İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, kamu idaresinin SGK borcu ve idari ödeme prosedürleri gerekçesiyle hakediş alacağına karşı yapılan itirazın iptali davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, davalı İzmir Büyükşehir Belediyesinden malzemeli yemek hizmeti alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının kamu mevzuatından kaynaklanan SGK ilişiksizlik belgesi eksikliği gibi idari prosedürlere dayanarak yaptığı itirazın iptalini talep etmiş; davacı, bu idari engellerin borcun varlığına veya takibine engel olmadığını, faturaların kabul edildiğini ve alacağın likit olduğunu belirtirken, davalı ise kamu kurumu olarak ticari mahkemenin görevsizliğini, borcun henüz muaccel olmadığını ve SGK borcu nedeniyle ödeme yapmasının yasal olarak mümkün olmadığını savunarak davanın reddini ve icra inkar tazminatı talebinin reddini istemiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: 2026/1145
KARAR NO
: 2026/1847
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 05/03/2026
NUMARASI
: 2025/621 Esas 2026/180 Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ
: 09/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 09/09/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket tarafından,....’ne karşı İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nün 2025/4195 E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, borçlu tarafça icra takibine süresi içinde itiraz edildiğini, takip dayanağının, davalıyla imzalanan 2024/1734004 ihale kayıt numaralı “Malzemeli Yemek Hizmeti Alımı” işi kapsamında düzenlenen hakediş ve fatura alacakları olduğunu, davalının, borcun esasına değil; yalnızca SGK ilişiksizlik belgesi sunulmadığı gerekçesiyle, ayrıca 5018 sayılı KMYKK m. 34, 5510 sayılı Kanun m. 90 ve 6183 sayılı Kanun m. 22/A uyarınca ödeme yapılamayacağı yönünde itirazda bulunduğunu, söz konusu itirazların, borcun varlığına değil; kamu iç düzenlemelerine ve ödeme zamanındaki idari prosedürlere dayanmakta olup, icra takibinin usulüne ve esasına aykırılık teşkil etmediğini, tarafların ticari defterleri ve faturalar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davanın haklılığının ortaya çıkacağını, davalı borçlunun, müvekkilin düzenlediği, kendisine gönderdiği ve beyan ettiği irsaliyeli faturalara ilişkin itirazı olmadığını, TTK madde 21/2 maddesi gereğince faturaları kabul ettiğini, 5510 sayılı Kanun m. 90 sinin işverenin hakedişlerinin ödenmesi aşamasında Sosyal Güvenlik Kurumu’na borcu olmaması koşulunu getirdiğini ancak bu hükümünde ödemeye yönelik olup, borcun doğumuna veya takip edilebilirliğine engel olmadığını, 6183 sayılı Kanun m. 22/A gereği kamu alacaklarının önceliğinin, takibi engellemeyeceğini, davalının SGK borcu yoktur belgesi sunulmadığından bahisle ödeme yapamamasının, borcun olmadığı anlamına gelmeyeceğini beyanla davanın kabulü ile davalı-borçlunun İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nün 2025/4195 E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaliyle birlikte takibin devamına, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötü niyetli davalının aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatının ödenmesine, yargılama gideri ile vekalet ücreinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na tabi bir kamu kurumu olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/II. maddesi uyarınca devlet veya diğer kamu tüzel kişilerinin tacir olarak kabulünün mümkün olmadığı, buna göre, eldeki davaya bakma görevinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olduğunu, davacı şirketin, borç muaccel olmadan icra takibi başlattığını, idarece sırası gelen ödemelerin yapılmasına rağmen başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, davacı şirketin, 2024/1734004 ihale kayıt numaralı "Malzemeli Yemek Hizmeti" ihalesine ilişkin alacaklı olduğundan bahisle icra takibi başlatmış ise de, bahsi geçen alacağın 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 34'üncü maddesi kapsamında ödeme sırasına alındığını ve şirketin alacaklarından kayıt sırası gelenin ödendiğini, davacı şirketin ise alacağı olduğu iddiası ile İdarece ödeme yapılmasına rağmen yapılan ödemeleri asıl alacağından düşmeden ve henüz sırası gelmeyen (muaccel olmayan) alacakları hakkında icra takibi başlattığını, davacıya ait fatura bedellerinin, 6183 sayılı kanunun 22'nci maddesindeki düzenleme nedeniyle ödenmesinin mümkün olmadığını, davacı şirket 27.02.2025 tarihli dilekçesi ile ödeme talebinde bulunmuş, ancak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 22/A maddesi kapsamında "vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge" sunmadığını, İdarece ödeme yapılması amacıyla "muhasebe işlem fişleri" ve "ödeme emri belgeleri" düzenlenmiş ise de yapılan sorgulamalarda davacı şirketin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 22/A maddesi kapsamında borcu olduğu tespit edildiğini, farklı tarihlerde defalarca yapılan sorgulama sonucunda halen borç gözükmesi üzerine ödeme yapılamadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, davacının “likit bir alacağı” bulunmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini, beyanla haksız açılan işbu davanın reddine, her türlü yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
MAHKEMECE
: "...DELİLLER :
1-Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları
Davacı şirketin en son sicil kayıtları ile, şirketin tescil tarihinden itibaren ortak ve yetkililerine ilişkin kayıt ve belgeler İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
2-Takibe dayanak e-faturalar
3-Malzemeli Yemek Hizmeti Alımına İlişkin Sözleşme
4-İhale Konusu İşyerleri İçin E-borç Sorgulama Ekranı Görüntüleri
5-13.10.2025 başvuru ve düzenleme tarihli vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge
6-Ödeme dekontları
7-Vergi Dairesi kayıtları
Kemalpaşa Vergi Dairesine ve Gaziemir Vergi Dairesine ayrı ayrı müzekkere yazılarak, tarafların 2025 yılı karşılaştırmalı alış-satış analizleri celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
8-İzmir 9. İcra Dairesinin 2025/4195 Esas sayılı takip dosyası
Uyap üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınan dosyanın incelenmesinde; alacaklı dosyamız davacısı..... Şti. tarafından, borçlu dosyamız davalısı ... aleyhine yemek hizmetine ilişkin cari hesap alacağından kaynaklı 2.279.714,71-TL lik alacağın tahsili amacıyla 15.05.2025 tarihinde başlatılan takip olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlu vekili tarafından 22.05.2025 tarihli itiraz dilekçesi ile alacaklı olduğunu iddia eden bahsi geçen şirketin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'nun 22'inci ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 90'ıncı maddeleri kapsamında vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgeyi müvekkil idareye sunmadığı gibi, İdarece yapılan sorgulamalarda alacaklı şirketin sosyal güvenlik kurumuna yüklü miktarda borçlu olduğu tespit edildiğinden ilgili mevzuat gereği alacaklı şirkete ödeme yapılamadığı, ilamsız icra takibine ilişkin ödeme emrinde belirtildiği gibi temerrüte düşmüş bir borcun varlığını kabul etmediklerini beyanla dosya borcunun tamamına, her türlü alacak kalemi ile işlemiş ve işleyecek faize, borcun tüm ferilerine itirazla takibin durdurulmasının talep edildiği, itiraz üzerine İcra Müdürlüğünün 22.05.2025 tarihli kararı ile takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
9-Davalı kurum müzekkere cevabı
Mahkememizce, dayaya konu edilen takibe dayanak faturaların davalı kuruma yasal kayıtlara alınma tarihinin ne olduğu, davacı tarafından söz konusu faturanın tahsili istemiyle davalı kuruma başvuru yapılıp yapılmadığı, başvuru yapıldı ise başvuru dilekçesi ve eklerinin birer örneği ile yapılan başvuruya kurumca verilen cevabın gönderilmesi, davacı tarafından yapılan başvuru var ise başvuru belgesinde Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belgenin yer alıp almadığının, bu belgenin davacı tarafından kuruma sunulma tarihinin dayanak bilgi ve belgeleri ile Mahkememize gönderilmesi hususlarında davalı kuruma yazılan müzekkereye verilen 01.12.2025 tarihli cevabi yazı ile,
