Davacı tarafından eski kız arkadaşına güvendiği iddiasıyla kendi adına tescil edilmesini istediği taşınmazın tapu iptali ve tescili davasının delil yetersizliğinden reddedilerek istinaf yoluyla temyize taşınması.
Özet: Davacı, eski kız arkadaşı davalı adına tescil edilen ve kendisinin finansmanıyla alındığını iddia ettiği taşınmazın tapusunun iptali ile kendi adına tescilini, aksi halde ödediği miktarın iadesini talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, davacının ödeme yaptığına dair iddiasını yazılı veya kesin delillerle ispatlayamadığı ve yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, istinaf mahkemesi de davacının banka kayıtlarının iddialarıyla çeliştiğini belirterek kararı uygun bulmuştur.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2023/2623 E., 2025/1108 K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Antalya 14. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2022/416 E., 2023/359 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ABD'de yaşadığını ve aynı zamanda Amerikan vatandaşı olduğunu, Antalya'da faaliyet gösteren bir takım şirketler kurduğunu, davalının o dönemki kız arkadaşı olduğunu, şirket adına olan bazı ödemelerin yapılması ve davacı adına bir taşınmaz alması için şirket hesabına 02.10.2017 tarihinde 82.000 Euro para yatırdığını, yatırılan paranın 79.000 Euro'sunun aynı gün içinde davalıya elden teslim edildiğini, davalının bu parayı ... Bankasında bulunan hesabına yatırdığını, müvekkilin aralarındaki ilişki dolayısı ile güven duyduğu davalıya göndermiş olduğu para ile kendi adına taşınmaz alınmasını istediği, dava konusu 2 numaralı bağımsız bölümün davacının yurt dışında olması ve davacının boşanmaya ilişkin tanıma tenfiz davasının bulunması nedeniyle taşınmazın sonradan davacıya devredilmek üzere davalı adına satın alındığını, davalının davacının güvenini sağlamak amacıyla dava konusu taşınmazı 18.09.2020 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetname ile davacıya vasiyet ettiğini, vasiyetnamenin tek taraflı işlem olup dönülmesinin mümkün olduğunu iddia ederek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapunun iptali ile davacı adına tesciline, ikinci kademede ise taşınmazın değerinin tespiti ile davacının ödediği miktar da dikkate alınarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu 3 katlı bağımsız bölümü, eski sevgilisi olan davacının sahibi bulunduğu iki şirketin merkezi olarak göstermesi amacıyla 2018 yılında muvazaalı olarak kiraya vermiş olduğunu, ancak davalı ve davacının bahse konu taşınmazı mesken olarak kullandıklarını, ikametlerinin de bu evde olduğunu, davacının bahse konu kontratı yapmaktaki esas amacının düşük stopaj ödemek olduğunu, ancak müvekkilinin bunu daha sonra öğrenmiş olduğunu, ayrıca ilgili taşınmazın şirket merkezi olarak kullanılabilmesi için belediyeden ve içinde bulunduğu siteden de gerekli izinlerin alınamadığını, bu sebeple herhangi bir şekilde şirket merkezi olarak kullanılmadığını, davalı ile davacının 8 ay önce ayrıldığını, davacının özel eşyalarını alarak yurtdışına gittiğini, davacının muvazaalı kira sözleşmesine dayanarak davalının evde bulunmadığı bir zamanda polis ve çilingir aracılığıyla bahse konu taşınmazın kilidini değiştirttiğini, ayrıca Antalya şartlarında kiranın 300,00 TL olamayacağını, müvekkilinin, davacı ile ilişkisi olmadan önce de taşınmaz mal varlığının, kira gelirlerinin, çalıştığı işletmeden aldığı maaşının ve aracının bulunduğunu belirterek haksız davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "... dava konusu taşınmazın, 08.01.2018 tarihli 783 yevmiye sayılı resmî senet ile 260.000,00 TL bedelle önceki maliki ...dan davalı tarafından satın alındığı, davalı tarafından konut kredisi kullanıldığından taşınmaz üzerine 100.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiği, davacı yanın dava konusu taşınmazın parasının kendisi tarafından verildiği yönündeki iddialarının ispat edilemediği, davacının iddiasını ispat eder yazılı delil bulunmadığı, yazılı delil başlangıcı da bulunmadığı, eldeki davanın tanık deliliyle ispat edilemeyeceği, yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesinin olanaklı olduğu ve ispat yükünün davacıda olduğu, davacıya yemin delilinin hatırlatıldığı ancak davacı yanın yemin deliline dayanmadığı, davanın ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...davacı veya davacının şirketlerinin ... Bankasındaki hesaplarından 02.10.2017 tarihinde 82.000 Euroluk bir hesap hareketi olmadığına ilişkin banka yazısının bulunduğu, davalının ... bankasındaki hesabına kendisinin 02.10.2017 tarihinde 82.000 Euro para yatırdığı, aradan 3 aydan fazla süre geçtikten sonra 08.01.2018 tarihinde taşınmazı kendi adına satın aldığı, satın alırken ... bankasından kredi kullanarak taşınmazı satın aldığı, davacı tarafın dava ve cevaba cevap dilekçesinde taşınmazın kendilerince gönderilen 82.000 Euro ile kendi namlarına alındığını ancak iade edilmek üzere davalı adına tescil edildiğini ileri sürdüğü ancak buna ilişkin yazılı delil sunmadığı gibi davalıya banka yoluyla para gönderildiğine ilişkin yazılı delil başlangıcı olabilecek bir delil de sunamadığı, dolayısıyla inanç sözleşmesinin ispatlanamadığı, hatırlatılmasına rağmen davacının yemin deliline dayanmadığı, istinaf aşamasında taşınmazın alınımında davalı tarafından kullanılan kredinin kendilerince ödendiğini savunsalar da bunun iddianın genişletilmesi kapsamında kaldığı ve istinaf aşamasında bu iddiaya itibar edilmesinin mümkün olmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;1. Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek davacının yurtdışında bulunduğu sırada dava konusu taşınmazın davalı adına satın alındığını,2. 82.000 Euro'nun davalıya verildiği hususunda ihtilaf bulunmadığını, paranın davalıya elden verildiğini, paranın davalı tarafından bankaya yatırıldığının sabit olduğunu, bu hususların tanık beyanları ile ispat edildiğini, davalı tarafından paranın alındığının kabul edilmesinin delil başlangıcı niteliğinde olduğunu,3. 82 000 Euro'nun amaçsız olarak davalıya verilmeyeceğinin açık olduğunu,4. Keşifte de görüldüğü üzere dava konusu bağımsız bölümde davacının oturduğunu,5. Hiç kimsenin kendisine ait evi uzunca bir süre başkasının kullanımına bırakmayacağını,6. Davalının hazırladığı vasiyetname ile davacıda güven oluşturmaya çalıştığını,7. Dava konusu taşınmazın davacının yurt dışında olduğu sırada davalı tarafından terk edildiğini,8. Davalının kendisine fayda sağlamak amacıyla kredi kullanarak Kanunu dolanma yoluna başvurduğunu, kaldı ki kredi ödemelerinin de davacı tarafından yapıldığını,9. Davalının delil göstermediğini, kredi kullanımına ilişkin delile dayanamadığını, İlk Derece Mahkemesince celp edilen kredi kayıtlarının hukuken geçerli delil niteliğini taşımadığını,10. Tanık beyanlarının dikkate alınmadığını,11. Dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle işlemlerin geriye doğru iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.