Avukatın müvekkilinden teminat amacıyla aldığı 30.000 TLyi iade etmeyerek görevi kötüye kullanması suçunda, istinaf mahkemesinin beraat kararının eksik inceleme ve taraflar arası gerçek borç alacak tespiti gerekliliği nedeniyle bozulması.
Özet: Temyiz mercii, bir avukatın ihtiyati tedbir teminatı olarak aldığı ve amacı ortadan kalkmasına rağmen iade etmediği parayla ilgili ilk derece mahkemesince verilen görevi kötüye kullanma mahkumiyetini kaldırarak sanığı beraat ettiren bölge adliye mahkemesi kararını, taraflar arasındaki gerçek borç ve alacak miktarının bilirkişi marifetiyle netleştirilmeden eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: 2023/938 Esas, 2024/3378 KararSUÇ
: İcrai davranışla görevi kötüye kullanmaHÜKÜM
: İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın yüklenen suçtan beraatine karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurulmarının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:A. İlk Dereceİstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2022 tarihli ve 2021/434 Esas, 2022/503 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 62/1 ve 51/1. maddeleri gereğince erteli 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.B. İstinafİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 30.10.2024 tarihli ve 2023/938 Esas, 2024/3378 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine hükmolunmak suretiyle hükmün düzeltilerek katılan vekilinin ve sanığın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriKatılan Vekilinin Temyiz İstemiAvukatlık ücreti ve dava masrafları olan 10.000,00 TL’nin başlangıçta tanık ... huzurunda sanığa teslim edildiğine, tanık beyanının Bölge Adliye Mahkemesinin "ücret ödenmediği" gerekçesini çürüttüğüne, suça konu 30.000,00 TL'nin ise "tedbir talebi için" şerhi düşülerek ... Bankası vasıtasıyla gönderildiğinin resmi evrakla sabit olduğuna, İstinaf Mahkemesinin bu parayı avukatlık ücreti sayan gerekçesinin doğru ve yerinde olmadığına, avukatların yaptıkları ... nedeniyle kamusal hizmet sunduklarına, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 247. maddesi kapsamındaki zimmet suçunu oluşturduğuna, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSuç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, davacı katılan vekili sıfatıyla İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/251 Esasına kayden görülen alacak davası sırasında, ihtiyati tedbir kararı için teminat bedeli olmak üzere 27.05.2014 tarihinde 30.000,00 Türk lirasını banka havalesi yoluyla aldığı hâlde gereğine tevessül etmediği, bu suretle görevini ihmal ettiği iddiasıyla açılan kamu davasında; Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilmiş ise de; sanığın parayı vekalet ücreti ve masraf alacağına mahsuben elinde tuttuğunu savunduğu, banka dekontunda ise paranın gönderiliş amacının açıkça "teminat" olarak belirtildiği, sanığın parayı aldıktan iki gün sonra 29.05.2014 tarihinde tedbir talep etmesine rağmen mahkemece 02.06.2014 tarihli tensip zaptı ile bu talebin reddedilmesi üzerine teminat yatırma ihtiyacının ve hukuki sebebin ortadan kalktığı, buna rağmen parayı iade etmeyerek uhdesinde tuttuğu, tanık ...'in 10.000 TL'nin başlangıçta elden ödendiğine dair beyanı ile sanığın soruşturma aşamasındaki "Vekalet ücretinin bir kısmı elden ödendi." şeklindeki kaçamaklı ikrarı nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesinin katılanın sanığa avukatlık ücreti veya dava masrafı olarak herhangi bir ödemede bulunduğuna dair bir delilin bulunmadığı şeklindeki dosya kapsamıyla örtüşmeyen kabulü yerinde olmadığı gibi taraflar arasındaki gerçek borç ve alacak miktarının tereddüde yer vermeyecek şekilde tespiti için dosyanın kül halinde bilirkişiye tevdi edilerek, sanığın hak ettiği yasal vekalet ücreti ile katılan tarafından yapılan tüm ödemeler (banka ve elden) karşılaştırılarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARDeğerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince verilen kararın, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,25.03.2026 tarihinde karar verildi.