Davalı idare ile davacı arasında yapılan ihale sözleşmesi neticesinde, 24.12.2024 tarihli 1.041.091,09 TL bedelli, 14.03.2025 tarihli 1.018.933,29 TL bedelli ve 08.05.2025 tarihli 802.593,69 TL bedelli 3 adet faturanın kayıtlara alınarak ödeme emirlerinin düzenlendiği ve günü geldiğinde ödenmek üzere 320 hesaba firma adına alacak olarak kaydedildiği,
Davacının, 27.02.2025 tarihli dilekçesi ile ANN2025000000011 nolu 1.050.141,40 TL tutarlı fatura bedelinin ödenmesinin talep edildiği, faturaya ilişkin vade günü geldiğinde 21.03.2025 tarihinde 141.091,09 TL, 28.03.2025 tarihinde 200.000,00 TL ödeme yapıldığı ancak 10.04.2025 – 25.04.2025 tarihleri arasında yapılan sorgulamalarda davacının SGK borcu bulunduğu görülmüş olduğundan ödeme yapılamadığı, 29.04.2025 tarihinde yapılan sorguda SGK borcunun ödendiğinin görüldüğü ve 300.000,00 TL ödeme yapıldığı, 02.05.2025 ve 08.05.2025 tarihlerinde yapılan sorgulamalarda tekrar SGK borcu bulunduğunun görüldüğünden ödeme yapılamadığı,
Davacının, 6183 sayılı Kanun’un 22/A maddesi gereğince vermesi gereken vergi borç durumunu gösterir belgeyi 27.05.2025 tarihli dilekçe ekinde idareye gönderdiği ancak belgede davacının 204.453,57 TL vergi borcu olduğunun görüldüğü, davacının talebi üzerine vergi borcunun idare tarafından bağlı bulunduğu vergi dairesine ödendiği,
İdare aleyhine açılan davadan sonra davacı vekili tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresince düzenlenen borç durum yazısı ile SGK Başkanlığınca düzenlenen muaccel borç olmadığını gösterir yazıların 20.10.2025 tarih ve 295416 sayılı dilekçe ile idareye sunulduğu, sunulan belgelerin incelenmesi ve yapılan sorgulamada 6183 sayılı Kanun'un 22/A maddesi kapsamında ödemeye engel teşkil eden bir duruma rastlanılmaması sonucu, davacının bakiye 2.017.073,41 TL alacağının 23.10.2025 tarihinde ödendiği, davacının, dava konusu 3 adet fatura bedeline ilişkin herhangi bir alacağının kalmadığı bildirilmiş, davacı firmanın vergi borcu yoktur yazısı girişleri ekran sureti, ödeme tablosu ve başvuru evrakları yazı ekinde sunulmuştur.
10-Taraf ticari defter ve kayıtları
11-Bilirkişi Raporu
Mahkememizce, İddia ve savunmanın irdelenmesi, ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığının tespit edilmesi, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve cari hesap ilişkisinin değerlendirilmesi, takip konusu edilen faturaların ve varsa ödemelerin defter kayıtlarında yer alıp almadığının davacı ve davalı defterleri karşılaştırmalı olarak irdelenerek ortaya konması, faturalar iade edilmiş ise iade faturalarının ve iade edilen miktarın taraf kayıtları itibariyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, hizmete dayalı faturanın düzenlenme, tahakkuk ve ödeme zamanlarına ilişkin hükümler ile 6183 sayılı kanununun 22/A maddesi hükmü ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri kapsamında geçmiş SGK ve vergi borcunun bulunmadığına ilişkin belgelerin davalıya sunulup sunulmadığı / sunulma tarihleri gözetilerek davalının takip tarihi itibariyle borcun muaccel olmadığı yönündeki savunmasının irdelenmesi hususlarında ilişkin SMMM bilirkişiden aldırılan 11.01.2026 havale. tarihli raporda özetle;
Davacı ile davalı taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacı ve davalının 2025 yılı yasal defterlerinin lehine delil teşkil edebilecek vaziyette olduğu,
