Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararının, sanık ve müdafiinin akli melekeler, delil yetersizliği, etkin pişmanlık ile seçenek yaptırım taleplerinin reddedilerek Yargıtay 2. Ceza Dairesi tarafından onanması.
Özet: Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararının istinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usul ve yasaya uygun bulunarak onanması üzerine yapılan temyiz başvurusunda, sanığın yargılama sırasındaki savunmalarının samimiyetine, olay öncesi ve anındaki ruh haline, akıl sağlığının yerinde olmadığına, delil yetersizliğine, beraat etmesi gerektiğine, çalınan aracın iade edilmesi nedeniyle TCKnın 168. maddesinin uygulanması gerektiğine, hapis cezasının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, seçenek yaptırımlara veya ertelenmesine karar verilmemesinin hatalı olduğuna dair tüm itirazları, temyiz makamı tarafından yerinde görülmeyerek reddedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesinin usul ve yasaya uygun olan kararı esas yönünden onanmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: 2023/1549 E., 2024/498 K.SUÇ
: HırsızlıkHÜKÜM
: Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onamaİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, "sanığın yargılama sırasında vermiş olduğu tutarlı savunmalarında samimi beyanlarda bulunduğuna, olay öncesinde sanıkta meydana gelen ruhi durum nedeniyle eylemi gerçekleştirdiğinin sabit olup sonuçtan sorumlu tutulamayacağına, olay esnasında sanığın akli melekelerinin yerinde olmadığına, sanığın müsnet suçtan cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğinden beraatine karar verilmesi gerektiğine, sanık tarafından çalındığı ileri sürülen aracın katılanlara iade edildiğine, bu durumda sanık lehine TCK'nın 168. maddesinin uygulanma şartlarının gerçekleştiğine, mahkemece bu madde uygulanmayarak sanık aleyhine fazla cezaya hükmedilmesinin hatalı olduğuna, hapis cezasının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, seçenek yaptırımlara ve ertelenmesine karar verilmemesinin de hatalı olduğuna" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Karabük 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.