Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin talepli davada karıştırılma ihtimali ve kullanmama savunmasını değerlendirdi.
Özet: Davacı, kendi tescilli markalarıyla davalıya ait markanın tesciline yaptığı itirazın YİDK tarafından haksız yere reddedildiğini, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, emtia ve hizmetlerin aynı/benzerliği nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunduğunu, kendi markalarının kullanıldığının bilirkişi raporuyla sabit olduğunu ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ederken; davalılar ise davacının markalarının ilgili dönemde ciddi ve yoğun kullanımının ispat edilemediğini, kendi markasının ise uluslararası alanda yaygın olarak tanındığını ve kullanıldığını savunarak, davacının taleplerinin reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/51 Esas - 2025/498
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No
: 2023/51Karar No
: 2025/498....Dava
: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi
: 31/01/2023Karar Tarihi
: 10/12/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih
: 10/12/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dilekçelerinde özetle; dava konusu edilen “....” ibareli markanın tesciline davacının “.... ibareli tescilli markalarına dayalı olarak dosyaladığı itirazların .... tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduklarının ve birebir aynı “....” ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiklerini, ayrıca kapsamlarına giren/alınmak istenilen emtiaların da aynı/benzer olduğunu, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olduğunun kabulünün gerektiğini, her ne kadar davaya konu edilen .... kararlarında davacının markalarının kullanıldığının ispat olunamadığı ifade edilmişse de, .... esas sayılı dosyasına sunulmuş olan bilirkişi raporunda davacının markalarının ciddi ve yoğun bir biçimde kullanıldığının ispat edilebildiğinin ve bu markaların kullanmama nedeniyle iptali koşullarının oluşmadığının tespit edildiğini ifade ederek, ....bareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı ..... sayılı markaların tescil tarihleri itibariyle davalı firmanın kullanmama def’ine muhatap olabilecek markalar olduğunu, davacının bu markalarını 05.06.2016-05.06.2021 tarihleri arasındaki zaman aralığında tescilli oldukları hizmetlerde yoğun ve ciddi bir biçimde kullandığını marka işlem dosyası kapsamında ispat edemediğini, .... aşamasında sunulmayan, sonradan dava dosyasına sunulan kullanıma ilişkin delillerin değerlendirmeye dahil edilemeyeceğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; davalı firmanın 2011 yılından beri ABD’de yerleşik olarak dünya çapında faaliyet gösteren bir iletim teknolojisi firması olduğunu, aynı zamanda ticaret unvanının ayırıcı unsuru olan “...” ibaresini bulut tabanlı eşler arası yazılım platformu aracılığıyla görüntülü telefon ve çevrimiçi sohbet hizmetlerinden kullandığını, “...” markası altında kullanılan bu uygulamanın telekonferans, uzaktan çalışma, uzaktan eğitim ve sosyal ilişkiler için tüm dünya çapında yoğun şekilde kullanıldığını, Nisan 2020 itibariyle bu uygulamanın dünya çapında 300 milyon kullanıcısı bulunduğunu, davalının dünya çapında tanınmış olan “...” ibareli markalarının halihazırda pek çok ülkede tescilli olduğunu, bu markanın ....tarafından davacının ....sayı ile tescilli “...” ibareli markası mesnet gösterilerek SMK m. 5/1(ç) hükmü kapsamında reddedilmesi üzerine davalının davacının bu markasının 42. Sınıfa giren hizmetlerde kullanılmama nedeniyle kısmen iptali için bir dava açmış olduğunu, .... nezdinde yeni başvurular dosyaladığını, huzurdaki davaya konu markanın tesciline de itiraz ettiğini, halbuki davacının davalının diğer marka başvurularına önceki tarihlerde itiraz etmemiş olduğunu, davacının.... sayılı “...” markasının da 42. sınıfta yer hizmetler yönünden kullanılmama nedeniyle iptal davasına konu olduğunu, bahsi geçen dava dosyası kapsamında da davacının bu markasını 