Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, şirket ortağı eski müdürün genel kurul kararı olmadan talep ettiği müdürlük maaşı ve kar payı alacaklarına ilişkin menfi tespit davasının istinaf incelemesi.
Özet: İlk derece mahkemesi, davacı şirketin eski ortağı ve müdürü olan davalının icra takibine konu ettiği müdürlük maaşı ve kar payı alacaklarına ilişkin açtığı menfi tespit davasını kabul ederek, şirket ana sözleşmesinde ve genel kurul kararlarında davalı lehine müdürlük maaşı ödenmesine dair bir hüküm bulunmadığı, kar payı dağıtımı için de genel kurul kararı gerektiği ve davalının ileri sürdüğü farklı alacak iddialarının icra takibinde ıslah yoluyla genişletilemeyeceği gerekçeleriyle davacının davalıya borçlu olmadığına karar vermiştir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ
:29/12/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:Antalya 1. Asliye Ticaret MahkemesiKARAR TARİHİ
:23/03/2023DAVANIN KONUSU
:Menfi TespitGEREKÇELİ KARARYAZIM TARİHİ
:29/12/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili, müvekkili şirketin ortağı ve bir dönem mesul müdürlük yapmış olan davalının, Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirkete aylık 20.000,00 TL üzerinden 9 aylık müdürlük maaşı ve 300.000,00 TL kar payı alacağı olmak üzere faizleriyle birlikte toplamda 496.841,09 TL tutarında icra takibi başlattığını, ödeme emrindeki adrese, şirketin taşındığını bilmesine rağmen herhangi bir itiraz olmadan kesinleşmesi adına eski adresine tebligat yaptığını, şirketin adres değişikliği ile ilgili karar alınmasına mani olarak yeni adresin ticaret odasına işlenmesini engellediğini, söz konusu tebligatın TK'nın 21/2. maddesi uyarınca yapıldığı belirtilse de tebligat zarfında bu hususta bir şerh bulunmadığını, zarfın mavi renginin kullanılmadığını ve tebligatı yapan memurun açıklama bölümünde ne yazdığının belli olmadığını, müvekkili şirkete yapılan tebligatların usulüne uygun yapılmadığını, davalının herhangi bir genel kurul kararı olmaksızın kendine 20.000,00 TL müdür maaşı tayin ettiğini, davalı tarafın şirketin müdürlüğü için fazla zaman harcamamakla birlikte aksine şirketi zarara uğratıcı faaliyetlerde de bulunduğunun tespit edildiğini, ücret ödemesinin müdürler açısından zorunlu olmadığını, müvekkili şirketin davalı döneminde zararda olduğunun ve bazı demirbaşların eksik olduğunun tespit edildiğini, bu durumda 20.000,00 TL tutarındaki maaşın akla ve mantığa sığmadığını, davalı şirket müdürü, şirketi zarara uğratmışken şirket kardaymış gibi kar payı istemesinin ve bunu usulsüz bir icra takibi ile yapmasının mümkün olmadığını beyan ederek, davanın kabulü ile; müvekkili şirketin, davalı tarafa borcunun olmadığının tespitine, %20 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davalı vekili, kesinleşen bir takip karşısında menfi tespit davasının gereği olarak davacının iddialarını ispat etmesi gerektiğini, takipteki alacak kar payı olarak beyan edilmiş ise de kast edilenin muavin defterindeki alacak olduğunu, neticeden müvekkilinin takip konusu tutar kadar alacaklı olduğunu beyan ederek, davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Usulsüz tebligat yönünden yapılan değerlendirmede; davacının basiretli tacir olup bizzat dava dilekçesindeki beyanında şirket adresinin değiştirilmesine ilişkin karar alınmaksızın adresini değiştirmesi mümkün görülmediğinden yerinde görülmemiştir. Müdürün ücret alacağı yönünden yapılan değerlendirmede; şirket anasözleşmesi ve ticaret sicil müdürlüğü cevabi yazısı ile gönderilen genel kurul kararları nazara alındığında, bu yönde anasözleşmede bir hüküm bulunmadığı gibi TTK 616/1-f uyarınca genel kurulda davalı lehine bu yönde bir karar alınmamıştır. Davalıya bu belirleme ile tutarlı olarak müdürlük yaptığı dönem boyunca yöneticilikten kaynaklanan ücret de ödenmemiştir. Davalının şirket ortağı olduğu da nazara alındığında anayasada belirlenen angarya yasağı kapsamında bulunmayan davalının genel kurulda karar alınmaksızın ücret alacağı bulunduğu kabul edilmemiştir. Bu alacak kalemi yönünden davalının alacağı bulunmadığı kanaatine varılmakla ret kararı verilmiştir. Kar payı alacağı yönünden; davacı yan takip talebindeki alacağın ıslah yolu ile öne sürülebileceğini savunmuş ise de; ıslah HMK uyarınca dava ve cevap dilekçesindeki iddia ve savunmaların bir defaya mahsus genişletilmesi ve değiştirilmesi hakkı tanıyan bir müessese olup, icra dairesine sunulan takip talebinin değiştirilmesi mümkün değildir. Eldeki dava menfi tespit davası olup, davacının talebi icra dosyasından borçlu olmadığının tespiti olmakla, davalı başka bir alacağı ve farklı bir hukuki sebebi olduğu iddiasında ise yeni takip veya alacak davası açmak suretiyle talepte bulunabilir. Islah anlatılan nedenlerle nazara alınmamış, genel kurul kararı bulunmaksızın kar payı dağıtılmayacağı TTK 608; 616/1-e uyarınca kabul edilmekle, davalının böyle bir alacağı da bulunmadığı kabulü ile davanın kabulüne" gerekçesiyle davanın kabulü ile; davacının Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyadan davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; limited şirketlerde müdürlere ücret ödenmesinin hizmet veya vekalet sözleşmesinden kaynaklanan bir hak olduğunu, genel kurulun ücret belirlememesi veya düşük belirlemesi durumunda müdürlerin emsallerine uygun ücret ödenmesi için dava açabileceğini, ücretin belirlenmesinin de emsal araştırması yapılarak belirleneceğini, icra takibinden doğan itirazın iptali davalarında davacının dava sebebini ıslah ile genişletmesinin mümkün olduğunu, davacıya tanınan bu hakkın, savunma anlamında davalıya tanınmamasının savunmanın kısıtlanmasının yanında hukuk mantığına aykırı olduğunu, menfi tespit davasında yapılan ıslahın yargılamanın seyrinde bir değişiklik yaratmadığını, müvekkilinin şirketten hiçbir alacağı olmadığı yönündeki itirazın zaten mevcut olduğunu, ispat yükünün bu aşamada müvekkilinde olduğu düşünüldüğünde, bu durumun davacının mevcut durumunu değiştiren, onu zora sokan veya usul ekonomisine ters düşen bir hadise bulunmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı şirket eski müdürünün ücret alacağı olmadığının dosya kapsamıyla sabit olmasına, icra dairesine sunulan takip talebinin, davalı tarafından sunulan ıslah dilekçesiyle değiştirilmesinin mümkün olmadığına dair yerel mahkemenin değerlendirmesinin isabetli olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 33.939,30 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 8.484,85 (179,90 + 8.304,95) TL harcın mahsubu ile bakiye 25.454,45 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi....