Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında müteselsil kefilin faiz oranlarına ilişkin itirazının incelendiği istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, davacının bir şirketin kredi borcuna müteselsil kefil olarak uygulanan yıllık %60 temerrüt faiz oranının ve genel kredi sözleşmesindeki faiz belirlemelerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti talebiyle açtığı menfi tespit davasını ele almaktadır; ilk derece mahkemesi, davacının müteselsil kefalet sorumluluğu, sözleşme hükümleri ve uzman raporuna dayanarak davayı reddetmiş, davacı ise faiz oranlarının ve bilirkişi raporunun hatalı olduğu gerekçesiyle kararı istinaf etmiştir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ
:29/12/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ
:05/05/2023DAVANIN KONUSU
:Menfi TespitGEREKÇELİ KARARYAZIM TARİHİ
:29/12/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili, müvekkilinin 200.000,00 TL sermayeli - ... - ... Paz.San.Ltd.Şti.'nin % 45 hissedarı olduğunu, şirketin borcundan dolayı hem şirket hem de müvekkili adına Antalya Genel İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası 202.530,00 TL'lik Rotatif ve e KMH Kredisinden dolayı icra takibi yapıldığını, yıllık % 60 Temerrüt faiz talep edilerek dava olan 19.07.2022 Tarihi itibari ile 1.587.162,19 TL borçlu olduğunu, TTK 573. Maddesi 2.Fıkrasında da belirtildiği gibi " ortaklar şirket borçlarından sorumlu olmayıp sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde ön görülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlü olduğunu”, ayrıca TCMB Rotatif ve işletme KMH kredilerinde yıllar itibari ile ağırlıklı faiz oranlarını yayınlamakta olup ancak davalının sabit % 60 faiz talebinde bulunduğunu, ek Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere sözleşmede Temerrüt faiz oranı konusunda taraflar yazılı anlaşma yapmamış ise uygulanan akdi faiz oranının % 50 fazlası Temerrüt faizi talep edilebileceğini, yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı konusunda uzman rapor alınarak, dava tarihi itibari ile müvekkilinin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davalılar tarafınca davaya yanıt verilmemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davalı banka ile dava dışı asıl kred borçlusu ... ... Ltd Şti arasında 15/06/2011 tarihli 315.000,00-TL limitli Genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmeye davacı ... ile dava dışı ...'nin müteselsil kefil oldukları, Antalya 9. Noterliği'nin 04/01/2012 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacının kredi hesabı kat edilerek ihtarname tarihi itibariyle borç bakiyesinin 202.530,00-TL olduğu bildirilmiştir. Genel kredi sözleşmelerinin 37 maddesi uyarınca;“MüşterininBorçlar Tamamen Ödeninceye Kadar Yükümlülükleri ve Temerrüt Faizi” başlıklı bölümünde ise“…müşteri, sözleşmeden doğan borçları ödemediği taktirde, bunların bankaya ödeneceği tarihlerekadar geçecek günler için Bankaca tespit edilmiş en yüksek cari faiz oranının %50 fazlası” nispetindetemerrüt faizi talep edileceğinin yazılı olduğu, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında; davalı bankanın %40 akdi faiz ve %60 oranındaki temerrüt faizi oranını uyguladığı görülmektedir.T.C.M.B.’nin 31.05.2012 tarih ve ... no.lu iç yazışmaları ve imzalanan kredi sözleşmesi tarihi dikkate alındığında 2013 yılı öncesinde bankaların uyguladıkları faiz oranını serbestçe belirledikleri anlaşılmaktadır. Davacı taraf şirketin %45 hissedarı olduğundan buna göre sorumlu olması gerektiğini ileri sürmüş ise de; davacı aynı zamanda genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefili konumunda olduğundan tüm kredi borcundan da sorumludur. Davacının 18.01.2012 takip tarihi itibariyle toplam borcunun 205.598,39 TL. olduğu, Bilirkişi rapor ve ek raporu ile ... dava tarihi itibariyle toplam borcunun 1.573.894,27 TL. olarak hesaplandığı, icra dosyası kapak hesabının ise 1.555.154,32-TL olduğu dolayısıyla davacının faiz yönünden borçlu olmadığı kısmın bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ; uygulanan faiz oranlarının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı ve denetime elverişsiz olduğunu, faiz belirlenirken TCMB oranlarının ve fiili akti faiz uygulamalarının yanlış yorumlandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Kefalet borcu nedeniyle davalı banka tarafından davacı aleyhine 18.01.2012 tarihinde icra takibi başlatılmış, sonrasında takibe konu alacak, 30.03.2015 tarihinde dava dışı ... A.