyeti ve takip ehliyeti takibin zorunlu unsurlarıdır.
    8. Bazı hâllerde mevcut alacağın alacaklı tarafının değiştirilmesi mümkündür. Alacağın temliki ile ilgili hükümler TBK'nın 1 83... . maddelerinde yer almış olmakla birlikte bu konuda bir tanıma yer verilmemiştir. TBK'nın 183. maddesinde kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceği düzenlemiş olup alacağı temlik alan üçüncü kişi alacakla ilgili olarak temlik edenin bütün haklarına sahip olmaktadır. Bu bağlamda alacağın temliki, alacaklı ve üçüncü kişinin ortak iradeleriyle ivazlı ya da ivazsız şekilde, yazılı şekil şartına bağlı, tek taraflı kazandırıcı nitelikte, borç ilişkisine taraf olan borçlunun iradesine ve rızasına ihtiyaç duyulmadan yapılması mümkün bir devir işlemidir.
    9. İlâmların infazı sırasında icra müdürlüklerince ilâmın hüküm kısmı dikkate alınarak kararların infazı gerçekleştirilmelidir. İcra müdürü ilâmların hüküm bölümünü aynen infazla görevlidir. Sınırlı yetkili icra mahkemesinin hükümde yer almayan bir hususu yorum yoluyla ilâma eklemesi ya da var olan bir hususu çıkarması olanağı yoktur. Bu nedenledir ki ilâmların infaz edilecek kısmının hüküm bölümü olduğu, hükmün içeriğinin aynen infazının gerektiği, gerek icra dairesi ve gerekse sınırlı yetkili icra mahkemesinin ilâmın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı kabul edilmiştir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 08.10.1997 tarihli ve 1997/12-517 Esas, 1997/776 Karar; 22.03.2006 tarihli ve 2006/12-92 Esas, 2006/85 Karar; 25.06.2008 tarihli ve 2008/12-451 Esas, 2008/453 Karar; 28.05.2019 tarihli ve 2017/8-1916 Esas, 2019/616 Karar; 21.09.2021 tarihli ve 2017/12-750 Esas, 2021/1048 Karar ile 10.09.2025 tarihli ve 2024/12-783 Esas, 2025/497 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
    10. Somut olayda; alacaklı ... vekili tarafından borçlu ... aleyhine 02.02.2022 tarihinde saat 15:18:07 de UYAP sistemine takip dayanağı belge olarak kaydedilen Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli ve 2017/326 Esas, 2020/474 Karar sayılı ilâmı ile 12.01.2021 tarihli adi yazılı temliknameyle 02.02.2022 tarihinde saat 15:18:48 de UYAP sisteminden takip talebinde bulunulduğu görülmektedir. Takip talebinde 281.512,83 TL ilâm asıl alacağı, 120.433,50 TL işlemiş faiz olmak üzere 401.946,33 TL alacağın tahsili talep edilmiştir.
    11. Takibe dayanak ilâmın incelenmesinde; davacının ... İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş., davalının ise ... olduğu mahkemece "...1-) Maddi tazminat talebinin ıslah dilekçesi de nazara alınarak kısmen kabulü ile; 281.512,83 TL maddi tazminatın 100.000,00 TL’sine 24/04/2017 dava tarihinden itibaren bakiyesine 04/05/2017 ıslah tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,..." karar verildiği, takip dayanağı 12.01.2021 tarihli adi yazılı temliknamenin incelenmesinde ise temlik eden ... İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından davacısı olduğu Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/326 Esas sayılı dosyasında görülen davada lehine hükmedilen 281.512,83 TL asıl alacak ve faiz olmak üzere toplam 400.000,00 TL'nin avukatılığını yaptığı Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/326 Esas, Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/126 Esas, Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/444 Esas, İzmir 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/235 Esas sayılı davaların vekâlet ücreti ve masraflarına karşılık olarak kayıtsız şartsız olarak ...'a temlik edildiği görülmektedir.
    12. Takip talebini alan icra müdürü alacaklının verdiği belgenin ilâm veya ilâm niteliğinde belge olup olmadığını, takipte borçlu ve alacaklı görünen kişilerin ilâma göre alacaklı ve borçlu sıfatlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden (resen) araştırmakla yükümlüdür. Somut olayda takip talebinde bulunan alacaklı ...'ın ilâmda davacı sıfatı olmadığından lehine hükmedilen bir alacak bulunmamaktadır. Her ne kadar adi yazılı temlikname icra dosyasına sunulduğu tarihten itibaren sonuç doğurur ise de mahkeme ilâmı ile lehine hükmedilen alacakları yalnız alacaklısı ilâmlı icra yoluyla takibe koyabilir. İlâmdan kaynaklı alacaklar, adi yazılı temlik sözleşmesiyle devralınarak ancak ilâmsız takip yoluyla takibe konu edilebilir.