Davacının yasal defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde; taraflar arasında ki ticari çalışmanın davacının yasal defter ve dayanağı belgelerine göre 2025 yılından önce başlamış olduğu davacı ve davalı taraf arasında 24.12.2024 tarihinde 2024/1734004 ikn (ihale kayıt) numaralı malzemeli yemek hizmeti sözleşmesi imzalanmış olduğu ve 14.137.64.-tl’lik davalının davacıya 19.11.2025 tarihinde yapmış olduğu ödeme ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlanmış olduğu, davacının cari hesap ekstresinde davalı tarafa kesmiş olduğu icra takibinin konusu olan 3 adet satış faturasının işlenmiş olduğu, davalı tarafından davacı tarafa iade faturası kesilmemiş olduğu ve buradan hareketle davacının davalıdan yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak 15.05.2025 icra takip tarihi itibari ve 09.07.2025 dava tarihi itibari ile ile 2.279.714,71.-TL tutarında alacaklı olduğu, 19.11.2025 cari hesap tarihi itibari ile 248.503,66.-TLalacaklı olduğunun tespit edildiği,
Davalının yasal defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde; taraflar arasında ki ticari çalışmanın davacının yasal defter ve dayanağı belgelerine göre 2025 yılından önce başlamış olduğu davacı ve davalı taraf arasında 24.12.2024 tarihinde 2024/1734004 ikn (ihale kayıt) numaralı malzemeli yemek hizmeti sözleşmesi imzalanmış olduğu ve 195.546,43.-TL’lik davalının davacıya 23.10.2025 tarihinde yapmış olduğu ödeme ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlanmış olduğu, davalının cari hesap ekstresinde davacının kesmiş olduğu icra takibinin konusu olan 3 adet satış faturasının işlenmiş olduğu, davalı tarafından davacı tarafa iade faturası kesilmemiş olduğu ve buradan hareketle davalının davacıya yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak 15.05.2025 icra takip tarihi itibari ile 2.221.526,98.-TL tutarında borçlu olduğu, 09.07.2025 dava tarihi itibari ile 2.017.073,41.TL tutarında borçlu olduğu, 23.10.2025 cari hesap tarihi itibari ile borç yada alacak bakiyesinin buluhmadığı hesap bakiyesinin -0- sıfır olduğunun tespit edildiği,
Davacı ve davalı taraf arasında her ne kadar cari hesap bakiye farklılığının bulunduğu görülsede davacı tarafından davalıya kesilmiş olan satış faturalarında ihale kanunu gereği yapılması gereken yasal kesintiler yapılmadan kayıtlarına işlenmiş olduğu davalı ... tarafından davacı adına ödenmiş olan vergi borcunun da davacı tarafından cari hesap ekstresine işlenmemiş olması sebebi ile davalının cari hesap ekstresinin uyuşmalık çözümüne esas alınabileceği görüş ve kanaatine varılabileceği,
Davacı ve davalı taraf arasında 24.12.2024 tarihinde 2024/1734004 ikn (ihale kayıt) numaralı malzemeli yemek hizmeti sözleşmesi’nin madde 12 – ödeme yeri ve şartları maddesinde; 12.1.1. "hakediş raporu, yüklenici veya vekili tarafından imzalandığı tarihten başlamak üzere 30 gün içinde tahakkuka bağlanır. bu tarihten başlamak üzere otuz gün içinde ödeme yapılır" şeklinde hüküm bulunmakta olduğu,
Davacının 1.050.141,40.-TL tutarlı faturasının yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalan 1.040.091,09.-TL tutarlı faturasına ilişkin olarak ödeme yapılması talebine istinaden davalı ... tarafından 26.03.2025 son ödeme tarihli 1.041.091,09.-TL tutarlı faturaya ilişkin olarak davacıya 21.03.2025 tarihinde 141.091,09.-TL , 28.03.2025 tarihinde 200.000,00.-TL, 29.04.2025 tarihinde 300.000,00.-Ttl olmak üzere toplam 641.091,09.-TL ödeme yapıldığı,
Davacı tarafından davalı ....’a verilen 27.05.2025 tarihli talep dilekçesinde güncel vergi borcunun kesilerek süresi dolan kesin teminatlarının iade edilmesinin talep edilmiş olmasına karşın faturalardan kaynaklanan alacak tutarlarının ödenmesinin talep edilmemiş olduğu, bunun üzerine davalı t tarafından davacı adına 29.05.2025 tarihinde 204.453,57.-TL tutarında vergi borcu ödemesi yapılmış olduğu,
Davacı tarafından 17.10.2025 tarihinde davalıya gönderilen kep (elektronik kayıtlı posta) ile icra takip konusu olan faturaların bedellerinin talep edilmiş olduğu beyan yazılarının ekinde SGK’nın 15.10.2025 tarihli ve vergi dairesinin 13.10.2025 tarihli beyan yazılarında “6183 sayılı kanunun 22/a maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcunun bulunmadığı” şeklinde beyanda bulunularak talep ve belge sunulması sonrasında davalı .... tarafından 23.10.2025 tarihinde davacının bakiye 2.017.073,41 TL alacağının 23.10.2025 tarihinde ödenmiş olduğu tespit edildiği,
