5. Ceza Dairesinin 2021/5696 E., 2026/5426 K. sayılı kararında rüşvet, fuhuş, insan ticareti suçlarına ilişkin hükümler ile temyiz süresi ve tebligat usulsüzlükleri.
Özet: Yüksek mahkeme, rüşvet alma, rüşvet verme, fuhuş, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede yalan beyan ve insan ticareti gibi çeşitli suçlara ilişkin mahkumiyet ve beraat hükümlerini, temyiz haklarına ve tebligat usullerine dair usuli itirazlarla birlikte değerlendirmiştir; bu kapsamda, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda infazda gözetilmesi gereken hususları belirterek, bir sanık hakkında hüküm kurulmayan "soruşturmanın gizliliğini ihlal" suçuna dair eksikliğin giderilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: 2013/88 Esas, 2014/140 KararSUÇTAN ZARAR GÖRENLER
: Hazine, İçişleri BakanlığıSUÇLAR
: Rüşvet alma, rüşvet verme, fuhuş, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, insan ticaretiHÜKÜMLER
: Mahkumiyet (eşe karşı fuhuş suçundan sanık ... hakkında, çocuğa karşı fuhuş suçundan sanıklar ... ve ... hakkında, fuhuş suçundan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında), beraat (rüşvet verme, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından sanık ... hakkında, rüşvet alma suçundan sanık ... hakkında, rüşvet almaya teşebbüs suçundan sanık ... hakkında, fuhuş, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve insan ticareti suçlarından sanık ... hakkında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar ..., , ..., ... ve ... hakkında)TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz istemlerinin reddi, onamaMahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. maddesi uyarınca başvuru tarihinde anılan suçlar yönünden müdahil sıfatını kazandığına diğer taraftan Hazinenin sanık ...'e isnat edilen nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından doğrudan zarar görmediği, bu itibarla bahse konu suçlardan verilen hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı, suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı vekilinin 03.03.2021 tarihinde tebliğ edilen hükümleri bir haftalık yasal temyiz süresinden sonra verdiği 17.03.2021 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği ayrıca kovuşturma evresinde on beş yaşını ikmal eden mağdure ... ile velayet hakkına sahip babasının sanıklardan şikayetçi olmadıklarını belirtmeleri karşısında yaş küçüklüğü nedeniyle atanan zorunlu vekilin hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, sanık ...'in bilinen en son adresinin 13.05.2013 tarihli talep dilekçesinde bildirdiği adres olduğu ve gerekçeli kararın bu adrese tebliğ edilmesi gerektiği halde 29.04.2013 tarihli celsede bildirdiği adresine tebliğe çıkarıldığı ve muhtara tebliğ edildiği, bu itibarla sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu ancak Dairemizin 12.01.2021 tarihli ve 2019/4498 Esas, 2021/75 sayılı Kararı üzerine 07.04.2021 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilen hükmün, sanık tarafından 08.04.2021 tarihli dilekçeyle süresinde temyiz edilmiş olduğu gözetilerek; başvurularının kapsamına göre incelemenin, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında, sanıklar ... ve ...'ın ise kendileri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan Hazine vekilinin rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:Sanık ... hakkında soruşturmanın gizliliğini ihlal suçundan da kamu davası açıldığı halde hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, bu hususta mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.1) Sanıklardan ... hakkında rüşvet alma, ... hakkında rüşvet almaya teşebbüs ile ... hakkında rüşvet verme suçlarından kurulan beraat hükümleriyle, ... hakkında eşe karşı fuhuş suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;Mahkumiyet hükmü yönünden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı doğrultusunda uygulanmasının infaz sırasında nazara alınması mümkün görülmüş, yüklenen suçu bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği anlaşılan sanık ... hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesinin infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı bulunmuştur.Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin eleştirilen hususlar dışında unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü ile delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan Hazine vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,2) Sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında fuhuş, ... hakkında fuhuş ve çocuğa karşı fuhuş suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;Sanıklardan ... hakkında iddianamenin (B) grubu başlığı altında (4) numaralı eylem olarak anlatılan katılan ... 'e yönelik fuhuş isnadının suç tarihinin 12.10.2012 olarak gösterildiği, nüfus kaydına nazaran 03.10.1994 doğum tarihli olan ...'in suç tarihi olarak belirtilen bu tarihte 18 yaşını doldurmuş olduğu anlaşıldığından, sanık ...'e yüklenen çocuğa karşı fuhuş isnadının sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 227/2. maddesinde düzenlenen fuhuş suçu kapsamında kaldığının değerlendirilmesi gerektiği gözetildiğinde; sanık ... ile diğer sanıklara yüklenen fuhuş suçunun 5237 sayılı Kanun'un 227/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 22.04.2014 tarihli mahkumiyet hükümleri ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,3) Sanık ... hakkında çocuğa karşı fuhuş suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;Sanığın, Sakarya ili ... Mahallesi, ... Caddesi, No: 68, Daire:3 numaralı ikamet adresinde mağdur çocuk ...'i fuhuşa teşvik ettiği kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de anılan fuhuş iddiasıyla ilgili olarak temyize konu davaya dayanak teşkil eden 08.02.2013 tarihli iddianamede sanığın adı geçen mağdura karşı fuhuş suçunu işlediğinden bahisle Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/979 Esas numarasına kayden derdest bir dava dosyasının bulunduğu ve bu davanın temyiz incelemesine konu davayla birleştirilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen dosya kapsamından, anılan davayla ilgili herhangi bir inceleme yapılmadan sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiğinin anlaşılması ile anılan dava dosyasının UYAP kayıtlarından yapılan incelemesinde; iddianame tarihinin 03.09.2012 olduğu, 15.02.2013 tarihinde sanık hakkında mağdur ...'ya yönelik fuhuş eylemi nedeniyle beraat kararı verildiği ve bu kararın temyiz edilmeden 22.03.2013 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; mükerrer davanın önlenmesi ve delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesinin sağlanması bakımından anılan dosyanın asıl ya da onaylı örneğinin getirtilip tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,Kabule göre de;28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.