Rüşvet suçlarından yargılanan sanıklar hakkında verilen beraat kararının temyizi üzerine, bozmanın sirayeti ve kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesi.
Özet: Bu hukuki inceleme, rüşvet alma ve verme suçlamalarıyla ilgili olarak yerel mahkemenin beraat kararı verdiği sanıklar hakkındadır; Yargıtay, bir sanık hakkında daha önce kesinleşen beraatin, lehine bozmanın sirayeti ilkesi gereği temyiz edilemez olduğunu belirttikten sonra, diğer sanıklar hakkında isnat edilen fiillerin mülga "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunu oluşturabileceğini, ancak bu suç için öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin, zamanaşımını kesen son işlem tarihinden itibaren dolduğunu tespit ederek, kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar vermiştir.
5. Ceza Dairesi         2022/9251 E.  ,  2026/5203 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: 2018/770 Esas, 2021/519 Karar
SUÇLAR
: Rüşvet alma (sanıklar ..., ..., ... hakkında), rüşvet verme (sanık ... hakkında)
HÜKÜM
: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizin 2022/9590 Esasında kayıtlı Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/545 Esas sayılı dosyası ile temyiz incelemesine konu bu dosya arasında sanık ve suç yönünden fiili ve hukuki bağlantı bulunduğundan birlikte ele alınarak ve tebliğnamede adına yer verilen sanık ... hakkında hüküm kurulmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2017 tarihli ve 2016/13-982 Esas, 2017/29 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere; çok sanıklı dosyalarda, sanıkların her birinin birbirlerinden bağımsız olarak kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğu, kural olarak sanıklardan birinin, verilen karara karşı yaptığı kanun yolu başvurusunun diğer sanıklar hakkında verilen hükümleri kapsamadığı ve hükmün kanun yoluna başvuru için öngörülen sürenin sonunda kesinleştiği ancak temyiz kanun yolu bakımından gerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 325. gerekse 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 306. maddelerinde yer alan ve hükmün bozulmasının diğer sanıklara sirayetini düzenleyen hükümlerdeki koşullar gerçekleştiği takdirde temyiz edenler lehine oluşacak durumdan temyiz yoluna başvurmayan, süresinden sonra başvuran veya temyize başvurmakla beraber talebi kabul edilmeyen sanıkların da yararlanmalarının sağlanması suretiyle bu kişilerin temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğinin giderilmesinin amaçlandığı ve bozmanın sirayetinde yerel mahkeme hükmünün, temyiz etmeyen sanık yönünden bozulmayıp sanığın sadece bozma kararının sonucundan yararlandırıldığı dikkate alındığında, 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince sanıklar hakkında verilen 10.04.2015 tarihli mahkumiyet hükümlerini temyizen inceleyen Askerî Yargıtay'ın 27.04.2016 tarihli bozma kararının hakkındaki mahkumiyet hükmü temyiz edilmeden kesinleşen sanık ...'e de sirayet ettirilmesi nedeniyle bozma sonrası Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada adı geçen sanık hakkında kurulan beraat hükmünün temyizi mümkün olmadığından, lehe bozmadan sirayet nedeniyle istifade eden sanık ... hakkında bozma sonrası verilen hükme yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin katılan vekilinin sanıklar ..., ... ve ... hakkında atılı suçlardan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkındaki isnatların sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturacağı; bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 12.12.2012 tarihli mahkumiyet kararı ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.