Ş.'ye temlik edilmiştir. Daha sonra 19.07.2022 tarihinde davacı, aleyhine icra takibinde bulunan davalı bankayı hasım göstermek suretiyle eldeki menfi tespit davasını açmış, tebligat hasım gösterilen bankaya yapılmış ve fakat ... A.Ş adına vekil olarak vekaletname sunan Av. ... ve Av. ... tarafından verilen beyan dilekçelerinde alacağın banka tarafından kendilerine temlik edildiği belirtilerek davalı olarak davaya eklenmeleri talep edilmiş ve yargılama varlık yönetim şirket vekili tarafından takip edilmiştir. Ancak Mahkemece varlık yönetim şirketinin banka yerine davaya davalı olarak eklenmesi yönünden (iradi taraf değşikliği) davacıdan herhangi bir beyan alınmadığı ve bu yönde bir işlem yapılmadığı fakat varlık yönetim şirket vekili olarak vekaletname sunan adı geçen avukatın davalı banka vekili olarak bu sıfatla uyaba kaydının yapıldığı kararın da bu vekile tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.Öncelikle davalı banka tarafından alacağın temlik edildiğine yönelik davacıya herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı gibi, davacı başka şekilde mevcut durumdan haberdar edilmemiştir. Dolayısıyla pasif husumetin tayininde bahsi geçen yanılmanın kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı tartışmasızdır. Alacağı temlik alan varlık yönetim şirketi vekilinin beyan dilekçelerinde alacağı temlik aldığını beyan etmesi ve temlik belgesini ibraz etmesi, yargılamayı takip etmesi üzerine, davacı vekilinin bu konuda bir itirazda bulunmaması ve son celseye kadar davayı sürdürme iradesi, davacının taraf değişikliğine karşı çıkmadığını göstermektedir. Bu durumda mahkemece, HMK'nın 124 ve 115. maddeleri gereğince, davacıya iradi taraf değişikliği yapmak üzere süre verilmesi ve taraf teşkilini sağlaması gerekirken bu konuda işlem yapmaması hatalı bulunmuştur( benzer yönde içtihat için bknz Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29/09/2021 tarih, 2020/4466 esas 2021/5809 karar sayılı ilamı).Diğer taraftan hükme esas alınan bilirkişi raporunda; TCMB’nin 31.05.2012 tarihli açıklaması ile fiilen uygulanan azami akti faiz oranlarının esas alınacağının kabul edildiği, dolayısıyla bu tarihten önce bankaların akti faiz oranını serbestçe belirleyebilecekleri, somut olayda takibin bu tarihten önce olması sebebiyle bankanın %40 akti faizi esas almasında bir usulsüzlüğün bulunmadığı, oranın makul olduğu, bu faize göre sözleşmedeki “akdi faizin %50 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanır” hükmü gereğince %60 temerrüt faizi istenmesinin de makul olduğunun belirtildiği görülmektedir.Mahkemece alınan bilirkişi raporu denetime elverişlilik açısından yeterli bilgi ve veri içermemektedir. Zira kullanılan kredilerden biri kredili mevduat hesabı kredisi olup, bu tür krediler bakımından TCMB'nin yayınladığı değişken faiz oranlarının uygulanmasının gerekip gerekmediği yönünde raporda herhangi bir tartışmanın yer almadığı görülmektedir. Borca esas diğer ticari kredi yönünden ise fiilen uygulanan akti faiz oranlarının dikkate alınmamasının gerekçesi daha ayrıntılı ve açık biçimde irdelenmemiştir. Özellikle takip tarihi öncesi dönem bakımından bankaların faiz serbestisinin sınırlarının ve temerrüt faizinin belirlenmesinde uygulanabilecek objektif kriterlerin açık şekilde ortaya konması gerektiği halde mevcut raporun bu yönlerden açıklayıcı olmadığı görülmektedir.Açıklanan sebeplerle Mahkemece öncelikle taraf teşkiline ilişkin usuli eksiklikler giderildikten sonra dosyanın konusunda uzman başka bir bankacı bilirkişiye tevdi edilerek yukarıda işaret edilen hususlar çerçevesinde mevzuata uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz bulunmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05/05/2023 tarih ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi....