Kendini kamu görevlisi tanıtarak nitelikli dolandırıcılık mahkumiyetinde savunma hakkı ihlali ve takdiri indirim uygulanmaması iddiaları, kararın kesinleşme durumuyla birlikte Kanun Yararına Bozma kapsamında inceleniyor.
Özet: Sanık hakkında kamu görevlisi veya banka çalışanı gibi tanıtarak bilişim sistemleri kullanılarak işlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, sanığın savunma hakkının kısıtlandığı ve takdiri indirim uygulanmadığı gerekçeleriyle kanun yararına bozulması istenmişse de; hükmün usulüne uygun tebliğ edilmediği, eski hale getirme ve istinaf taleplerinin bölge adliye mahkemesince değerlendirilmesi için dosyanın iade edildiği anlaşıldığından, kararın henüz usulüne uygun kesinleşmemesi nedeniyle kanun yararına bozma isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: 2024/237 E., 2025/216 K.SUÇLAR
: Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık, bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarKARAR
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararın kanun yararına bozulmasıAnkara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.05.2025 tarihli ve 2024/237 Esas, 2025/216 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık ve bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f-l-son, 52. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 400.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 03.07.2025 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 18.12.2025 tarihli ve 2025/43502 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2026 tarihli ve KYB-2025/151932 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2026 tarihli ve KYB-2025/151932 sayılı kanun yararına bozma isteminin;“Dosya kapsamına göre,1- Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/07/2022 tarihli ve 2021/6-434 esas, 2022/520 karar sayılı ilamında yer alan, "... alt sınırı beş yıldan az hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanan sanığa, sorgusundan önce ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulduktan sonra istinabe suretiyle sorguya çekilebilecektir. Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı ise sanıkların sorgusunun mutlaka yargılamayı yapan mahkemece gerçekleştirilmesi zorunludur...'' şeklindeki açıklamalar ile,Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 08.09.2025 tarihli ve 2025/2842 esas, 2025/10882 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı alt sınırı beş yıldan az hapis cezasını gerektiren nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı savunmasının alınması amacıyla çıkartılan yakalama emri gereğince İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesince sorgusunun yapıldığı anlaşılmakla birlikte, sanığa sorgusundan önce ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği hususu sorulmadan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196/2. maddesine aykırı şekilde yapılan sorgusuna dayalı olarak ve savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,2- Kabule göre de;Hüküm tarihinde sanığın adli sicil kaydında mahkumiyetine ilişkin başkaca herhangi bir kayıt bulunmadığı halde Mahkemesince somut bir gerekçe belirtilmeksizin, "Sanığın suç işlemeye eğilimli yapısı ile iyi halden yoksun kişiliğe haiz olması nedeniyle öngörülen cezasında TCK nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren uygulama yapılmasına yer olmadığına" şeklindeki soyut açıklama ile sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamasına karar verilmesinde,İsabet görülmemiştir.”Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. GEREKÇEİncelenen dava dosyasına göre; 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi için söz konusu hükmün istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden usulüne uygun bir şekilde kesinleşmesinin gerekeceği, UYAP üzerinden yapılan incelemede; sanık müdafinin 27.10.2025, 30.10.20 25... .11.2025 tarihli kanun yararına bozma ve yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçelerinde, mahkumiyet hükmünün usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediğini, istinaf hakkının saklı tutulmasını ve istinaf başvurusunun süresinde kabul edilmesini beyan ettiği, nitekim yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek kararı inceleyen merci Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.12.2025 tarihli ve 2025/418 Değişik İş sayılı kararında da ; "...hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması taleplerinin reddine yönelik itirazının reddine, hükümlü ... müdafii Av. ... 'nın 25/11/2025 tarihli dilekçesinde eski hale getirme ve istinaf talebi niteliğinde olan talepleri konusunda mahkememizce karar verilmesine yer olmadığına, hükümlü müdafiinin eski hale getirme ve istinaf talebinin değerlendirilmesi için dosyanın görevli ve yetkili Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ilgili ceza dairesine gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine..." şeklinde karar verilmesi karşısında; bahse konu dilekçelerin öncelikle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmesinin gerektiği, inceleme konusu hükmün bu aşamada olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.III. KARARYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.04.2026 tarihinde karar verildi.