Dava dosyası içerisinde yapılan inceleme ve tespitlere göre 10.04.2025 tarihinden başlayarak 15.05.2025 icra takip tarihine ve 09.07.2025 dava tarihine kadar davacı tarafından 6183 sayılı kanununun 22/a maddesi hükmü ile 4734 sayılı kamu ihale kanunu hükümleri kapsamında geçmiş sgk ve vergi borcunun bulunmadığına ilişkin belgelerin davalı ...' a sunulmamış olduğu davacı tarafından davalı ....’a icra takip tarihinden önce 27.02.2025 tarihinde sunulan belgelere göre 21.02.2025 tarihli faturanın 26.03.2025 tarihli son ödeme tarihine göre borcun maccel hale gelmemiş olduğu ve sonrasında davacı tarafından davalı ...’a vergi ve sgk borcunun bulunmadığına dair icra takip tarihinden sonraki 17.10.2025 tarihine kadar vergi ve sgk borcunun bulunmadığına dair belge sunulmamış olduğu , buradan hareket ile davacı tarafından vergi ve sgk borcunun bulunduğuna dair belgelerin davalıya sunulmamış olması sebebi ile 15.05.2025 icra takip tarihi itibari ile davalının muaccel hale gelmiş olan borcunun bulunmadığı, rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Görev itirazı yönünden;
6102 Sayılı TTK'nun 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin taraflarının ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Örneğin; ödünç para verme işlerine ilişkin uyuşmazlıklar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İİK'nun 154 ve devamı maddeleri gereğince ticari dava sayılır. Buna karşılık 4. Madde uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari dava sıfatını kaybedecektir.
Diğer taraftan 6102 Sayılı TTK'nun 19/2. Fıkrası gereğince; taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5. Maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.
Somut olayda, davalı. .... özel hukuk hükümleri uyarınca faaliyette bulunmak ve ticari şekilde işletilmek üzere kamu tüzel kişiliği tarafından kurulmuş olup, TTK'nın 16/1-2. maddeleri uyarınca tacir sıfatına sahip olduğundan, davacı tüzel kişi tacirin davalı ile aralarında gerçekleşen ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklı alacağın tahsili istemli olarak açtığı eldeki dava, ticari dava niteliğinde bulunduğundan davalının görev itirazının reddine karar verilmiştir.
Davanın esası yönünden;
Dava; cari hesap alacağının tahsili istemiyle İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2025/4195 esas sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasında, akdedilen sözleşme kapsamındaki ticari ilişkinin mevcudiyeti ve hizmet alımına ilişkin takip konusu faturaların düzenlendiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen malzemeli yemek hizmeti hizmet alımına ait sözleşme kapsamında gerçekleşen ticari ilişki kapsamında davacı tarafça düzenlenen faturalara dayalı olarak İzmir 9. İcra Müdürlüğününü 2025/4195 Esas sayılı dosyasında başlatılan takip nedeniyle davalının borçlu olup olmadığı, borçlu ise miktarı, davalının borcun muacceliyet tarihi henüz gelmeden davanın açıldığı savunmasının yerinde olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun un 22/A maddesinde "Maliye Bakanı, aşağıdaki ödeme ve işlemlerde, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması ve yapılacak ödemelerden istihkak sahiplerinin amme borçlarının kesilerek ilgili tahsil dairesine aktarılması zorunluluğu ile kesintilere asgari tutar ve oran getirmeye, kapsama girecek amme alacaklarını tür, tutar, ödeme ve işlemler itibarıyla topluca veya ayrı ayrı tespit etmeye, zorunluluk getirilen ödeme ve işlemlerde hangi hallerde bu zorunluluğun aranılmayacağını ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Yasada 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi kamu idareleri ile bu idarelere bağlı döner sermaye işletmelerinin yapacağı her türlü ödemelerin madde kapsamında olduğu ifade edilmiştir.
