İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, bankanın müteselsil kefilden genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan yetki ve borç itirazının iptali davası.
Özet: Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsili için banka tarafından müteselsil kefil aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davalının icra dairesinin yetkisine ve borca yönelik itirazları incelenmekte olup, davacının sözleşmeden doğan yetki iddiası ile davalının ikametgahına dayalı yetkisizlik savunması karşılaştırılırken, mahkemenin icra dairesi yetkisini resen gözden geçirme yükümlülüğü çerçevesinde, taraflar arasındaki kredi ve kefalet sözleşmelerindeki yetki maddeleri ile yasal düzenlemeler ışığında uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması beklenmektedir.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2019
KARAR TARİHİ
: █████/2019
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden borçluya kredi kullandırıldığını, sözleşmede davalının müteselsil kefil sıfatı ile yer aldığını, borcun tamamının sorumluluğunu üstlendiğini, borçlunun ödeme taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine icra takibi yapıldığını, davalının yetkiye ve borca haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini, TBK'nun 89. maddesi uyarınca davacının yerleşim yeri ile HMK'nun 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yerde takip yapılabileceğini, davacı bankanın genel müdürlüğü tarafından İzmir Hukuk İşleri Müdürlüğü'nün icra takibi için yetkili kılınması nedeniyle İzmir İcra Daireleri'nin yetkili olduğunu, davalının mükerrer icra takibi yapıldığı iddiasında bulunmuş ise de ipotekli taşınmazla ilgili yapılan takibe konu taşınmazın davalının asaleten ve kefaleten borçlarının teminatını teşkil etmediğini, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla genel haciz yoluyla takip yapılması konusunda bir yasal engelin bulunmadığını, davalının borca ve ferilerine ilişkin yaptığı itirazın haklı bir yanı bulunmadığını ve itirazının sırf alacağın tahsilini geciktirme amacına yönelik olarak yapıldığını bildirmiş, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
:
Davalı cevap dilekçesi sunmamış, duruşmaya da katılmamıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
:
Dava, davalının müteselsil kefil sıfatı ile yer aldığı ticari nitelikli genel kredi sözleşmesinden doğan borcun süresinde ödenmediği iddiası ile hesabın kat edilmesinden sonra yapılan icra takibinde davalının icra dairesinin yetkisi ile borca ve ferilerine ilişkin yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir.
İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasında davacı banka, davalı hakkında takibe konu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için █████/2014 tarihinde ilamsız icra yoluyla takip yapmış, ödeme emrinin tebliğinden sonra davalı yasal süre içinde sunduğu █████/2014 tarihli itiraz dilekçesinde ikametgah adresinin Yatağan olması sebebiyle yetkili icra dairesinin Yatağan İcra Dairesi olduğunu bildirerek icra dairesinin yetkisine itirazla birlikte fahiş miktarda işlemiş faiz talep edildiğini, takibin mükerrer olarak yapıldığını, davacıya olan borçlarını ödediğini iddia ederek borcun tamamına ve ferilerine itiraz etmiş, bu nedenle takip durmuştur.
İtiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmemiş olması nedeniyle dava yasal süre içinde açılmıştır.
Taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin varlığı ve içeriği konusunda bir uyuşmazlık yoktur.
İtirazın iptali davalarında hem icra dairesinin hem de mahkemenin yetkisine itiraz edilmesi halinde İ.İ.K'nun 50. maddesi hükmü göz önünde tutularak öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığının belirlenmesi halinde icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın iptaline karar verildikten sonra mahkemenin kendi yetkisini incelemesi gerekmektedir.
Yetkili icra dairesinde takip yapılması itirazın iptali davalarının koşullarından biri olduğundan ve icra müdürlüğünün yetkili olduğunu resen inceleme yetkisinin bulunmaması nedeniyle, icra dairesinin yetkili olup olmadığı mahkeme tarafından resen gözetilmek zorundadır.
Somut olayda, davalı tarafça icra takibinin yetkisine itiraz edilmiş, buna karşın mahkememizin yetkisiz olduğu konusunda ilk itirazda bulunulmamıştır.
Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olup sözleşmenin 19. maddesinde Muğla Mahkeme ve İcra Daireleri yetkili kılınmış, bununla birlikte kredinin sonradan başka bir şubeye nakdedilecek olması halinde nakdedilen şubenin bulunduğu yer mahkeme ve icra dairelerinin de yetkili kılındığı, ayrıca bu durumun müşterinin ikametgahı ve bulunduğu yerin veya müşteriye ait mal ve değerlerin veya kredinin nakdedildiği şubenin bulunduğu yerin adli mercilerine başvurulmasına engel olmayacağı kararlaştırılmıştır. Bunun yanında taraflar arasında düzenlenen kefalet sözleşmesinde başkaca bir yetki düzenlemesine yer verilmemiştir.
Sözleşmede Muğla Mahkemeleri yetkili kılınmış olup, yetkili kılınan yer ile birlikte yukarıda açıklanan ilave yetkili yerler belirlenmiş, kanunen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkileri saklı tutulmamıştır. Dava dışı borçlu ile davalının yerleşim yerleri Yatağan'dır. Davalı itiraz dilekçesinde takibin yetkisiz icra dairesinde yapıldığını, yetkili icra dairesinin Yatağan İcra Dairesi olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde TBK 89. maddesi ile HMK'nun 10. maddesine dayanmış, davacı bankanın icra takibi için İzmir Hukuk İşleri Müdürlüğü'nü yetkili kılması nedeniyle İzmir İcra Daireleri'nin yetkili olduğunu iddia etmiştir.
Sözleşmenin asıl borçlusunun tacir olup davaya konu sözleşmenin ticari nitelikli kredi sözleşmesi olduğu, davalının bu sözleşmede müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, HMK'nun 17. maddesi uyarınca tarafların yetki sözleşmesi yaptıkları ve TTK'nun 7. maddesi uyarınca teselsül karinesi gereği tacir olmasa dahi yetki sözleşmesinin davalı kefil açısından da geçerli olduğu göz önünde tutulduğunda öncelikle taraflar arasında Muğla Mahkemeleri'nin yetkili olduğu, yetkili kılınan bu yer yanında kredinin başka bir şubeye nakledilmesi halinde nakdedilen şubenin bulunduğu yerin de yetkili kılındığına ilişkin hüküm bulunsa da davacı tarafça davaya konu kredinin bir başka şubeye nakdedildiğine dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu konuda dosyaya hiçbir bilgi ve belge sunulmadığı, ayrıca müşterinin ikametgahının da yetkili sayılmasına rağmen borçlunun ikametgahının Yatağan olduğu, yine müşterinin mal ve değerlerinin bulunduğu yerin de yetkili kabul edildiğine ilişkin hükme rağmen davacı tarafça borçlunun mal ve değerlerinin İzmir'de bulunduğuna dair dosyaya hiçbir belge ve bilgi sunulmadığı gibi bu yönde bir iddiada dahi bulunulmadığı, davacı tarafça İzmir Hukuk İşleri Müdürlüğü'nün dava konusunda yetkili kılındığına ilişkin dosyaya bir belge örneği sunulmadığı gibi davacı bankanın kendi iç işleyişine yönelik böylesi bir durumun yetki sözleşmesi karşısında yetkili icra dairesinin tayini konusunda bir öneminin olmadığı, tarafların yetki sözleşmesi ile bağlı olduğu, bu bağlılığın sonucu olarak TBK'nun 89 ve HMK'nun 14. maddelerinin somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı, buna göre İzmir İcra Müdürlüğü'nün yetkisiz olup icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapıldığı anlaşılmakla geçerli bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle dava koşulu gerçekleşmediğinden HMK'nun 114 (2) ve 115 (2) maddeleri uyarınca davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Geçerli bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle davanın REDDİNE,
2-Davacı bankanın ...Yönetimi A.Ş'nin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6741 sayılı Kanunun 8. Maddesinin 2. Fıkrasının son cümlesi ve █████/2017 tarih █████████ kararname eki ve kararın 2. Bendi gereği harçtan muaf olması nedeniyle harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2019
Başkan...
E-İmzalıdır
Üye ...
E-İmzalıdır
Üye...
E-İmzalıdır
Katip ...
E-İmzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!