42. Sınıfa giren hizmetlerde kullandığını ispat edemediğini ve davanın istinaf aşamasında olduğunu, davacı ile ortağı olduğu şirket arasında yapılan marka kullanım mutabakat tutanağının noter önünde imzalanmamış olup bu belgede yer alan tarih bilgisinin teyit edilemediğini, davacının sunduğu kartvizit örneklerinde davaya gerekçe gösterilen “...” ibareli markalarının değil, “... ....” kelimesinin kullanıldığının görülebildiğini ve bu delillerin de tarih bilgisini içermediğini, ayrıca bu delilin davacının markasını 42. Sınıfa giren hizmetlerde kullandığını da ispat edemediğini, davacının sosyal medya hesaplarında da “...” ibareli markalarının değil, davacının ticari isim olarak kullandığı “... ....” kelimesinin kullanıldığını, davacının sunduğu sosyal sorumluluk projesi afişinin tarihinin de 25.02.2022 olduğunu, davacının “....” ibaresinin ticari bir isim şeklinde kullanıldığını, davacının verdiği hizmetlerin de dava konusu edilen hizmetleri kapsamadığını, bu durumda davacının işbu davaya gerekçe gösterilen markalarının 42. sınıfta yer alan hizmetler bakımından son beş yıl içerisinde etkin ve kesintisiz şekilde kullanıldığına dair ispat yükünü yerine getiremediğinin açık olduğunu, davalının huzurdaki hükümsüzlük davasında da davacının .... sayılı markalarının kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından son 5 yıldır kesintisiz ve ciddi şekilde kullanıldığının ispatını talep ediyor olduğunu, ayrıca somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/1 hükmünün uygulanma şartlarının gerçekleştiğinin de ispat edilemediğini, zira taraf markalarının kısmen de olsa farklı hizmetlerde kullanılacağını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.GEREKÇE
:Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davalının kullanmama def'i itirazının dava aşamasında yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ...." ibareli marka için davalı tarafından 05/06/2021 tarihinde 38/42.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun 27.12.2021 tarihli ve .....sayılı kararı ile davacının itirazına mesnet markalarının kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesi ile davacının itirazlarının bütünüyle reddine karar verildiği, bunun üzerine davacının aynı markalarına ve bu sefer SMK m. 6/1, m. 6/3, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerine dayalı olarak tekrar itirazda bulunduğu, bu itirazın da, .... nezdinde dosyaladığı karşı görüşlerde ve huzurdaki işbu davada, davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı ..... sayılı markalarının tescilli oldukları tüm emtialarda kullanıldıklarının ispatlanmasını talep etmiştir.Zira; 6769 sayılı SMK, tescilli marka hakkı sahibine markasını ciddi olarak kullanma yükümlülüğü getirmiş, 556 sayılı KHK’nın yürürlükte olduğu dönem boyunca doktrine ve Yargıtay içtihatlarına yerleşmiş olan “marka sahibinin markasını Türkiye’de ve ciddi olarak kullanma yükümlülüğü”nü 9/1-2, 19/2, 25/7 ve 29/2 maddelerinde açıkça ve lafzen de ifade ederek, tartışmasız bir biçimde marka hukukuna yerleştirmiş, şartları varsa; daha önceki bir tarihte tescil edilmiş olmakla beraber piyasada kullanılmayan markaların, salt tescilli olmaları nedeniyle yeni başvuruların tescil edilmesini engelleme ya da sonraki tescilleri hükümsüz kıldırma, bir diğer tabir ile “marka çöplüğü yaratma” imkanı ortadan kaldırılmıştır. Böylece kullanılmayan tescilli markaların yeni girişimcilere engel olmalarının önüne geçilmiştir. Yine bu sayede tescilli markaların piyasada daha etkin ve aktif olarak kullanılmaları teşvik edilmiştir.Somut olayda, davacının ....kararı iptali talepli davasında kullanmama def’inin dinlenebilmesi için, SMK m. 19/2 hükmüne göre, davacının itirazlarına mesnet aldığı markaların davalının dava konusu edilen markasının başvuru tarihinden en az 5 yıl süreyle tescilli olmaları gerekir. Hükümsüzlük talepli davada da kullanmama def’inin dinlenebilmesi için, SMK m. 25/7 hükmüne göre, davacının hükümsüzlük davasına mesnet aldığı markalarının davalının dava konusu edilen markasının başvuru tarihinde en az 5 yıl süreyle tescilli olması halinde, dava tarihinden geriye dönük olarak 5 yıl içinde bu markaların kullanıldığının ispat edilmesi gerekir. Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı ve kullanmama def’ine muhatap olan markalarının tescil tarihlerine bakıldığında, davacının kullanmama def’ine muhatap bu markalarının tescil tarihlerinin, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 05.06.2021 tarihinden13 geriye dönük beş yıl hesaplandığında ulaşılan 05.06.2016 tarihinden önce olduğu anlaşıldığından, davalının davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarına yönelik kullanım ispatı talebinin süre açısından dinlenebilir olduğu değerlendirilmiştir.Somut olayda, bakılması gereken hususlar, davacının ..... sayılı markalarının; Davacı/davacının yetkilendirdiği kişi ve kuruluşlar tarafından, Tescilli oldukları emtialarda, Türkiye sınırları içerisinde, Ciddi bir şekilde, Markasal hüviyette, 05.06.2016-05.06.2021 tarihleri aralığında ve Tescillerine uygun olarak kullandığının ispat edilip edilemediği noktalarında toplanmaktadır. Davacının hem dava hem de marka işlem ... uzantılı web sitesinin.... kayıtlarına ilişkin 2 adet ekran görüntüsünün,“... Ajans” isimli ve logolu Instagram sayfasında 2020 yılında görselli paylaşımların yapıldığına dair ekran görüntülerinin,.... 2018 yılında düzenlendiği anlaşılabilen “tasarım günleri”nin tanıtım evraklarında görselinin de kullanılmış olduğuna ilişkin sosyal medya hesaplarının ekran görüntülerinin,Davacının ticari evraklarında; yani toplantı tutanaklarında ve teklif kapak mektuplarında ... ....görselinin kullanıldığına ilişkin 2015 yılına ait tarih bilgilerini de içeren evrakların örneklerinin,“... Ajans”ın “bilişim teknolojileri, bilgisayar hizmetleri” kapsamına girdiği değerlendirilen “kurumsal web sitesi tasarımları, bakımı ve güncelleştirmesi” yaptığına ilişkin; dava dışı kişi ve kuruluşların web sitelerinden alınmış, logoların “çözüm ortakları” arasında yer verildiği ve web sitelerinin 2015 yılında tasarlanmış olduğuna ilişkin, .... ekran görüntüsünün,“Sosyal medya yönetimi”, “kurumsal kimlik, marka tasarım uygulama prova baskı”, “marka tescil, tasarım, hazırlama ve uygulama çalışmaları”, “kurumsal tanıtım filmi projesi”, “kurumsal web tasarımı, uygulama ve baskı”, “bilboard tasarımı”, “basılı afiş alımı”, “masa takvimi/kampanya tasarım uygulama prova baskı”, “logo tasarımı”, “açılış organizasyonu tasarım uygulama baskı”, “sosyal medya pop”, “genel kurul/baskın toplantısı/kampanya fikri/ konsept tasarım uygulama prova baskı”, “yetiştiriciden.com proje tasarım uygulama baskı”, “grafik tasarımı uygulama prova baskı”, “kamera çekimi ve arşiv”, “promosyon fikri tasarımı uygulama prova baskı”, “web imajlar” hizmetlerini de kapsayan bir takım mal ve hizmetlerin satışı kapsamında....tarihlerinde kesilmiş, sağ üst kısmında ... .... logosu kullanılmış olan 29 adet fatura örneğinin,Davacı şahsın kurucusu ve ortağı olduğu, gerekli şekil şartına uygun (yazılı) muvafakatname ile de yetkilendirdiğini tevsik edebildiği .... vasıtasıyla, .... sayılı ... görselli markasını, sadece tasviri/tanımlayıcı “ajans” ibaresi eklenmiş halde, yani tesciline uygun olarak, ... .... şeklinde, 05.06.2016-05.06.2021 tarihleri aralığında, Türkiye sınıfları içerisinde, “kurumsal web sitesi tasarımları, bakımı ve güncelleştirmesi”, “sosyal medya yönetimi”, “kurumsal kimlik hazırlama ve yönetme” hizmetlerinde, ciddi olarak markasal hüviyette kullandığı tevsik edebilen yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte deliller olduğu değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı .... sayılı markasının, tescilli olduğu 35. Sınıfa giren; “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler” ile 42. Sınıfa giren; “Bilgisayar hizmetleri, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi” hizmetleri yönünden SMK m. 6/1 hükmü