Boş senede imza atma iddiasıyla icra takibine uğrayan eski çalışanın, işverene karşı açtığı menfi tespit davasında ispat yükü ve bononun niteliği üzerine temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, kardeşinin tedavisi için işvereni aracılığıyla kredi almak amacıyla boş olarak imzaladığı bir senedin, işvereninin imha ettiğini beyan etmesine rağmen, kendisiyle hiçbir ilişkisi olmayan bir üçüncü şahıs adına doldurulup icra takibine konulması üzerine borçlu olmadığının tespiti, ödenen meblağın iadesi ve tazminat talepleriyle dava açmış; davalılar ise senedin davacının kendilerine olan daire satışı, borç ve çeşitli masraf alacakları karşılığında verildiğini savunurken, ilk derece mahkemesi, boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispat yükünün davacıda olduğu ve davacının bu durumu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
11. Hukuk Dairesi         2026/67 E.  ,  2026/2406 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI
: 2024/812 Esas, 2025/61 Karar
HÜKÜM
: Davalı ... yönünden yeniden karar
verilmesine yer olmadığına, davalı ...
yönünden açılan davanın reddine
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'ın ... Mimarlık İnş. Turizm Gıda Nakliye San. ve Tic. Ltd. Şti'nin sahibi ve yetkilisi olduğunu, davacının 26 yıl süre ile bu şirkette çalıştığını, kardeşinin geçirdiği ağır bir hastalık nedeniyle 20.000,00 TL kadar paraya ihtiyacı olduğunu, davalı ...'dan kendisine yardımcı olmasını istediğini, bu talep üzerine davalının istenilen paranın ödenebilmesi için bankadan kredi alması gerektiğini, kredi alabilmek için de davacı ...'ın bir senet imzalayarak şirkete vermesini istediğini, bu senedi teminat olarak göstererek bankadan kredi çekebileceğini söylediğini, davacının ağır derecede hasta olan kardeşine yardımcı olabilmek için ihtiyaç duyduğu kredi alacağı ümidiyle kendisine uzatılan boş senet kağıdı üzerine kendi el yazısıyla adını ve adresini yazarak imzaladığını ve boş senedin kağıdını patronuna teslim ettiğini, ancak davalı ...'ın daha sonraki günlerde bankadan kredi çekilemediğini, davacının ticari işletmesi olmadığı için banka tarafından kendisine kredi açılamadığını, bu nedenle kendisine yardımcı olamayacağını, davacının imzaladığı belgeyi imha ettiğini söylediğini, davacının patronunun bu sözüne güvenerek imzaladığı belge üzerinde durmadığını, imzalanan bono vasıflı senede dayalı icra takibine girişilmesiyle lehtar olarak davalı ... isminin yazıldığının görüldüğünü, bu davalı ile davacı arasında hiçbir akrabalık, yakınlık, dostluk, alışveriş söz konusu olmadığını ileri sürerek bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra baskısı altında ödenmiş bulunan 48.885,55 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı tarafın %20'den az olmamak üzere tazminatına mahkum edilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın, aleyhine yapılan icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davaya konu bononun, davacının, kardeşi olan davalı ...'a olan borcu nedeniyle kendi rızasıyla verdiğini, bu senedin şahsıyla hiçbir ilgisinin olmadığını, davacının dava dilekçesinde bu senedi kendi rızasıyla vermiş olduğunu kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1997 yılında yapmış olduğu bir inşaatın giriş katında bulunan dairesini, o tarihte müvekkilinin yanında çalışmakta olan davacıya sattığını, tapu devri sırasında ve sonrasında davacının müvekkiline para ödemediğini, davacının müvekkilinin yanında çalıştığı dönem boyunca da müvekkilinden çok defalar borç adı altında paralar aldığını, müvekkilinin davacı adına hastane, tedavi masrafı ve sair ihtiyaçları için toplamda ciddi meblağları bulunan harcamalar yaptığını, dava konusu senedin de davacının müvekkiline olan borçları karşılığında davacı tarafından düzenlenerek müvekkiline verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu senette borcun sebebinin “nakden” olarak gösterildiği ve borcun nakit verildiğine karine teşkil ettiği, kural olarak ispat yükünün davacı borçluda olduğu, davalının beyanları bütün olarak değerlendirildiğinde taraflar arasındaki tüm ilişkinin savunma olarak getirildiği, bu ilişki kapsamında taşınmaz satışının yapıldığının da belirtildiği, bu satışın davalı ... ile davacı arasında gerçekleştiği, takip konusu bononun ise ... ile ilgisinin bulunmadığı, bonoda davacının keşideci davalı ...'ın lehdar olduğu, bedel kısmına nakden ibaresinin yazıldığı, bu kapsamda davada ispat yükü davacı üzerinde olup davacı, senedin boş olarak davalıya teslim edildiğini belirttiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesinin mümkün bulunduğu, tamamen doldurulmamış bononun tedavüle çıkarken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, bono üzerinde yazılı bedel, vade, tanzim gibi tarihlerin gerçekliğini ve varlığını koruyacağı (Yargıtay HGK. 26.02.2003 tarih ve 2003/19-135 E. 2003/105 K. sayılı kararı), bu durumda, davalı borçlunun iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerekmekte olup davacı taraf, senetten dolayı borçlu olmadığını iddia etmiş ise de, imzası davacı tarafından ikrar edilen senetten ... alacağın illetten mücerret olduğu, davacının iddiasının yazılı belge ile ispatlanamadığı, davacı iddiasının sübut bulmadığı, davalı ... yönünden açılan davanın Mahkemenin 06.02.2020 tarihli ve 2019/761 E. 2020/136 K. sayılı kararı ile reddine karar verildiği, bu davalı yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği gerekçesiyle davalı ... yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit, istirdat, kötüniyet tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.