Yargıtay 2. Ceza Dairesi, konut dokunulmazlığı ihlali suçunda HAGB nedeniyle hükmün yokluğuna ve dava zamanaşımına karar verirken hırsızlık mahkumiyetlerini onadı.
Özet: Yüksek mahkeme, konut dokunulmazlığının ihlali suçunda sanıklardan biri hakkında daha önce verilip kesinleşen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı nedeniyle yeniden kurulan hükmün hukuken yok hükmünde olduğuna kanaat getirerek temyiz istemini reddetmiş; aynı suçla ilgili diğer bir sanık hakkında ise eyleme uyan suçun dava zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle kamu davasının düşürülmesine karar vermiştir. Öte yandan, hırsızlık suçundan sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, sanıkların zararı gidermesine ilişkin kanıt bulunmamasına rağmen TCK 168/2. maddesinin uygulanmasının aleyhe temyiz nedeni olmaması ve dosyadaki delillerin yeterliliği dikkate alınarak onanmasına hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: 2024/97 E., 2024/95 K.SUÇLAR
: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜMLER
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, düşme, onamaI. Sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelemesindeSanık hakkında, bozma ilâmı öncesi Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.03.2015 tarihli ve 2015/399 Esas, 2016/335 Karar sayılı ilâmı ile konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan itiraz üzerine Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.06.2016 tarihli ve 2016/389 D. İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmakla; bozma üzerine yapılan yargılamada mahkeme tarafından sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan 23.10.2024 tarihli hükmün hukukî değerden yoksun olduğu, bu bakımdan hukuken varlık kazanmayan bir kararın da temyize konu edilmesi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin konusu bulunmayan temyiz nedeninin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,II. Sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelemesindeSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1.fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanığın, gündüzleyin şikâyetçinin kalmakta olduğu kız yurduna girerek hırsızlık yapması şeklinde gerçekleşen ve eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/1, 119/1-c. maddesinde tanımlanan konut dokunulmazlığının ihlâli suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e ve 66/4. maddelerinde öngörülen 8 yıllık asli (olağan) dava zamanaşımının, 25.04.2016 olan ilk mahkûmiyet tarihi ile 23.10.2024 olan ikinci mahkûmiyet tarihi arasında gerçekleştiği gözetilmeden, sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,III. Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelemesindeSanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1.fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Tüm dosya içeriğine göre, sanıkların bozma öncesinde verdikleri beyanlarında şikâyetçinin zararını giderdiklerine dair beyanlarının bulunmadığı gibi zararı karşıladıklarına dair dosyada bir delil de bulunmadığı hâlde sanıkların savunmasına itibar edilerek sanıklar hakkında TCK'nın 168/2. maddesinin uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.