İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin, taşıma sözleşmesinden kaynaklı navlun alacağının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında verdiği karar özeti.
Özet: Bu itirazın iptali davasında davacı, davalıya ait bir emtianın taşıma sözleşmesi uyarınca eksiksiz teslim edildiğini, 530 Euro bedelli taşıma faturasının usulüne uygun düzenlenip e-arşiv üzerinden davalıya tebliğ edildiğini ve süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleştiğini iddia ederek ödenmeyen navlun bedeli için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı ise taşıma sözleşmesinin varlığını ve ifasını reddederek, faturaya itiraz edilmemesinin borcu tek başına ispatlamadığını ve tek taraflı düzenlenen belgelerin kendisini bağlamadığını savunmuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının kestiği faturanın usulüne uygun olduğu, davalıya teslim edildiği, takip öncesi itiraz edilmediği ve fatura içeriğindeki hizmetin davalının bilgisi dahilinde olduğu tespit edilmiştir.

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: 2026/1006 EsasKARAR NO
: 2026/793DAVA
: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)DAVA TARİHİ
: 11/03/2026KARAR TARİHİ
: 22/09/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Şirketi ile davalı ...Şirketi arasında bir taşıma ilişkisi bulunduğunu, davalıya ait dümen makinesi emtiasının ...'dan...'daki ....adresine taşınması hususunda anlaşıldığını, taşıma işleri organizatörlüğü görevini üstlenen müvekkilinin ... plakalı araç ve ....referans numaralı sevkiyat kapsamında edimini eksiksiz yerine getirdiğini, emtianın 11/03/2025 tarihinde alıcı tarafından hasarsız ve eksiksiz teslim alındığını, CMR Konvansiyonu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca taşıma sözleşmesinin varlığının ve ifasının sabit olduğunu, taşıma hizmetine ilişkin 04/03/2025 tarihli ve 530,00-EUR bedelli ... seri numaralı faturanın davalıya tebliğ edildiğini, süresi içinde itiraz edilmeyen fatura içeriğinin kesinleştiğini, ödenmeyen navlun bedeli için 17/11/2025 tarihinde ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazı üzerine takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı asil tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkil aleyhine ... 12. İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında iddia edilen taşıma sözleşmesinin varlığının ve ifasının kabul edilmediğini, bu hususların yargılamayı gerektirdiğini, takibe süresi içerisinde itiraz edilerek durdurulduğunu, taraflar arasında geçerli bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, müvekkilin bu yönde herhangi bir irade beyanının mevcut olmadığını, TTK ve CMR hükümleri uyarınca karine teşkil edecek karşılıklı irade beyanlarının bulunmadığını, davacı tarafından sunulan teslim, dolaşım, gümrük ve ihracat evraklarının tek taraflı düzenlendiğini, bu belgelerin müvekkili bağlamadığını, müvekkil tarafından düzenlenmiş herhangi bir fatura veya belgenin taşıma ile bağlantısının olmadığını, davacının taşıma ilişkisinin varlığını ve ifasını ispatla yükümlü olduğunu, ödemenin yapılmadığına ilişkin ispat yükünün de davacıda bulunduğunu, davacının kendi temin ettiği tek taraflı belgelere dayandığını, teslim belgesi üzerindeki imza ve kaşenin yetkili kişiye ait olup olmadığının belirsiz olduğunu, bu nedenle belgenin müvekkil aleyhine delil teşkil etmediğini, emtianın hasarsız ve eksiksiz teslim edildiği iddiasının kabul edilmediğini, faturaya itiraz edilmemiş olmasının tek başına borcun varlığını ispatlamayacağını, faturanın ancak geçerli bir borç ilişkisine dayanması halinde hüküm ifade edeceğini, somut olayda muaccel ve tartışmasız bir alacağın bulunmadığını, taşıma sözleşmesinin varlığı ispat edilmeden ödeme yükümlülüğünden bahsedilemeyeceğini, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, icra takibine yapılan itirazın haklı ve yerinde olduğunu, itirazın iptali koşullarının oluşmadığını, uyuşmazlığın teknik inceleme gerektirdiğini, alacağın likit olmadığını ve müvekkilin itirazının kötü niyetli olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki taşıma ilişkinden kaynaklı alacağa yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkin olduğu anlaşıldı.Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Mahkememizce
:a-Tarafların BA-BS formları için ilgili vergi dairelerine, müzekkereler yazılmıştır.3- Bilirkişi tarafından mahkememize 02/06/2026 tarihinde sunulan raporda :"Davacı tarafında kesilen faturaların davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı,Davacı tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu faturanın e-fatura şeklinde usulüne uygun düzenlendiği, faturanın davalı yana e-arşiv portalı üzerinden teslim edildiği, davalı yanın faturaya takip öncesi itirazının olmadığı, fatura içeriği ürün hizmetine konu faturaları dava dosyası davacının takip dayanağı alacağına esas fatura münderecatındaki Hizmetinin davalının bilgisi dahilinde olduğu kanaati hasıl olmuşturDosya kapsamına sunulan Davacı ve Davalı tarafa Ait Satış Karşılaştırılmalı bildirimi ve davacı ticari defter kayıtları birlikte incelendiğinde; davacı tarafından 2025 yıllarında davalıya düzenlenen faturalara ilişkin olarak FormBA - BS bildirimlerinin verildiği anlaşılmaktadır.Taraflar Arasında 2025 yıllarında 530,00 EURO (26.067,30TL) Tutarında Hizmet faturası kestiği, davalı tarafın bu faturalara istinaden davacı yana Ödeme Yapılmadığı bu Hususta Davacının yanın davalıdan