Banka çalışanının usulsüz para çekme işlemleri sonucu müşteri mağduriyeti ve adam çalıştıranın sorumluluğu iddiasıyla açılan davanın bölge adliye mahkemesince reddi.
Özet: Müşteri davacı, banka çalışanı olan oğlunun kendi hesabından usulsüzce çektiği paraların tahsili amacıyla davalı bankaya karşı açtığı davada, ilk derece mahkemesi, davacının hesap açılış ve para yatırma belgelerindeki imzaların kendisine ait olmamasına ve bankanın altı yılı aşkın süren itirazsızlık ile oğlunun usulsüz işlemlerine dair savunmalarına rağmen bankayı adam çalıştıranın sorumluluğu prensibi uyarınca sorumlu bularak davayı kabul etmiş; ancak Bölge Adliye Mahkemesi davayı reddetmesi üzerine, davacı vekili bu ret kararını temyiz yoluyla bir üst mahkemeye taşımıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/4850 E.  ,  2026/2407 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI
: 2022/1825 Esas, 2025/451 Karar
HÜKÜM
: Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 6. Tüketici Mahkemesi
SAYISI
: 2017/226 E., 2022/357 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankada hesaplarının bulunduğunu, vadesiz hesabına 08.03.2011 tarihinde 80.000,00 TL para yatırdığını, daha sonra bu miktarın 60.000,00 TL'sini kâr payı almak maksadıyla katılım hesabına aktardığını, bir müddet bankaya uğramadığını, bankaya gittiğinde ise müvekkilinin davalı bankada çalışan oğlunun da dahil olduğu bir kısım çalışanlarca yapılan usulsüzlükler neticesinde müvekkilinin de dahil olduğu bazı müşteri hesaplarındaki paraların çekildiğini, kendisi hariç tüm mağdurlara ödeme yapıldığını öğrendiğini, davalının adam çalıştıranın sorumluluğu hükümleri uyarınca müvekkiline karşı sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek müvekkilinin 08.03.2011 tarihinde vadesiz hesabına yatırdığı 20.000,00 TL'nin şimdilik 200,00 TL'sinin ve aynı tarihte katılma hesabına yatırdığı 60.000,00 TL'nin şimdilik 300,00 TL'sinin işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle vadesiz hesabına yatırdığı 20.000,00 TL'nin ve aynı tarihte katılma hesabına yatırdığı 60.000,00 TL'nin 29.538,73 TL kâr payı ile birlikte işleyecek avans faiziyle beraber tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı banka nezdindeki işlemlere 6 yılı aşkın süre boyunca da herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, davacının müvekkili bankaya gelmediğini, hesaba para yatırma fişlerinin hiçbirinde davacının imzasının bulunmadığını, hesaplara ilişkin müşteri işlemleri sözleşmesinin hesaba para yatırma tarihinden sonra imzalanmış göründüğünü, sözleşmede davacının imzasının bulunmadığını, davacının oğlunun iddia olunan işlemlerin gerçekleşmesi sırasında müvekkili banka personeli olduğunu, bankada çalıştığı dönemde ve özellikle davacının adına hesap açılmış gibi göründüğü dönemlerde müvekkilinin bir kısım diğer müşterilerine hesaplarından para çekerek usulsüz işlemler gerçekleştirdiğini, davacının oğlunun usulsüz işlemlerinin ortaya çıkması üzerine davacının bir çok kez bankaya gelerek konu hakkında ayrıntılı bilgi aldığını, davacının iddiada bulunduğu hesaba 2011 yılında yapılan görüşmelerde ve yaklaşık 7 yıl süresince sahip çıkmadığını, davacının oğlunun yurt dışına kaçması sonrası davacının taahhütlerini yerine getirmediğini, davacının oğlu hakkında ceza yargılamasının devam ettiğini, hesaptaki işlemlerin tamamının davacının oğlu tarafından usulsüz işlemlerin gerçekleştirildiği tarihlerde yapıldığını, 80.000,00 TL miktarlı paranın aynı gün bir saatlik süre içinde saniye aralıklar ile yatırılmış gibi gösterildiğini, tek başına bu yatırma biçiminin dahi bankacılık uygulamasına aykırı olduğunu, bu durumun yatırılmış bir paranın olmadığını gösterdiğini, müvekkili bankaya bizzat para yatırmayan, para yatırma belgeleri, hesap açma sözleşmelerinde