2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayalı kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın yol olarak terkini davasında faiz uygulaması ile değerleme yöntemleri üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında, ilk derece mahkemesinin kabul kararı sonrası davacı idarenin bedel tespitindeki hatalar, faiz başlangıcı, arta kalan alan değer azalışı ve vekalet ücreti gibi gerekçelerle istinafa başvurması üzerine, bölge adliye mahkemesi faiz işletilmesi ve tapu kaydı konularındaki hataları düzelterek yeniden esas hakkında karar vermiş, ancak idarenin bedel ve vekalet ücreti itirazlarını reddederek davanın kabulüne hükmettiği için, davacı idare bu bölge adliye mahkemesi kararını temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2024/272 Esas, 2025/1909 KararKARAR
: Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2022/746 Esas, 2023/895 KararTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 59... (eski 1 59... ) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; münavebeye alınan ürünlerin verim ve fiyat verilerinin yüksek, maliyetlerinin düşük alındığını, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3’ü oranında esas alınmasının hatalı olduğunu, kuru tarım arazisi özelliği gösteren dava konusu taşınmaz için kapitalizasyon faiz oranının %4 alınmasının doğru olmadığını, kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan alan için değer azalışı uygulanmaması gerektiğini, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sulu arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net ürün gelirine göre değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre uygulanan kapitalizasyon faizi oranının uygun olduğu, bilirkişi heyeti raporunda belirtilen münavebe ürünleri ve verilerinin bölgenin münavebe yapısı ve resmî tarım verileri ile uyumlu olduğu anlaşılmakla davacı idare vekilinin bedele yönelik itirazlarının yerinde görülmediği, dava konusu taşınmazın bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri ve konumuna göre %30 oranında objektif değer artışı uygulanması gerekirken eksik bedel tayini hatalı ise de istinafa davalı taraf başvurmadığından hatanın eleştirilmekle yetinildiği, davanın niteliği ve mahiyetine göre davacı idare yararına vekâlet ücreti takdir edilmemesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak davanın 01.08.2023 tarihinden önce açıldığı, 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararından önce açılan davalarda Yargıtay 5. Hukuk Dairesince benimsenen uygulamaya göre kamulaştırma bedeline davanın açıldığı tarihten dört ay sonrasından başlamak üzere faiz uygulanması gerektiği kabul edildiğinden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olmadığı, davacı idarenin talebi taşınmazın idare adına tescili ile sonrasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 999 uncu maddesi uyarınca taşınmazın tapudan yol olarak terkinine ilişkin olduğu hâlde, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu, kamulaştırma bedelinden acele el koyma dosyasındaki bedel mahsup edilmek suretiyle fark bedele faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.