kapsamında korunabileceği, .... sayılı markasının ise korunamayacağı kanaatine varılmıştır.Davacının markası, renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır; işaretin üst kısmına kalın kaşlardan ve turuncu gözlerden müteşekkil bir hayvan yüzü figürü konuşlandırılmış, altına da siyah renkli karakteristik kalın harflerle “...” ibaresi yazılmıştır. Bu işarette kullanılmış olan şekil unsurunun, işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının düşük olduğu değerlendirilmiştir, zira; böyle, basit şekil unsuru yanında büyük puntolarla/baskın özelliklerde yazılmış ve konuşlandırılmış kelime unsurlarını haiz markalarda, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Ayrıca; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, renk ve şekil içeren karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Dava konusu edilen marka ise, renk ve şekil unsurlarının kullanılmadığı bir kelime markasıdır; işarette “... ....” kelime öbeği, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle, aynı puntolarda ayrı olarak yazılmıştır. Bu ibarelerden İngilizce olan “phone” kelimesinin Türkçe’de “telefon” anlamına gelen, ülkemizdeki günlük konuşma diline ve ticari hayata yerleşmiş, bu anlamı herkes tarafından yaygın olarak bilinen/bilinebilecek tasviri/tanımlayıcı bir ibare olduğu fiili gerçeği gözetildiğinde, dava konusu edilen işarette markasal hüviyette asıl koruma altına alınmak istenilen unsurun, yani esas unsurun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.Taraf markaların esas unsurları olan “...” ibarelerinin birebir aynı olmasının, markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer kıldığı değerlendirilmiştir. Zira yerleşik içtihada göre; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “...”lu markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”lu markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir.Neticede; somut olayda, davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı .... sayılı marka ile davalının tescil ettirmek istediği markanın görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzer olduğu kanaatine varılmıştır.Dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 38. Sınıftaki hizmetler; internet dahil muhtelif yöntemlerle iletişimin sağlanması 42. Sınıftaki hizmetler ise dijital iletişimi sağlayan yazılımların tasarlanması hizmetleridir. Davacının markası iletişim hizmetleri yönünden korunmuyor ise de, yazılımların ve web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi hizmetleri yönünden korunmaktadır. Bilişimle ilintili olan bu hizmetlerin benzer kaynaklardan sağlandığı, benzer ihtiyaçları giderdiği, son kullanıcılarının ve hedeflenen alıcı profillerinin aynı olduğu, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunduğu, benzer markaların bu hizmetlerde kullanıldığını gören alıcıların bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurabileceği değerlendirilmiştir.ANCAK; dava konusu edilen markanın kapsamına giren ve doğrudan iletişim/telekomünikasyon ile ilintili olan hizmetlerin, davacının markasının korunduğu hizmetler ile farklı kaynaklardan sağlandığı, farklı ihtiyaçları giderdiği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen, 42. Sınıftaki hizmetler yönünden somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, 38. Sınıfa giren hizmetler yönünden ise benzerliğin/türdeşliğin gerçekleşmemiş olduğu değerlendirilmiştir.Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır.Somut olay açısından; davalının markasının kapsamına giren ve yukarıda, emtia benzerliği/türdeşliği şartı ile örtüştüğü anlaşılan hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesine bakıldığında; bu alıcıların söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği, zira bu hizmetlerin alıcılar tarafından günlük olarak tüketilmediği gerçekleri gözetildiğinde, söz konusu alıcı kitlesinin bu hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir.Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği; somut olay açısından bakıldığında, davacının, gerek marka işlem dosyası gerekse dava dosyası kapsamında, tescilli olduğu bir kısım hizmetler yönünden ciddi kullanımı yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispat edilebilmiş olan ..... sayılı markası özelinde, değerlendirilen taraf markaların “...” şeklindeki esas unsurlarının birebir aynı olmasının taraf markalarını görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer kıldığı, davacının markasında kullanılmış olan şekil unsurunun ve davalının markasında geçen tasviri/tanımlayıcı ibarenin mevcudiyetinin, markalarda esas unsur olan bu ibarenin ayniyetinin yaratmış olduğu benzerliği ortadan kaldıracak, yani taraf markalarını görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtaracak güçte ve nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Diğer taraftan; somut olayda dava konusu edilen markanın kapsamına giren 42. Sınıftaki hizmetler ile, davacının .... sayılı markasının kapsamına giren/korunduğu hizmetlerin benzer/türdeş emtialar oldukları, her ne kadar bu hizmetlerin hitap ettiği alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi düşük değil ise de, bu hizmetlerde “...”lu markaların farklı kişi/kuruluşlar tarafından markasal hüviyette kullanılması halinde halkın söz konusu hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin bulunduğu, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir iş yaptıklarını düşünebilecekleri, davalının markasının, davacının markasının tescilli olduğu ve korunduğu bu hizmetler açısından davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğundan, davalının ileri sürdüğü kullanmama def’i de dikkate alındığında, davacının .... sayılı markası özelinde; dava konusu edilen markanın kapsamında yer alan 42. Sınıftaki hizmetler yönünden, markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda (kısmen) bulunduğu, davalının markasının kapsamına giren diğer hizmetler açısından ise bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;Davacının kullanmama def’ine muhatap .... sayılı markasının kullanımının ispatlanamadığı, dolayısıyla, bu markanın SMK m. 6/1 hükmüne esas bir korumadan yararlanamayacağı, davacının kullanmama def’ine muhatap ....sayılı markasının, tescili kapsamına giren, 35. Sınıftaki; “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler” ile 42. Sınıfa giren; “Bilgisayar hizmetleri, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi” hizmetleri yönünden SMK m. 6/1 hükmüne esas bir korumadan yararlanabileceği, taraf markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davalının markasının kapsama giren; 42. Sınıftaki hizmetler yönünden somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, bu hizmetlerin hitap ettiği tüketici/alıcı kesiminin, bu hizmetleri satın aldıkları anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı, davacının .... sayılı markası özelinde, taraf markaları arasında, 42. Sınıftaki hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin kısmen bulunduğu, ....kararının iptali ve hükümsüzlük koşullarının kısmen oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
:Davanın Kısmen Kabulüne,... sayılı kararının 42. Sınıf mal ve hizmetler yönünden iptaline,Davaya konu markının 42. Sınıf mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine,Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 179,90.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 435,50.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davanın kısmen reddolunması, davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 179,90.-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine,Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 14.710,40.-TLyargılama giderlerinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.10/12/2025Kâtip Hâkim ....✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdırMASRAF DÖKÜMÜİlk Masraf
: 385,40.-TLBilirkişi Ücreti
: 5.500,00.-TLP.P
: 8.825,00.-TLTOPLAM
:14.710,40.-TL