Marka hükümsüzlüğü ve YİDK kararının iptali talepli davada, markalar arasında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle bölge adliye mahkemesince verilen ret kararının Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Davacı, davalı şirketin marka tescil başvurusuna, kendi markalarıyla benzerlik ve iltibas iddiasıyla yaptığı itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedilmesi üzerine YİDK kararının iptalini ve davalı markanın hükümsüzlüğünü talep etmiş, ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, tarafların markaları arasında işitsel benzerlik olsa da ortalama bir tüketicinin markaları ayırt edebileceği, iltibas ihtimali bulunmadığı ve davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiş ve yüksek mahkeme de bölge adliye mahkemesinin bu yöndeki esastan ret kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek onamıştır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin "... ..." ibareli markanın tescili için davalı Kuruma başvurduğunu, müvekkilinin başvuruya "... ...", "... ..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itirazın dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, fakat tarafların markaları arasında benzerlik ve iltibas koşullarının oluştuğunu, marka hükümsüzlüğü istemi bakımından ayrıca 2008/...., 85/... sayılı markalarına da dayandıklarını, dava konusu başvurunun müvekkilinin markasının asli unsuru olan "..." ibaresini aynen içerdiğini, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının serisi, yeni bir versiyonu olarak algılanacağını ileri sürerek 2022-M-5415 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; markaların benzemediğini, davacının dava dilekçesinde dayandığı ████████ 66... /... sayılı markaları yönünden kullanmama definde bulunduklarını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflara ait markalarda yer alan “...”, “...” ve “...” ibaresinin taraflar adına başka markalara konu edilmiş olması, anılan ibarelerin bağımsız olarak korumaya da sahip olması karşısında çatı markalar olduğu, buna göre davacının markalarının asli unsurunun "...", dava konusu başvurunun asli unsurunun ise "..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibareler arasında belirli bir seviyede işitsel benzerlik bulunsa da sözcüklerden oluşan bir işaretle karşılaşan ortalama bir tüketicinin, işareti belirli bir anlama karşılık gelen veya anlamlı kelimeleri anımsatan parçalara bölecek olması karşısında davaya konu marka başvurusunda “...” ibaresini rahatlıkla seçilebileceği, netice itibariyle markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığı, ayrıca davacının 2008/..., 85/... sayılı marklarının kullanımı da ispat edemediği, davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 ve 6/9. maddelerine dayalı iddialarının da yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, tarafların markaları işaretleri benzer olmadığından, davacının kullanmama define yönelik istinaf itirazlarının sonuca etkili görülmediği, ayrıca davacı tarafından ilk kez cevaba cevap dilekçesinde ileri sürülmekle sadece marka hükümsüzlüğü istemi yönünden dikkate alınabilecek SMK'nın 6/3 maddesine dayalı gerçek hak sahipliği ve kötüniyet iddialarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava,YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.