Araç kiralama sözleşmesi kapsamında boş senetle haksız icra takibi iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, mahkemenin uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı gerekçesiyle görevsizlik incelemesi.
Özet: Davacı, araç kiralama sözleşmesi sırasında iradesi dışında imzalatılan boş senedin davalı tarafından 130.000 TL olarak doldurulup haksız yere icra takibine konulması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali talebiyle menfi tespit davası açmış; davalı taraf davaya cevap vermemiş ve duruşmaya katılmamış; mahkeme ise uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığını, bu tür davalarda Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu belirterek, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiştir.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2018
KARAR TARİHİ
: █████/2019
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarafından müvekkiline araç kiralama esnasında durumundan faydalanarak sözleşmenin arkasından gayri iradi olarak imzalatılan senedin diğer kısımları ve miktarının müvekkilinin bilgisi dışında kötüye kullanılarak doldurulduğunu, sanki nakden 130.000,00 TL 'nin müvekkiline borç olarak verilmiş gibi düzenlenerek İzmir ... İcra Müd ... nosu ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin aracı kiralarken rent a car kaskosu olduğunun belirtildiğini ancak 31 Mart 2018 tarihinde yapılan kaza sonrası şirketin aracın kiralık araç olmadığını, aracın sahibinden ödünç olarak alındığını , şirketin isminin geçmemesi gerektiğini aksi halde aracın üzerinde kalacağının söylendiğini, hukuki süreci bilmeyen müvekkilinin denileni yaptığını, bu olaydan sonra şirket yetkilisinin boş senedi nakden yazıp miktar vs doldurup icraya koyduğunu, yanıltıcı ibareler yazıldığını , müvekkilinin bir borcu olmadığını , aracın rent a car kaskolu olsa idi bir sıkıntının da olmayacağını , müvekkilinin böyle bir senedi doldurmadığını, kimseden 130.000,00 TL borç para almadığını, müvekkilinden haksız kazanç temin edilmeye çalışıldığını, suç işleyen davalı ve eşi... hakkında ve diğer çalışanlar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, hileli işlemler yapıldığını, davalı aracının kaskolu olduğunu iddia etmiş olup doğruyu söylemediğini, müvekkili aleyhine başlatılan takibin haksız olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile öncelikle takibin durdurulması ve akabinde iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının menfi tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf usulüne uygun olarak çıkartılan tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmaya katılmamıştır.
Dosya mahkememize İzmir ..Asliye Hukuk Mahkemesi'nin █████/2019 tarih,... Karar sayılı görevsizlik kararı ile gelmiştir.
Davaya konu uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan araç kiralama sözleşmesi kapsamında verilen senetten dolayı açılan icra takibinde davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Kira sözleşmesi bir malın kullanımının devredildiği sözleşme türü olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesinde; ''Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.'' şeklinde tanımlanmıştır.
O hâlde kiraya veren, kiralanan şeyi, kiracının kiralanandan yararlanmasını ve semerelerini toplamasını sağlayacak ya da işletilmesini mümkün kılacak şekilde teslim etmek ve sözleşme süresi boyunca da bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Bu kapsamda kiralananın işletilmesi için gerekli tüm malzemeleri, imtiyazları, ruhsatları teslim etmesi şarttır.
█████/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesinde; "Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen hükmün taşınır-taşınmaz ayrımı olmaksızın tüm kira ilişkilerinde uygulanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Diğer yandan mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup HMK. 115. maddesine göre ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler."
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi).
Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür.
Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde; ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde düzenlenen arabulucuya başvuru dava şartı bu madde kapsamına girmektedir.
Dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına ve kira ilişkisinden kaynaklandığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Taraflar arasında senet verilmesi temelindeki hukuki ilişki araç kiralamaya dayanmaktadır. Her ne kadar dava konusu kambiyo senedinden dolayı menfi tespit isteminde bulunulmuş ise de, dosya kapsamına göre bu senedin kira sözleşmesinin teminatı olarak verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca somut olayda uyuşmazlık TTK’da düzenlenen kambiyo senetleri ile ilgili hükümlerden değil, taraflar arasındaki kira sözleşmelerinde yer alan hükümler çerçevesinde tarafların birbirlerine karşı olan edimlerini yerine getirip getirmedikleri konusunda toplanmaktadır. Bu sebeple uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK’nun 4/1-a maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki sözleşmenin bir araç kiralama sözleşmesi olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesinde düzenlendiği üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmakla, "görev" dava şartı yokluğundan HMK 1, 114/1-c, 115/1-2, 6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesi ve HMK'nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR SULH HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.
█████/2019
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!