Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, icra takibine konu senetlerle ilgili menfi tespit davasında ödeme ve güven kötüye kullanımı iddialarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalı tarafından hakkında başlatılan icra takibine konu senetlerden biri için borçlu olunmadığının tespiti amacıyla açtığı menfi tespit davasıyla ilgilidir; davacı, senetlerin oğlunun ve davalının eşinin ortak şirketi için emaneten verildiğini, 10.000 USDlik senedin banka aracılığıyla davalıya ödendiğini ve davalının ödemeye rağmen senedi iade etmeyip haksız yere icra takibi başlattığını iddia ederken, davalı ise senetlerin davacının kendisine olan doğrudan borcu karşılığında verildiğini, ödeme yapılmadığını, emanet iddialarının asılsız olduğunu ve davanın icra takibini geciktirme amacı taşıdığını savunmaktadır.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: 2023/1884KARAR NO
: 2026/2301KARAR TARİHİ
: 04/09/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 15/03/2023NUMARASI
: 2019/266 Esas, 2023/176 KararDAVACI
: ... -TCK NO:...VEKİLİ
: Av. ...,DAVALI
: ... - TCK NO:..., ...VEKİLİ
: Av. ...DAVANIN KONUSU
: Menfi TespitİSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ
: 04/09/2026YAZIM TARİHİ
: 04/09/2026.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/266 esas ve 2023/176 karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı tarafından müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/6380 Esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğunu, alacaklı alacağın/senedin tarafı olmadığını, alacaklı sıfatı bulunmadığını, söz konusu icra takibine konu senetlerin müvekkilinin oğlunun ve alacaklının eşinin ortak olduğu şirket işi ile ilgili müvekkili tarafından alacaklıya emaneten verildiğini, alacaklı ile müvekkili arasında bir hukuksal ilişki bulunmadığını, söz konusu senetlerin müvekkilinin oğlunun ve alacaklının eşinin ortak olduğu şirket ile ilgili müvekkili tarafından emaneten verilen senetler olduğunu, icra takibi dayanağı iki senet olduğunu, söz konusu senetlerden davaya konu ettikleri 10.000.USD tutarlı 15.11.2018 vade tarihli senet bedeli davalı-alacaklı yana ödendiğini, 03.12.2018 tarihinde 1.500.USD, 01.02.2019 tarihinde 7.405.Euro karşılığı-parite-8.500.USD olarak ... Bankası'nda ve banka müdürünün şahitliğinde alacaklıya ödendiğini, alacaklının da bu bankada güvenlik görevlisi olduğunu, paraları aynı bankadaki kendi banka hesabına yatırdığını, müvekkilinin 7.405.Euro'yu ödediğinde daha önce ödediği 1.500.USD ile birlikte 10.000.USD ödemiş olduğunu ve 10.000.USD tutarlı senedi iade etmesini alacaklıdan istediğini, alacaklının ise bankada çekmecesine bakarak senedin yanında olmadığını, ancak diğer senet bedelinin 5.650.USD ödendiğinde hepsini sonra getirip vereceğini söylediğini, davalı müvekkilinin aradaki güven ilişkisini de kullanarak aldattığını, kandırıp oyalayarak senedi iade etmediğini, sonrasında da alacaklının anlaşılamaz bir şekilde haksız ve kötü niyetli olarak her iki senedi de birlikte icra takibine konu ettiğini, alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının aradaki güven ilişkisini kötüye kullandığını, hile ile müvekkilini aldatarak senetleri iade etmediğini, haklı davalarının kabulü ile .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/6380 sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 01.08.2018 tanzim 15.11.2018 vade tarihli 10.000.USD-61.000,00.TL tutarlı senetten dolayı alacaklı yana borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, davacı tarafın iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, icra takibine konu senedin borçlusunun davacı taraf olduğunu, davacı tarafın müvekkiline olan borcu nedeni ile bu bononun düzenlendiğini, müvekkilinin eşi ile bir ilgisi bulunmadığını, bonoların borcun ödenmesi amacıyla vade tarihi belirtilerek müvekkiline verildiğini, emaneten verilmesi halinde teminat senedi ibaresinin bulunacağını ve bononun da ödeme tarihinin de bulunmayacağını, davacı tarafın iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, icra takibine dayanak olan bonoların bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, müvekkili tarafından icraya konulduktan sonra bir kısım icra dosyasına ödeme yapıldığını, İcra Müdürlüğüne yapılan ödemenin davacı tarafın müvekkiline karşı borçlu olduğunu ortaya çıkardığını, bu ödeme dışında davacı borçlu tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını, hiçbir yasal dayanak, yazılı delil ve belge olmadan iş bu davanın açılmasının açıkça müvekkilinin alacağına kavuşmasını engelleme amacı güttüğünü, davacı tarafın emanet senedi olduğunu, davacının taraf olmadığı iddiasından beyanından sonra davacının aslında ödemenin yapıldığı iddiasının da zaten davacı tarafın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir hile yapacak durumu olmadığını, davacı taraf ile müvekkilinin yıllardır tanıştıklarını ve müvekkilinin kendi ticareti ile uğraşan dürüst bir insan olduğunu, davacı tarafın müvekkilinin hile yaptığı iddiasını kabul etmediklerini, yabancı para borcu alacağı bulunan müvekkilinin icra takibine konu alacağı faizi Kanunda belirlenen yabancı para borcuna uygulanan asgari faiz oranı olduğunu, komisyon talebinin de usul ve yasaya uygun olduğunu, hiçbir yasal gerekçe olmadan sadece icra takibini sürüncemede bırakmak amacı ile iş bu davanın açılmış olması ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın haksız ve nedensiz olarak likid alacağa karşı %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davacının ödeme iddiasını ve davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; telefon görüşme kayıtlarının, banka kayıtlarının ve banka dekontlarının yasal düzenlemeler gereği delil başlangıcı sayılan delillerden olduğunu, delil başlangıcı teşkil eden banka kayıtları ve dekontlarına destek olarak ceza dosyasındaki tarafsız tanıklarının beyanları ile de sanığa bankada yapılan ödemelerin doğrulandığını, davalının gerek ceza dosyasında ve gerekse görülen iş bu dava dosyasında birbirine tamamen zıt beyanlharının ve hatta davaalının ceza dosyasında tanık olarak dinlettiği kardeşinin beyanı ile dahi tezata düşmesi durumlarının gözetilmesinde yine davalının ceza dosyasındaki beyanları ile bu davanın yeminli beyanları arasında tezat gözetildiğinde davadaki haklılığın ortaya çıkacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamıHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı tarafından müvekkili aleyhine bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, zira dava konusu bononun davalıya emaneten verildiğini, ayrıca bedelinin de ödendiğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, davalı ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup, işbu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olmadığının ispat yükümlülüğü davacı-borçlu tarafa aittir. Davacı taraf senedin teminat senedi olduğunu ve gerçek bir borcu yansıtmadığını HMK'nın 200 ve 201. maddeleri gereği yazılı delil ile ispatlamalıdır. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2019 tarih ve 2018/2939 esas, 2019/4786 karar sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19/01/2016 tarih ve 2015/7912 esas, 2016/285 karar sayılı kararları da bu yöndedir.)Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacının dava konusu senedin emaneten verildiğini ve bedelinin ödendiğini yazılı delil ile ispatlayamadığı, ceza dosyasında yapılan yargılama sonucu davalının beraatine karar verildiği ve işbu kararın istinaf aşamasından geçerek kesinleştiği, ayrıca davacı tarafça çekişmeli vakıalarla ilgili davalıya yemin teklif edildiği ve davalı tarafından duruşmada yeminin eda edildiği, yeminin kesin delil mahiyetinde olduğu ve neticede davacının iddialarını ispatlayamadığı, bu sebeple davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 269,85.TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA,4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,5-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından talep eden lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE,Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere ve oybirliğiyle karar verildi.04/09/2026...Başkan...¸e-imzalıdır...Üye...¸e-imzalıdır...Üye...¸e-imzalıdır...Katip...¸e-imzalıdır