imzası olmayan, hesap açmak için bankaya gelmeyen davacının hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 08.03.2011 tarihinde davacı adına vadesiz hesap açılarak, üç ayrı işlemle toplam 80.000,00 TL para yatırıldığı, vadesiz hesaba para yatırılmasına ilişkin üç dekont üzerindeki müşteri imzalarının birbirine benzemediği, işlemlerin ... isimli personelce gerçekleştirildiği, adı geçen personelin aynı zamanda davacının oğlu olduğu, davacının imzalamış olduğu 11.03.2011 tarihli bankacılık hizmetleri sözleşmesinde de müşteri temsilcisi sıfatıyla imzasının bulunduğu, vadesiz hesaba yatırılan 80.000,00 TL’nin 60.000,00 TL’si ile aynı gün vadeli katılım hesabı açıldığı, ancak yatırılan paranın vadesinden önce tamamının çekildiği, dolayısıyla hesaba kâr payı tahakkuk etmediği, vadesiz hesapta kalan 20.000,00 TL’nin de üç ayrı para çekme işlemi ile tamamen ödendiği, vadesiz hesaplar için herhangi bir oranda bir kâr payı ödemesinin söz konusu olmadığı, alınan grafoloji raporuna göre, incelemeye konu belgelerde adına atılı bulunan imzaların mevcut örneklere atfen davacının eliürünü olmadığının belirtildiği, dava dışı ...’ın aynı suç kastı ile birden çok nitelikli zimmet suçunu işlemekten yargılandığı, ancak firari olduğu, halen yakalanamadığı, davalı banka personeli ...'ın davalıya ait hesaplarda yaptığı hukuka aykırı eylemlerden (işlemlerden) adam çalıştıranın sorumluluğu hükümleri uyarınca davacı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu tutarın 200,00 TL tutarındaki kısmına dava tarihinden itibaren, geri kalan kısmına ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, 89.538,73 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu tutarın 300,00 TL tutarındaki kısmına dava tarihinden itibaren, geri kalan kısmına ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına davalı bankada bulunan hesaba davacı adına para yatırılmış ise de, bu paraların davacı tarafından yatırılmadığı, para yatırma iş ve işlemlerinin davalı banka çalışanı olan davacının oğlu ... tarafından gerçekleştirildiğinin banka işlem dekontları ile sabit olduğu, hesaba para yatırma işlemi gerçekleştiren ...'ın davalı bankanın 45 ayrı müşterisinin hesabından usulsüz para çekme işlemleri gerçekleştirdiğinin iddia edilerek hakkında ceza yargılamasının yapıldığı da gözetildiğinde hesaba yatan paranın davacı tarafından banka personeli olan oğlu ...'a verildiği davacı tarafından usulüne uygun delillerle ispatlanamadığının kabulü gerektiği, davacı adına olan banka hesabından para çekme işleminin yapıldığı son işlem tarihinden itibaren yaklaşık 6 yıl sonra davacı tarafından davalıya ihtarname gönderilerek hesaplarındaki paranın ödenmesinin talep edildiği, bu süre içerisinde davacının oğlu olan banka personeli ...'ın davalı banka şubesindeki 45 ayrı müşterinin hesabından para çekme işlemi gerçekleştirmesi nedeniyle ceza soruşturması yapıldığı, 2014 yılında hakkında Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, davacının oğlu hakkında tüm bu iş ve işlemler yapılmasına rağmen davacının ihtarname tarihine kadar davacı bankada kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü hesabı ve parasına ilişkin hiçbir iş ve işlem yapmayarak sessiz kalmasının da çelişkili davranış yasağı kapsamında değerlendirildiği, para yatırma işlem dekontlarındaki imzaların davacının eli ürünü olmadığının grafolog bilirkişi raporu ile tespit edilmesi karşısında paranın davacı tarafından yatırılmadığının sabit bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının, davalı banka nezdindeki hesabında bulunan paranın usulsüz şekilde çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2 hükmü gereğince Tüketici Mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 28.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.