İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin incelediği, doktorlar arası diş kliniği ortaklığı vaadiyle 2.000.000 TL ödenen paranın iadesi, senetle belgelenen alacağın tahsilatı ve karşılıklı borç iddialarının istinaf yoluyla ele alındığı alacak davası.
Özet: Bir ortopedi uzmanı olan davacı, bir diş hekimi olan davalıya, gerçekleşmeyen bir diş kliniği ortaklığı için toplam 2.000.000 TL ödediğini, davalının bu bedeli iade etme konusunda anlaşmasına ve 2.000.000 TL tutarında bir senet düzenlemesine rağmen ödeme yapmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 600.000 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiş; davalı ise, taraflar arasında herhangi bir ortaklık teklifi veya anlaşması bulunmadığını, ödemelerin arkadaşlık ilişkisi çerçevesinde karşılıklı borç alışverişleri olduğunu ve iddia edilen senetle ilişkinin gerçeği yansıtmadığını savunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ███████ E - ████████ KDAVANIN KONUSU
: AlacakKARAR TARİHİ
: █████/2026Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili başlangıçta asliye hukuk mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının ... ortopedi alanında uzman hekimlik yaptığını, davalı ...'ın ise diş hekimi olup, ...Tic. Ltd. Şti'nin kurucusu, müdürü ve bu şirkete bağlı ... Kliniğinin sahibi olduğunu, davacı müvekkili ile davalının birbirlerini aynı meslek camiasında bulmaları sebebiyle tanındığını, davalı ...'ın, müvekkile Bakırköy ...Sağlığı Polikliniği isimli özel diş kliniğine ortak olması ve beraber girişimde bulunmaları konusunda teklifte bulunduğunu, müvekkili davalının bu işle uğraşan ve kendine ait özel kliniği olan bir meslektaşı olması sebebiyle, davalıya güven duyarak bu teklifi kabul ettiğini, müvekkilinin kliniğe ortak olacağın inancıyla davalı ile anlaştığını, söz konusu diş kliniğine bir çok kez beraber gidilip gezildiğini, klinikteki fiyat tabloları ve benzeri bilgilerin müvekkili ile paylaşıldığını, sonuç alarak müvekkilinin bu işe girmeye ikna edildiğini, davacı müvekkili kliniğe ortak olduğu düşüncesiyle 2021 yılında farklı tarihlerde ve kısım kısım olmak üzere davalı ...'a toplamda 2.000.000,00 TL para ödediğini, ödemelerin bir kısmını elden bir kısmını ise banka yoluyla gerçekleştirdiğini, müvekkilinin bu ödemeleri yapabilmek için hem mevcut nakit parasını kullandığını hem de bankada bulunan altın hesabından altın bozdurma işlemi yaptığını, zaman ilerledikçe müvekkili, davalının tutum ve davranışlarından rahatsız olduğunu, müvekkilinin davalı tarafından resmiyette ortaklığın tescil edileceği konusunda sürekli oyaladığını, müvekkilinin resmi ortaklık gerçekleşmemesi sebebiyle artık daha fazla beklemek istemediğini, bu işten vazgeçtiğini, kendisinin yapmış olduğu ödemelerin geri verilmesini davalıdan istediğini, davalının kendisinin de aynı düşüncede olduğunu ortaklığın sona ermesi gerektiğini söylediğini, müvekkilinin yapmış olduğu ödemeleri kendisine iade edileceğini bildirdiğini, davalı ...'ın müvekkilinin ortaklık için ödemiş olduğu 2.000.000,00 TL'yi müvekkile geri ödeyeceğini söylediğini ve tarafların anlaştığını, kendisine ödeme gelmeyen müvekkilinin davalı ile ödeme konusunda sık sık iletişime geçildiğini, davalının senet vermek amacıyla müvekkiliyi, davalının sahibi olduğu kliniğe çağırdığını, 4 Haziran 2022 tarihinde müvekkili ... kuzeni ... ile birlikte davalının sahibi olduğu kliniğe gittiklerini, davalı ... burada davacı müvekkilinin ve kuzeninin önünde kendi eli ile █████/2022 ödeme vadeli, 2.000.000,00 TL bedelli senedi ve işbu senede ait senet protokolünü kendi eliyle yazıp imzalayarak müvekkiline verdiğini, senedin vade tarihi gelmesine karşın müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili aleyhine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi hakkında işbu yargılama sonuçlanıncaya kadar tehiri icra kararı verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 600.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek olan faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, müvekkili aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatının ve para cezasının kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkiline ait kliniğe ortak olmak amacı ile müvekkiline elden ve bankadan olmak üzere toplamda 2.000.000,00-TL para ödediğini, ortaklığın gerçekleşmediğini, ödediği paralara karşılık kendisine müvekkili tarafından aynı tutarda bono verildiğini ancak bedelinin ödenmediğini iddia ettiğini, ancak davacı tarafın iddiaları gerçekle bağdaşmadığını, zira davacı ile müvekkilinin aynı camiadan ve arkadaş olmaları nedeniyle birbirleri ile sık sık ödünç para alışverişinde bulunmuşlarsa da; bu durum davacının iddia ettiğinin aksine herhangi bir ortaklık amacı taşımadığı gibi yine davacı taraf müvekkilinden elden aldığı bir kısım borçlarını müvekkilin banka hesabına ödemesine rağmen; huzurda açılan davada bu ödemelerini sanki kendisi müvekkiline borç vermiş gibi Sayın Mahkemeyi yanıltıcı iddialarda bulunduğunu, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir ortaklık ilişkisi ya da ortaklık teklifi bulunmadığını, müvekkili tarafından davacı tarafa banka kanalı ve elden para gönderildiği hususları Sayın Mahkemeye sunacakları banka dekontları ve huzurda dinlenecek tanıklarının beyanları ile açıklığa kavuşacağını, davacının iddia ettiği gibi müvekkili tarafından kendisi lehine düzenlenmiş