Kredi borcunu ödeyemeyen borçlunun teminat taşınmazını bankaya devretmesi durumunda, alacaklıya geçme yasağı, gabin ve vefa hakkı iddialarıyla açılan tapu iptali ve tescil davasının temyiz incelemesi.
Özet: Ekonomik sıkıntılar nedeniyle banka kredi borcunu ödeyemeyen davacı, bankanın önerisiyle kredisine teminat olan gayrimenkulünü bir satış işlemi ve vefa hakkı protokolüyle davalı bankaya devrettiğini; bu devrin alacaklının rehnedilen malın mülkiyetini edinme yasağına (lex commissoria) aykırı olduğunu, gabinli olduğunu, vefa hakkı kapsamında geri alınması gerektiğini ya da sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini iddia ederek tapu iptali ve tescil talep etmiş; ilk derece mahkemesi vefa bedelinin depo edilmemesi nedeniyle davayı reddetmiş ve bu karar istinafça da onanmıştır.
7. Hukuk Dairesi         2025/3328 E.  ,  2026/1524 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI
: 2024/1357 E., 2025/498 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2021/34 E., 2021/508 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin ... Bankası T.A.O'dan kullandığı kredinin teminatı olarak davaya konu 2 39... parsel numaralı gayrimenkule, davalı Banka lehine 31.05.2012 tarihinde 1. dereceden ipotek kurulduğunu ve bu ipoteğin hâlâ dava konusu gayrimenkulün tapu kaydında aktif olarak bulunduğunu, davacının kredi taksit ödemelerini 2017 yılına kadar düzenli olarak yapmakta iken piyasada var olan ekonomik krizden dolayı taksitlerin ödenmesinde istemeden gecikmeye düştüğünü ve ödemelerde zorlandığını, bunun üzerine davacının borçlarının muaccel olması durumunda, hakkında icra takibi başlatılacağı ve akabinde de ticari hayatının daha da kötüleşeceği inancı ile kredi yapılandırması için davalı Bankaya müracaat ettiğini, davalı Bankanın müvekkiline iki alternatif sunduğunu, bunlardan birincisinin standart yol olan ihtarname çekilmek sureti ile temerrüde düşürülüp icra takip işlemlerinin başlatılması olduğunu, ikinci alternatif olarak da, işbu davaya konu taşınmazın, kredi borçlarının tahsiline teminat olmak üzere müvekkili lehine sözde vefa hakkı tanınarak davalı Bankaya devredilmesi yolunun gösterildiğini, davacının ticari hayatının devam edebilmesi için Bankanın bu teklifini kabul etmek zorunda kaldığını ve işbu davaya konu taşınmazı 06.07.2017 tarihinde davalı Bankaya satış şeklinde göstererek devri ile beraber aynı gün devre esas olan vefa protokolünü imzalamak zorunda kaldığını, alacak muaccel hâle gelmeden taşınmaz satış yolu ile davalı Bankaya devredildiğinden ... yasağı kapsamında bu tapu devrinin geçersiz bir devir olduğunun açık olduğunu beyanla; dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı müvekkili adına tapuya tesciline, Mahkeme aksi kanaatte ise; gabin nedeniyle davalı adına olan tapunun iptali ile davacı müvekkili adına tapuya tesciline, Mahkeme aksi kanaatte ise; vefa sözleşmesi gereğince davacı müvekkilinin ödeyeceği bedelin tespiti ile mahkemeye depo edilmesine müteakip dava konusu 2 39... parsel numarasında kayıtlı gayrimenkulün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı müvekkili adına tapuya tesciline, tüm bu taleplerinin reddi hâlinde davalı Banka alacağının çok üzerinde bir bedel ile gayrimenkulü almış olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda bilirkişilerce tespit edilecek değerin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın arabuluculuk dava şartının gerçekleşmemesi ve görev yönünden reddinin gerektiğini, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, gabin iddiasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediğini, ... yasağına ilişkin beyanları kabul etmediklerini, davacının borçlarının muaccel olması ve adı geçen tarafından ödenememesi sebebi ile davacı ve Banka arasında davacının borçların teminatında bulunan taşınmazın Bankalarına satılması suretiyle borçlarının tasfiye edilmesi yönünde anlaşma yapıldığını, ipotek sözleşmesinde ipoteğe konu malın borcun ödenememesi hâlinde alacaklıya geçeceğine dair bir ibarenin bulunmadığını, ... yasağının ancak bu şekilde bir hüküm olması hâlinde mevzu bahis olabileceğini, oysa, taşınmazın mülkiyetinin Bankalarına geçmesinin tümüyle taraflar arasında yapılan borç tasfiye sözleşmesi gereği yapılan tapuda devir işlemine dayandığını ve davacının iradi temlikine dayalı olduğunu, yine davacının vefa akdine ve sebepsiz zenginleşme iddialarını da kabul etmediklerini beyanla; haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile vefa bedelinin depo edilmesi için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verildiği, verilen 2 haftalık kesin süre içinde davacı tarafından vefa bedelinin depo edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkeme tarafından hukuka aykırı karar verildiğini, ... yasağına dayalı tapu iptal ve tescil talebinin kabul edilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından taşınmazın değerinin 1.350.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, davacının davalıya borcunun ise 369.681,36 TL olduğu satış tarihindeki değeri arasında 3,6 kat fark olduğunu, gabin nedeni ile dava konusu gayrimenkulün tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, Mahkemenin süresi içinde depo bedelini yatırmadığından davayı reddettiğini, davacı müvekkile verilen kesin süre içerisinde mahkemeye depo edilmesine karar verilen bedelin hatalı hesaplandığını, davalı Bankanın dava konusu taşınmazda ipoteği devam ettiğinden depo kararı verilmeden davanın kabul edilmesi gerektiğini, davalı Bankaya ödenmesi gereken borcun depo kararındaki kesin sürenin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin davanın reddine karar verirken belirttiği gerekçenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, geri alım protokolünün geçersiz olduğunu tespit ettikten sonra, geçersizliği kabul edilen sözleşmeye dayalı olarak davacının tapu tescil talebinde bulunabileceğinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca taşınmazın müvekkili Bankanın mülkiyetine 06.07.2017 tarihli resmî satış sözleşmesi ile geçtiğini, davacı tarafça tapu resmî senedinin aksini ispatlayacı bir resmî belge sunulmamışken tapu tescil hakkının doğduğu ve satış bedelin depo edilmesi gerektiği yönündeki gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin "davanın reddi" yönündeki hükmü sonuç itibarıyla doğru olmakla birlikte gerekçesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ... yasağına (ipotek konulan taşınmazın ipotek alacaklısına geçirilmesine ilişkin sözleşmenin geçersizliğine) dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci aşamada gabin hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, son aşamada ise vefa hakkına dayalı tapu iptali ve tescil, terditli tazminat istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.