Tapu sicilindeki hatalı yüzölçümü kaydı nedeniyle Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca Hazineden tazminat istemiyle açılan davada verilen bozma kararları sonrası yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Mülk sahiplerinin, tapu sicilinde yanlış kaydedilen yüzölçümü nedeniyle uğradıkları zararların 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi uyarınca hazineden tazmini talebiyle açtığı davada, yerel mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği kararlar, daha önce iki kez usuli eksiklikler ve bilirkişi raporundaki değerleme hataları gibi gerekçelerle bozulmasına rağmen, yerel mahkemenin üçüncü kez aynı yönde karar vermesi üzerine davalı hazine tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda, üst mahkemece yerel mahkeme kararının tekrar bozulmasına hükmedilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/7247 E.  ,  2026/2256 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2024/189 Esas, 2025/67 Karar
KARAR
: Kabul
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... köyü 792 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, dava konusu taşınmazı 25.06.2003 tarihinde satın aldıklarını, satın alırken taşınmazın alanının tapu kaydında 3.360 m² olarak belirtildiğini, kadastro müdürlüğü nezdinde yapılan çalışma sonucunda taşınmazın alanının 2.447,48 m² olduğunun anlaşıldığını, böylece taşınmazın alanının 912,52 m² azaldığını, bu nedenle müvekkillerinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararların 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazine tarafından tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmazın yüzölçümünün düzeltildiği davacı maliklere tebliğ edildiği hâlde, söz konusu düzeltmeye davacılarca süresi içinde itiraz edilmediğini, bu nedenle eldeki davanın açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.02.2016 tarihli ve 2014/516 Esas, 2016/81 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 16.02.2016 tarihli ve 2014/516 Esas, 2016/81 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; somut olayda davacı vekilinin dava dilekçesinde 10.000,00 TL tazminat talebinde bulunduğu, davanın niteliği itibarıyla nispi harca tâbi olmasına rağmen, dava harcı olarak 170,80 TL nispi harç yatırdığı, sonra da 24.11.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerinin 1.642,536,00 TL'ye yükseltildiği, ancak ıslah edilen kısma ilişkin nispi harcın yatırılmadığı, Mahkemece ıslah harcı tamamlanmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm kurulduğu, bu durumda Mahkemece yürürlükteki harçlar tarifesi uyarınca ıslah edilen dava değeri üzerinden ıslah harcını ödemesi konusunda davacıya usulünce süre verilip harç tamamlanırsa ıslah edilen miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken, harcı tamamlanmayan ıslah dilekçesine değer verilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 09.03.2021 tarihli ve 2020/255 Esas, 2021/43 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 09.03.2021 tarihli ve 2020/255 Esas, 2021/43 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemiyle açılan davada hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirme gününden sonraki tarihte yapılan emsal satışlar esas alınarak değer tespiti doğru olmadığı gibi emsal taşınmazların dava konusu taşınmaza göre küçük yüzölçümlü oldukları da nazara alındığında bilirkişi raporunun inandırıcı bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmazın yüzölçümünün düzeltildiği davacı maliklere tebliğ edildiği hâlde, söz konusu düzeltmeye davacılarca süresi içinde itiraz edilmediğini, bu nedenle eldeki davanın açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, müvekkili Hazinenin bu tür davalarda yasal hasım olduğu için maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.