    13. Diğer taraftan takip talebinde bulunan ...'ın ilâmda davacı sıfatı bulunmadığından Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 26.05.2017 tarihli ve 2017/2 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararının somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
    14. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; somut olayda temlikin geçersizliğine ilişkin ihtilaf bulunmadığı ve TBK'nın 189. maddesi uyarınca temlikle birlikte bağlı haklar kapsamında takip yapabilme hakkı da temlik alana intikal ettiğine göre, temlik alanın ilâmların icrası yoluyla takip yapabileceği, 26.05.2017 tarihli ve 2017/2 Esas, 2017/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre temlik alanın elindeki ilâma istinaden ilâmsız takip yapamayacağı, ilâm infaz edilemez duruma düşeceğinden direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
    15. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
    16. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    Dosyanın HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından 11.03.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
    "K A R Ş I O Y"
    Takip alacaklısı, Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/326 Esas sayılı ilâmda ... ….A.Ş. lehine verilen para alacağını yazılı temlik sözleşmesiyle temlik aldıktan sonra, temliknameyi takip talebine ekleyerek ilâmlı icra takibinde bulunmuş; müşteki borçlu ise, takip alacaklısının isminin ilamda yazılı olmadığını belirterek takibin iptalini talep etmiştir. İcra Mahkemesi şikâyetin reddine, istinaf mahkemesi istinaf isteminin reddine karar vermiştir. Özel Daire ise,“…ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür, diğer bir anlatımla hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Dar yetkili icra mahkemesi hakimi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir." Somut olayda; icra takibinin dayanağı ilamda takip alacaklısı ilamın tarafı olarak görünmemektedir, ilamı alacaklısı takibe koyabilir, ilamdan kaynaklı alacakların adi yazılı alacağın temlik sözleşmesi ile devralınarak ancak ilamsız takip yoluyla takip yapılabilir. İlk Derece Mahkemesince takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddine ilişkin hüküm kurulması yerinde olmamıştır…” gerekçesiyle kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesi, geçerli bir temlikin olduğunu, temliknamenin takip talebine eklenerek takip yapılabileceğini belirterek direnme kararı vermiştir.
    Öncelikle şu hususu belirtmede fayda vardır. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlıklarda, Özel Daire ile direnen mahkemenin kararı temel alınarak görüşme yapılır ve karara bağlanır. Görüşmeler sırasında, Sayın Özel Daire sözcüsü özellikle “…takip talebine temlikname yazılmadığı için Daire kararının doğru olduğunu” beyan etmişse de, yukarıya aldığımız Daire bozmasında, bu gerekçeye yer verilmediği ortadadır. Gerekçede aynen “ilamda takip alacaklısı ilamın tarafı olarak görünmemektedir, ilamı alacaklısı takibe koyabilir, ilamdan kaynaklı alacakların adi yazılı alacağın temlik sözleşmesi ile devralınarak ancak ilamsız takip yoluyla takip yapılabilir”. Hukuk Genel Kurulunda bu gerekçe esas alınacak olursa; Dairenin bozma gerekçesi, sadece “temlik alanın ilâmlı takip yapamayacağı” yönünde olduğu gayet açıktır.
    Temlik hükümleri TBK. md. 183-194 arasında düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre ilâm alacaklısı borçlunun rızası olmaksızın alacağını yazılı olmak koşuluyla temlik edebilir. Borçlu temlik alana ödeme yaparsa borcundan kurtulur. Temlikle, devredenin şahsına bağlı olanlar hariç, öncelikli haklar (...m.206 daki rüçhan hakları, rehin, faiz kefalet, yenilik doğuran seçimlik hakları) ve bağlı haklar (dava açma veya takip yapma gibi) temlik alana geçer. Temlik edilen alacak temlik edenin malvarlığından çıkar, temlik alanın malvarlığına girer. Temlikle birlikte devredenin tasarruf yetkisi son bulur. Temlike konu alacak açısından, temlik alan temlik edenin yerine kaim olur.
    Özel Dairenin bozma gerekçesinde temliknamenin takip talebinde yazılmaması bozma nedeni yapılmamıştır. Dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde, takip hukukunun “ilâma aykırı icra emri düzenlenemez” ilkesi somut olayda irdelenemez. Uyuşmazlığın çözümünde, TBK'da düzenlenen temlik hükümlerinin esas alınması gerekir. Temlikin geçersizliğine dair bir ihtilaf bulunmadığına ve TBK. md. 189. maddesine istinaden temlikle birlikte bağlı haklar kapsamında bulunan takip yapabilme hakkı da temlik alana Kanunen intikal ettiğine göre, ilâm alacağını temlik alan temliknameye istinaden ilâmlı takip yapabilir. Aksi takdirde, ilâm alacaklısı alacağını temlik ettiği için, ilâmı takibe koyamayacak, Dairenin gerekçede yazdığının aksine İBHGK 2017/2-3 sayılı kararına göre, temlik alan ise elindeki ilâma istinaden ilâmsız takip yapamayacaktır. Dairenin bu uygulaması kabul edildiğinde, mahkeme ilâmı infaz edilemez duruma düşecektir.
    Bu nedenlerle direnme kararının doğru olduğu ve onanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun kararına muhalifiz.