Yük taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, ticari defter incelemesi ve bilirkişi raporu sonrası davanın kısmen kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi.
Özet: Taşıma hizmeti veren davacı ile bu hizmeti alan davalı arasındaki navlun alacağına ilişkin itirazın iptali davasında, davacının müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen yük taşıma sözleşmesi uyarınca davalıya fatura edilen alacakların ödenmediği, davalının ise tüm ödemelerin yapıldığını iddia ettiği uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi ticari defterler ve ödeme belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davalının ödeme iddialarını yeterince ispatlayamadığına, bu nedenle davacının taşımacılık hizmetlerinden kaynaklanan 114.481,67 TL alacaklı olduğuna hükmederek, davalının icra takibine yaptığı itirazın kısmen iptaline ve takibin belirlenen miktar üzerinden devamına, ayrıca %20 icra inkar tazminatına karar vermiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/4861 E.  ,  2026/2408 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI
: 2022/707 Esas, 2025/1178 Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: 2020/881 E., 2022/87 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 02.03.2018 tarihli "Yük Taşıma Sözleşmesi" akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca müvekkili şirketin, davalının belirteceği, yönlendireceği lokasyonlardan, depolardan, tesislerden teslim alacağı malları yine davalının tanımlayacağı bölgeler içerisinde davalının operasyonlarına tahsisi taahhüdü altına girdiğini, davalı şirketin ise müvekkili şirketin işbu hizmeti karşılığında navlun bedeli ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin bu sözleşmede yer alan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, buna karşılık davalı şirkete fatura edilen alacakların kendisine ödenmediğini, davalı tarafa fatura edilen alacağın ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalının, haksız ve kötü niyetli bir şekilde takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında "Yük Taşıma Sözleşmesi" akdedildiğini ve müvekkili şirket tarafından davacıdan taşıma hizmeti alındığını, davacının iddia ettiğinin aksine, davacının vermiş olduğu taşıma hizmetlerinin bedelinin ödendiğini, müvekkili şirket nezdinde davacının ödenmemiş bir alacağı kalmadığını, müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde, davacının müvekkili şirkette herhangi bir hak ve alacağının kalmadığının görüleceğini savunarak davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında taşıma işinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı tarafından cari hesap bakiye alacaklı olduğu iddia edilerek davalı hakkında icra takibine girişildiği, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, alınan bilirkişi kök raporunda, tarafların 20 19... yılı ticari defterlerinin lehlerine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.690.660,41 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalının davacıya 7.222,10 TL borcunun bulunduğu, taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkının 1.683.438,31 TL (1.690.660,41 TL-7.222,10 TL) olduğu, bu farkın sebebinin davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olan bir takım ödemelerin davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklı olduğu, ek bilirkişi raporunda ise, davalı şirket tarafından sunulan bir kısım ödeme evrakları incelendiğinde, listelenen fatura ve avans ödemelerinin dayanak evraklarının dosyada mevcut olmadığı, bu nedenle 603.439,96 TL ödemenin davalının ispatına muhtaç olduğu, listelenen bir kısım fatura ödemelerine dayanak olarak tahsilat makbuzu ve para makbuzu belgelerinin mevcut olduğu, bazı ödemelerde sadece imza bulunduğu, bazı ödemelerde kaşe ve imzanın mevcut olduğu, bazı ödemelerde ...'ün isim ve imzasının bulunduğu, bazı ödemelerde ise kaşe ve imzanın mevcut olmadığı anlaşılmakla birlikte, tahsilat makbuzu ve para makbuzu belgelerinin her zaman düzenlenebilecek nitelikte evrak olduğundan ve ödeme yapıldığına dair karine teşkil edecek davalının başka bir dayanağı bulunmadığından, toplam 690.566,68 TL ödemenin davalının ispatına muhtaç olduğu, takip tarihinden önce davalıya gönderilmiş bir ödeme ihtarının bulunmadığı, takip öncesi işlemiş faiz hesabının yapılmadığı, davalının icra takibinden önce temerrüde düşürülmediği dikkate alınarak davacının vermiş olduğu taşıma hizmetlerinden dolayı davalıdan 114.481,67 TL alacaklı olduğu ve temerrüdün takip tarihi itibariyle oluştuğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu alacağın faturaya dayalı olması sebebiyle alacağın likit ve bilinebilir olduğu dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranında, borçlu davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin asıl alacak miktarı olan 114.481,67 TL üzerinden devamına, asıl alacak bakımından takip tarihinden itibaren takipteki koşullar üzerinden faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak olan 114.481,67 TL'nin %20'si oranında (22.896,33 TL) icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşımadan kaynaklanan fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı taraf, taraflar arasında süregelen ticari ilişki gereği fatura bedellerinin ödendiğini ileri sürmüş ve dayanak olarak dosyaya bir kısım makbuz ve belgeler sunmuştur.
Mahkemece, her ne kadar davalının sunduğu tahsilat makbuzu ve para makbuzu belgelerinin bir kısmının isim yazılarak imzalanmış olduğu, ancak tahsilat makbuzu ve para makbuzu belgelerinin her zaman düzenlenebilecek nitelikte evrak olduğundan ödeme yapıldığına karine teşkil etmeyeceği gerekçesiyle, ödeme makbuzlarını değerlendirmeden, alınan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuşsa da, dayanılan ödeme makbuzları davalının usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerinde kayıtlı olup, makbuzlarda teslim alan kişinin isim ve imzalarının bulunduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, öncelikle, takip konusu fatura bedellerine karşılık, davalının ödeme belgesi olarak ibraz ettiği ve Mahkemece kabul edilmeyen makbuzlardaki parayı tahsil eden kişilerin, davacı nezdinde para tahsil etmeye yetkili çalışan olup-olmadığının tespiti gerektiği gibi, daha önce de aynı kişi tarafından tahsilat yapılıp yapılmadığının tespiti gerekmektedir. Bu husular değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.