23.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Maliye Bakanlığı Tahsilat Genel Tebliğinde 01.01.2018 tarihinden geçerli olmak üzere 5018 sayılı kanuna tabi kamu idareleri ile bu idarelere bağlı döner sermaye işletmelerinin, kaynağına bakılmaksızın hak sahiplerine 2.000,00 TL'nin üzerinde yapacakları ödemelerden Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması ve yapılacak ödemelerden istihkak sahiplerinin amme borçlarının kesilerek tahsil dairesine aktarılması zorunluluğu getirilmiştir. Tebliğde istenen belge talep eden borçlulara başvuracakları tahsil dairesi tarafından verilecek olup tanzim edildiği andan itibaren 15 gün geçerliliği bulunmaktadır.
O halde 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında çıkartılan Maliye Bakanlığı Tahsilat Genel Tebliği ile 5018 sayılı Kanuna tabi kamu kurumlarının yapacakları ödemelerde ilgililerin Maliye Bakanlığına borcu olmadığına dair belge ibraz etmeleri aynı zamanda 5502 sayılı yasanın 36. Maddesi kapsamında kuruma yapılacak başvurunun yerine getirilmiş sayılması yani kurum tarafından ödeme yapılabilmesinin koşullarının oluşması için zorunlu olmakla, ilgili belge olmadan yapılan başvuru kanuni sonuçlarını doğurmayacaktır.
İncelenen taraf ticari kayıtlarından, bu kayıtlar doğrultusunda aldırılan bilirkişi raporundan, dosya kapsamında toplanan delillerden, taraflar arasında 24.12.2024 tarihinde 2024/1734004 ihale kayıt numaralı imzalanan Malzemeli Yemek Hizmeti Sözleşmesinin mevcut olduğu, bu sözleşme kapsamında yürütülen ticari ilişki içerisinde takip konusu edilen cari ekstrede mevcut olan üç adet faturanın davacı tarafından davalıya düzenlendiği, faturaların davalı kayıtlarında muhasebeleştirildiği; taraflar arasında geçerli sözleşmenin 12.1.1 maddesinde hakediş raporunun, yüklenici veya vekili tarafından imzalandığı tarihten başlamak üzere 30 gün içinde tahakkuka bağlanacağının kararlaştırıldığı, bu hüküm doğrultusunda, takip konusu 21.02.2025 ANN2025000000011 numaralı 1.041.091,09-TL bedelli faturanın 26.03.2025 tarihinde, 13.03.2025 ANN2025000000013 numaralı 1.018.933,29-TL bedelli 1.018.933,29-TL bedelli faturanın 13.04.2025 tarihinde, 08.04.2025 tarihli ANF2025000000022 numaralı 802.593,69-TL bedelli faturanın 07.06.2025 tarihinde olmak üzere son ödeme tarihleri tespit edilebilir ise de, davacının belirtilen son ödeme tarihlerinde vadesi geçmiş borcun bulunmadığına dair belgeyi davalıya sunmadığı, bu durumda yukarıda izah edildiği üzere 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında çıkartılan Maliye Bakanlığı Tahsilat Genel Tebliği ile 5018 sayılı Kanuna tabi kamu kurumlarının yapacakları ödemelerde ilgililerin Maliye Bakanlığına borcu olmadığına dair belge ibraz etmeleri aynı zamanda 5502 sayılı yasanın 36. Maddesi kapsamında kuruma yapılacak başvurunun yerine getirilmiş sayılması yani kurum tarafından ödeme yapılabilmesinin koşullarının oluşması için zorunlu olduğundan davacının takip tarihi itibariyle kanuni sonuçlarını doğuracak bir başvurusunun bulunmadığı kabul edilmiştir.
Açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacının dava tarihi itibariyle davasında haksız olduğuna kanaat getirilmekte ise de, davacının 17.10.2025 tarihinde davalıya sunduğu SGK ve vergi borcunun bulunmadığına dair yazılar neticesinde davalı tarafından davacıya yapılan ödemeler ve bu tarih öncesinde davalı tarafından davacının vergi borcunun bulunduğunun tespit edilmesi üzerine 6183 Sayılı Kanunun 22/A maddesi gereği vergi dairesine yapılan ödeme tutarları gözetildiğinde takibe konu borcun ödendiği ve davalının bakiye borcunun kalmadığı anlaşıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Yukarıda izah edilen haklılık durumuna göre yargılama gideri davacı üzerinde bırakılarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.'' gerekçesi ile;
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı tarafça haricen yapılan ödemeler sebebiyle konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, " şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; borcun varlığı ile ödeme prosedürünün birbirinden farklı olgular olduğunu, yerel mahkemece 6183 sayılı Kanun m.22/A, 5510 sayılı Kanun m.90 ve 5018 sayılı Kanun m.34 hükümleri yorumlanırken hukuki hataya düşüldüğünü, bu düzenlemelerin borcun doğumunu düzenleyen hükümler olmadığını, anılan düzenlemelerin yalnızca kamu kurumlarının ödeme anındaki idari işleyişini düzenlediğini, borç ilişkisinin varlığı ile ödeme prosedürünün birbirinden tamamen farklı hukuki kavram olduğunu, yerel mahkemenin ise istinaf başvurusuna konu kararında ödeme prosedürünü maddi hukuk şartına dönüştürdüğünü ve sonuç olarak borcun muaccel olmadığı sonucuna ulaştığını, oysa davalı kurumun kendi kayıtlarında ödeme emri düzenlemesi, borcu muhasebeleştirmesi, kısmi ödeme yapması, vergi kesintisi gerçekleştirmesi, sonrasında bakiye borcu ödemesi, borcun varlığını ve ödenebilir olduğunu davalının kötü niyetle ödemeyi aksattığını açık biçimde ortaya koyduğunu, yerel mahkeme hükmünün dayanağını oluşturan bilirkişi raporunda “muaccel değildir”, “takip yapılamaz”, “kanuni sonuç doğuracak başvuru yoktur” şeklinde tamamen hukuki değerlendirme içeren ifadeler kullanıldığını, oysa HMK m. 266 uyarınca bilirkişinin görevinin teknik inceleme ile sınırlı olduğunu, davalı ....'un tacir sıfatı ve basiretli davranma yükümlülüğü gözetilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamından açıkça anlaşıldığı üzere müvekkili şirketin sözleşme konusu hizmetleri eksiksiz yerine getirdiğini, düzenlenen faturaların davalı tarafından kayıt altına alındığını ve hatta çeşitli tarihlerde kısmi ödemelerin yapıldığını, davalı kurumun ayrıca müvekkili adına vergi borcu kesintisi yaparak ilgili vergi dairesine ödeme gerçekleştirdiğini, davalı kurumun kendi kayıtlarıyla çelişen davranışlarının hukuki güvenlik ilkesini zedelediği gibi dürüstlük kuralına da açıkça aykırı olduğunu, sonradan yapılan ödemenin davacının başlangıçtaki haklılığını ortadan kaldırmayacağını, ilk derece mahkemesinin, davanın konusuz kaldığını kabul ettiğini ancak yargılama giderleri ve vekalet ücretini davacı üzerinde bıraktığını, bu değerlendirmenin HMK m.331'e açıkça aykırı olduğunu, müvekkili şirketin mülkiyet hakkı ve alacağa ilişkin meşru beklentisinin ihlal edildiğini, bir tacirin, sözleşmeden doğmuş ve muhasebe kayıtlarına geçirilmiş alacağının ne zaman tahsil edileceğini öngörememesinin; ticari hayatın istikrarını doğrudan zedelediğini, müvekkilinin ticari işlem kapasitesi de değerlendirildiğinde bahsedilen faturalara ait ödemelerin müvekkili şirketin ticari faaliyetini sürdürmesini sağlayacak miktarda olup gelinen aşama itibariyle ödemelerin yapılmaması ve geç yapılmasının müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini durma noktasına getirdiğini, kamu gücü kullanan ve aynı zamanda tacir sıfatı taşıyan bir kuruluşun kendi kayıtlarıyla çelişen davranışları karşısında ortaya çıkan belirsizliğin müvekkilinin yalnız alacak hakkını değil, ticari faaliyetini, nakit akışını ve ekonomik varlığını da doğrudan etkilediğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava
: İtirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; ilk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve açık olmasına, davacı tarafından SGK ve Vergi dairesine borcu olmadığına dair belgeleri sunmaması nedeniyle davalı tarafça ödeme yapılmamış olmasına, yargılama aşamasında bu belgelerin davalı tarafa sunulmasından sonra davalı tarafça tüm borcun ödenmiş olmasına, dolayısıyla davanın konusuz kalmış olmasına, davacının da muaccel olmayan alacakla ilgili takip yapması nedeniyle icra takibi yapmakta haklılığının bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/03/2026 tarih, 2025/621 Esas ve 2026/180 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 27.533,26 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 26.801,26 TL'nin hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/09/2026