kaydı olarak 31.12.2025 Tarihi İtibariyle 530,00 EURO (26.067,30TL) tutarında alacaklı olduğu Sonuç ve kanaatine varılmıştır. Takdir Sayın Mahkemenize aittir." şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.5-Davaya konu icra takip dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki taşıma ilişkisine istinaden gerekli taşımaların yapılmasına rağmen davalı tarafından bedellerinin ödenmediğini, başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasında bir taşıma ilişkisi olmadığını, davalı tarafından davacıya verilmiş bir talimat olmadığını, davacının sunduğu belgelerin tek taraflı düzenlendiğini, emtianın hasarsız ve eksiksiz olarak teslim edildiği iddiasını da kabul etmediklerini, teslime ilişkin sunulan belgenin hangi koşullarda imzalandığının tartışmalı olduğunu iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı tarafından ilk olarak icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olup, Mahkememizce yapılan incelemede davaya konu icra takibinin faturaya dayalı olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 89/1. Maddesine göre para alacaklarının götürülecek alacak niteliğinde olması nedeniyle alacaklının yerleşim yerinin de takipte yetkili olacağı, davacı adresinde bulunan icra dairesinin de bu sebeple takipte yetkili olması nedeniyle davacının adresine göre ... İcra Daireleri'nin takipte yetkili olduğu anlaşılmakla öncelikle davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı anlaşılmış ve değerlendirilmiş davanın esasına girilmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise inceleme kesin süresi içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır.Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2025 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalıya toplam bedeli 530,00 Euro olan bir adet fatura kesildiği, davalı tarafından yapılmış ödeme olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının kendi defter ve kayıtlarına göre davalıdan 530,00 Euro alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davacı tarafından düzenlenen faturanın e-fatura niteliğinde olduğu, e-fatura sistemi üzerinden faturanın davalıya tebliğ edildiğinin ve davalı tarafından faturaya itiraz edilmediğinin bilirkişi tarafından tespit edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair de Mahkememiz dosyasına herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır.6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturaya davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde; takibe konu faturanın davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır.Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu taşıma sözleşmesindeki malı taşıyarak alıcıya teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu taşıma ilişkisi kapsamındaki malın alıcısına teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi ... E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise... E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ...'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."Yargıtay 17. Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturaya yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların alıcısına teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Davacı tarafından sunulan taşıma belgeleri de bilirkişi tarafından incelenmiş olup; ilgili taşıma senetlerine göre taşınan malların alıcısına teslim edildiği, hasar bulunduğuna dair de herhangi bir ihtirazi kayıt ya da davalı iddiasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 530,00 Euro borçlu olduğu anlaşılmaktadır.Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının taşıma sözleşmesine konu işi ifa ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini veya cevap dilekçesindeki taşıma ilişkisinin gereği gibi yerine getirilmediği hususlarında ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi ... Esas,... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ise ... Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 530,00 Euro alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine veya istenemeyeceğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 530,00 Euro asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının döviz alacağı yönünden talep edebileceği faizin 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı olduğu anlaşılmakla, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 5.213,46-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜNE,Buna göre; davaya konu ... 12. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında 530,00-Euro asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı ile icra dairesinin yetki itirazı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 5.213,46-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 1.942,67 TL harçtan, peşin yatırılan 732,00 TL harcın düşümü ile geri kalan 1.210,67 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,4-Davacı tarafından yapılan 732,00 TL Peşin harç ve 732,00 TL başvurma harcı 8.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 215,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 9.679,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 27.235,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,7- 4.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair;6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca KESİN olarak verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026Katip¸e-İmzalıdır.Hakim¸e-İmzalıdır.