herhangi bir bono ya da başkaca bir kıymetli evrak bulunmamasına rağmen; davacının haksız ve kötüniyetle dava konusu konuyu İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından müvekkili aleyhine icra takibine konu ettiğini, ancak ancak taraflarınca İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılan imza itirazı başvurularının █████████ Esas nolu dosya üzerinden karara bağlandığını ve söz konusu bono üzerindeki imzanın müvekkile ait olmaması nedeniyle kabul edildiğini ve davacı tarafça başlatılan icra takibinin durdurulmasına, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmolunduğunu, davacı tarafça ilk derece mahkemesinin ve bilirkişi raporunun usul ve yasalara aykırı olduğu istinaf aşamasında ileri sürülmüşse de; istinaf incelemesinde de söz konusu imzanın müvekkile ait olmadığına karar verildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar nolu dosyası üzerinden verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararına karşı davacı tarafça temyiz kanun yoluna başvurulmuş olup; kararın temyizen incelenmesi halen devam ettiğini, dolayısı ile imza itirazına ilişkin ilk derece mahkemesince verilen itirazın kabulü kararı halen kesinleşmemiş olup; kararın temyiz aşamasında incelenmesi devam ettiğinden bu hususun mahkemece bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, dava konusu bono üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığını bilen davacının salt haksız ve hukuka aykırı nitelikteki alacak iddiasını hukuken meşrulaştırma amacı ile hareket ettiğini, zira imzasının müvekkile ait olmayan bir bononun davacı tarafça konum bilgisi içerdiği ileri sürülen fotoğraflar düzenlenerek bu bononun tanıkları huzurunda imzalandığını iddia etmesi davacı tarafın bu saik ile hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, davaya karşı cevap ve itirazlarının kabulü ile öncelikle İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasının BEKLETİCİ MESELE yapılmasına; şayet bu mümkün değilse haksız ve hukuka aykırı nitelikteki DAVANIN REDDİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " Tüm dosya kapsamından davacı tarafça; İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyası ile iş bu davanın ikame edildiği ve ilgili mahkeme tarafından █████/2023 tarih ve ████████ K sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize tevzi edildiği, görevsizlik kararı üzerine gelen davanın yeni bir dava olmayıp, görevsiz mahkemede açılan davanın devamı niteliğinde olduğu, dolayısı ile dava açılmadan önce arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğu, davacı tarafın ise dava tarihinden sonra olacak şekilde █████/2023 tarihinde arabulucuya başvurduğu ve dolayısı ile son tutanak tarihinin de dava tarihinden sonraki tarih olan █████/2023 tarihi olduğu, yukarıda belirtilen BAM kararları uyarınca 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda Asliye Ticaret Mahkemelerine görevsizlik kararı ile gönderilen hukuki uyuşmazlıklar bakımından sonradan arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenlemenin mevcut olmadığı ve bu hali ile arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediği anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleriyle;1-Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davanın, görevsiz mahkemede açılan davanın devamı niteliğinde olduğu kabul edilerek, arabuluculuk şartının görevli mahkemede esasa girilmeden tamamlanmış olması gerektiği göz ardı edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından 22.12.2025 tarihli ek kararla ise; " Mahkememizin █████/2025 tarihli muhtırası ile usulüne uygun yapılan ihtaratlı tebligata rağmen davalı ... tarafından 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 615,40 TL istinaf karar harcı yatırılmadığı anlaşılmakla, HMK 344.maddesi uyarınca davalı ... vekili Av. ...'ın istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin aşağıdaki karar oluşturulmuştur." gerekçeleriyle;1- Davalı ... vekili Av. ...'ın süresi içinde eksikliği yerine getirmemesi sebebi ile HMK 344. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, karar verilmiştir.Dava, ortak olunmak üzere verilen paranın ortaklığın gerçekleşmediği iddiasıyla iadesi talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise, arabuluculuk dava şartının dosyanın gönderildiği görevli mahkeme esasına kaydedilmeden önce yerine getirilip getirilmediği noktasındadır.Eldeki uyuşmazlığın ticari dava sayıldığı ve a TTK'nın 5/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalar açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlendiği noktasında ihtilaf yoktur.02.102023 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı, Mahkemece 06.10.2023 görevsizlik kararı verilerek dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmeksizin █████/2023 tarihinde kesinleştiği, tevzinin Ticaret Mahkemesine 08.01.2024 tarihinde yapıldığı, davacı tarafça dosya görevli mahkemece esasa kaydedilmeden önce 29.11.2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunun yapıldığı ve 20.12.2023 tarihinde son tutanağın düzenlenmiş olduğu, dolayısıyla dava dosyasının görevli mahkemeye kaydı öncesinde dava şartı arabuluculuk şartının yerine getirildiği, yargılama ekonomisi de değerlendirildiğinde dava şartının yerine getirilmiş olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.K A R A R
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026