T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin, tacirler arasındaki haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepli davada, işletme yolunun inşaat nedeniyle kapanması iddialarıyla yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı.
Özet: Tacirler arası haksız fiil nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, davacı şirketin, doğal gaz santrali yapım çalışmaları sırasında yolun kapatılması ve zarar görmesi sonucu müşteri kaybı ve itibar zedelenmesi iddiasıyla sunduğu davanın ilk derece mahkemesince reddedilmesi kararı, istinaf mahkemesince de onanmıştır; istinaf mahkemesi, davacı işletmeye alternatif yolların bulunduğunu ve iddia edilen zararlar ile davalı eylemleri arasındaki illiyet bağının yeterince ispatlanamadığını belirterek, ilk derece mahkemesinin kararında hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ25. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████KARAR TARİHİ
: █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Maddi ve Manevi TazminatTaraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.Dava, tacirler arası haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili, davaya konu kazı işlemlerine pandemi nedeniyle mevcut olan yasağın kalkmasından 12 gün sonra başlanıldığını ve müvekkili şirkete bilgi verilmeden işletmeye gelen yolun kapatıldığını, müşterilerin ulaşım imkanı olmadığı için geri dönmek zorunda kaldıklarını, bu süreçte müvekkilinin birçok müşterisini kaybettiğini, kazı işlemi bitirildiğinde ise yolun eski haline döndürülmemesi nedeniyle şikayetlerin sona ermediğini, buna ilişkin görüntülerin CD ortamında mahkemeye sunulduğunu, ancak görüntülerin mahkemece muhafaza edilemediğini, bu kapsamda davacının davasını ispat edemediğine ilişkin gerekçeyi kabul etmediklerini, pandemi tedbirlerinden yeni çıkmış bir işletmenin, sermayesi olan müşteriler işletmeye ulaşamadığı yahut yolun durumundan dolayı gelmek istemediği bir mekan durumuna getirilen müvekkili şirketin maddi ve manevi zarar gördüğü gibi “yolu çok çamurlu” “yolu bozuk” itham ve söylemlerinden dolayı adeta itibarsızlaştırıldığını, alternatif yolların kazı işleminden önce bulunmadığı gibi bilirkişi raporunda gösterilen kırmızı işaretli yolların stabilize toprak traktör yolu olduğunu ve hiçbir müşterinin 500 metre mesafeli, kazıdan önce düzgün ve kullanışlı asfalt yoldan gitme ihtimali bulunurken üç kilometre mesafe kat edip ve toprak tarla yollarına aracını sokmak istemediğini, bilirkişiler tarafından olay tarihindeki yolların durumu göz önünde bulundurulmadan keşif tarihi dikkate alınarak rapor sunulduğunu, kök rapor ile ek raporun da birbiri ile çelişkili olduğunu, rapordaki satışların arttığına yönelik tespitin de yerinde olmadığını, zira karşılaştırma yapılan yılda pandemi nedeniyle aktif çalışma bulunmadığını, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.Davacı şirket vekili, pandemi yasaklarının bitimine müteakip davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ait işletmeye yakın konumda doğalgaz santrali yapım çalışmalarına başlanıldığını ve işletmeye gelen yolun kapatıldığını, santralin yapım aşamasında bozulan yolun eski haline de getirilmediğini, bu durum müvekkili şirketin müşteri kaybına yol açtığı gibi maddi ve manevi zarara uğramasına da neden olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, davacı şirkete ait işletmeye giden alternatif yollar bulunduğunun keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporu ile tespit edilmesine ve iddia edilen zarar ile davalı şirketin eylemleri arasındaki illiyet bağının ispatlanamamış olmasına göre; ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle,1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davacı tarafın istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gerekli 732TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,3)İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4)Temyizi kabil olan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Başkane-imzaÜyee-imzaÜyee-imzaKatipe-imza